16 Mart 2025 Pazar

Dizi Yorumu: Dali & Cocky Prince


Sanat aşkına! Herkese selamlar ve merhabalar. Baharın da kıpırdanıp uyanmaya çalıştığı şu günlerde, size bahar havasını getirecek bir dizi yorumlamaya geldim. Huzurlarınızda, Dali ve Gamjatang!

Annem beni ziyarete yaşadığım yere geldi. Bu sürede onun birinci, benim üçüncü izleyişim olarak Business Proposal'ı bitirdikten sonra evden burnumuzu bile çıkaramadığımız karlı günlerde dedik ki bari dizi izleyelim. Dali&Cocky Prince, dışarıda lapa lapa kar yağarken bir yanı hüzünlü de olsa bir yanıyla bize bahar havasını anımsattı.

Diziyi kimler sever diyelim, geleneğimiz olduğu üzere. Standart bir kdrama izleyicisi olan herkes sever bence. Tam bir romantik komedi çünkü, başıyla da sonuyla da. Mutlu eder, merak ettirir, keyif verir. Bence herkes izleyebilir, izleyen herkes de oldukça sevecektir.

Dali and Cocky Prince/Dal-Ri and Gamjatang
Yönetmen: Lee Jung Sub
Senarist: Son Eun Hye, Park Se Eun
Yayıncı: KBS2
Bölüm Sayısı: 16 Bölüm
Yayın Tarihleri: 22 Eylül-11 Kasım 2021

Dizimizin konusuna gelince, pazarda Gamjatang satan küçük bir restorandan işleri büyütüp Dondon F&B isimli şirketlerini kurmuş olan sonradan görme ama zengin bir oğlumuz var, Jin Mu Hak. Kendileri elit ve babadan zengin kesimden değiller yani.
Ama kızımız, yani Kim Da Li, nesillerdir sanat ile uğraşan köklü ve büyük bir aile olan Cheongsong Ailesinin bir üyesi. Babasının bir müzesi var ve kendisi de Hollanda'da bir müzede çalışıyor. İlk kez Hollanda'da yolları kesişen ikili birbirlerini bir kez daha görüyorlar tabi ki. Bakalım neler oluyor?

Yönetmen Lee Jung Sub, Queen For Seven Days, Angel's Last Mission:Love gibi bilinen dizilerin yanında Ji Chang Wook'un efsane dizilerinden Healer'ın da yönetmeni. Bu bilgiyi de eklemiş olalım.

-başlayalım efendim, spoiler havada uçuşsun-

Jin Mu Hak (Kim Min Jae)
Kim Min Jae... Arkadaşlar ben lisedeyken Kim Min Jae'ye çok aşıktım. Hatta o zamanlar Show Me The Money'nin bir sezonuna katılmıştı. Ekran süresi ve SMTM macerası kısa sürdü ama ben hiç unutmadım ahshahsh Zaten ses tonu da rap için epey uygun. Kendisini daha önce sadece Dr. Romantic'de izledim bu aşkımıza rağmen. Orada oldukça sakin ve ağırbaşlı bir karakteri canlandırıyordu. Bu kadar farklı karakterleri bu kadar iyi canlandırması oyunculuğunun ne kadar iyi olduğunun bir kanıtı adeta. Bu arada gülüşü en güzel olan aktörler listemde bir numarada. Bakın çok güzel gülen namjaları var bu Kore'nin, ama Kim Min Jae'nin gülüşü bambaşka.
Kendisini yarınlar yokmuş gibi övdükten sonra biraz da karakterini övelim bakalım :)
Jin Mu Hak, dizimizin errrkek oğlu erkek başrolü. Kendisi Dondon F&B isimli bir şirketin sahibinin oğlu ama o bildiğimiz nesillerdir chaebol olan ailelerden değiller, sonradan büyümüşler yani. Hala o 'elit zengin' kesimine ait değiller, onu belirtelim. Sonrasında Tae Jin lavuğu tarafından çokça yüzüne vuruldu oğlumuzun, ondan diyorum.
Jin Mu Hak ilk bölümlerde allı güllü takımlarıyla (ama ne takımlar!) ve bilgisizliğinin sınırsızlığıyla beni şoklardan şoklara sürükledi. Yalan mı dostlarım, böyle erkek başrol mü görmüşüz? Zıpır, fevri, düşünmeden harekete geçen bir tip. Kendisi suskun ve ciddi olduğunu söylese de yanından bile geçmez öyle söyleyeyim :P Ama gittikçe aşık olduktan sonra mıdır nedir önce dallı güllü takımları bırakıp düz gömlek düz takım kombinlerine geçti yarabbi şükür, bir de bir ince düşünceliydi ki sormayın. Koruma kollama deseniz var, hislerini itiraf etme deseniz açık ve net söylüyor, ilgi alaka deseniz tillahı burada! Bir de üstüne çok güzel yemek yapıyor! Ay erkekler nasıl olsun, böyle olsun işte. En sevdiğim kısım Da Li'nin evlatlık olduğunu herkes öğrendikten sonra müzeye gelip o konuya hiç değinmeden Chak Hee ile arasında hiçbir şey olmadığını açıkladığı yerdi. Ya bu nasıl ince düşünmektir? Da Li, evlatlık olduğunu söylediğinde ise hislerimize tercüman olmuştu. "Ne olmuş yani? Evlat edinildiğin için kim olduğun değişti mi?" :") Mu Hak'tan biz razıyız yani, öyle Tae Jin ayılarına benzemez ha. Allah herkese nasip etsin diyor, evetlerle uğurluyoruz.
Ay bir de Won Tak'ın evinde dans ettiği sahnedeki tatlılığı!

Kim Da Li (Park Gyu Young)

Park Gyu Young'u daha önce Romance is a Bonus Book ve It's Okay To Not Be Okay'de izledim. Bir de Just Between Lovers'ta minik bir rolü vardı. Burada rolünün dışında bence gerçekten çok zarif bir havası var. Muhtemelen rolünün kumaşını bu kadar iyi giyebilmesi de bundan.
Adını Salvador Dali'den almış olan Kim Da Li, zengin bir ailenin biricik prensesi. Babasının müzesi var, Da Li de yurtdışında bir sanat galerisinde çalışıyor. Bir fanusta büyümüş, zaten kitaplardan başka hiçbir şey bilmediği vurgusu yapılıyor sürekli. Ama babası aniden ölünce ve müzenin üzerinde hak iddia etmek için bu fırsatı kollayanlar ortaya çıkınca Da Li, binbir cephede savaşıyor adeta. Zaten peder bey de uçan kuşa borç takmış maşallah. Kız onları ödeyeceğim diye zaten bir ayrı uğraşıyor. Bir de üstüne ne skandal kalıyor patlamadık ne de uğraşmadığı dert kalıyor.
Da Li hakkında, daha doğrusu çizilen portre hakkında tek bir şikayetim var. Ben Da Li'ye hiçbir zaman tam olarak güvenemedim. Yani şöyle söyleyeyim, hiçbir tehdide boyun eğmez, sevgisinin arkasında durur, Mu Hak'tan vazgeçmez diyemedim. Halbuki oldukça güçlü bir karakter yansıtmaya çalışırken sırf ters köşe yapabilmek için Da Li'yi kolayca aklı çelinen birisi gibi yazmışlar. Tae Jin'in evlenme teklifini de, Mu Hak'ın babasının Mu Hak'tan ayrılmasını istediğinde de, ikisini de kabul edeceğini sandım şahsen. Dediğim gibi ters köşe yapmak için böyle yazılmış ama bana bu yönden güven vermedi.
Onun dışında Da Li'yi oldukça sevdim. Her şeyiyle o kadar zarif o kadar entelektüel bir havası vardı. Gerçekten çok zengin bir ailenin mütevazi kızı gibiydi. Bazı bölümler o kadar üzüldüm ki artık bu da mı olacaktı diye düşündüm, kızın bir türlü yüzü gülmedi, hep mücadele etmek zorunda kaldı. Ama işte o kadar tatlı birisi ki sonuçta kader ağlarını ördü ve Jin Mu Hak gibi bir adamla tanıştı. Birbirlerinden hem bu kadar farklı olup hem de bu kadar tatlı bir çift olmaları peki? Bayılırız mesela.

