25 Mart 2026 Çarşamba

Dizi Yorumu: Boyfriend On Demand


Şimdi evet meşgulüm, evet yazı yazmaya bile vaktim yok. Ama arada böyle bir boşluk dönemi bulunca Sezar'ın hakkını Sezar'a teslim etmek adına geldim. Bugün son zamanların -bence- en iyi romantik komedisi Boyfriend On Demand'i enine boyuna konuşacağız. Kemerleri taktıysanız, başlıyoruz.

Zaten Jisoo'nun Snowdrop'la arkasına aldığı kitleyi ve kendi kemik fan kitlesini çok heyecanlandırdı dizi. Benim gibi orta şeker izleyicileri ise konu çekmiştir çünkü hali hazırda gerçekten farklı ve güzel işlenirse eğlenceli olabilecek bir konu. O yüzden Netflix'te yayınlandığını hele bir de 10 bölümünün bir anda yüklendiğini görünce bir heves hemen ben de başladım. Hatta bir de iş arkadaşıma söyledim, beraber ayıla bayıla izledik.

Şu diziyi son yıllarda iyi başlayıp sonradan çuvallayan ya da baştan sona fiyasko olan tüm dizilerin senaristlerine, yönetmenlerine izletmek istiyorum. Bir süredir, işte romcom dediğin böyle olur diyebileceğim çok az işle karşılaşıyorum. Yormuyor, üzmüyor, izlerken dünyasına çekiyor, kalbiniz pır pır ediyor... Gerçekten bayıldım. Olay örgüsü, karakterleri, çekimleri. İnanılmaz iyiydi, beklemediğim kadar.

Yani bence bu diziyi standart bir kdrama izleyicisi olan herkes çok sever. Şu yoğunluğumuza, yorgunluğumuza deva, derman resmen. Bence hemen koşup izleyin, beklemeyin.

Boyfriend On Demand/Monthly Boyfriend
Yönetmen: Kim Jung Sik
Senarist: Namkoong Do Young
Yayıncı: Netflix
Bölüm Sayısı: 10 Bölüm
Yayın Tarihleri: 6 Mart 2026

Dizinin konusuna gelecek olursak, Jisoo kızımızın hayat verdiği Seo Mi Rae karakteri, Naemo isimli bir webtoon şirketinde PD. Bu PD'nin tam karşılığı yapımcıdır herhalde. Neyse velhasıl efendim, Mi Rae'nin bir yazarı bir yapay zeka uygulamasında karakterinin kullanılmasına izin verince görüşmeler sırasında Mi Rae'yi gören şirket çalışanı diyor ki, siz de kullanın, bize geri dönüt verin ona göre geliştirelim. Mi Rae de ne kaybederim ki diye düşünüp kabul ediyor. Bir cihaz yoluyla yapay ortamda flört buluşmaları yapılan akıllara zarar bir teknoloji ki Allah hepimizi böyle bir teknolojiden korusun ahshashha Bence artık teknolojiyi geliştirmeyi bırakmalıyız, hepimize yeter şu anki hali.
Kızımız bir yandan yapay datelerine çıkadursun, aynı şirkette çalışıp kendisine rakip gördüğü Park Kyung Nam (ki kendisine balımız Seo In Guk hayat veriyor) ile bir şekilde denk düşüyorlar.

Çok spoiler vermemek için konuyu biraz uzaklardan anlattım, şimdi pat diye söylenmez burada her şey ahshahas Aşağıda konuşacağız onları, spoiler zone'da. Dizinin yönetmen koltuğunda oturan Kim Jung Sik, daha önceden No Gain No Love, Strong Girl Nam Soon, Work Later Drink Now gibi yapımlarda da yer almış. Bunlar belki büyük hit sayılmazlar ama yönetmen romcom alanında deneyimli belli ki.

