25 Ağustos 2024 Pazar

Dizi Yorumu: My Sweet Mobster


Sonunda döndüm! Bir süredir yoktum ve bu arayı kapatmak için toplu bir yazı yazmıştım hatırlarsanız. Şimdi yeni izlediğim, taze taze bitirdiğim My Sweet Mobster'ı yorumlayacağım hazırsanız. Kahveler, çaylar hazırsa, başlayalım!

Annemle izleyecek dizi arıyoruz, bu aralar da kdrama camiasında bir durgunluk var. Çin dizilerine de aşina değil pek. En sonunda ben de baktım MSM arada önüme düşüyor, övülüyor orada burada, niye izlemiyorsunuz diye sitem ediliyor. Dedim buna başlayacağız.
Şimdi dizinin konusunu yazacağım aşağıda ama gangsterler var, tamam. Bunlar gangster hayatını bırakmış, şirket açmışlar, normal hayata adapte olmaya çalışıyorlar. Dedim ki tamamdır, komedinin tillahını izleriz. En son Vincenzo'da bu kadar kan gördüm arkadaşlar. Tweet bu kadar, evet. Yani komedi var mıydı? Vardı. Kralı vardı hem de. Ama ben sanıyorum ki beceriksiz haydutlar sıradan hayatı deneyimleyecekler. Yok arkadaşlar, o mafya hayatı zorla geldi burnumuza dayandı, çok lazımdı ya. Neyse, aşağıda hepsini konuşacağız.

Şimdi bu diziyi kimler sever? Ortalama bir romcom izleyicisi olan herrrkes arkadaşlar. Çünkü bu dizi bir romantik komediden bekleyeceğiniz her şeyi veriyor. Harika bir storyline ile gelişen bir aşk hikayesi, son derece sağlam arkadaşlıklar, renkli mekanlar ve çekimler, kalbimizi attıracak kadar iyi yazılmış bir erkek başrol ve yine pançak pançak romantik sahneler. Yani bence bir romcom izleyicisinin bu diziyi sevmeme ihtimali yok. Bence çok daha popüler olmalıydı. İzleyelim, izlettirelim.

My Sweet Mobster/Woman Who Plays With
Yönetmen: Kim Young Hwan, Kim Woo Hyun
Senarist: Park Soo Jung (orijinal web novel), Yool Pi (orijinal web novel), Na Kyeong
Yayıncı: JTBC
Bölüm Sayısı: 16 Bölüm
Yayın Tarihleri: 12 Haziran-1 Ağustos 2024

Yeraltı dünyasının en bilinen çetelerinden biri olan Bulldog Çetesinin başkanı olan Seo Tae Pyung'un hapse girmesiyle çete başkanı olan oğlu Seo Ji Hwan çeteden ayrılıp kendine güvenen adamlarla birlikte yeni bir yaşam kurar. Susamış Geyik adında bir et markası kuran Seo Ji Hwan şirket başkanı olarak büyük kitlelere ulaşır ve markasının adını duyurur. Minnie Unnie adıyla bir youtube kanalında çocuk içeriği üreten Go Eun Ha ise sahte polis kıyafetiyle gittiği bir gece kulübünde Seo Ji Hwan'ı oyuncak bir kelepçeyle tutuklar. Sonra tesadüfler silsilesiyle adamı yaralar, ismini karalar daha neler olur neler...

Bence süper anlattım, gidin izleyin işte, ilk bölümlerin komedi dozu çok daha yüksek. Yönetmen Kim Young Hwan'ın çok bilinen bir işi yok. Gogh's Starry Night -ki bir mini diziydi- ve Today's Webtoon dışında bir işi yok. Ancak My Sweet Mobster'da oldukça iyi iş çıkarmış. Dizimizin bir web novel uyarlaması olduğunu da söyleyelim.

-spoilerspoilerspoiler zone.-

Seo Ji Hwan (Um Tae Goo)

Um Tae Goo nispeten yeni bir yüz olsa da aslında sinematografisi epey kabarık. Kendisi dramadan çok sinema oyuncusu, epey filmi var. Oynadığı dramaların çoğu ise romantik komedi değil. Kendisinden iki yaş büyük abisinin de parlamaya başlayan bir yönetmen olduğu bilgisini verelim. Yüzünün karakteristik hali de gangster rolüne cuk oturmuş.
Dümdüz bir kdrama başrolü yazmak çok kolay arkadaşlar. Soğuk, insanlara öfkeli, işkolik ve bir de bu karışıma başrol kızımızla tanıştıktan sonra birden iyilik timsali olmayı eklerseniz, bum. Ama derinlikli karakter yazmak öyle zor ki. İşte Seo Ji Hwan böyle bir karakter. Her zaman iyi olmayı deneyen, çabalayan. Yaptıklarını kabul eden ama onlardan hep pişman olan birisi. Dürüst aynı zamanda. Adil birisi, kimsenin hakkını kimsede bırakmıyor. Vazgeçmesini öğütleyen Lee Gang Gil'e "Vazgeçemem. Hala korumam gereken şeyler var." diyerek değer verdiği insanlarla beraber aslında doğru bildiği ne varsa her şeyi koruyacak kadar cesur bir adam. Tek başına ve gerçekten çok fazla yükü var. Ama ne şikayet ediyor, ne de pes ediyor.
Seo Ji Hwan Bulldog Çetesini feshedip şirketini açtığında çetenin geri kalanı Go Yang Hui (okunuşu Korece 'kedi' kelimesiyle aynı) kalanlarla Kedicik Çetesi kuruyor. Go Yang Hui de Go Yang Hui olsa yani Ji Hwan onu her halükarda çıtır çıtır yer de, asıl problem başka birisi. Seo Ji Hwan'ın sırf kurtulabilmek için bizzat polise ihbar edip tutuklattığı babası. Bu adam içeriden çıkıyor ve Ji Hwan'a hayatı zehir etmeye başlıyor. Ji Hwan'a takmış manyak, çeteye geri dönsün istiyor. Adam delinin teki zaten, oğlanı karanlık yerlerde milletle dövüştürerek büyütmüş, aslan mı büyütüyorsun abi hayırdır? Yani Ji Hwan o psikolojiyle bu yıllara gene iyi gelmiş, böyle altın gibi bir oğlan olmuş.
Seo Ji Hwan, aslında annesiyle yaşıyor sanırım ilk yıllarda, oraları çok aydınlatmadılar. Adı da Hyeon Woo o zamanlar. Sonra babası alınca adını da değiştiriyor. Ama bu Hyeon Woo'nun çocukluktan tanıdığı bir kız var. Acaba kim? Evet geldi çocukluk bağlantısı ahshahssh
Seo Ji Hwan muhteşem bir karakterdi ya. Bu yaşına kadar sıfır ilişki deneyimiyle her şeyi uçlarda yaşaması ve hiçbir şey bilmemesi, o dağ gibi cüssesinin arkasında aslında utangaç ve oldukça çekingen bir adam olması, hele o Eun Ha'yı bebek gibi sevmesi... Seviyoruz kardeşim şöyle karakterleri, yalan mı söyleyelim? Seo Ji Hwan gerçek bir manifest yani, altı olmaz bizim için.
Ama bir yerde çok, çok kızdım kendisine. Aşağıda yazacağım elbet.

Go Eun Ha (Han Sun Hwa)

Secret grubunun en küçüğü olan Han Sun Hwa uzun bir süredir aktris olarak karşımıza çıkıyor. Oynadığı bir çok projesi var. Hatta Save Me 2'da Um Tae Goo'yla beraber rol almışlar. Bir de Work Later Drink Now'ın ilk sezonunda kendisini biraz izlemiştim. Gayet iyi bir oyuncu bence.
Minnie Unnie adıyla yayın yapan bir çocuk içerik üreticisi Eun Ha. Şirketi ondan sponsor oyuncakları tanıtmasını istiyor ama ailelerin maddi durumunu düşünen Eun Ha, bunu yapmak istemiyor. Öyle iyi kalpli, öyle tatlış bir karakter ki. Eun Ha da harika yazılmış bir karakter bence. Standart bir kdrama karakterinin beş bölüm süründüreceği olaylar yaşadı kaç kere. Hiçbirinde de Seo Ji Hwan'ın üstüne gitmedi. Kiminle ilişki yaşadığının, o adamın geçmişinin, deneyimsizliğinin, omzundaki yüklerin farkındaydı her zaman ve daha çok bir rehber oldu Ji Hwan için. "Benim için her korktuğunda benden uzaklaşamazsın." demişti bir bölümde. İletişimin önemini öyle güzel vurgulamıştı ki. Son bölümlerde neredeyse kaçırılmasının ardından Seo Ji Hwan onu uzaklaştırmaya çalışırken "Senden uzakta bir yerde güvende olmak istemiyorum, seninle olmak istiyorum!" diyerek isyan etmişti. Çok cesurdu, Ji Hwan'ın deneyimsizliği ve onun için korktuğunun bilincinde olduğu için Ji Hwan'a adım atmaktan korkmuyordu. İlk itiraf da Eun Ha'dan geldi mesela. Hyeon Woo'yu o kadar aradıktan sonra Ji Hwan bilip de söylemediği için belki kızar derken "Seni tanımadığım için özür dilerim." diyerek ağlaması da bizi çok şaşırttı. Of güzel kızım, of.
En çok içime dokunan sahne ise, Ji Hwan komadayken bir kraliçe gibi herkesi işinin başına gönderip tüm yükü tek başına sırtladıktan sonra Mi Ho'nun ona "Ağlayabilirsin, içine atmana gerek yok." demesiydi. Orada, "Uyanmazsa ne yaparım?" diyerek sessizce ağlaması içime dokundu. Neler yaşadı, başından neler geldi geçti. Bir kere bile sızlanmadı, nazlanmadı. O kadar alışmış ki kimseye nazlanmamaya. Seo Ji Hwan küçüklükleri için, "O da benim gibi yalnızdı." diyor ya. Aslında benzer yanlarında yaraları olan iki yetişkinler. Bu yönlerden birbirlerinin en büyük dayanakları oldular.