Lee Tae Jin (Kwon Yool)

Kwon Yool'ü daha önce One More Happy Ending ve My Sweet Mobster'da da ikinci erkek başrol olarak izledim, bu ikinci başrol rolü de yapıştı kaldı üstüne. My Sweet Mobster'da çok sıkıcı bir karakterdi ama en azından iyiydi. Buradaki rolü peki?? Korkunç bir çar yani.
Diziyi izlerken annem bu oğlanın ismini Jae Tin olarak kodladığı için kafasında, bizim için o andan itibaren ismi Çetin oldu ajahahaha
Dizide über zengin Segi Grubu'nun varisi Lee Tae Jin, Da Li'nin eski nişanlısı. Da Li beş yıl önce bu kılıksıza çok aşıkken kızı evlatlık olduğu için reddetmiş. Mirassa miras kıza kalacak resmi bir işlem sonuçta, varlıksa varlık anlamadım derdini, kraliyet ailesinden misin sana ne kızın soyundan sopundan ya? Sonra nişan bozulmuş tabi ama Tae Jin pişman olmuş. Her zaman pişman olurlar, kızlar bunu sakın unutmayın. Ama o zaman biz Mu Hak'ımızı bulmuş oluruz, slay ahahaahah
Hakkında ne söylesem bilemiyorum, hangi taşı kaldırsak oradan çıktı. Canımızı sıktı, Mu Hak'ımıza gamjatang dedi durdu, sinir bozucu tipin tekiydi. Ama bizi ikinci erkek sendromuna sokmadı yani dümdüz kötü olduğu için. Hakkında çok konuşmaya bile gerek yok da. Neyse.
Yalnız ummadık taş baş yarar, bunun işini de Mu Hak'ın basiretsiz üvey kardeşinin bitirmesi.

Joo Won Tak (Hwang Hee)

"Uri Won Tak-ie" de buradaymış. Won Tak dizinin başından sonuna benim çok sevdiğim bir karakter oldu. Da Li'nin babası tarafından koruyup kollanmış bir çocuk Won Tak, serserinin tekiymiş, adam etmiş. Polis olmuş Won Tak adamın sayesinde. Da Li'yle ilişkileri o kadar güzeldi ki gerçekten Da Li'nin abisi gibiydi. Aslında iş bitirici de olabilecek bir karakter ama devlet memuru olarak bürokrasi engeline takılıyordu. Won Tak iyiydi ya, aşırı seyir zevki verdi özellikle de Mu Hak'la olan sahnelerinde. Gönül isterdi ki Çaki'yle olan ilişkilerini daha çok görelim.

Ahn Chak Hee (Yeonwoo)

Momoland'in güzeller güzeli Yeonwoo'sunun oyunculuğa devam ettiğini bilmiyordum. Çok güzel bir kız, umarım yolu açık olur.
Chak Hee, namı diğer Çaki -dümdüz Çaki yine niye bu ismi koyarsın ki kızına?- Ahn Sang Tae isimli bir diğer yılan olan milletvekilinin kızı. Mu Hak'la görüşmüşler bir dönem ama kültürsüzlüğü yüzünden kız bunu istememiş, çok doğal. Ama işte bu Chak Hee kızımız kararının arkasında da duramıyor. Mu Hak'tan hoşlanmaya başlamış. İkinci kadın karakter olmasına rağmen tek yanlışı olmadı, kraliçe. Tabi Mu Hak'a sormak lazım bir şeyleri böldü mü diye ahahaha


Tüm bunlar dışında yukarıdaki müze ekibi -Hwang Bo Ra'nın hayat verdiği Sekreter Yeo hariç- seyir zevkini yükselten bir ekipti. İş ve müze sahneleri oldukça fazla olsa da hiç izlerken sıkıldığım olmadı. Sekreter Yeo'ya ise ayrı bir paragraf açmak gerekir resmen. Her eve lazım ama her eve. Bir tane Sekreter Yeo'm olsa sırtım yere gelmezdi resmen.

Genel Yorumum

Diziyle ilgili beğenmediğim şeyler olmadı da, birkaç tane şöyle olsa daha iyi olurdu dediğim yer var. Mesela final bölümü.
Eğer final bölümünde bizi ters köşeye yatırmamış olsalardı, yani Da Li, Mu Hak'ın babasının söyledikleri üzerine cidden Mu Hak'ı terk edip Hollanda'ya gitmiş olsaydı muhtemelen burada çok farklı şeyler konuşacaktık. (çığlıklar, yardım çığlıkları...) Neyse ki öyle bir şey olmadı da, gönül rahatlığıyla iyi bir finaldi diyebiliyorum. Ama farkındaysanız çok iyi değil, iyi. Çünkü final bölümünde Mu Hak'ın babası ve üvey annesinin rezil ötesi flörtünü görmek, görmek isteyeceğim son şey bile değil. Onun yerine Chak Hee ve Won Tak ilişkisine daha fazla screentime verilseydi keşke. Daha önceki bölümlerden başlatılabilirdi bu ilişki hatta. Eski diziler de bu ikinci çift işinde genelde saçmalardı, ona dönmüş bu da. İkinci bir olumsuzluk olarak da muhtemelen ters köşeye yatırma amacıyla olsa da, bölüm ilerleyişi çok karmaşıktı. Zaten yarısından fazlasına kadar ne olduğunu açıklamadılar, hepimiz Mu Hak bir yıl önce Da Li tarafından terk edildi sanıyoruz. Sonra son dakikalarda öğrendik ki saftirikler bir haftadır ayrılarmış falan. Ama gerek yok anladınız mı? Çok daha şeker şerbet şeyler izleyecekken, herkesin cezasını bulduğunu falan görebilecekken her şey çok havada kalmış hissi verdi bana. Yani finali tam olarak beğenmedim diyemem. Ama potansiyeli harcanmış mı harcanmış, daha iyisi olabilir miydi, evet olabilirdi maalesef.

Son olarak Tae Jin'in yaptıklarının cezasını çektiğini niye göremedik? Deccalın önde gideni, yemediği halt kalmamış ama lütfedip Segi Grubu'nu bırakmak dışında bir şey gelmedi başına? Mu Hak'ın kart babasıyla üvey annesinin rezalet ötesi romantik sahnesi yerine şunun hapse girdiği bir sahne izleyebilirdik finalde, insanı sinirlendiriyorsunuz bazen.


Peki neleri sevdim? Başlayalım bakalım.
Aşkla ilgili çoğu deyiş, aşkın benzerler arasında olduğunu söyler. Bunlardan ilk akla gelen de "Davul bile dengi dengine." benim için. Bu bazı yönlerden doğru olsa da dizide birbirine bu kadar zıt iki karakterin bu kadar güzel ve bu kadar safe bir ilişki kurabilmesini izlemek benim için çok keyifliydi. Özellikle ilk bölümlerde aralarındaki o uçurumu gördükçe bir arada nasıl olacaklarını düşünmeden edemedim. Ama oldular, çok da güzel oldular.

Mu Hak kdramalarda hep gördüğümüz o kibirli, soğuk, mesafeli kdrama erkeklerinden değil. Bana karakter olarak biraz Hotel Del Luna'nın Goo Chan Sung'unu anımsattı. Heyecanlı, fevri, zıpır ve aynı zamanda da duygularını saklamayan bir karakter. Bu özelliklerinin yanı sıra sarsılmaz bir sevgiye sahip oluşuyla da tadından yenmedi. Biz izlemeye mi gelmişiz ya, gelmemişizdir umarım...