Geçenlerde dopaminle ilgili bir kitap okumuştum. O yüzden diziyi izlerken böyle bir uygulamanın ne kadar korkunç olabileceğini hayal bile edemedim. Düşünsenize premium üyelikte Hazır Sevgiliniz size posta bırakabiliyor, mesaj atabiliyor, telefonla bile konuşabiliyorsunuz. Dopamin reseptörlerimizi mahvetmesinin yanı sıra gerçeklik algımız için de çok sıkıntı. Bir yerden sonra tamamen sanal dünyaya mahkum edebilecek bir şey. Dilerim teknoloji hiç o kadar gelişmez. Yoksa hepimiz hapı yutarız ahahahshash

-artık spoiler zone-

Seo Mi Rae (Kim Jisoo)

Jisoo'nun oyunculuğu dizi süresince de enine boyuna konuşulduğu için ondan biraz bahsedip, karakterine geçelim. Şöyle ki Jisoo'nun oyunculuğu beni rahatsız etmedi. Yani tabi ki bu işi yıllardır yapan aktrisler kadar olamaz, elbette. Ama Seo Mi Rae karakteri de öyle bir oyunculuk gerektiren bir rol değil. Hatta bence biraz fazla teatral oyunculuk diziye renk katmış, ne kadar olsa kdramaların hallyu dalgası olarak dünyaya yayıldığı o dönemlerdeki teatral başrol kızlarımızı hatırlarsınız :) Ben bir tek son bölümdeki ağlama sahnesinde bir "Eh?" oldum, cidden yapay bir ağlamaydı. Ama sahne dram değil, baştan sona komedi olduğu için onu da tolere edebildim. Bir de nazal ses kullanımını çok sevmiyorum ama ona kulağım alıştı. E o kadar kusur da Jisoo kızında da olur diyelim. Ekrana yakışıyor, gerçekten çok güzel bir kız. İzlemek keyifliydi bence.
Karakterine gelecek olursak Seo Mi Rae Naemo isimli webtoon şirketinde yapımcı demiştik. Sorumlu olduğu yazarların işleriyle ilgileniyor, bölüm yayımıdır, fikir alışverişidir, böyle işler. Biraz editörlük, bir nebze de menajerlik gibi düşünün. Eskiden çalıştığı manyak yazarın biri tekrar ona verilince tadı tuzu kaçıyor çünkü kadınla çalışmak zor, mesai saati kavramı olmadığı için zamanında ilişkisi bitmiş kızın, öyle anlatayım. O yüzden ilişki yapmak onun için hala korkutucu bir şey. İlişkide karşısındakinin değişmesi ihtimalinden korkuyor. Aslında herkes, her zaman değişir. Ama senin duyguların aynıyken, ya da iyi yönde değişirken karşındakinin duyguları değişirse, bitmeye evrilirse bu çok acı verici bir deneyim gerçekten, kendini korumaya alması çok normal. İşte bu yüzden Kyung Nam'ın kurduğu ve Mi Rae'nin yelkenlerini suya indirmesine sebep olan cümle burada çok anlamlıydı. "Ben kalbimi sana kaptırdığımdan beri çok değiştim." Değişim iki tarafta da olur ve iyi yönde olursa incitmez :")
Mi Rae'nin sevdiğim yönlerinden biri de atik olması oldu. Hani diyordu ya geçmişe gitsem daha cesur olurdum diye, arkadaşı da sen zaten öyleydin diyordu. Ben böyle insanlara hayranım. Kendim bir tık daha introvert bir insan olduğum için böyle atik ve dışadönük insanlar beni cidden cezbediyor. Mi Rae de öyle, uğraşıyor, didiniyor, istediğini elde edemese bile en azından deniyor.
Ama Kyung Nam konusunda mantıksızdı. Yani adamın sana bir zararı yok, başarılı diye kendine rakip bellemiş, düşman gibi. İtiraftan sonra da köşe bucak kaçmalar, adama vebalı gibi davranmalar, yüzüne bakmamalar falan abla noluyoruz. Kyung Nam da diyordu ya kaçması gereken ben değil miyim diye, tam o hesap. Sanki oğlana açıldı, oğlan bunu reddetti, kaçıyor sanırsın.