Jang Hyeon Woo (Kwon Yool)

Zaten senin babanı da sevmezdim süt oğlan! Kwon Yool'u daha önce One More Happy Ending'de de ikinci rol olarak izlemiştim. Bu oğlanın şanssızlığı, orada da rakibi "Nasıl Sevilir?" isimli bir el kitabı yazabilecek kadar güzel seven Song Soo Hyuk'tu. Bakın izleyeli ne kadar olmuş, hala mıh gibi aklımda karakterin adı, öyle de güzel seven bir elemandı. Jung Kyung Ho hayat vermişti role.
Neyse efendim, bu oğlumuz burada aydınlık tarafı temsilen savcı. Adı Jung Hyeon Woo. İsmi kızımızın çocukluk arkadaşıyla aynı, yaş hesabı tutuyor falan diyoruz ki acaba o mu? Ama düzenli bir kdrama izleyicisi bilir ki yetişkin bir Koreli senarist asla kıza başrol dışında birisiyle çocukluk anısı yazmaz. Ve yazılı olmayan kural şudur ki, o çocukluktan tanışma yazılacaktır! Bu değil yani kızın çocukluk arkadaşı. Ama bir süre öyleymiş gibi flashbackler uçuyor havada.
Savcı, kafayı Seo Ji Hwan'a takmış. Mevzu biraz da kişisel. Yıllar önce otelin birinde bir katliama şahit olmuş, onun sorumlusu Ji Hwan sanmış. Öyle kovalıyor adamı açığını bulurum diye. Sonra tabi yanlış anlaşılma çözülüyor. Bunlar da az buçuk dost olmaya yaklaşıyor falan. En az bir önceki dizisindeki kadar sıkıcı ve düzenli bir adam. Bu karakterini de çok sevemedim yani. Ne heyecanlandırdı, ne kalbimizi pır pır ettirdi. Olmasa da olur diyor ya Yalın, hah o şarkıyı ben buna armağan ediyorum. Geçelim. Ama şimdi bak Sezar'ın hakkı Sezar'a, son bölüm oldukça sevilesi bir tipti. Seo Ji Hwan için endişelenmesi, Eun Ha'ya moral vermesi falan. Ama o kadar.

Joo Il Young (Kim Hyun Jin)

Kim Hyun Jin yıldızı yeni yeni parlayan bir oyuncu. Sanırım Cheer Up'da ikinci karakterdi. Bir de mini bir dizide oynamıştı ilkbaharda. Oldukça bebek yüzlü, çok uzun boylu ve ekrana yakışan bir oyuncu. Yeni işlerinin takipçisiyiz.
Genelde bir CEO'yu konu alan dizilerde olur. Bu CEO'nun sağ kolunu görünce "Bu adam varsa başına bir şey gelmez." diyorsanız tamam, o adam sağlamdır. Vallahi ben dizide Il Young'u görünce rahatlıyordum. Tamam diyordum ya, çözer işimizi. Belki şirkette eski hükümlü olmayan tek eleman. Yetimhanede büyümüş, Ji Hwan elinden tutmuş, okutmuş, avukat olmuş. Sonra da hem şirketin hukuk danışmanı, hem de işte Ji Hwan'ın kişisel asistanı gibi takılıyordu.
Yetimhanede büyüdüğü için aile kavramına çok uzaktı, yavrum. Gu Mi Ho'yla "hızlı" bir şekilde mutluluğu bulduğu için kendisini tebrik ediyor, uğurluyoruz ahahahah

Gu Mi Ho (Moon Ji In)

Moon Ji In'i daha önce hiçbir yerde izlemedim. İlk defa tanıştık kendisiyle.
Gu Mi Ho da kızımızın yakın arkadaşı, bir kuaför dükkanı var. Il Young'la birbirlerine abayı yaktılar, biraz yanlış anlama, biraz ayak direme derken mutlu sona ulaştılar. Oldukça sevilesi bir yan karakterdi. Kızı darlayıp durmadı "Ayrıl knk." diye ahshahshs Son bölümlerde diyordu gerçi, ben ayrıl desem de ayrılmayacaksın ama ben yine de söyleyeyim diye ahahahah Çok orijinal bir anne babası vardı bunun da tam evlere şenlik. Sevdim bu kızı da, ikinci çift olarak izlemesi zevkli bir hikayeleri vardı.


Dizinin tadı, tuzu herrr şeyi, Susamış Geyik ekibi! Ya ben bayılıyordum bunlara. Bu kadar kafa ağrıtmayan, sahneleri sıkıntı içinde hızlandırılmadan, sıkıcı olmadan yazılan yan karakterler var mıdır acaba? Bunların hepsi aynı evde yaşıyorlar. Bunlar Seo Jihwan, Go Eun Ha bir de Il Young işte. Sol başta Jae Su var, ben kendisine Cesur demek istiyorum. Canımın cireği ya, Jihwan'ı o kadar sevip sayıyordu ki ölüme bile giderdi (literally de gidiyordu bu arada yani) Seo Pyung Tae'nin ayağına kapanıp "hyungnim!" dediğinde bile Jihwan'ın bağışlanmasını isteyeceğinden o kadar emindim ki. Herkes ihanet ederdi ama Jae Su'm asla. Canım. Role Yang Hyun Min hayat veriyor bu arada ve epey de deneyimli bir oyuncu. Şirin bir bilgi olarak da son bölüm çifte buluşma yaptıkları kadınlardan birinin gerçek hayatta eşi olduğunu ekleyelim.
DKZ'nin Jaechan'ın Dong Hee rolüne hayat veriyordu. Jihwan'ın sekreterliğini yapıyordu. Bir trafik kazasında sevdiği kız ölmüş, bu yüzden hala çok acı çekiyordu ve pişmandı. Okulu da yarım bırakmış. Bir ara Savcı'yla görüşüyordu, lan acaba dedim. Hain de değilmiş, Savcı'yla kendi davasından tanışıyormuş. Ne bileyim ben de şaşırdım.
Üçüncü sırada turuncu kafasıyla arz endam eden Moon Dong Hyeok nispeten daha fazla tanınır bir aktör ve oldukça projesi var. Burada pazarlama müdürü Yang Hong Ki'yi canlandırıyor. Turuncu kafasıyla insanların modunu yükselten, becerikli, tatlı bir insandı. Sevdik.
Sondaki minnoş Man Ho da tanıdık bir sima olan Lee Yoo Joon tarafından canlandırılıyor. Grubun yemeklerini hazırlamaktan sorumlu olan Man Ho çok da tatlı ve komik bir çardı. Jae Su'yla ayrılmaz bir ikililerdi.

O evdeki yaşamlarına da, kahvaltı ve akşam yemeklerine de, herr şeye ama her şeye çok özendim. Bir oda da bana versinler o evde, gül gibi yaşar giderim valla.