Romantik komedi dizilerin formatlar belli ama bir diziye ekstra olarak belirli bir tema koyulduğunda -örneğin burada bu tema sanat veya başka bir dizide kitap, sinema, bir spor dalı vb.- ben diziyi ekstra daha ilgiyle izliyorum. Bunun ilk sebebi başka bir dala ait bir çok şey öğrenmemiz, diğer sebebi de belirli temaların diziye farklı bir hava kattığını düşünüyorum. Burada da sanat çevresinde gelişen bir ilişki izlemek ve gerçek bir sanatçı olabilecek Da Li'yi ve farklı sanat türlerini gözlemlemek dizinin izlenebilirliğini oldukça arttıran etkenlerdendi bence.

Diziyi izlerken dram dozunun biraz ucunun kaçtığı 12-13. bölümler civarını saymazsak diziyi izlerken sıkıldığımız olmadı. Bu söylediğim bölümlerde de sıkıldım diyemem de, ne zaman biter bu aşkın ızdırabı dedim şimdi biz bizeyiz yani ahahahaa Genel olarak dizi oldukça tatlı ve komik sahnelerle doluydu.

Son olarak bir romantik komediden beklenebilecek her şeyi veriyordu ya. Seyir zevki yüksek bir çift, sıkmadan yormadan ilerleyen bir senaryo, ve diziyi kapatıp kendi hayatınıza döndüğünüzde bölümlerin yüzünüzde bıraktığı kocaman gülümseme. Ben bir romcom diziden çok da fazla bir şey beklemiyorum açıkçası. Keyifli zaman geçirdiysem, beni sinir krizlerine sokmadıysa, severek izlediysem o dizi güzeldir, bitmiştir.


Eski dizilerin OST listeleri genelde çok güzel olurdu hatırlarsınız, şu an bir parça duysanız mesela tak diye, şu dizinindi dersiniz. Bazı dizilerin müzikleri havasıyla çok güzel örtüşüyor. Bu dizinin OST listesi de çok güzeldi, hepsi tam diziye uygundu. Ben bazen evde bir şeylerle ilgilenirken, işe giderken baştan sona dizi müzikleri dinlemeyi severim. Bu liste de tam loopa alınıp çalmalık olmuş. Araba kullanırken, çizim yaparken, dinlenirken... Tam bahar hissiyatı veriyor. Her parçayı ayrı sevdim diyebilirim.
Ham Yonji-The Sweetest Love
DINDIN-Straight
Seoho-That's Ordinary Love
Ha Hyun Sang-With You
Fromm-Can't You Love Me
KLANG-U Hoo Hoo
Kim Yeji-Moon Crater
CHAI-GIFT
CHAI-GIFT (Eng Ver.)
Hodge-The Kiss
Ian Hug, Seoho-One Day It Will Be

Ne izleyeceğim arayışındaki herkesin severek izleyebileceği bir dizi olduğunu düşünüyorum ben. Zaman kaybı olduğunu düşündürmez, izlerken sinir krizlerine sokmaz, çiftin güzelliğinden pamuk gibi olursunuz. E daha ne zaten, gidin izleyin hemen. Sonra geri gelin ama, yorumlarda buluşalım ahahahah
Herkese iyi seyirler!



Muhteşem bir sahneydi ya ahahahahaha



Şeker koması mısın be adam?















3 Mart 2025 Pazartesi

Son Zamanlarda İzlediklerim #2

Herkese kocaman merhabalar! Daha önce de bahsettiğim gibi -ve tabi blogun çok uzun süre ıssız ve çorak bir çöl gibi kalmasından da anladığınız üzere- epey yoğun olduğum bir dönemden geçiyorum. Dinlenecek çok az zamanım olduğu için bloga iki satır bir şey yazmak bile zor geliyor adeta. Ben de o yüzden geçen yaz başında yaptığım gibi birikmiş olan izlediklerimi bir yazıda toplayayım dedim. Hepsini ayrıntılı yazacak zamanım olmadığı gibi yazmasam da unutacağım. O yüzden, buradayız. Başlayalım bakalım.
Sıralama olarak izleme kronolojimi kullanarak yazacağım. Sıralar beğenimi yansıtmayacak yani. Zaten hemen altta diziyle ilgili yorumumu da bulacaksınız.

Road Home

Yönetmen: Yu Cui Hua
Senarist: Mo Bao Fei Bao (orijinal novel yazarı)
Yayıncı: Hunan TV, iQiyi, Mango TV
Bölüm Sayısı: 30
Yayın Tarihleri: 14 Mart 2023-31 Mart 2023

Ben bu diziyi geçen yaz izlemiştim. Kar, kış, kıyamet yazın ortasında iyi gelmişti yalan yok. Her gün bir bölüm izleyerek bitirmiştim ama biraz sıkıcı bir dizi olduğunu da söylemek gerekir. Bir kere çok fazla askeri sahne var, ben özel harekatçı mıyım yahu bana ne? Hepsini x2 hızla izlemiştim. Dağ taş görmekten ayrı içim şişti, sat komandosu gibi sürekli parkur izlemekten ayrı içim şişti. İki güzel sahne izlemeye geldik kardeşim, bana ne Çin'in SWAT polisinin performansından, askeri ekipmanından?
İkinci olarak da çok fazla flashback izledik. Yani tamam büyük bir bölümü geçmişte geçmiş bir aşkı konu alıyor, izleyeceğiz tabi. Ama aynı sahneyi elli kere de göstermezsin be kardeşim, salak değiliz çok şükür, hatırlıyoruz. Zaten haftada ALTI gün yayınlamışsınız diziyi, bence güncel izleyenler de hatırlıyordur. Oğlanın da ağzından cımbızla alıyorduk iki güzel sözü. Off bilmiyorum ya çok merak ediyorsanız bir iki bölümü izleyin, olmuyorsa zorlamayın.

Kleun Cheewit

Yönetmen: Aew Ampaiporn Jitmaingong
Senarist: Danaya Supying
Yayıncı: Channel 3
Bölüm Sayısı: 15
Yayın Tarihleri: 23 Ocak-13 Mart 2017

İzlediğim ennn toksik diziler listesinde rahat yer bulur kendine. Öyle bir dizi, birbirinin hayatını mahveden mahvedene. Ama şöyle bir sıkıntı var ki inanılmaz sarıyor. Bölümler bir buçuk saatten fazla olmasına rağmen bir hafta sonu gece dörde kadar izlemiştim. Diğer bir gün de ertesi gün iş olmasına rağmen ne olacak diye düşünmekten uyuyamamıştım ahahahshs
Dizide Tayland'ın sevilen dizi çiftlerinden olan Mark ve Yaya oynuyor. Gerçek hayatta da çok yakın arkadaşlarmış zaten. Olay şu ki, dizide ünlü bir aktris olan Jeerawat/Jee (Yaya Urassaya) üvey babasının verdiği bir ilaçla ondan kaçmaya çalışırken avukat olan Sathit'in (Mark Prin) sevgilisine arabayla çarpıyor, kız ölüyor. Olayı Jee'nin şirketinden birisi üstleniyor ama o sırada telefonda olan Sathit bir kadın sesi duyduğunu söylüyor ve Jee'nin yaptığına emin oluyor. Bir yandan Jee'nin yaptığına kanıt arayıp bir yandan kıza hayatı dar etmeye uğraşırken kaçınılmaz son tabi ki, aşık oluyor salak Sathit ama kıza da yapmadığı kalmıyor cidden.
Bana biraz Jisung'lu Secret Love dizisini anımsattı başları ama o bu kadar toksik değildi bu baya başka bir seviye. Bölüm süreleri baya uzun, gözünüz keserse izleyin. Cidden sürükleyici çünkü. Yani bu kadarı da olmaz diyeceğiniz şeyler oluyor, klişeler peş peşe geliyor, kötüler desen günlük pembe dizi kötüleriyle yarışır ama izlemeye devam ediyorsunuz bir şekil. Ve Yaya, nasıl bu kadar güzel olabilirsin ya nasıl? Dizi boyunca giydikleri o kadar güzel yakışmış ki üstüne, hele o gülüşünün güzelliği!