Park Kyung Nam (Seo In Guk)

Hah geldi bizim oğlan. Şimdi beni uzun zamandır takip edenler bilir, böyle CEO karakterler falan kalbimi pır pır ettirir tamam ama benim asıl guilty pleasure'ım, dayanamadığım başrol tipi bu tarz sakin, green flag, anlayışlı, düşünceli olanlardır. When The Weather Is Fine'ın Lim Eun Seob'u, The Best Thing'in He Su Ye'si, ve hala tüm karakterler içinde favori erkek karakterim olan Run On'un Ki Seon Gyeom'u gibi karakterlere bayılırım. Büyük sürprizleri olmayıp çok anlamlı jestleriyle, seni seviyorum demese de olur denebilecek hareketleriyle meşhurdurlar. Yani uzatmaya gerek yok, Park Kyung Nam da onlardan biri.
Garibimin tek suçu, başarılı olmak. Mi Rae oğlana içten içe kuruluyor da bu safımın haberi bile yok. Napsın başarılı, yakışıklı, anlayışlı, ilim irfan sahibi, bir de üstüne ideal tipinse, çocuğun suçu mu bu yani ahahahaha Aynı işi yapıyorlar, Kyung Nam da aynı şirkette PD, he fell first durumu olmuş ama baya öncesinden hoşlanmaya başlamış Mi Rae'den. Dizi genel olarak Mi Rae'ye odaklanıp erkek başrolün hislerini falan çok görmediğimiz için Mi Rae'ye nasıl aşık olduğunun konu alındığı bir kesit vardı, o iyi ki vardı yani. Hem çok havada kalacaktı ne zaman, nasıl hoşlanmaya başladığı, hem de çok tatlı bir kısımdı.
Kyung Nam sakin, düşünceli, başkasının başarısını kabullenip sahiplenmeyi bilen bir erkek. Son bölümdeki Hazır Sevgili krizinde bile çok otokontrollü. Yıkmadan, üzmeden meseleyi içinde çözmeye çalışan bir tavrı var. Ne hissettiğini, dahası neden böyle hissettiğini de bilmiyor ama en sonunda Hwany'yi dinleyip kalbinin peşinden gidiyor. Böyle ayağı yere sağlam basan, ilk fırtınada, ilk krizde elini tuttuğu insanı bırakmayan karakterleri çok seviyorum. O kadar az gördük ki maalesef. Ama bence sınanmamış bir ilişki, gerçek bir ilişki değil. Bir fırtına atlatacak ki, bakalım hala sağlam mı? Ve bence ilişkilerinin ilk fırtınasından Kyung Nam yara almadan çıktı. Of seviyoruz işte ya. Cuma günleri kendi yazarı bölümü hep erken göndermesine rağmen Mi Rae mesaiye kalıyor diye günlerce mesaiye kalmış, Mi Rae ağaç süslü değil diye üzüldüğü için oturup süslemiş, Mi Rae'nin sevdiği kahveye dikkat edip ona da almış daha napsın adam Mi Rae enayisi olmuş çıkmış. Bayılıyorum şöyle karakterlere ya, bayılıyorum!

Bu ikisinin toplantı sahnesi çok iyiydi bu arada. Webtoon üzerinden konuşuyormuş gibi aslında kendi ilişkilerini konuştukları kısım hem vurucuydu hem de güzel kurgulanmıştı. Kyung Nam'ın "Baştan sona, hiçbir yeri mi hoşunuza gitmedi?" sorusuna buz gibi bir sesle "Evet, gitmedi." diyen Mi Rae, yatacak yerin yok kızım.

Genel Yorumum

Adetimiz olduğu üzere, hoşumuza gitmeyenlerden başlayalım.