Genel Yorumum

Neler Canımı Sıktı?
Uzuun uzun şunu sevmedim, bunu sevmedim diyebilecek kadar sevmediğim şey yok dizide, cidden paket olarak çok keyif aldığım bir yapım oldu ama bazı salaklıklar cidden saç baş yoldurdu. Mesela Seo Jihwan diyor ki Eun Ha'ya "Bugün evde kalsan olmaz mı?" Bunun meali şu, ortalık karışık, zaten başımda bir sürü dert var bir de seninle uğraşmayalım. Eun Ha da ok, tmm diyor. Sonra biz bir görüyoruz Savcı'yla görüşmeye gitmiş, yetmemiş. Saatlerce sokaklarda dolaşmış karanlıkta. Yav! Bugün evde kal cümlesinin neresini anlamadın abla??
Ama bunlar falan ne ki, son bölümlerde o deccal babası yerine bıçağa siper olan Seo Ji Hwan'ın bana yaşattığı sinir krizinin yanında??? Arkadaşlar, ne desem kifayetsiz. Kalakaldım ekran başında, sövüyorum. Ji Hwan o an karşımda zuhur etse parçalarım adamı, öyle bir sinir. Yastıkları kemireceğim ya öfkeden böyle bir şey olamaz. Adam delinin teki, seni nasıl büyütmüş resmen canavar yetiştirmeye çalışmış, Ji Hwan yerinde başka biri olsa net psikopat çivici katil olurdu yani. Ve o adam olmasa herkes rahat bir nefes alacakken sen SEN o bıçağın önüne atladın, neden atladın?! Ya adam sana, sevgiline, kardeşlerine, şirketine HER ŞEYE düşman. Cidden kelimem kalmadı, anlatırken o sinir tahribatını tekrar yaşadım. Go Yang Hui hayatında ilk defa düzgün bir şey yapacaktı. Onu da yaptırmadılar. Ne yani o canavar baban seni rahat mı bırakacakmış, aklı başına mı gelmiş, biz de yedik. Ji Hwan yatsın kalksın da dua etsin, o adam tekrar hapisten çıkmasın.
Bu arada Ji Hwan'ı defalarca sırtından bıçaklayan (literally bıçakladı adamı) hain Lee Gang Gil, dilerim gün ışığı bile göremezsin :)

Ay bu arada hani polisiye diziler polis danışman alırlar ya dizi süresince, keşke bunlar da bir doktor danışman alsaymış ahshahshahs Seo Ji Hwan dokuz canlı bir kere, dünyanın dayağını yiyor, üstüne tatlı niyetine bir de bıçaklanıyor her seferinde ama ölmüyor. Hadi başrole bir şey olmaz da, savcının kafasında tuğla kırdılar bakın TUĞLA, iki bandajla çözüldü olay, bir de üstüne uyanıktı. İki hafta koma garantiydi, sıfır tıp bilgimle söyleyebilirim bunu. Seo Ji Hwan, Go Yang Hui'yi yamulttu, iki saat sonra karakolda şakıyordu mübarek. Ama en iyisi Seo Ji Hwan'ın karnından bıçaklanması ama kafa travması olması?? What? Adamın bir tek kafasına vurmadılar, kafa travması varmış. Ve komadaydı ama yoğun bakımda değil, dümdüz odaya almışlar adamı. Yani demem o ki, tıbbı baştan yazdılar, canları sağolsun ahshahshs

Yani sonuç olarak Ji Hwan'ın babası hiç olmasaydı hikayede, şeker şerbet bir şey izlerdik. Go Yang Hui'yi yamultur yamultur yollardı Ji Hwan, onun dışında da mafyaların normal dünyaya uyum sürecini izlerdik, bol kahkahalı.

Neleri sevdim, sevdim, sevdim!
Dizide kadronun "Bu aktör/aktrisin dizisi kesin izlenir." tarzı yıldız bir ismi yok, hatta oldukça kıyıda köşede kalmış ya da sinema oyuncusu aktörler seçilmiş. Ama buna rağmen cast ve oyuncuların kimyası o kadar güzel olmuştu ki. Başrollerin uyumu ve rollerine cuk oturmaları bir yana, bence herkes rolüne, görünümüne çok iyi oturmuşlardı. Cast seçimi kime aitse ellerinden öpmek isterim. "Hmm, bundan iyi gangster olur." deyip Ji Hwan olarak Um Tae Goo'yu izlememizi kime borçluysak, ona sonsuz teşekkürü borç bilirim.

Çok sesli, çok yan karakterli romantik komedilerde genelde ekran süresi problemi olur. Bir mahalleyi, köyü, kalabalık aileleri falan konu alan dizilerde görürüz bunu en çok. Ya yan karakterler başrollerden süre ve rol çalmaya başlar, ya da gittikçe hikayenin içinde yok olurlar. Bunda asla böyle bir problemimiz olmadı. Hepsi yerli yerindeydi. Ve yan karakterler öyle de tatlıydı ki <3 Bayıldım onlara. Her yere onlar da gitsin, her sahnede olsunlar istedim. Canım Susamış Geyik.

Seo Ji Hwan, bir mafya olduğunu unutmayı başarabilirsek, green flag'lerin tillahı, şahı adeta! O kadar seviyorum ki şöyle karakterleri izlemeyi. Ne istediğini bilmeyen, bir gün sevdiğini bir gün sevmeyen, ne hissettiğini bile anlayamayan ve karşısındaki insan için aksiyon almaktan bile aciz "psikolojik sıkıntılarım var ailemle kötüyüz." erkeklerinden o kadar bunaldım, bunaldık ki hepimiz. Seo Ji Hwan bunların üzerine ilaç gibi geliyor adeta. Eun Ha üzülmesin diye gözünün içine bakan, canı yanmasın diye elinden gelen her şeyi ortaya koyan, ilişki yaşamak hakkında zerre fikri olmamasına karşın öğrenmeye çalışan, saatlerce düşünüp hastanede ihtiyaç duyabileceği şeyleri listeleyen, işini daha kolay yapabilsin diye elleriyle stüdyo hazırlayan, sabaha kadar Eun Ha'nın youtube kanalındaki tüm videoları izleyen ve Eun Ha'ya bakarken gözlerinden bal akan Seo Ji Hwan, ben senden razıyım ya! Bugünlerde 2012 barzo kdrama erkeklerinden çok böyle karakterler yazılıyor ama yazılsın zaten. Bayılıyorum şu karakterlere.

Bal akan bakışlar vol. 1
Ay bir de Ji Hwan'ın halisünasyonları, her yerde Eun Ha'yı görmeye başlaması falan ne tatlıydı yaaa!

Biraz da Eun Ha'yı övelim o zaman. Ben bu kızdan da razıyım. Zaten sağlıklı ilişki, sağlıklı iki kişiyle oluyor artık malumumuz. Eun Ha hiçbir zaman ilişkiye taş koyan taraf olmadı. Seo Ji Hwan, ilişki yaşamakta tecrübesizdi, hatalar yapabilirdi. Eun Ha sevimli tavır almalar dışında aralarına gerçek bir mesafenin girmesine asla izin vermedi. Diziyi saçma sapan kısır tartışmalarla, fikir ayrılıklarıyla ve anlamsız ayrılıklarla düğüm haline getirmedikleri için o kadar mutluyum ki. Valla mis gibi olmuş mis.

Genelde Koreli senaristler çocukluktan tanışma yazdığı için linçlenir -haklı olarak-. Herkes mi çocukluktan tanışıyor yani cidden? Ama bu dizide bu bağ beni çok etkiledi. Ji Hwan'ın "O da benim gibi yalnızdı." deyişi. Koca dünyada yapayalnız iki çocuğun birbirinde bir dünya bulması. O bağın onları tekrar bir araya getirmesi. Eun Ha'nın "Seni ne olursa olsun tanıyacağım demiştim. Tanıyamadığım için üzgünüm Hyeon Woo Oppa." diyerek ağlaması falan... Bilmiyorum, çok güzel işlenmiş bence.
Plot twist olarak da güzeldi bence. Olay bakımından biraz Why Secretary Kim'i anımsattı. Başrolün isim değişikliği yapılması, kızın bu yüzden tanımaması ve aynı isimli bir başkasını çocukluk arkadaşı sanması falan. Hoşuma gitti bu ters köşe.

Şöyle genel bir yorum yapacak olursak ana çiftimiz dışında yan çift oldukça ilgi çekiciydi, mekanlar ve çekimler güzeldi. Gereksiz uzatılan hiçbir olay yoktu belki Eun Ha'nın başına bir şey geleceği ama ne zaman geleceği işi bir tık geriyordu çünkü ben finale altı bölüm kala falan buçuklamaya başladım, o da biraz erken olmuş. Ama onun dışında gereksiz uzatılan şeyler yoktu. Susamış Geyik ve çocukların ilişkisi güzeldi. Akıcı makıcı karıştırmaya gerek yok, dizi aktı gitti işte daha ne söyleyelim. Bal gibiydi. Bir puanı Savcılık Ofisinde geçen çok sahne olduğu için kırdım, o sıkıcı oda ve oradaki sıkıcı olaylar o kadar ilgimi çekmiyordu ki!

Dizinin şarkıları da en az kendisi kadar ilgi çekiciydi bence. Tüm parçalar tek tek dinlenmeyi hak ediyor, alın albümü arkaya loop halinde, dönsün dursun öyle. Dizinin imza parçası olan My Sweet Mobster'dan Everything'e hepsi farklı tarzda ama kulağınızda akıp giden şarkılar. Ama benim favorim See The Moon. Gözlerim doluyor şarkının güzelliğinden, sözleri tam olarak ikisinin çocukluğunu ve birleşen kaderlerini anlatıyor.
Every Single Day-My Sweet Mobster
Kim Pureum-Ring My Heart
Belle(of Kiss of Life)-See The Light
Lee Min Hyuk-The Way
more-Everything
LeeZe-See The Moon
Yu Jung Seok-Beautiful Woman
Baek Ye Seul-My Heart To You
Jaeman-Time Colored With You

Kdramaların günden güne beklentiyi karşılayamadığı son yıllarda yıldız gibi parlayan işlerden My Sweet Mobster. Bence herkesin şans vermesi ve izlemesi gereken bir yapım. Hiçbir şey katmasa bile mutlu eder öyle söyleyeyim. Benim oldukça kişiselleştirdiğim bir yapım oldu ilginç bir şekilde, umarım ben de Seo Jihwan'ımı bulurum bir yerlerden ahshahsh Şaka bir yana gerçekten şiddetle tavsiyemdir. Lütfen izleyelim, izletelim.