Will Love In Spring

Yönetmen: Liang Cheng
Senarist: Even Jian, She Mu Shi (orijinal novel yazarı)
Yayıncı: CCTV, Tencent Video
Bölüm Sayısı: 21
Yayın Tarihleri: 22 Nisan-30 Nisan 2024

Bu dizi benim sevdiğim her şeye sahip. Küçük kasaba romantizmi, sinema çekimi gibi olan sanat eseri sahneler, kimyası inanılmaz bir çift, ilgi çekici bir hikaye... Ama Jie karakteri... Korkunç.
Abla sana kimse aşkın için kariyerini feda et demiyor. Kazık kadar olduğun için bir yetişkin gibi karar al ve onu uygula diyorlar sadece. Dizi boyunca Maidong ve Şangay arasında bocaladı durdu. Madem Şangay'daki hayatından vazgeçemeyeceksin o zaman ilişkini ciddiyete taşımak için adım atıp nişanlanma. Ve gideceğini, dahası iki yıl boyunca çok meşgul olacağını nişanlına tren garında, trenine beş dakika kalmışken söyleme. Yani bu dizinin mutlu sonla bitmesini o kadar istemedim ki. Herkes seçimini yapar ve sonuçlarını yaşar. Jie de ne yardan ne serden kafasıyla hem Maidong'dan ayrılmam hem Şangay'dan derken Maidong'un kendi hayatını yaşayıp Jie'yi unutmasını çok istedim. Çünkü böyle karakterlerden nefret ederim. Kariyerini seçiyorsan ok, Şangay'a git ve Maidong'u sal. Maidong'u seçiyorsan o da ok, memleketinde kal, Şangay'ı sal. Ama ikisini de umutsuzca elinde tutup seçim yapacak kadar cesur olmazsan, bir gün ikisinden de olursun. Bu arada Maidong Şangay işine de okeydi başında, Çocuğun derdi şu, Jie'nin bunu beş dakika kala söylemesi. Olgunlaşmamış bir karakterdi Jie kim ne derse desin.

Bunlardan sadece Kleun Cheewit'i baya heyecanlı izledim. Diğer ikisi izlemeseniz de olur bir kategoride benim için. Hani Will Love in Spring yine 21 bölüm, izlenir bir şekilde de, Road Home çok uzun eğer ilginizi çekmezse izlemenize pek gerek yok bence. Yine de karar sizin ballı börekler.


16 Şubat 2025 Pazar

Dizi Yorumu: Perfect Marriage Revenge


Herkese merhabalar! Bugün burada son zamanlarda tekrar sıkça adını duymaya başladığımız Perfect Marriage Revenge hakkında konuşmaya geldim. Çaylar kahveler hazırsa, başlayalım efendim.

Perfect Marriage Revenge yeni bir dizi sayılmaz. Yani tamam iki sene öncesi eski de değil ama güncel bir dizi de değil. Ancak son zamanlarda güncel olarak yayınlanan bir dizi konu olarak bunu anımsatınca twitter'da falan editleri önüme düşüp durdu. Beni bilirsiniz, yeminim var Sung Hoon'u korurum aahahahsh Yani bu adama çok aşıkım ama şöyle bir şey var ki ya afişi gördüm bunu intikam (sadece intikam) üzerine kurulu bir dizi sandım ya da gözümden kaçtı. Yoksa benim Sung Hoon'un oynadığı bir diziyi atlamam imkansız.
Sonra dedim ki ben sömestr tatilini bekleyeyim en iyisi, annemle izleriz. Eh tatilde de aldık sıcacık örgülerimizi, oturduk annemle, bir oturuşta da bitirdik zaten diziyi.

Perfect Marriage Revenge/Standard Procedure of Perfect Marriage
Yönetmen: Oh Sang Won
Senarist: Im Seo Ra, Young (orijinal wecomic), Lee Beom Bae (webcomic), Jerryball (webcomic)
Yayıncı: MBN
Bölüm Sayısı: 12 Bölüm
Yayın Tarihleri: 28 Ekim-3 Aralık 2023

Dizinin konusu ise şöyle; Zengin bir ailenin evlatlık kızı olan Han Yi Joo, küçüklükten beri evde tam anlamıyla sevgi görmemiştir ve hep dışlanmıştır. Eskiden yanlarında çalışan bir adamın oğluyla evlense de eşi de ondan değil, onun kız kardeşi Yu Ra'dan hoşlanmaktadır ve Yi Joo'yla Yu Ra'ya yakın olmak için evlenmiştir. Bir gün Yi Joo'nun üvey annesi ortaya çıkan bir suçu Yi Joo'ya atmak, kocası da Yi Joo'yu boşamak isterken Yi Joo arabayla kaza yapar ve uzun bir komadan sonra hayatını kaybeder. Ama ona ikinci bir şans verildiğini ve olaydan bir sene öncesinde, kocası ile daha sadece nişanlıyken gözünü açtığını fark edince, ailesinden ve ona çektiren herkesten intikam almayı kafasına koyar. Bunun için ilk adım, bir önceki hayatlarında Yu Ra'nın aşık olduğu Seo Do Guk'u etkilemektir.

Bu arada çok enteresan bir şey var ki kadronun neredeyse tamamını Love ft. Marriage & Divorce dizisinden almışlar ahhahshahas ciddiyim. Do Guk'un abisinin hayatından nefret eder gibi konuşan sekreteri bile o dizide var. Hatta işin komiği, üçüncü sezonda Sung Hoon çıkınca aynı rolü oynayan kişi de burada abisini oynayan Kang Shin Hyo ahahahaha Aktör mü kalmadı aktris mi kalmadı, niye komple kadroyu taşıdınız buraya ahahahah

-spoiler zone.-

Seo Do Guk (Sung Hoon)

Sung Hoon'um da Sung Hoon'um. Sung Hoon'u daha önce Oh My Venus dizisinde de izledim, My Secret Romance'de de izledim. Kendisine o kadar yanığım ki gittim, Jaekyung'la çektikleri bir bölümü 15 dakika olan Noble My Love'da bile izledim, o kadar diyorum bakın. Oyunculuğu gayet iyi her sene bir başrol teklifi götürmek için neyi bekliyorsunuz??
Bu adamın orijinalinde bir webtoon karakteri olduğu o kadar belli ki... Seo Do Guk, Taeja Grubu'nun biricik oğlu, onlarda ayrı olarak H-Terrier adında minik bir start-up mimarlık/iç dizayn şirketi kurmuş kendine, takılıyor orada. Ama minik bir kusuru var ki, ideal erkek olması...
Yi Joo ona pek de amacını saklamadan yaklaşınca -yani takribi ikinci üçüncü bölüm sonu öğreniyor hiç değilse- tamam diyor, ben bu işe ortak olurum. İntikamsa intikam, varım diyor yani. Ama safım gidiyor, kıza aşık oluyor.
Kendisi gerçek ve yürüyen bir green flag. Ne duyarsa duysun asla inanamıyor ve önce Yi Joo'ya inanmayı seçiyor. Duyguları konusunda her zaman dürüst davranıyor. Yaşadığı hiçbir şeyi Yi Joo'ya yansıtmıyor ve ona hep hak ettiği değeri veriyor. Kız sadece paketli şeyler yiyor diye eve bir sürü hazık yemek stokluyor, ona yemek pişirdiyse önce kendi tadıp test ediyor. Anlayışlı davranıyor, bekliyor. Uzun süredir kdramalarda izlediğim en safe karakterlerden biriydi, başından sonuna çizgisi hiç bozulmadı. Gereksiz aksiyonlara girmedi, başından sonuna dağ gibi kızın arkasında durdu, ben Seo Do Guk'dan razıyım.