Yani öncelikle, evet belki daha fazla bölüm olsa uzatıp saçmalarlardı kabul ama bana yetmedi ya... Yani çok daha güzel anlarını izlemek varken neden on bölüm? Kızın Seo Eun Ho'yla daha fazla romantik anısı var. Yukarı koyduğum gifte çocuk BULAŞIK YIKIYO. Ama ne yapayım, üç beş birlikte oldukları anlardan biri, koyduk mecbur. Kiraz çiçekleri altında Seo Eun Ho'yla yürü, çiçekle dolu salonlarda Gu Yeong Il'le evlen, e bu çocuğuma bir şey kalmadı?? Bu dateleri görmemiz lazımdı, hakkımız verilmedi hakim bey.

Diziyle ilgili saçma bulduğum bir nokta da, Mi Rae'nin Hazır Sevgili'den ayrılma konusunda çok tereddütlü olmasıydı. İlk bölümleri anlayabiliyorum, hem hayatında birisi yok, hem de Seo Eun Ho sadece onun değil, kalan 12.000 kadının da kalbini fethetmiş bir eleman. Direnmek pek mümkün değil. Ama yani, Gu Yeong Il'in orijinali sende ablacım, sen niye finalde "Gu Yeong Il'den ayrılmak ister misiniz?" seçeneğine buğulu gözlerle bakıyorsun, 'Evet' seçeneğini işaretlerken elin titriyor? Park Kyung Nam gibi bir sevgilim olacak var ya, aboneliğimi o saniye iptal ederim. Cihazı da ikinci el uygulamalarında satarım Yazar Yun gibi ahahahaha

Tabi ki dizinin en sevdiğim yönü yakışıklılar- ay pardon yıldızlar geçidi olması ahahahsha Şaka maka gerçekten bir çok tanıdık yüz görmek çok güzel bir ayrıntıydı. Seo Kang Joon'un artık yıldızı sonunda parlamıştır herhalde, hadi şimdi, hadi sonra derken çocuğu düzgün bir yapımda izleyemedik gitti. Gerçi When The Weather Is Fine benim için başyapıttır da, herkes sevmez işte. Bence küçük bir gönderme olarak Jung Hae In de gelebilirdi bu arada, hatta Snowdrop'taki hikayeyle, Singles Inferno göndermesi yapmışsınız gayet ahahahaah

Dizi bana eski kdramaların tadını verdi. O kadar keyifli bir konusu ve olay örgüsü vardı ki bölümleri arka arkaya izlemekten kendimi alamadım. Tekrara düşmeyen, sıkıcı olmayan ve hiçbir şeyi gereksiz uzatmayan çok derli toplu bir senaryo olmuş. Olan her olay bir amaca hizmet ediyordu, boş sahne yazılmamış. O yüzden on bölüm olmasına üzülemedim. Belki uzasa boş beleş bir sürü sahne izleyecektik. Eski sevgili mevzusu bile olması gerektiği kadar yazılmış o dram hiç uzatılmamıştı. Hakeza Hazır Sevgili bölümleri de mesela, gereğinden fazla uzatılan tek bir karakter yoktu. Belki sonlara doğru Gu Yeong Il, o kadar.

Karakterleri çok sevdim. Mi Rae'nin ekibi çok tatlıydı, Freak Yun Song can sıkmıyordu, Mi Rae'nin arkadaşı çok şahsına münhasırdı. O yüzden ben yan karakterleri, iş arkadaşlarını falan izlerken çok eğlendim. Ofis ortamları çok eğlenceliydi. Fincan tutkunu Başkanları hele ahshahsha Ay başkan demişken, o plot twist miydi değil miydi bilmiyorum ama, Başkanın "En iyilerimizden biri Amerika'ya gidecek." dediği an kalbimi tuttum. Biliyorsunuz ki en nefret ettiğim olay yurtdışı mevzusudur. Neyse ki sonradan Başkan kahkahayı patlatıp "Ben tabi ki!" deyince rahatladım.