Sarhoş Ji Hwan>>>>





Gerçek bi şapşal.










Şeker krizi <3



Il Young ve Mi Ho'nun bebişi<3


Elden ele manifest zinciri, Seo Ji Hwan...

"İnsanların değişmeyeceğini biliyorum. Ama eğer yargılamakta aceleci davranırsak, diğerlerinden ne farkımız kalır?"



"Kararlarımızdan geri dönmek çok kolaydır. Hepimiz istediğimiz gibi yaşayabilseydik, birer aziz olurduk. Bunu yapamamamız bizi insan yapan şeydir. Her zaman fikrimizi değiştiririz."


13 Temmuz 2024 Cumartesi

Son Zamanlarda İzlediklerim


Çok ama çok uzun bir aradan herkese merhabalar. Aslında bu kadar uzun bir aradan sonra böyle toplu düğün organizasyonu gibi bir yazıyla dönmek istemiyordum ama bu dönemde izlediğim çok güzel yapımların güme gitmemesi ve bu ufak adımı atmazsam hiç atamayacağım düşüncesi ile... Buralardayım.

Öncelikle nerelerde olduğumu konuşmak gerekirse Ekim ayı gibi çok mutlu olduğum bir ilişkim vardı ve Aralık ayında ise bu hiç anlamadığım bir şekilde aniden bitti. Açıkçası hala anlam veremiyorum ve duygularım da olduğu için çok zor geçen bir süreçti benim için. İlk defa dizilerde, filmlerde işlenen o sürecin benzerlerini yaşadım. Kimse için bu kadar üzülmediğim için de bu süreçte ne yapacağımı bilemedim, benim için bir ilkti. Kilo verdim, günlerce ağladım, bazen saatlerce boş duvarlara da baktım ama iyi haber, daha iyiyim :) İnanın ki kolay değil, bir anda iyileşmek ise tam bir safsata. İyileşmek çok uzun ve sancılı bir süreç. Ama arkadaşlarım iyi ki varlar.

O günlerden sonra neler yaptım, neler izledim konuşalım öyleyse. Yılın en iyi dizisiyle başlamak ise, boynumuzun borcu :) Buradaki bazı dizileri çok uzun uzun konuşmak istiyordum ama maalesef aklımda sadece olay örgüleri kalanlar var, iyi yönleri kötü yönleri sınıflandırması yapabilecek kadar net hatırlamıyorum. O yüzden ufak bir özet akabinde fikirlerimi beyan edeceğim.

Daily Dose Of Sunshine

Yönetmen: Lee Jae Kyu
Senarist: Lee Ra Ha (webcomic yazarı), Lee Nam Kyu, Oh Bo Hyun, Kim Da Hee
Yayıncı: Netflix
Bölüm Sayısı: 12
Yayın Tarihleri: 3 Kasım 2023
Bu senenin açık ara en iyi dizisiydi, diğerleri anca getir götürünü yapar ahahaha. Tam da iyileşmeye ihtiyaç duyduğum dönemde öyle sıcacık olmuştu ki içim... Jung Da Eun adında bir hemşirenin, çalıştığı hastanenin psikiyatrik servisine geçmesiyle başlıyor hikaye. Da Eun'ın yaşadıkları hikayeye öyle güzel örülmüştü ki. Etrafındaki çevreyle ilişkisi, hastalara olan yaklaşımı, yaptığı hatalarla güçlenmesi, olaylara getirdiği insanı tepkileri... Hepsi çok güzel işlendi, adeta kitap okumak gibiydi. Green flag erkeklerin kitabını yazan baş karakter Dong Go Yun ise bal gibi bir karakterdi. Zaten dizideki herkesi izlemek çok keyifliydi bence, ben aşırı sevdim.
Spoi warning: Sadece Min Deul Re'ye biçilen son çok ütopik geldi. Deul Re gibi zorluklarla büyümüş, sırf borç ödemek için hemşire olmuş bir karakterin, bir anda 'garanti' bir işi bırakıp gemi animatörü gibi hiçbir güvence sunmayan bir işin peşinden gitmesi çok zor. Bilinçaltında bile yapamaz bunu. Ki zaten Deul Re gibi donuk bir karakterin de cruise gemisinde tatil yapmak isteyen memnuniyetsiz turistleri eğlendirdiğini hayal bile edemiyorum ahahahah Bayılıyordum bu kıza ama bu olmaz yani. Yine kızı hayallerine kavuşturun ama hayali de bu olmasın bence.
10/10 diziydi. İzleyin izlettirin.

Bo Ra! Deborah / True To Love

Yönetmen: Lee Tae Gon, Seo Min Jung
Senarist: A Kyung
Yayıncı: ENA, Genie TV
Bölüm Sayısı: 14
Yayın Tarihleri: 12 Nisan-25 Mayıs 2023
Tam çıtırında, çerezlik bir romcom. Ben ilişkimin bitmesi üzerine izlediğim için çok sevdim sanırım. İlişkilere dair tespitleri, farklı ilişki biçimlerini görmemiz, biri iyileşme sürecini konu alması ve oldukça iyi kotarması ile aklımda iyi kalan dizilerden oldu. Annemle izlemiştik bunu ve oldukça keyif aldık.
Konusu şuydu ki; Yeon Bo Ra, Deborah mahlasıyla ünlenmiş bir ilişki koçu. Koreli kadınların sevgilisi, akıl hocası ama tabi ki kelin ilacı olsa, başına sürer. Bunun kalass gibi bir sevgilisi var, adam yemeklerde bile Anamın Tavuğu isimli tavuk şirketinden bahsediyor ve bu kadar rezil özellik yetmez gibi bir de gidip kızı aldatıyor! Evet kepaze herif. Yalnız bu ikisinin ayrılık sahnesi bir çöp sahnesi var ki, gülmekten ağlatır ahahahah Her neyse, bir yayıncılık şirketinin çalışanı ve ortağı olan Lee Su Hyeok'la yolları kesişen Bo Ra, bu duygusuz görünen ketum adamdan hiç hoşlanmaz. Su Hyeok'un da duyguları çok farklı değildir ama birlikte çalışmak zorunda kalırlar.
Sadece tek soru işareti şuydu ki, başrol erkeğimizin ilişki konusunda oldukça sıkıntılı bir tip olduğu bir önceki ilişkisinde belliydi. Bunlar hiç değişmediği için Bo Ra'yla ilişkisi ne denli devam eder emin değilim. Sıkıntı kısmını açalım bu arada, kesinlikle toksik değil ama hislerini çok ifade edebilen, konuşabilen birisi değil. Ama hatırlatalım ki, hisleriniz ne denli güçlü olursa olsun, dile getirmediğiniz sürece karşınızdaki insan bunu bilemez. Ve bir ilişkiyi iletişimsizlik kadar hiçbir şey yıpratamaz.
Bu arada ben de Bo Ra'yla aynı aşamaları yaşadım. Tamam, belki içip içip kapısına dayanmadım ya da çöp kamyonu önünde "Sen çöpsün, ben çöpüm." tartışması yapmadık -iyi ki de yapmadık- ama sabah kalktığında aklına ilk gelen şeyin o olması, devam edecek gücü bulmakta çok zorlanması, bir an iyiymiş gibi gelirken tekrar dibe çökmesi... Yaşadık, kralını yaşadık maalesef.
Yoo In Na'nın güzelliği, çiftlerin tatlılığı, konunun da güzelliği derken 14 bölüm akıveriyor. Tavsiyemdir :)

Welcome To Samdal-ri

Yönetmen: Cha Young Hoon
Senarist: Kwon Hye Joo
Yayıncı: JTBC
Bölüm Sayısı: 16 Bölüm
Yayın Tarihleri: 2 Aralık 2023-21 Ocak 2024
Ya gidin izleyin, hiç beklemeyin çok ciddiyim. Ex to lovers, küçük kasaba aşkı, mis gibi manzaralar ne ararsanız var. Hometown Cha Cha Cha'nın küçük kız kardeşi adeta.
Konu itibariyle Jeju'da büyüyen bir arkadaş grubunu merkeze alıyor dizi. Hepsi büyük işler başarmak için Seul'e gitmişler. En uzun süre dayananlar başroldeki fotoğrafçı kızımız Jo Sam Dal ve hava durumu tahmincisi oğlumuz Jo Young Pil olmuş. Bunlar tabi birbirlerine ilanı aşk edip çıkmaya başlamışlar falan filan buralar hep eski zaman, flashbacklerle birbirine bağlanıyor.
Sonra bir bakıyoruz, sevenler ayrılmış, Young Pil de en sonunda Jeju'ya dönmüş. En uzun süre dayanan bayaa da bir isim yapan, Jo Eun Hye adıyla ünlü bir fotoğrafçı olan Sam Dal olmuş. Ama tabi kaderin cilvesi, kendine atılan bir iftirayla kızımız tasını tarağını ve kardeşlerini de alıp hop Jeju'ya dönüyor. Eee işte, kızı Jeju'dan çıkarabilirsin ama Jeju'yu kızdan çıkaramazsın. Benim en sevdiğim temadır kırsala kaçma teması.
Valla 10/10 senaryo. Mekanlar güzel, oyunculuklar zaten bir harika, romantizmi de komedisi de dozunda ben çok sevdim, çok da iyi hatırlıyorum, izlenir. Hiç durmayın.