Han Yi Joo (Jung Yoo Min)

Jung Yoo Min'i bir projede ilk defa izleyişim. Farklı projelerde yer almış ancak genelde yan rol ya da cameo olduğu için şurada şu karakteri oynuyordu diyebileceğim bir rolü yok. Oyunculuğu biraz donuk geldi bana ama ilk büyük rolü diyebileceğimiz için kabul edilebilir bir seviyede bence. Kendini geliştirecek zamanı olacaktır ve dahası da ekran ışığı olan bir oyuncu bence. İnanılmaz güzel birisi ve çok asil de bir havası var.
Han Yi Joo, Hanwool Finans Grubu tarafından küçük yaşta evlat edinilmiş bir çocuk-mu acaba? Spoiler olan kısımda olduğumuz için biz Yi Joo'nun babanın biyolojik çocuğu olduğunu biliyoruz, şşşt. Ama tabi bunu başlarda kimse bilmiyor. Efendim bu kız büyüyor, ailedeki herkes gibi sanatla ilgilenip ressam oluyor ama aileden hep dışlanıyor. Üvey annesi biricik kızı Yu Ra'ya her imkanı kovayla sunup bu kıza damlalıkla veriyor adeta. En son da sahte resim işini bu kızın üstüne atmaya kalkınca anlıyoruz ki abla iflah olmaz. Ama bu Yi Joo da az iflah olur gibi değil. Yanlış anlamadıysam ilk bölümde kaza yapmasına sebep olan o U dönüşünde, ikna olmuş annesinin suçunu üstlenmeye gidiyordu.
Neyse ki ikinci şansında yeterince acımasız ve gaddar bir karakter olabildi ahshahshsh İntikam böyle olur. Çat çat bütün hesapları kapattı valla, helal olsun.
Ama karakterin bir özelliği olarak mı yoksa oyunculuğundan kaynaklı mı bilmiyorum, bu kızın özellikle sevgisi, bana pek geçmedi. Gerçi böyle tüm duyguları ölmüş de, duygusu varmış gibi bir hissiyat vermesini de istemiş olabilirler. Hani çok kırılmıştı, yavaş yavaş mutluluğunu geri kazandı gibi. Bilmiyorum, zaten sonraları da ya benim gözüm alıştı, ya bu kıza farklı sahneler yazdılar ya da oyunculuğunda bir atılım oldu bilmiyorum ama son bölümlerde çok daha iyiydi.
Ay ama bu kıza da ne çektirmişler ya. Zehir bile atmışlar yemeğine, kimsenin dokunamadığı paketli şeyler yiyebiliyordu sadece. Yavrum, içler acısı bir çocukluk geçirmiş hapsedilerek, dışlanarak, istenmeyerek, canına kastedilerek.


Bunlar da kızın üvey annesi ve kardeşi. Dizi boyunca bir şeyler deneyip deneyip en son ana kız bozum oldukları için bu fotoğrafı seçtim. Ay aman ne türlü kötülükler, hele şu şeytan anasının yapmadığı kalmamış. Hele de Hanwool Grubu'nun gerçek varisi olan Yi Joo'yu dışlayıp asıl Yu Ra'yı gerçek kızın diye babaya kakalaması??? Şeytanın aklına gelmez abla, kelimem kalmadı. Kızı kaç kere öldürmeye kast etmiş onu saymaya bile gerek yok biliyorsunuz.

Bu da oğlanın abisi. Kesesine bereket kötü vardı biliyorsunuz dizide, bu da onlardan bir tanesi. En uzun dayananı da buydu zaten. Olmasa da olur bir elemandı. En büyük ters köşesi yıllardır topallıyormuş rolü yapmasıydı. Abi sendeki nasıl bir kin, manyak mısın nesin?

Genel Yorumum

Neleri Sevmedim?
Dizi tüm güzel yanlarının dışında o pembedizi-vari havadan kurtulamamıştı. Evet klişe bir konuya sahip ve zaten rahatsız edici olan bu değil. Yan televizyon kanallarında yıllarca yayınlanan günlük diziler olur ya, kötü karakterler adam bile öldürebilir. Bu dizideki kötülerin de aynı öyle bir kötülük kapasitesi vardı. Gram merhamet olmaz mı insanın içinde? Tamam konu itibariyle zaten böyle olmak zorunda ama yani hem üvey anne, hem kız kardeş, hem eski kocanın annesi kardeşi hem de Do Guk'un abisi deccalin öz kardeşi olunca fazla geliyor yani. 32 kısım tekmili birden saldırdılar, maşallah. Dönmeyen entrika, olay, ihanet, hıyanet kalmadı.

Bir de o abinin son bölümde attığı kazık çok gereksizdi. Herkes layığını almış oturmuş, tüm dertlerimiz çözülmüşken Monte Kristo Kontu mu bu adam da hapishaneden kaçacak Allah aşkına? Yok hapishaneden kaçmış, o kadar zaman içinde Yi Joo'yu kaçırdı falan. Hayır bir de madem böyle bir tehlike var, sekreter ve iç güveysi abimiz bunu neden Do Guk'a evden dışarıda söylüyor, gel eve söyle yani.

Başka da bir şey yoktu yani. Dizide 12 bölüm olduğu için hiçbir şey üzmedi, sıkmadı. İzledik, aktı valla.

Usulen soralım, peki neleri sevdim?
Tamam yukarıda kötüler çok dedik ama dizinin bu konudaki avantajı da çoğu entrika erken çözüldü, Şu ne zaman ortaya çıkar, buna nolur diye karnımıza ağrılar girmedi. Bu konuda Seo Do Guk da aslanlar gibi karısının arkasında durdu hep. O ne dedi, bu fotoğraf nasıl çekildi demedi, ne olursa olsun önce Yi Joo'yu dinlemeyi tercih etti. Önceliği hep Yi Joo'ydu. Sınavı yok ki kazanasın, ders değil ki çalışasın, sevilmek de bir rızık. Ne diyelim...

Dizide entrika çok yalan çok ama uzun zamandır finale kadar her şeyin böyle tek tek çözüldüğü bir dizi izlememiştim vallahi içim soğudu, tümm intikamlar titizlikle alındı çok sevdim. Kimsenin yaptığı yanına kalmadı, herkes layığını buldu. Do Guk ve Yi Joo'nun gereksiz vicdan yapmamasına da çok sevindim. Do Guk son bölümde bu minvalde bir şeyler söylüyordu zaten, evet olanlar üzücü ancak yataklarını kendileri hazırladılar, benzeri bir cümle kurdu. Öyle doğru ki. Yapmasalardı, yanlışı seçmeselerdi. Kötü biri olmak ve kötülük yapmak bir tercihtir. Ve herkes kendi tercihlerinin sonucunu yaşar. "Kötü biri olmak bir tercihtir." diye bir söz vardı. Bana onu anımsattılar sık sık.

Dizinin fantastik unsuru olan geçmişe gitme hikayesi de olabilecek en iyi şekilde çözüldü bence. Aynı şekilde bir kırılma noktası yaşamaları ve tarihin bu şekilde bileklerinden silinmesi nispeten basit gibi gözükse de ben böyle olmasına sevindim. Zira son bölümdeydik ve ben biraz daha aksiyon kaldıracak durumda değildim. O yüzden olabilecek en iyi şekilde çözüldü, rahaat bir nefes aldık. Ayrıca ay ne oldu ne olacak diye kendilerine hayatı zehir etmemelerini de sevdim. Do Guk şamanın yanındayken "Birimiz ölürse diğerimiz kurtulur mu?" diye sorunca çok korkmuştum ama şükür yapmadılar öyle bir şey.