Dokuzuncu bölümde yazılan romantik sahneleri sevdim. Dizinin ilk yarısında sıfır ekran süresiyle etabını tamamlayan Park Kyung Nam'ı görmek çok güzeldi, ikisinin dünya tatlısı manitalıklarını görmek çok daha güzeldi. İçim yumuş yumuş oldu. Arkadaşım diyor ki, sevgili yapasım geldi. Yap güzel kardeşim yap tabi de, Park Kyung Nam mı var ortalıkta?

Son bölümdeki Hazır Sevgili krizi nispeten kısa zamanda çözüldü ama yine de daha erken bitirilmesini tercih edebilirdim. Ama ne olursa olsun saçma sapan bir son bölüm ayrılığına bin kez tercih ederim şu durumu. En azından incir çekirdeğini doldurmayan bir sebepten ayrılıp beş yıl sonra buluşmadılar. Ayrılığı düşünmeden, sakin sakin çözmeye çalıştılar. Kriz bakınca da mantıklıydı. Aslında bir şey yok gibi görünüyor ama rahatsız edici bir durum da bir yandan. O yüzden Park Kyung Nam'ın "Açıkçası ne hissettiğimi bilmiyorum." demesi mantıklı geldi.

Biraz teknik bir ayrıntı olsa da söyleyelim, kullanılan renk paleti, ışık kullanımı, aydınlık iç mekanlar ve güzel dış mekanlar gerçekten çok iç açıcıydı. Son zamanlarda izlediğim bir dizi var, ondan sonra ilaç gibi geldi bu açık ve canlı renkler.

Yani sonuç olarak çok sevdiğim bir iş oldu Boyfriend On Demand, dediğim gibi biraz daha bölüm, biraz daha sahne olsaydı, tadından yenmezdi.

OST listesine baktığımızda sadece dört parça olduğu için mi bilmiyorum hepsini çok sık duyduk. Bahar gibi hissettiren çok tatlı parçalar hepsi.

Doyoung (of NCT)-What A Love
Woody-HOME
Sam Ock-Dancing In CoDe
GEMINI-Dream Subscription

Tam bu havalara yakışacak, içinizi kıpır kıpır yapacak, dertlerinizi unutturacak bir dizi olmuş, ısrarlı tavsiyemdir efenim, iyi seyirler.








28 Şubat 2026 Cumartesi

Son Zamanlarda İzlediklerim #3

 Eveeet, bu blogda bu yazı ne zaman görülürse biliyorsunuz ki çok yoğunum ve yazı yazamıyorum... Ama birbiri arkasına da dizi izliyorum, haklarında hiç bahsetmeden geçmek istemiyorum açıkçası. O yüzden haydi bakalım dedik, aldık elimize klavyemizi. Tuşumuza kuvvet.
Sıralama kronolojik sıralama olacak, en yakın zamanda izlediğimden başlayarak sıralayacağım. Öyleyse, iyi okumalar herkese!
Uyarı: Bu yazı spoiler içerebilecek olup ona göre okunması tavsiye edilmektedir.


DYNAMITE KISS
Yönetmen: Kim Jae Hyun
Senarist: Ha Yoon A, Tae Kyung Min
Yayıncı: SBS
Bölüm sayısı: 14 Bölüm
Yayın Tarihleri: 12 Kasım-25 Aralık 2025