The Uncanny Counter 2: Counter Punch

Yönetmen: Yoo Sun Dong
Senarist: Jang Yi (orijinal webcomic yazarı)
Yayıncı: tvN
Bölüm Sayısı: 12 Bölüm
Yayın Tarihleri: 29 Temmuz-3 Eylül 2023
Ben bu diziyi fikir itibariyle çok severim bilen bilir. Korelilerin hiç tek başına işlemediği fantastik konuları şöyle ağız tadıyla işlemesi, hiç de eline yüzüne bulaştırmaması ve oldukça keyifli bir iş çıkarması beni mutlu eder. Bu diziyi son iki bölüm hariç güncel takip ettim. Tansiyon hastası mı olmadım, çarpıntı mı yapmadı, hele o sekizinci bölüm neydi...
Konu ilk sezonla aynı ama şeytanlar katmerlenmiş de gelmiş maşallah. Yenilmez gibi, avengers gibi bi şeyler inanılmaz güçlüler. Ekip gerçek bir aile olmuş, So Mun doğal bir lider konumuna yükselmiş. Ga Mo Tak karakterini çok değiştirmişler yalnız. Adam geçen sezon uçuyor kaçıyordu bu sezon ay belim ay bacağım demekten doğrulamadı ahdshahshsh bu arada, ilk sezon yazım da şurada.
Yeni katılan baby avcının dizi sonuna kadar hiçbir gelişme gösterememesi sinirimi bozsa da ona da takılamayacağım artık. Adam 16 bölüm boyunca milletin arkasına saklandı, bi açılır bi kendine güven gelir dedik ama yoook. Ya bir de şu diziyle ilgili en büyük emelim Supernatural tarzı tek bölümlük olaylardı, ne olurdu yapsanız hı?
Sonuç olarak eline aldığı konuyu dağıtmadan, saptırmadan, ilk sezondaki gibi dalgalanmalara kaptırmadan işleyen bir ikinci sezon olmuş. Fantastik dizileri sevenler bir şans verebilir.
Ya bir de Jo Byung Kyu, bu oyunculuğun güzelliği nedir?

You Are My Glory

Yönetmen: Wang Zi
Senarist: Gu Man
Yayıncı: Tencent Video
Bölüm Sayısı: 32 Bölüm
Yayın Tarihleri: 26 Temmuz-16 Ağustos 2021
Dilraba ile Yang Yang oynuyor, o halde ne duruyorum diyerek başladım bu diziye de. Yanlış bir info değilse Çin, bu diziyi pazarladıkları Honor Of Kings oyunun reklamı için yapıyor. Ya da hiç değilse diziye büyük reklam vermiştir öyle söyleyeyim çünkü dizinin temeli bu oyunla oluşuyor.
Şöyle ki kızımız Qiao Jing Jing topstar, baya ünlü bir aktris dizide. Bu Yu Tu bebesi ise bunun süper zeki bir arkadaşı liseden ama çok samimi değiller, kız buna açılıp reddedilmiş o zamanlar. Sonra Jing Jing oyunun modeli mi bi şeyiyken bir hata yapıyor o kısmı pek anlamadım. Oynadığı bir kısım düşüyor internete, krizi fırsata çevirip kızı Honor of Kings turnuvasının yüzü yapıyorlar, aynı zamanda o da takımına e sporcu seçip yarışacak turnuvada. Ama Jing Jing berbat oynuyor oyunu, öyle ufak bir problem var... Jing Jing, uzay mühendisi olan ama o aralar kafa tatilindeki Yu Tu'yu bulup "hava timizliyicim bozulmuş cınım." diye eve çağırıyor masum bir müşteriymiş gibi. Yu Tu bir bakıyor Jing Jing, liseden. Sonra vay efendim Yu Tu boş gezenin boş kalfası tabi o zamanlar, Jing Jing'e oyunu öğretmeye, alıştırma yapmaya falan başlıyorlar.
Şimdi uyarayım, başta inanılmaz fazla bir oyun muhabbeti dönüyor, bırakan orada bırakıyor zaten. Sabredin, gerekirse x2 izleyin (ben öyle yaptım), hiç olmuyorsa Honor of Kings indirip oynayın (çok sarıyor) ama bırakmayın. Dizi oyunun reklamını yarınlar yokmuşçasına yaptıktan sonra kendi olay örgüsüne dönüyor. Sonra'da Çin'in uzay teknolojisi reklamı başlıyorshshssghs Şaka şaka, ama bir övünmemiş değiller son bölümlerde. Gözümüze soktular uzay araştırmalarını. Ama dizi sonra bir güzelleşiyor ki sormayın.
Romantik sahneleri çok güzel, Dilraba ve Yang Yang'ın uyumu çok güzel, ilişkileri çok güzel yazılmış. Özellikle Yu Tu çok derinlikli yazılmış bir karakter. Su gibi aktı gitti valla bölümler ben çok severek izledim. Bence Çin dizilerine tatlış bir başlangıç olabilir, Çin dizilerini sevenler de zaaten sever.

To The Wonder

Yönetmen: Teng Cong Cong
Senarist: Teng Cong Cong
Yayıncı: CCTV , iQiyi
Bölüm Sayısı: 8 Bölüm
Yayın Tarihleri: 7 Mayıs-10 Mayıs 2024
Oldukça yeni bir dizi olan To The Wonder, alışılmadık bir konuya sahip. Altay bölgesinde yaşayan ve yazar olmak için büyük şehire giden Li Wen Xiu maalesef orada tutunamaz, memleketine döner. Annesi orada bir market işletiyor ama bölgeyi de bir görün, kartpostal gibi kar altında. Epey de uzak yerleşim yerlerine, kuş uçmaz kervan geçmez denilen türden.
Tabi bu Wen Xiu bir yandan Kazakların kültürüne ve diline alışmaya çalışırken bir yandan da doğaya hayran kalıyor. Bir de üstüne o yörede ağa olarak hitap edilen Su Li Tan'ın kendi yaşlarındaki oğlu Batai'ya abayı yakıyor ama Batai da Batai hani, yakılır yani.
Bazı aktör ve aktrisler gerçekten Kazak kökenli, cast oldukça iyi olmuş bu yönden. Yani sekiz bölüm zaten, bence yöredeki yaşam nasıl, kültürleri nasıl, nasıl yaşarlar bunları görmek için oldukça iyi fırsat. Zaten gerçekçi çekimleriyle belgesel tadı da bırakıyor damakta. Beni heyecanlandıran bir iş oldu çünkü gerçekten çekici bir konu işlenmiş coğrafyasıyla, olay örgüsüyle. Düşünsenize Çin dizisi izliyorsunuz, birden şöyle bir cümle kuruluyor sapına kadar Türkçe olarak; "Traktör bozuldu!" ahahahah oldukça hoş sürprizler oldu bu şekilde, oldukça farklı bir lehçe tamamen anlamak imkansız ama böyle aynı kelimelerimiz var ve aradan geçen yıllara ve mesafeye rağmen hala benziyoruz bazı yönlerden :)
Ama söylemeden edemeyeceğim, yani Batai'dan ne istediniz, niye üzdünüz çocuğumu?
"Kazakistan kültüründe insanlar arasındaki dostluk veya muhabbet, görüldükçe yeşerir. Yani 'Seni seviyorum.'un Kazakça'sı 'Men seni zhaksy koremin', 'Seni açıkça görebiliyorum.' anlamına gelir."