'Men written by women' kavramının bir timsali olarak Seo Do Guk! Kendisini yukarıda yeterince ve hakkıyla övdüğümü düşünmediğim için burada da ayrı bir başlık açmak istedim. Gerçekten harika bir karakterdi ya. Anlayışlı oluşu, kızın şimdiye kadar o evde yaşadığı her şeye hala içinin gidişi, ihtiyaç olduğu anda süper kahraman gibi belirip herkesin karşısına dikilebilmesi, ne olursa olsun Yi Joo'nun elini asla bırakmaması... Böyle bir karakter izlemek hem safe hissettirdi hem de biraz kıskandık yalan yok. Sen çok iyisin Yi Joo'm ama kocan da adam çıktı ahahahahs

Koreliler genelde düzgün final yapma konusunda kötü bir şöhrete sahiplerdir. Webtoon olan orijinali evli mutlu çocuklu biten Business Proposal'ın dizi finalini hatırlarsanız ne dediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. Dizisi de bal gibi mutlu sondu ama ellerinde orijinal senaryo varken en azından bir düğünle taçlandırmayan senariste hala kırgınım. Neyse, diyeceğim o ki, burada evli mutlu çocuklu bir final görmek beni mutlu etti. Yani illa çocuk olması falan da değil de, tamamlanmış bir finaldi hani onu hissettik.


Dizinin ost listesi de dizi içinde sıkça duyduğumuz parçalardı. Tekrar açıp dinleyeceğim bir çalma listesi değil ama dizinin o gerilim havasını çok iyi veren, anlamca da o havaya uyan parçalardı, özellikle de opening ve ending parçaları.

Sohn Yerim-Halo
Collie-Meaningless
Lim Sa Rang-I Need a Love
Vincent Blue-Smile For You
Jung Yi Han-What I Want To Say To You

Akıcı olay örgüsüyle, 12 bölümlük hızlı serüveniyle ve ilgi çekici intikam harmanıyla benim heyecanla izlediğim bir dizi oldu. En çok da anlaşmalı evlilik konusunun farklı bir yorumunu izlemeyi sevdim açıkçası. Karakterlerin çizgileri de beklemediğim kadar iyiydi. İdeal erkek nedir, nasıl olur, neye benzer bunları görmek de önemli ahahahah O yüzden bence şu soğuk ve uzun akşamlarda keyifle izleyebilirsiniz efendim. Tavsiyemdir. Pişman olmayacaksınız bence.









Yicem sizi.




9 Şubat 2025 Pazar

Dizi Yorumu: The Sound of Your Heart

Mer-ha-ba! Herkesin keyifleri yerinde mi? Eğer hepiniz hazırsanız, şöyle işten-okuldan gelince çayınızı kahvenizi alıp günün yorgunluğunu atabileceğiniz muhteşem bir dizi önerisinde bulunacağım: The Sound of Your Heart
The Sound of Your Heart aslında bu ismi taşıyan bir webtoon. Epey de eski bir eser, 2006 yılında Naver'da yayınlanmış. Yazarı Jo Seok'un hayatını, bu webtoonu oluşturma sürecini dizi yapmak istemişler. Dizinin iki sezonu var, aynı konu ancak farklı oyuncularla çekilmiş bir sezon, ismi ise Sound of Your Heart Reboot. Ancak biz bugün ilk sezonu konuşacağız.


The Sound Of Your Heart
Yönetmen: Ha Byung Hoon
Senarist: Jo Seok (webtoon yazarı), Lee Byung Hoon, Kwon Hye Joo
Yayıncı: KBS2, Naver TV, Netflix
Bölüm Sayısı: 10 Bölüm (2 bölüm birleştirilmiş)
Yayın Tarihleri: 9 Aralık 2016-6 Ocak 2017

Dizi, The Sound of Your Heart isimli webtoon serisinin yazarı Jo Seok (Lee Kwang Soo) ve onun hayatını, seriyi oluşturma sürecini konu almaktadır.
Dizinin bölüm sayısı aslında 20 bölüm olarak görünüyordu ancak Netflix'te iki bölümü birleştirerek yayınlamışlar, mevcut olarak 10 bölüm var.

Senarist Kwon Hye Joo ve yönetmen Ha Byung Hoon Go Back Couple dizisinde birlikte çalışmışlar. Senarist bunun dışında Hi Bye Mama dizisinde yer alırken Ha Byung Hoon'un işleri arasında Go Back Couple'a benzer bir iş olan 18 Again var.


Lee Kwang Soo dizide webtoon yazarı olan Jo Seok'u canlandırıyor. Kendine özgü çizimleri sayesinde webtoon yazarları arasında çok da ünlü olmuyor. Çocuğun her yaptığında bir başarısızlık söz konusu, elini attığı yeri kurutuyor diyebiliriz ahahahaha.

Jung So Min ise onu 7 yıl çıktıktan sonra evlendiği kız arkadaşı Ae Bong'u canlandırıyor. Ae Bong, Seok'un çizimlerine çok gülüyor. Kızlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır tezinin bir kanıtı olma yolunda emin adımlarla ilerleyerek zaman içinde Seok'tan hoşlanmaya başlıyor. Ay ama ikisinin çıkmaya başladığı bölümler... Gülmekten ağlamıştım şakasız...

Seok'un abisi olan Jo Jun'u Kim Dae Myung canlandırıyor. Bu da ayrı komedi bir tip. O kadar alakasız ve yaptığı hiçbir şeyi o kadar beceremiyor ki bu beceriksizliğine şaşırıyorsunuz "Nasıl olabilir bu kadarı?" diye, öyle bir beceriksizlik. Bazı yerlerde komikti, özellikle Çin'de Yangın bölümünde, ama bazı yerlerde de yok artık dedim, insan biraz kafasını kullanır, bu kadarı da olmaz...

Kim Mi Kyung ulusun annesi olduğundan burada da Seok'un annesini canlandırıyor. Buradaki dominant, hayatından ve hayatındaki herkesten bıkmış halleri beni güldürdü. En sevdiğim rollerinden biri oldu sanırım. Özellikle Belgesel bölümünde kamera evde diye yemeğe giyinip gelmesine de çok güldüm, baya güldüm.

Kim Byung Ok ise Seok'un babası Jo Chul Wang'ı canlandırıyor. Bu adam da gerçek bir başarısızlık örneği. Oğulları neyse, aha bu adam da o. O kadar komik sahneleri vardı ki ahahahah

Dizi skeç tadında, bölümlerin hepsi birbiriyle alakasız ve devam niteliği taşımıyor. Bu devam etmeyi kolaylaştırıyor. Yani beşinci bölümden de başlasanız, garipsediğiniz bir durum olmaz çünkü devam eden olaylar yok, sadece o anı konu alıyor. Güldürüyor, bitiyor.

Bölüm sürelerinin kısa olması da bir avantaj bence. Güldürü kısa süreli bir şey ve uzatmaya çalışınca zorlama oluyor, sıkıyor. 10 bölüm olmasına üzülsem de bu da gerekli bir şey çünkü dediğim gibi devam eden olaylar olmadığı için izleyiciyi dizide tutacak şey olay örgüsü değil, sadece mizah. 10 bölüm ideal bunun için. Bizim yerli sitcomlarımızın bir yerde patlamasının en büyük sebebi bu. Kısır olayları uzattıkça uzatıyorlar ve bu bir yerde kabak tadı veriyor.

Dizinin komedisi diziye devam ettikçe kademeli artıyor ki bilinçli yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ama enn doğrusu olmuş. Eğer başta komediyi fazla verip düşürseler izleyici kopabilirdi ama başlarda çok abartmayıp beşinci bölümden sonra tüm mizahı yüklemişler. Ae Bong ve Seok'un sevgili olduğu bölüm, randevularının tasarıları, belgeselin ve Çin'de yangının olduğu bölüm, komşularıyla yarıştıkları bölüm, Seok'un kuzenlerinin geldiği bölüm, hepsi o kadar komikti ki ahahahaha O son bölümler resmen şov yapıyordu, muhteşemdi.