Biz bu diziyi de annemle izledik. Yani iyiydi hoştu da, bu kadar klişenin dibine vurmaya gerek var mıydı gerçekten bilemedim. Konusundan kısaca bahsedersem iş bulma umudu dibe vuran kızımız Go Da Rim, bebek ürünleri satan bir şirkette koşulsuz şartsız işe başlamak için evli ve çocuklu bir kadın rolüne bürünür. Ama birlikte çalışacağı takım lideri kısa süre önce Jeju'da tanıştığı ve flört ettiği Gong Ji Hyeok çıkar. Yani Jang Ki Yong'u başrol olarak izlemek benim için gerçekten çok heyecan vericiydi ama... Her şeye tamamdı da, artık mutlu mesut bir son bölüm izleme amacındayken o hafıza kaybı benim açımdan bardağı taşıran son damlaydı. Çok zorlama olmuş, bir de böyle hafıza kaybı olayı bende ondan önceki bütün olaylar boşuna yaşanmış hissiyatı veriyor. Yalanlar, sırlar çok uzatılmış bir de masumane yalanlar da değil. O onu kocasını aldatıyor sanıyor, diğeri öbürünü evli adama asılıyor sanıyor, birinin çocuğu var sanılıyor, öbürü kendini evli kadına aşık oldu sanıyor. Hani milletin ahlak anlayışı sarsıldı dizide gözümüzün önünde. Biz bu konunun ağasını da paşasını da Business Proposal'da izledik. Bilmiyorum, dizi benim için eh işte kategorisinde kaldı. İkinci çifti de adam akıllı toplayamamışlar, hani azıcık oradan yüzümüz gülsün. Baya gündemde olduğu için belki bir şans verilebilir ama ben ikinciye izlemem. Bir kere fazlasıyla yetti bana. Dizinin o cıvıl cıvıl bahar havasını sevdim, ama o kadar yani.


CAN THIS LOVE BE TRANSLATED?
Yönetmen: Yoo Young Eun
Senarist: Hong Jung Eun, Hong Mi Ran
Yayıncı: Netflix
Bölüm sayısı: 12 Bölüm
Yayın Tarihleri: 16 Ocak 2026

Bu diziyi gerçekten çok sevdim. Kısaca konusu kızımız bir oyuncu, oğlumuz çevirmen. Bunlar bazen tesadüf bazen bilinçli belli aralıklarla karşılaşıyor, restleşiyor, en son aynı projede yer alıyorlar. Böyle anlatınca saçma gelebilir, ama izleyince hak vereceksiniz, konu bu ahahahah Tek eleştirim şu olabilir, biraz boyundan büyük işlere kalkışılmış. Çoklu kişilik bozukluğu 12 bölümlük bir mini dizide işlenecek kadar basit bir konu değil. Hem ana konuya çok yedirilmediği için ayrı bir olay gibi kalmış hem de oldu bittiye gelmiş biraz, oraya girmeseler daha iyiymiş. Biz bu işi pirinden öğrendik, bknz. Kill Me Heal Me. Bir de ilişkileri çok bir ileri bir geriydi, o eleştirilebilir. Ama yine de Hong Sisters bu işi biliyor dedirten bir dizi oldu bana. Çekim yerleri zaten tablo gibiydi, başroller birbirine çok uymuş, Kim Seon Ho izlemek bana çok iyi geldi valla. Karakterler sevimliydi, bağ kurmak kolaydı ve dizi akıp gidiyordu. Kör kütük influenza olup başımı yastıktan kaldıramadığım günlerde bana çok iyi geldi. Tavsiye ederim.


TYPHOON FAMILY
Yönetmen: Lee Na Jeong
Senarist: Jang Hyun
Yayıncı: tvN
Bölüm sayısı: 16 Bölüm
Yayın Tarihleri: 11 Ekim-30 Kasım 2025