A Date With The Future

Yönetmen: Jin Sha, Yu Bo
Senarist: Li Jie
Yayıncı: Tencent Video, ZJTV
Bölüm Sayısı: 36 Bölüm
Yayın Tarihleri: 2 Haziran-16 Haziran 2023
Ben bu diziyi baya bir izledikten sonra bir ara yoğunluktan bıraktım. Sonra takribi bir üç dört ay sonra tekrar kaldığım yerden devam ettim ve aktı dizi. Normalde bu kadar fazla bölümlü Çin dizilerini sevmem biliyorsunuz. Çok tekrara düşer ve monotonlaşır. Ama nasıl oluyorsa bu dizi o kadar sürükleyici ki arka arkaya izledim bölümlerini. Sadece hastane ve kaza bela sahneleri çok fazlaydı, hastanede yatan yatana... Bir de ne hikmetse hep aynı hastaneye geliniyor, hep aynı doktor bakıyor, Doktor Zang'ın branşı yoktu herhalde aahshahsh
Dizi, yıllar önce bir depremde enkaz altında kalan Xu Lai'ın, onu kurtaran itfaiyeciyi hep hatırlamasıyla başlıyor. Aradan yıllar geçtikten sonra gazeteci olan Xu Lai bir tesadüf sonucu olay yerinde Jin Shi Chuan'le karşılaşıyor. Kader ağlarını örüyor ve köpek eğitimidir, itfaiye istasyonunu haber yapmasıdır derken sık sık görüşüyorlar ve Xu Lai, Shi Chuan'in kalbine girmeye çalışıyor.
Bu dizinin en güzel kısmı, Xu Lai'ın çok güzel yazılmasıydı. Adaletli, iyiliğe ve doğruluğa inanan bir insan olmasının yanında Shi Chuan'le dinamikleri de çok iyiydi. Sevgilisinin itfaiyeci olduğunun farkında, meşguliyetlerinin farkında ve anlayış gösteriyor. Shi Chuan ise çok green flag'di gerçekten. İlk bölümlerdeki o duvar gibi suratı gitti pamuk şeker gibi birisi geldi yerine, gamzelerinin hastası olduk vallahi.
Oğlanın itfaiyeci, kızın ise gözükara bir gazeteci olması sebebiyle kaza bela hiç eksik olmadı peşlerinden. Çok yakın zamanlarda benzer bir felaketi de yaşamamız sebebiyle bazı sahneleri içimi ezdi. Huo karakteri yordu da yordu. Ama yine de çok akıcı ve bence herkesin sevebileceği bir diziydi. Bol bol romantik sahne de işlemişlerdi, izlenir.


Uzun süredir burada olmamamı biraz olsun telafi edebilmişimdir umarım. Burada yazdığım her dizi çok çok güzeldi ve tavsiye ediyorum. Gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz, vaktinizi harcadığınıza değecek. O zaman balkonlara yerleşip yaz meyveleriyle dolu tabaklar hazırlandıysa, iyi seyirler!


2 Eylül 2023 Cumartesi

Dizi Yorumu: Dr. Romantic 2/Romantic Doctor, Teacher Kim 2


Yakınlarda üçüncü sezonunun da yayınlanmasıyla tekrar ekranlara dönen Dr. Kim macerasını bugün bir de ben yorumlayacağım. Hazırsak, bağlayalım kemerleri, alalım çayları!

Ben aslında ilk olarak dişimi sıkıp ilk sezonu izlemeye kararlıydım, ama baktım 21 bölüm, bir de bölüm uzunlukları almış başını gitmiş. O zaman bende mevcut da değildi. Cast da yarı yarıya değişmiş olunca sıkıntı olmaz diyerek ikinci sezona başladım.

Peki olayı anladım mı? Pek tabii evet. Zaten dizi daha çok vakalar üzerinden döndüğü ve birçok yeni oyuncu geldiği için ufak tefek şeyler dışında pek bir şey kaçırdığımı sanmıyorum. Onları da sonradan gösterdiler zaten, açık kalmadı yani. Tabi ilk sezonda da çok şey olup bitmiş, belli. Dizinin politika ayağı mesela kaldığı yerden devam etti ve ilk sezonda ne olduğu benim için muamma. Ama yine de genel anlamda anlamadığım bir şey olmadı. Tabi şimdi ikiyi izlemeden üçü izlemek problem olabilir çünkü cast neredeyse aynı ve karakterlerin hikayesini bilmek de ilk sezona göre önem kazanacak gibi.

Peki Dr. Romantic 2 tavsiye edeceğim bir yapım mı? Kesinlikle evet. birinci sezonu izlemesem de vakti olanların mutlaka onu izleyerek başlamasını tavsiye etmekle beraber -şimdilik- izlediğim tek sezon olan bu ikinci sezonu inanılmaz sevdim. Yüzeyde temele aldığı tüm vakalar, hastalar ve olayların altında aslında hayatı anlatan, doğru yerlere parmak basabilen bir diziydi. Yüreğime dokunan, beni durup düşündüren o kadar sahnesi vardı ki. O yüzden bence herkesin hayatında bir adet Dr. Kim'e ihtiyacı var
diyor ve ısrarla tavsiye ediyorum.

Dr. Romantic 2/Romantic Doctor, Teacher Kim 2
Yönetmen: Yu In Shik, Lee Gil Bok
Senarist: Kang Eun Kyung
Yayıncı: SBS
Bölüm Sayısı: 16 Bölüm
Yayın Tarihleri: 6 Ocak-25 Şubat 2020

Dizi, adından da gayet net anlaşılacağı üzere Doktor Kim'i başrole alarak onun etrafında şekillenen olayları anlatıyor. Meslektaşları için son derece tuhaf addedilen oldukça cesur bir doktor. Kesin bir meslek etiği var ve bu konuda oldukça katı. Ana hastaneye bağlı bir travma merkezi olarak çalışan taşra hastanesi Doldam'da çalışıyor ancak ekibinden eksilen doktorların eksikliğini çektikleri için ana hastaneden ayrılan, ayrılmak zorunda kalan cerrahları Doldam'a davet ediyor. Her şekilde istemeyerek ve ilk fırsatta kaçmak için fırsat kollayarak gelen cerrahlar Doldam'da başta meslekleri olmak üzere birçok şey öğreniyorlar.

Yönetmenlerden olan Yu In Shik, son zamanların en ses getiren dizilerinden biri olan Extraordinary Attorney Woo'nun yanında Dr. Romantic 3, hayranlarının hala ikinci sezonunu beklediği Vagabond ve benim sevdiğim polisiyelerden biri olan You're All Surrounded gibi dizilerde de yönetmen koltuğundaymış. Lee Gil Bok ise, Dr. Romantic 2 dışında sadece Now, We Are Breaking Up'ta bulunmuş.
Senarist ise daha çok eski dizilerde yer almakla beraber en bilinen işleri What Happens To My Family, Gu Family Book ve Dr Romantic serisi.

-eser miktarda spoi içerebilecek olan ve zaten halihazırda içermekte olan alan-

Kim Sabu/Bu Yong Ju/Dr. Kim (Han Suk Kyu)

Doğum adıyla Bu Yong Ju, kendi deyimiyle Kim Sabu, adaletli ve ilkeli bir adam. Aynı zamanda da zeki ve kontrollü, deli de bir tarafı var ama. Onu sadece doktorluk etiğine uymayan işler yapan insanlar sinirlendirebiliyor. İlk sezon Kim Sabu'su nasıldı bilmiyorum ama bu sezonda ilk olarak giden ekibine yeni doktorlar ararken gördük onu. Doldam Hastanesi'nde görev yapan Kim Sabu, hastanedeki Genel Cerrah ve Kalp Damar Cerrahı eksikliğini kapatmak için ana hastaneye geliyor. Burada ameliyatlarda anksiyete kriziyle boğuşmak için ilaç alan ama bu ilaçlar yüzünden ameliyathanede uyuyakalan Cha Eun Jae ile, kimseye boyun eğip yalakalık yapmadığı için kovulan Seo Woo Jin'i bir de bonus olarak intern Yoon Areum'ı hastane bünyesine katıyor.
Onları deniyor, gözlemliyor, her gün benzersiz dersler veriyor aslında. Woo Jin mesela, asi karakterine rağmen bağlanıyor Doktor Kim'e. Kim Sabu doktor olmasının yanında inanılmaz bir hayat tecrübesine sahip bir adam. Sadece tıp konusunda değil daha bir çok konuda da doğru hatırlatmalar yapıyor hem bize, hem ekibine.
Şahsına münhasır, her zaman dönen olayların farkında olsa da açık açık ifade etmeyen ama bildiğini ve fark ettiğini ortaya söylediği cümlelerle anlatan, sevgisini dile getirmeyen dikkatli bir gözlemci Kim Sabu. İyi bir mentor, iyi bir doktor ve aynı zamanda vicdanlı bir adam. Var ol Kim Sabu, üçüncü sezonda da senciyiz, hiç merak etme.
"Hayat kendini başkalarıyla kıyaslamaktan ibaret değildir. Yaptığın seçimlerden ibarettir."