Kadro çok iyiydi. Zaten anne babanın yılların oyuncusu olduğunu geçsek bile, işin büyüğünü yapan Lee Kwang Soo orantısız uzun boyuyla, sınır tanımayan mimikleriyle ve konuşma tarzıyla çok çok komik olabilen bir oyuncu. Running Man'de yıllardır harikalar yaratmasından da anlıyoruz bunu. Jung So Min de rüştünü ispatlamış oyunculardan birisi. Bunlar yetmezmiş gibi dizinin yarısından itibaren konuk olarak gelen oyuncular çok iyi iş çıkarıyorlar. Benim favorim ikiz kuzenler bölümünde gelen Kim Jong Kook.

İzleyin. Moraliniz bozukken açın rastgele bir bölümünü izleyin, ihtiyacınız oldukça bir doz alın, tersten başlayın izleyin, baştan başlayın izleyin, ama izleyin. İlaç gibi gelecek, derdinizi tasanızı unutturacak, içinizi sıcacık yapacak. İzleyin, herkese tavsiyemdir.


23 Aralık 2024 Pazartesi

Dizi Yorumu: An Incurable Case Of Love/Koi wa Tsuzuku yo Doko Made mo


Çok uzuuun bir aradan sonra herkese merhabalar. Blogumda alışık olmadığınız bir şekilde bir Japon dizisiyle geldim bugün.
Aslında ben Japon dizileri izliyorum. Hatta Çin dizilerinden çok daha uzun süreli bir hukukumuz var, lisede internette sadece 240p ile video izleyebildiğimiz zamanlarda Japon dizisi izlerdim. Ama nedense Japonlar daha çok lise dizileri çekiyorlar, çalışma hayatında geçen çok dizileri yok. Koca kadın olduk lise dizileri de sarmıyor yani artık ahahahhsh İzlediğim birkaç diziyi de nedense yorumlamamışım burada. Kısmet bugüneymiş.

Bayadır uğrayamadım buralara da, nasıl özlemişim yazmayı. Biraz yoğun bir tempoda şu aralar hayatım. Yani yoğundan da ziyade ben biraz tükendiğim bir dönemdeyim sanırım. İki gün resim kursundan dolayı eve geç dönüyorum. Onun dışında da yemek telaşı, temizlik derken hiçbir şeye yetişemiyor gibiyim. Her gün yemek yapmayan halim bir de bu. Her gün üç dört çeşit yemek yapıp her şeye de yetişen annelerimize öyle saygı duyuyorum ki şu günlerde. Öyle işte.

Bu diziyi baya önce izlerim diye kaydetmişim, geçenlerde tekrar önüme düştü. Soğuk ve kibirli oğlan ve little sunshine olan sarsak ama azimli kız, 2012 kdrama starter pack, severis. Dedim ki izleyeyim ya sarar en azından. Sardı ama pamuklara... Aldı beni böyle günlük hayatın karmaşasından, pamuklara sardı. Kendi dünyasına aldı, götürdü ay bayıldım ya. Değil 10 bölüm, 30 bölüm olsaydı keşke. Bal olmuş bal.

An Incurable Case of Love/Love Lasts Forever
Yönetmen: Kenta Tanaka, Ryosuke Fukuda, Fuminori Kaneko
Senarist: Maki Enjoji (orijinal manganın yazarı), Arisa Kaneko, Mako Watanabe
Yayıncı: TBS
Bölüm Sayısı: 10 Bölüm
Yayın Tarihleri: 14 Ocak-17 Mart 2020

Konuya gelecek olursa aha da şu elinden geleni yapan ve gittiği her yere neşe saçan aşkın ateşini yüreğinde taşıyan hanım kızımız Sakura Nanase bir gün yolda baygın birine yardım ederken tanıştığı doktor Tendo Kairi abimize o anda pat diye aşık oluyor. Ve o gün adamın çalıştığı hastanede hemşire olmayı kafaya koyuyor vallahi akademik kariyer deyince de sen be kızım. Amacına da ulaşıyor ama bir de ne görsün. O sokakta kibar kibar konuşan adam o değil sanki. Adamın hastanedeki lakabı 'Şeytan'. Gerçi adam da haklı, Hemşirenin teki geliyor ilk günden ilan-ı aşk ediyor. Bir tık gerebilirdi beni de ahahaha Sonrasını biliyorsunuz. Azimli kızımız durmadan çalışıyor ve duvar gibi olan bu taş kalpli adamın kalbini çalıyor... mu? İzleyip görelim ahahahahs

Diziyi konu itibariyle Playful Kiss'in son bölümlerine benzettim. Hani orada da Park Seung Jo doktor oluyordu, Oh Ha Ni de onunla çalışabilmek için hemşire oluyordu (kızlardaki kariyer yönetimine bak, üstü gelir mi, sanmam) ama odunlar odunu Park Seung Jo kıza sanki nişanlısı, karısı değil de yoldan geçen biriymiş gibi ters davranıyordu ya, hah işte o bölümler. Paralel evrende Playful Kiss ahahahah Kız da zaten tam Oh Ha Ni. Playful Kiss de bir manga uyarlaması zaten orijinalinde. Bu Japonların on beş yirmi yıl önceki aşk anlayışları buydu. Soğuk, mendebur bir oğlan ki genelde bunların anneleri bunları terk etmiş, biriyle kaçmış olur ki çocukta bir kadın nefreti olsun ve kadınlara kötü davransın. Esas kız ise dünyanın en yapışkan ve en gurursuz portresiyle ekrana gelir ki oğlanın buzunu eritip kalbini çalsın. O arada da oğlan güzellenir, aslında iyi biriymiş, kaba değilmiş de yaşadıkları onu bu hale getirmiş... Ya bırak, bildiğin ayının tekiydi işte, görmedik sanki ahahahah Velhasıl kelam, izlerken bana bir Playful Kiss havası verdi. Klişe mlişe severdim o diziyi lisedeyken. O yüzden hafif bir nostaljiyle izledim diziyi. Zaten çekimler, kullanılan aksesuarlar falan hiç 2020 yapımı gibi değildi, rahat bi 2016'sı vardı.

Bu dizi de bir manga uyarlaması, evet. Aynı isimli bir manga, nostaljik olması bu sebepten olabilir çünkü manganın ilk yayın tarihi 2016'ydı sanırım.

-spoiler zone.-

Sakura Nanase (Mone Kamishiraishi)

Bu gariban kızımız başrolümüz oluyor efenim. Kendisi büyük bir azim örneği göstererek yolda aşık olduğu -literally yolda bu arada- adamla aynı hastanede çalışmayı başarıyor. Ancak işler burada bitmiyor tabi.
Nanase bir hemşire olarak çok parlak bir izlenim bırakmasa da türünün diğer örnekleri gibi öğrenmeye istekli ve açık. Bir de ben böyle gelişim hikayelerini izlemeyi severim. Oldukça vasat olan ancak elinden gelenin en iyisini yapan karakterlerin gün be gün daha iyi olduğunu izlemek gerçekten keyifli. Gerçi tıp gibi alanlarda hata payı oldukça az, yani her zaman en iyi şekilde donanımlı olması gerekiyor insanın.
Nanase gerçekten çok tahmin edilebilir bir karakter. Kötü anlamda söylemiyorum bunu, o hep gördüğümüz karakterlerden. Pes etmek nedir bilmiyor, her zaman çabalıyor ve onu bıktıracak umutsuzluğa düşürecek pek bir şey yok. Böyle insanlara hep imrenmişimdir çünkü ben çok kolay modu düşen biriyimdir. Herkesle kolayca anlaşıvermesi ve kimseye gücenmemesi güzel özellikler bence.
Ben paket olarak sevdim Nanase'yi. Bazı şapşallıkları gerçekten şoktan şoka soksa da ahahshshs Tatlıydı ya, hayatının aşkını elde etme konusundaki azimini takdir ediyoruz, darısı başımıza diyoruz ahahahahs

Tendo Kairi (Takeru Satoh)