97'de Kore'yi ekonomik kriz vurmuşken ayakta kalabilen ve kalmak için çabalayan nadir küçük şirketlerden biri olan Typhoon Ticaret'in yöneticisi hayatını kaybedince başa kafasında kavak yelleri esen, ortamcı oğlu Kang Tae Poong geçer. İşte biz Tae Poong'un şirketi defalarca ipten almaya çalışmasını izliyoruz. Gözü kara, adaletli, kendine güvenen ve vazgeçmeyi bilmeyen biri. Junho ise rolüne öyle bir oturmuş ki.
Hikaye belli ki büyük prodüksiyonlu, 97'de geçen bir hikaye olduğu dekorlardan, kostümlerden, mekanlardan direkt anlaşılıyor. Aynı zamanda o dönemin koşullarını da iyi tasvir etmişler. Bu yönlerden benden tam puan aldı. Oyunculuklar harikaydı, karakterler harikaydı, Tae Poong'un gözü kara belalara dalışı, sonunu düşünmeyişi arada sinir etse de bir şekilde su aktı yolunu buldu, ben çok sevdim. Kim Min Ha'nın çillerinin güzelliği, doğallığı beni mest etti, Junho'nun karakteri Tae Poong'a ise hayran oldum, herkesi düşünüp herkese yardımcı olmaya çalışmasının yanı sıra adaletli oluşu, hakkaniyetli oluşu, düşünceliliği... Junho sadece oynamamış bu karakteri, hayat da vermiş bence. Tek eksi olarak her yapmaya çalıştıkları işin bir şekilde ellerinde patlaması bir yerden sonra sıkıntılara attı beni. Hiç mi başarılı olmayacaklar, ne olacak bu şirkete dedim. Ama yine de bence yılın en güzel dizilerindendi. Dönem dizilerini ekstra seven birisi olarak ben her karakteri ayrı ayrı severek ve çok eğlenerek izledim. Tavsiye ediyorum.


CHOCOLATE
Yönetmen: Lee Hyeong Min
Senarist: Lee Kyeong Hee
Yayıncı: JTBC
Bölüm sayısı: 16 Bölüm
Yayın Tarihleri: 29 Kasım 2019-18 Ocak 2020

Chocolate... Yani, seven sever, ama ağır bir havası var. Dram seviyorsanız izlersiniz. Benim genel olarak sevdiğim bir dizi oldu ama son bölüm ayrılığına ve son 5 dk kavuşma sahnesi görmeye gerek yoktu bence ay çok korkuyorum 2012 kdrama eraya döneceğiz diye. Konusu zaten baştan ağır dramla başlıyor. Yani yazamayacağım şimdi burada aşırı komplike bir konu ama dizinin en başında zaten yıkımlar, ölümler, travmalar falan. Kore'nin yakın tarihteki trajedilerinden biri olan Sampoong Alışveriş Merkezi'nin çökmesini merkeze alıyor dizi. Just Between Lovers'ta da aynı hadise vardı hatırlarsanız. Adamların ayda yılda bir felaketi oluyor onu da asla unutmaya izin vermiyorlar, bilince bak. Biz şu coğrafyada hatırlamaya kalksak hangi birini hatırlayacağız milyonlarca travma, felaket, yıkım... Sonuç olarak dram severseniz seversiniz bence. Zaten olaylar bakım evinde geçiyor yani yeterince travmatik olay izliyoruz dizi süresince. Bir de ana karakterlerin sürüsüne bereket derdi var. Diyorsanız ki ben acılarla piştim, izlerim. Buyurun şöyle bir iki bölüm bakın. Fena bir dizi değildi.


AS YOU STOOD BY
Yönetmen: Lee Jung Lim
Senarist: Hideo Okuda (orijinal novel yazarı)
Yayıncı: Netflix
Bölüm sayısı: 8 Bölüm
Yayın Tarihleri: 7 Kasım 2025