Seo Woo Jin (Ahn Hyo Seob)

Ahn Hyo Seob'u My Father Is Strange'de, One More Happy Ending'de ufacık bir rolde ve tabi ki hit noktası Business Proposal'da izledim. Adam akıllı ünlendiği ilk rolü bu dizideydi sanırım zaten. Kendisinin öyle ahım şahım bir oyunculuğu yok ama ben çok severim Hyo Seob'u. Bence diğer oyunculara nazaran enn büyük avantajı gözleri. Müşfik baktığında bal akıyor gözlerinden, öfkeliyken ise bin parçaya bölüyor karşısındakini. Biraz daha yol alınca sadece gözleriyle oynayacak seviyeye gelebilir. Yumuşacık bir ifadesi var bakışlarının, eriyorum :P
Bir de gitmiş postere gülümseyen fotoğrafını koymuşlar sanki çok yüzü gülmüş gibi yavrumun... Seo Woo Jin karakteri bana Just Between Lovers'ın Gang Doo'sunu anımsattı, tabi ki bahtsızlığıyla...  Seo Woo Jin tam bir dikenli tel. Canını o kadar yakmışlar, o kadar defalarca yaralamışlar, güvenini kırmışlar ki kimseyi yaklaştırmaz olmuş yanına. Sanki canı hiç yanmıyor gibi tüm hakaretlere göğüs gererken hem borcunu kapatmak için her işte çalışmış hem de kimseyi yakınına almamış. İnsanları bilerek, sivri bir dille uzaklaştırmış kendinden. Ben böyle insanlara öyle çok üzülürüm ki... Herkes onun yok olmasını isterken o, kendisinin de iyi bir hayat yaşamayı hak ettiğini kanıtlamak istiyor. Tüm çabası bunun için. Biz de o çabayla kendine bir yer edinmesini izliyoruz. İlk bölümlerde Savunma Bakanı Ryu'ya kalp masajı yaptıkları sahnede Woo Jin'in tüm o "İyi iş çıkardın." cümlelerine verdiği tepki omuzlarındaki tüm baskının özeti aslında. O kadar zamandır savunma halindeymiş ki gerçek bir övgü duyunca nasıl bocaladı, tökezledi, nasıl gözleri doldu, kıyamadım.
Muhteşem bir karakter gelişimiyle ait olduğu yeri bulurken Woo Jin, gardını biraz indirip kendini açarken öyle mutlu oldum ki ben de. İlk bölümlerde hakkı yenir, haksızlık yapılırken, iftiralar atılırken hiç sesi çıkmamasına rağmen Doldam'da inandıkları için çabalayan, hakkını söke söke alan bir doktor gördük. Ameliyat yasağını kaldırmak için verdiği çaba ve işe yaradığında verdiği tepki çok çok güzeldi. Orada Hemşire Uhm da diyor ya, "Çok değişti. Böyle güldüğünü hiç görmüş müydünüz?" Işıldıyordu Woo Jin'im. Dizinin parçalarından, benim de dünya üzerindeki en sevdiğim ost olan Go Away Go Away, tamamen Woo Jin için yazılmış. Duyar duymaz gözüm doluyor. Dizi boyunca en bağrıma basmak istediğim, teselli etmek istediğim karakterdi Woo Jin. Dizilerde yer verilen, çizilen yaralı karakterler çok özgün değil, çoğu dizide bir çok örneği var. Ama Hyo Seob bu rolü öyle bir giyinmiş ki aynı Junho'nun Gang Doo'su gibi, hep aklımda kalacak. Bambaşka şekilde dokundu kalbime.

Cha Eun Jae (Lee Sung Kyung)

Ah benim gülüm. Ben Lee Sung Kyung'u çok severim. Korelilerde nadir görülen bal rengi gözleri, alışılmışın dışındaki ses tonu ve zarif aurasıyla ekrana inanılmaz yakışan bir oyuncu, en azından benim açımdan. Kendisini It's Okay, That's Love, Shooting Stars ve Weighlifting Fairy Kim Bok Joo'da izlemiştim.
Buradaki Cha Eun Jae, doktor bir aileden gelen tam bir zengin kızı. Ailesi mükemmel insanlarla dolu olduğu için kendisinin de öyle olması gerektiğini düşünüyor o yüzden çok mükemmeliyetçi. Tıp fakültesi boyunca karınca gibi hırsla çalışıyor. Ama işte maalesef tıp sadece teoriye dayalı bir alan değil. Anksiyetesi ve bulantısı onu ameliyatlara girmekten alıkoyacak hale gelince bir ilaç alıyor, o ilaç da uyku yapıyor ama ne uyku! Küt diye bayılıyor ameliyathanede. İlaçlar dolabında bulununca da Eun Jae'ye Doldam yolu gözüküyor. Bir anlamda sürülüyor oraya.
Yolu izi belli olmayan bu taşra hastanesinden kaçmak için yol arayan Eun Jae kendini yavaş yavaş hastaneye ait hissediyor. Doktor Kim'den bir şeyler öğreniyor, onun yardımıyla anksiyetesiyle başa çıkıyor ve resmen muhteşem bir dönüşüm yaşıyor. Seo Woo Jin'le de geçmişten gelen bir gönül meselesi olunca, bunun devamının gelmesi de kaçınılmaz oluyor.
Yalnız Eun Jae'yle ilgili şey çok komikti ahshahsha Acil servise deli dehşet vakalar geliyor, herkesin anası ağlıyor millete yetişicem diye o sırada Eun Jae elinde çay kahve ahahshahs bu kıza niye haber gitmiyordu, niye hastane koridorlarında gezinip duruyordu hiç bi fikrim yok. Onun dışında tatlış biriydi. Sadece biraz fazla burjuvaydı, ana hastaneye neden dönmek istiyordu anlamak güç. İtlik çakallık peşinde herkes, kal mis gibi Doldam'da işte. Abisinin yanlış ameliyatıyla ilgili iyi aksiyon aldı, bu konuda da benden artı bir aldı. Woo Jin'i koruması, savunması da çok başarılıydı. Eun Jae gerçekten çok güzel büyüdü. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın kafasından ekip ruhuna geçişi çok güzeldi.

Park Min Gook (Kim Joo Hun)

Off şimdi bu gereksizden de hiç bahsedesim yok ama... Daha önce It's Okay To Not Be Okay'de gayet sevilesi bir tip olan Kim Joo Hun burada şeytan rolünde ahahsahahah Bu adam ana hastanede profesör. Doldam'da gözü olan bir haysiyetsiz (Do Yun Wan mı ne ismi, hiç kendimi yorup bakamıcam şimdi) buna diyo ki sen bu hastanenin başına geç, planımızı tıkır tıkır işletelim. Ama yer mi anadolu çocuğu, bu da az anasının gözü değil. Normalde hainlik yapıyordu gayet güzel ama sonra bir kaç kere baktı, dedi ki beni harcayacaklar. Zaten öyle çok emir alacak bir tip de değil esasında, tam iyi bir insan olası tuttu. Ama bunun bir elemanı var, asıl nefretlik tip o, Yang Ho Jun, bir insan bu kadar omurgasız olabilir ancak. O dedi ki sana yıllarımı verdim, şöhret olacaktık, saçma sapan bir şeyler konuştu, yarısını dinlemedim inanın. Bu adam yerine onu yönetselermiş keşke, pekala kukla gibi oynatırlarmış. Bu ikisi de böyle rezil rezil devam ettiler dizi sonuna kadar. Üçüncü sezonda da arzı endam etmişler maalesef, çok lazımdı ya...

Acil Servis Ekibi

Yoon Na Mu'nun hayat verdiği Dr. Jung In Soo ve So Ju Yeon'un hayat verdiği intörn Yoon Areum dizinin acil servis ikilisi.
Bu ikisi o kadar moodmaker elemanlar ki. Dr. Jung hem komik hem de acıklı bir hikayesi olan birisi. Çok sevdiği bir karısı ve bebeği var ama onlardan uzakta, Doldam'da çabalıyor onlara iyi bir hayat verebilmek için. Uzun süre de görmüyor onları. O yüzden ben, Lim Hyun Jun'un ettiği teklifi bir süre düşünmesine kızamadım maalesef. Herkesin hayat şartları başka, düşünmek lazım. Ama Dr. Jung da gidemedi. Hava yağmurluyken, karlıyken bir sürü kaza olacağını düşünüp hastanede uyuyan biriydi zaten bu adam, gidemezdi. Sevdim ben Dr. Jung'u. Tatlıştı.
Yoon Areum ise bizimkilerle birlikte ana hastanede çalışan bir intörn fakat Doktor Kim'in onun için bir mentor olarak ortaya çıkmasıyla tasını tarağını topluyor, lolipoplarını alıyor geliyor ahaahahah Areum da çok tatlı bir kız. Her yakışıklıya gönül vermesiyle, herkesle hemencik samimi oluşuyla, yüzünden hiç silinmeyen gülüşüyle ve öyle görünmese de oldukça algıları açık oluşuyla benim kalbimi kazandı. Hemşire Park Eun Tak ile kendisine mutluluklar diliyoruz.

Hemşireler

Koskoca hastanede iki hemşire mi var, hayır. Diğerlerini konuşacak mıyız, hayır ahahahaa Şimdiden yoruldum yeter. Diğerleri de çok iyi çok tatlı insanlar, biraz dedikoducular, genç olan da biraz Hemşire Park'a yanık gibiydi, bunları bilin yeter.
Kıdemli hemşiremiz Oh Myung Sim'e Jin Kyung, Park Eun Tak'a ise ballı lokma tatlısı Kim Min Jae hayat veriyor.
Oh Myung Sim oldukça dişli birisi. Bağırıyor, kızıyor, sinirleniyor. Sesini çıkarıyor haksızlık olunca. Aynı zamanda hastaneyi ayakta tutan da o gibi geldi bana, valla tam bir hükümet kadın, her şeye gücü yetiyor. Her hastanenin bir Oh Myung Sim'i bir de Kim Sabu'su olsun, yeter. Vefalı, çalıştığı insanlara saygılı ve aynı zamanda da sıcacık kalbi olan bir kadın. Woo Jin'i en içten karşılayan da o olmuştu en başta. Anne şefkati var resmen. Ama aynı zamanda kötü insanlara karşı da sert bir duvar gibi, asla tavizi yok. Yürü be Oh Myung Sim'im!
Park Eun Tak ise genelde herkese mesafeli, "İşimizin başındayız." kamu spotu gibi bir adam. İlk sezonda değindiler mi bilmiyorum kendisi baya baya serseriymiş, Doktor Kim kendisini mafyanın elinden almış ajahahahah Şaka maka aynen öyle diyor, Woo Jin'e söylüyordu galiba. İyi de olmuş. Ancak bu Park Eun Tak, artık Areum'ın hayat dolu ışığı mı dikkatini çekiyor bilmiyoruz, yelkenleri suya indiriveriyor hemen. Onlar eriyor muradına, biz de çıkıyoruzdur herhalde kerevetine ne bileyim.