Takeru Satoh'yu ilk olarak herkesin timeline'da aynı zamanda izlediği First Love'da izlemiştim ben de. Yani tamam şimdi çekimler, ortamlar, karakterler ve oyunculuklar falan süperdi de diziyi izlerken fena sıkılmıştım bunu da ilk burada itiraf ediyorum. Yanlış zamanda mı izledim yoksa benlik mi değildi bilmiyorum ama boş yere kaçırdıkları o kadar zaman bende bir sinir harbi ve hayal kırıklığı yığını olarak kalmıştı. Hiç öyle "Ayy ne büyük aşk, yıllar sonra birbirlerini buldular." falan demedim yani. Neyse.
Takeru Satoh burada boyuna posuna bin maşallah, kalp cerrahımız. Ama yani öyle de değişik bir insan ki, lakabı 'Şeytan', millete kan kusturuyor. Ama tabi ki her soğuk bir kibirli drama erkeğinin arkasında büyük bir acı yatar ki evet, burada da var. Genelde jdramalarda tercih edilen er kişisinin el kadar sabiyken annesinin başka bir adamla kaçmak suretiyle terk edilmesidir ama mangaka bunu klişe bulmuş olacak ki adama başka bir senaryo kurgulamış; intörnlük yaparken kalp hastalığından vefat eden sevgili. Sevgilisi de onun gibi intörn bir doktorken önce ciddi bir kalp hastalığına yakalanmış sonra da vefat etmiş. İnsanlar da hiç ses etmemiş adama, acısı büyük hani ne yapsa yeridir diye. Sonrası malum, en ihtimal vermediği insan gelip kalbini çalıyor.
Kairi iyi bir doktor, ketum bir insan olmasına rağmen Sezar'ın hakkı Sezar'a, benzeri olan diğer erkek karakterlerden fersah fersah iyi. Hisleri hakkında konuşmak bir yana, Nanase'yle olan iletişimleri de beklediğimden iyiydi. Çok fazla temas gördük ki bu ilişkilerin seyirciye geçmesinde önemli bir kıstas bence. İlişkinin başında, karşısındaki insana duygularının en canlı olduğu dönemde bile emekli albay gibi iki fersah ötede durursa bir karakter, onun aşkı bana geçmiyor maalesef.


Kardiyoloji ekibi, bunları izlemek de çok keyifliydi. Hele şu ortak hemşire odası mı banko mu artık neresiyse evimi görmüş gibiyim, safe place oldu benim için. Valla ne güzel yerlerde çalışıyorsunuz ya, kıskanıyoruz.
Bu ekip oldukça destekleyici, istersen kardaş oluruz yoluna yoldaş oluruz tadında bir ekipti. Aralarındaki iletişim falan da çok tatlıydı, ekip gibi ekip vallahi.


Peki bu çiftin şirinlik?? Bir diğer kalp cerrahı Kisugi'yle onun hemşire yari Sakai bunlar da. Sakai oldukça mükemmele yakın bir karakter olmasına rağmen Kisugi'nin gönlü başta Nanase'ye kayıyor. İşte bazen mükemmel olursun ama ona yetmez be Sakai... Sonra neyse ki Kisugi de doğru yolu bulup şu kızın duygularına karşılık verdi. Öyle de tatlı bir çar ki. Anlayışlı, sevimli, sakin. Adam sinirlense de belli etmiyor. Vallahi kocan olay Sakai, tadını çıkar.


Şöyle genel olarak bir toparlamak gerekirse diziyle ilgili beğenmedim diyebileceğim bir şey yok. Zaten 10 bölüm yani ister istemez bir şeyleri çok uzatamıyorlar ya da sıkmıyor yani. O yüzden işlenişi sevdim ben. Yakınlarda izlediğim Rich Man Poor Woman'dan da, favori Japon dizim sayılabilecek From 5 To 9'dan da iyiydi bence. Hatta From 5 To 9'a bir tık fark atıp yeni favorim olmuş olabilir. 

Sevdiğim şeylere gelecek olursak ise, y
ukarıda Playful Kiss'e benzettim demiştim ya. Playful Kiss'in çok daha geliştirilmişi diyebiliriz ahahahah Orada bir güzel söze, bir temasa hasret kalmıştık burada aniden gelişen bir kiss olsun ne bileyim arkadan sarılmalar, gülümsemeler, "O benim kız arkadaşım"lar, "Onunla evleneceğim"ler vardı yani ahahahah Taşraya taşınan Nanase'nin Kairi Tendo tarafından geri getirildiği bölüm baya tatlıştı mesela. Ya da araba kazasından sonra bıkmadan Nanase'nin başında bekleyen Kairi baya artı puan topladı. O yüzden canımızın klişe istediği dönemlerde benim için daha tercih edilebilir bir seçenek. Baek Seung Jo benim erkek nefretimi körüklüyordu ahahahahs

Kötü karakterler yoktu pek. Yani o kıvırcık kafalı, deccal vip hastayı saymazsak. İkinci kadın olarak diziye giren doktor ablamız her Japon yapımında olduğu gibi adeta bir melaike bir azizeye dönüşerek görevini tamamladı. İkinci erkek doktor abimiz ise her kızın rüyası ahahaha Şaka maka çok iyiydi ya hem kibar hem yakışıklı DAHA NE OLSUN HA DAHA NE OLSUN?? Yani onlar da hikayede büyük sorunlar yaratmayan tatlış insanlardı. Sevdim.

Dizide inanılmaz nostaljik bir tat vardı, yukarıda da söyledim. Böyle 2016 kdraması tadı verdi bana, izlemelere doyamadım. O kadar keyifliydi, günün tüm yorgunluğunu atıyordum resmen izlerken. O dünyaya çekiyordu insanı. Büyük büyük dramlar, olaylar olmamasının bir etkisiydi tabi bu da. Şeker gibi bir on bölüm izledik. Japon dizilerinin 10 bölüm olması harika bir detay ya. Çin dizileri utanır mı, sanmam.

Vakaların dizi içindeki dengesi güzel kurulmuştu. Karakterlerin yaşamlarının yanında farklı farklı hikayeler ve vakalar görüyor olmamız da iyi bir ayrıntıydı. Her vakanın da farklı bir hikayeye ve alınacak bir mesaja işaret etmesi güzeldi. Bunun yanında hemşirelerin gelişimlerini de gördük. Mesela Nishi'nin kandan korkmamaya başlaması onun için çok büyük bir şeydi, zamanla bu seviyeye geldi. Verilen mesaj her zaman için çabalamaya devam etmek ve elinden gelenin en iyisini yapmaktı. Ara sıra hatırlamak gerekiyor.

Yurtdışı detayı ise... Artık konuşmak bile istemiyorum ya cidden saldım. Bitmiyor çünkü bunların son bölümde yurtdışı sevdası, artık konuşmaya bile hevesim yok yani. Ama finalin son sahnesinin hava alanı olduğu From 5 To 9 faciasından sonra mevzunun uzatılmadan hemen bir yıl sonrasına bağlanmasını sevdim. Gitti geldi hemen, o yönden canımızı sıkmadılar yani.

Hikaye şeker şerbet romantik sahneleriyle, zaman doldurmak için yazılan boş sahnelerin olmayışıyla, her şeyi güzelce toparlayıp tatlı bir final yapışı ve on bölüm boyunca insanı gerçekten iyi insanların olduğu bir evrene götürmesiyle tadını damağımızda bıraktı. Benim için artık canım her sıkıldığında koşabileceğim safe bir drama oldu. Karakterleriyle, olaylarıyla, hikayesiyle her şeyiyle gerçekten feel good kategorisine alabileceğimiz harika bir yapım. Bence hala uzun olan kış gecelerini değerlendirmek için harika bir seçenek. İzleyecek herkese, iyi seyirler!

Şu anda o kadar çok bu ortamda olmak istiyorum ki ahahahahs

Güzellikleri...
"Hayatta eksik olan şeyler vardır ama yine de yaşamak zorundasındır. Hepimiz birbirimizin eksikliğini gideririz. İnsanlar bu şekilde yaşar."