As You Stood By konu olarak gerçekten ağır bir drama. Kocasından şiddet gören bir kadının (ama ne şiddet, şiddetin her türlüsü) kocasını öldürüp, sonra arkadaşıyla yaptığı planlarla yakalanmadan olayın üstünü örtmeye çalışmasını anlatıyor. Gerçekten çok sarsıcı bir diziydi. Hee Su'nun yaşadıkları, Eun Su'nun yaşadıkları, birbirlerine koşulsuz destek olmaya çalışmaları, o sırada Jin So Baek'in kızların arkasında duruşu. Her bölüm gerilimin daha da tırmandığı bir diziydi. Ama sonunu mantıklı bir şekilde bağlamışlardı. Her toplumun kanayan yarası olan kadına şiddeti göz önüne getirmeleri takdire şayan. Kadın hakları konusunda seminerler verip de gelininin yaşadıklarına ağzını bile açmayan kaynanayı görünce sinirden gözlerim döndü. Keşke sadece dizilerde olsa ama maalesef bu insan demeye utanacağımız varlıklar aramızdalar, bizimle yaşıyorlar.


THE REASON WE FALL IN LOVE
Yayıncı: TV Asahi
Bölüm Sayısı: 10 Bölüm
Yayın Tarihleri: 12 Ekim-21 Aralık 2024

Bu diziyle ilgili diyecek hiçbir şeyim yok. Tam bir ofis dizisi, birbirinden tatlı üç çift, birbiri ardına akan bölümler, azıcık mutlu olmak istiyorsanız gidin hemen izleyin. Tamam fazla pembe bir dünyayı yansıtıyor olabilir ama zaten ben azıcık da böyle şeyler izlemek istiyorum bazen. O kadar yormadı ki. Yanlış anlaşılmalar uzamıyor, herkes ne hissediyorsa direkt olarak söylüyor, kısır döngüler yok. Ay güzeldi valla şöyle 10 bölüm rahat bir nefes almıştım. Bence listenize ekleyebilirsiniz, çok övdüm bakın, demek ki var bir şey ahahaha


WHEN LIFE GIVES YOU TANGERINES
Yönetmen: Kim Won Suk
Senarist: Im Sang Choon
Yayıncı: Netflix
Bölüm sayısı: 16 Bölüm
Yayın Tarihleri: 7 Mart-28 Mart 2025

Yani bu diziyi yorumlamak haddime değil de, görevimiz işte ahahahaah Aynı sene hem bu dizinin hem de Typhoon Family'nin yayımlanması, son yıllarda aynı yıldan bu kadar güzel dizi çıkmıyordu, bize de sürpriz oldu. IU ve Bogum zaten döktürmüş, oyunculuklara diyecek hiçbir şey yok. Ama bir hayat bu kadar güzel mi anlatılır. Geçen o yıllar, yapılan seçimler, yıllara direnen sevgiler böyle güzel mi anlatılır? Ben çok sulu gözlü olduğum halde son bölüm harici pek ağlayamadım ama her bölümde yüreğime bir taş oturdu sanki, annem ablam zaten pert ağlamaktan. Gerçekçiliği inanılmazdı, herkesin kendinden bir şeyler bulması inanılmazdı, hayatları her şeye rağmen akıyordu ve herkes birbirini çok seviyordu. Bilmiyorum ya ben çok sevdim. Gwansik gibi özenli insanlara denk geliriz umarım hepimiz. Hani derler ya ehline denk gelmeyen her şey ziyan olur diye, cidden öyle. Çok sevmiştim bu diziyi hala da dönüp bakınca çok güzeldi gerçekten. Anlattıkları, temsil ettikleri, söyledikleri çok güzeldi. Son bölümlerde Seon Ho'yu görmek de hoş bir sürprizdi.


Eveet, bu aralar da böyleydi. Bunlardan sadece Dynamite Kiss'i gözüm kapalı öneremiyorum maalesef, sabrım var diyorsanız izleyin. As You Stood By çok güzel ama biraz ağır ve travmatik bir dizi olabilir o yönden uyarımı yapayım. Ve Chocolate da gerçek dram aşıkları dışındakilerin pek ilgisini çekmeyebilir. Bu üçü dışında listedeki her dizi benim çok keyif aldığım dizilerdendi. Gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz. Tekrar görüşmek üzere!