Genel Yorum

Neleri Sevmedim?:
Bu dizide beni sinir eden hususlara değinecek olursak, Doldam iyi, hoş. Lakin bu hastanenin en büyük sorunu gizlilik. Bakın ne zaman, ama ne zaman iki kişi bir şey konuşsa ve bu gizli bir şey olsa, üçüncü bir kişiye mutlaka duyuruyorlar. Bıktım, yıldım izlerken. Bir de nedense hep şeytanın sol bacağı karakterler duyuyor veya görüyor her şeyi. Ya sizin bir gizli noktanız, ne bileyim ses alçaltma alışkanlığınız, saklanma bilinciniz yok mu? Niye her şeyi bangır bangır konuşuyorsunuz? Bir hata bir kere yapılır. Başkan'ın hastalığının saklanıp saklanmaması konuşulur, Hemşire Oh duyar, Doktor Kim'in karpal tünel sendromu konuşulur, seller alasıca Yang Ho Jun duyar, organ bağışını tartışırlar, dönorun annesi duysun diye bağırırlar sanki. Bir değil, iki değil, vallahi yordular. Diyorlar ki bir de, Doktor Kim'in karpal tüneli hakkında ağzımızı sıkı tutalım, ağzınızı sıkı tutsanız ne, elemanlar kapı dinliyor.

Dizide Yang Ho Jun boşunu sürekli görmek canımı sıktı. Adam akıllı son da yazmamışlar, sepetlendiğini göremediğim için o kadar mutsuzum ki... Kesin üçüncü sezonda da itlik şerefsizlik peşinde koşmuştur bu.

Ay bir de dizide sürekli o tehditin bitip başka problemin gelmesi canımı sıktı ama bi polisiye dizilerin bir de medikal dizilerin hiç derdi bitmez, biliriz... O yüzden yakınamıyorum.


Neleri Sevdim?:
Dizinin başında gördüğümüz borç batağında olduğu için bulduğu her işte çalışan yaralı kuş Woo Jin, fakültenin hem güzel, hem zeki, hem de prenses kızı olan ama anksiyete yüzünden ameliyatlara giremeyen Cha Eun Jae ve mutlu ama hırslı intörn Yoon Ahreum, aslında çok uç noktalardaki insanlar. Ama hepsinin bir şekilde Doldam'a gelip birlikte çalışmaya başlamalarının hikayesini görüyoruz burada. Bu insanların bir şekilde ortak paydada buluşup birbirlerine alışmaya başlamalarını izlemek çok keyifli. Aynı zamanda hastanedeki tüm doktorlar, hemşireler, yönetici ekibi de, figüran olsun da ekranda yer kaplasın diye oluşturulmuş karakterler değiller. Hepsinin belli güçlü yönleri, karakterleri, doğruları ve yanlışları var. Aynı zamanda bu kadar çok karakter bir yerden sonra 'baş ağrısı'na değil 'ekip' hissine dönüşüyor. Bir sürü karakter olmasına rağmen izlemek yormuyor, aksine eğlendiriyor, tüm karakterleri sevmeye başladığınızı fark ediyorsunuz.

Karakterlerin gelişimlerini izlemek de çok keyifli. Eun Jae'nin yavaş yavaş kendine güvenmesi, enzim ilacıyla ve placebo etkisinin yardımıyla gerilmeden ameliyatlara girmesi mesela. Ama benim izlemekten en fazla keyif aldığım dönüşüm Seo Woo Jin'in dönüşümü oldu. Herkese kırgın, dünyaya kırgın, ona yaklaşan herkesi öfkesiyle ezip geçmeye hazır olan ve çocukluğundaki masumiyeti omzundaki yüklerin arasında kaybeden Woo Jin... Öyle güzel değişti ki. Değer vermeye, bir yere ait olmaya, başka bir insan olabileceğine inandı. İnsanları sevebileceğini ve onların da bu sevgiye karşılık verebileceğine inandı. Bebeğim Woo Jin.

Dr. Kim bir kaçık olmasının yanı sıra bir modern zaman filozofu. Öyle güzel şeyler söylüyor ve bunun zamanlamasını öyle güzel yapıyor ki, omuzlarım düşüveriyor birden. Final sahnesindeki replikle ağlamaya başladığımı fark ettim mesela, ya ne alaka? Öyle bir adam işte Dr. Kim. Ve bize bu güç hayatla baş etmek için söyledikleri güzel şeyler benim için diziyi benzerlerinden başka bir yere koyuyor. Sadece bir medikal dizi olmadı benim için, öyle olması planlanmamış zaten belli ki. İzleyen herkesin yüreğinde bir yerlere dokunabiliyor. En sevdiğim repliklerinden birisini buraya da bırakayım. "Ne kadar yoksul, kızgın, aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olsan da asla taviz vermemen gereken bir şey vardır. Ona vicdan denir."

Dünya çok zor. İyi niyet, nezaket, saygı gibi kavramların yok olmaya başladığını görmek gerçekten yaralayıcı. O yüzden iyi niyetin hala kazandığı yerlerin olması, insanların yararına karşılıksız bir şeylerin yapılması, vicdanın sesinin duyulabildiği yerlerin varlığı bir ütopya da olsa, mutlu eden bir ayrıntı. Doldam da tam olarak böyle bir yer. "Bizim hastanemiz böyledir. Düzen veya hiyerarşi yok. Bunun yerine birbirimize saygı duyarız." diyor Nam Do Il. Ve ekliyor, "Materyalizm yüzünden tüm dünya kafayı yemiş. İnsanlar, para etse her şeyi satacak hale gelmiş, onurları ve kişilikleri de dahil. Ama yine de, bunun böyle olmadığı bir yer olmalı." Bence de, bunun böyle olmadığı bir yer olmalı. Doldam öyle bir yer.

Doldam demişken... Ben de taşınayım oraya ya. Bina ayrı güzel, etraftaki doğa ayrı güzel. Yaşıyorsunuz bu hayatı valla. Doktorlar'daki hastane de şehrin dışındaydı ama bu başka ahahahahshs Şaka maka, If You Wish Upon Me'deki bakım evi midir hastane midir ona da çok yükselmiştim, buna da öyle oldu şimdi. Nasıl yerlerde yaşıyorsunuz siz ya, seneye tayin istiyorum, göreceksiniz siz.


Dünya bir yana, bu dizinin Go Away Go Away şarkısı bir yana. Aynı Goblin'in Stay With Me'si gibi Punch ve Chanyeol'ün seslendirdiği şarkı, dinlediğim ilk anda beni büyülemişti. Hala üstüne ost bilmem, tanımam. Ne zaman dinlesem aynı hissederim. Diziden önce tanışmıştım şarkıyla, youtube sayesinde. Artık ne zaman dinlesem, Woo Jin aklıma geliyor, gözlerim doluyor.
Baekhyun-My Love
GUMMY-Your Day
Chanyeol&Punch-Go Away Go Away
HEIZE-That's All
Yang Da Il-Love
MAMAMOO-The Person I Miss More
Monday Kiz-You Don't Know
Chung Ha-My Love

Sonuç olarak Dr Romantic 2, bence Kore'nin en iyi medikal dizilerinden birisi. Ekibiyle, Kim Sabu'suyla, vakalarıyla ve hayata dair tüm dersleriyle benim için çok özel bir yerde. En kısa zamanda üçüncü sezonu da izleyip yorumlamak niyetindeyim. Medikal dizilerden hoşlanıyorsanız bence Dr Romantic 2 şans verebileceğiniz en iyi dizi. Herkese iyi seyirler!








"Başkalarının istediği cevapları aramayı bırak. Senin istediğin cevap ne? Hayatta her zaman cevapları bulamazsın. Ama ne aradığını bilirsen hayatla baş etmek daha kolay olur."


"Hayat her gün yeni bir maceraya atılmaktır. İsteseniz de istemeseniz de. Her gün ortaya çıkan gerçeklerle yüzleşmektir. Hayatımızın her anında doğru cevabı bulamayız. Ama Doktor Kim hep şunu der. 'Asla ne için ve ne uğruna yaşadığımızı sormayı bırakmayın. O soruyu sormayı bıraktığınız an romantizmimiz de sona erer.' "