1 Aralık 2021 Çarşamba

Dizi Yorumu: Hometown Cha Cha Cha


Herkese bolca merhaba! Bugün burada, benim için 2021'in ennn iyi romcom'u olan Cha Cha Cha'yı eyyorlayacağım. Tabi çokça sevdiğim ve beğendiğim için de her zamanki gibi çenem düşecek. Kusura bakmazsınız artık.

Dizi esasen 2004 yapımı Mr. Hong isimli bir filmden uyarlama. Orijinali izlemediğim için neyin aynı neyin farklı olduğu hakkında yorum yapamıyorum ama genel çerçevede konusu aynı görünüyor. Meraklısına başrolleri Uhm Jung Hwa ve Kim Ju Hyeok paylaşıyor.
Shin Min Ah'nın uzuunca bir sürenin ardından bir romantik komediyle ekranlara dönmesi, Kim Seon Ho'nun ise Eulachacha Waikiki 2, 100 Days My Prince, Start Up gibi gibi dizilerden sonra ilk başrolünü alması dolayısıyla ilk bölümden itibaren çokça konuşulan, postlar atılan, yorumlar yapılan bir diziydi Hometown Cha Cha Cha. Başrollerin kimyası, ikisinin de 'Dimple Couple' olarak reklamının yapılması, güzel çekimler ve manzaralar derken epey bir kitle severek izledi diziyi.

Kim Seon Ho'ya atılan iftirayla resmen yanan Seon Ho ve rol arkadaşları oldu. Epey üzüldüm gerçekten, tamamen bir karalama kampanyası olan bu olay, neredeyse çocuğun kariyerini bitiriyordu. O da sanki bana Hong Banjang ya, çıkıp açıklasana oğlum bu böyle bu böyle, böyle olmadı şöyle oldu diye... Hiç!
Arkadaşına demiş ki -bunu da kankilerinden öğrendik düşünün- "Tüm ulusun önünde ilişkimi konuşacağıma özür dilerim daha iyi." Alooo, abi kariyerin gidiyo yalnız. Reklamları, iptal edilen filmleri, kadrodan çıkarıldığı tv şovları falan derken baya baya kara deliğe doğru gidiyordu ki arkadaşları çıkıp ekran görüntüleriyle her şeyi çürüttüler. Aziz gibi adammış vallahi helal olsun, Hong Banjang mısın cidden?

Neyse ki şu anda kariyeri normale döndü ama psikolojisi ne durumdadır bilemiyoruz tabi, umarız iyidir. 
Olayın bu kısmını böylece anlatıp geçtiğime göre, dizinin künyesine, konusuna da bir değinelim. 



HOMETOWN CHA CHA CHA
Yönetmen: Yoo Je Won
Senarist: Shin Ha Eun
Yayıncı: tvN
Bölüm Sayısı: 16
Yayın Tarihleri: 28 Ağustos-17 Ekim 2021

Yoon Hye Jin (Shin Min Ah) Seul'de bir diş kliniğinde çalışan dişçidir. Bir gün patronuyla bir tartışma yaşar ve sarhoşken internette patronu hakkında kötü bir yazı yayınlar. Bu sebeple kovulur ve kafasını dağıtmak için çocukken bir iki kere gittiği Gongjin'e gitmeye karar verir. Arabasının arızalanması sebebiyle buradan o kadar da çabuk ayrılamaz. Gongjin'de başına gelenlerden dolayı, kasabanın her işine koşan Alan Şefi Hong Du Sik (Kim Seon Ho) ile tanışır. 
Oldukça umutsuz bir durumda olduğunun farkına varan Yoon Hye Jin, Gongjin'de hiç diş kliniği olmadığını duyunca burada diş kliniği açmaya karar verir. Bir süre para biriktirip, Seul'e geri dönmeyi planlayan Hye Jin, buradan sandığı kadar kolay ayrılamayacaktır.


Dizi bana bir çok yönden When The Weather Is Fine'ı çağrıştırdı ki o diziyi de çok severim. Ama tabi bu dizi çok daha renkli ve neşeli, When The Weather Is Fine dram yönü daha ağır basan, kasvetli bir diziydi. Ama ikisinin yeri de benim için çok ayrı oldu. Spoiler olmadığını düşündüğüm için söyleyebilirim hatta. WTWIF'da Eun Seob, Hae Won'un evinin yolundaki bozuk lambayı tamir ediyordu yol çok karanlık olduğu için. Burada da yine aynı şekilde, Hye Jin'in sokağındaki lambayı zorla tamir ettirdi Du Sik. Bu sahneyi görünce hemen aklıma bir diğeri geldi. Yine Eun Seob, Du Sik'e göre çok daha sessiz ve içine kapanık bir karakter olsa da o da kasabalıya epey yardımcı oluyordu.

Birkaç yorum görmüştüm, izleyenler dizi çok yavaş ve sakin olduğu için sıkıldığını söylemiş. Dizinin olayı bu, günlük hayat, yaşadığımız her günün birbirinden güzel ve sürprizli olacağı düşüncesi, küçük ve sakin bir kasabada geçen günler... Yani zaten çok bir aksiyon beklemek saçma, inandırıcı da olmaz ayrıca. Ki zaten 2 yıldır pandemi sayesinde aksiyonun dibini yaşadık. O yüzden akşamları uzanıp bu sıcacık kasabayı izlemek bana çook iyi geldi. Böyle sakin dizileri pek bir sevdiğim için de gerçekten tam anlamıyla bayıldığım bir yapım oldu Hometown Cha Cha Cha. 
İzleyin, kesinlikle izleyin. Dinginliğine, eğlencesine, sevimliliğine doyamayacaksınız. Her bölüm ayrı eğlenceliydi. Keşke ben de Gongjin'de yaşasam da günlük hayatım aynen böyle olsa. Tası tarağı toplayıp kırsala gitme isteği uyandırdı valla hepimizde. Kaç para ulan bi Gongjin?!

-eser miktarda spoiler içermesini planladığım için içerecek olan alan-

Karakterler
Yoon Hye Jin (Shin Min Ah)
Sesine ayrı, güzelliğine ayrı, oyunculuğuna ayrı bayıldığım Shin Min Ah'nın bir diziyle döneceğini duyunca çok mutlu olmuştum. Kendisini en son Oh My Venus'te izledim. İyi ki bu diziyle dönmüş.
Yoon Hye Jin karakteri sabırsız, mesafeli, ciddi bir şehir kızı olarak çıkıyor karşımıza. Du Sik'in deyimiyle Dişçi Hanım, Seul'den taşınıp Gongjin'de bir klinik açtıktan sonra küçük kasabaya bir türlü alışamıyor. İnsanları kırıp döküyor, gaflar yapıyor, kendini bölge insanından üstün görüyor, her gün üç kere Du Sik'i terslemezse günü aymıyor falan. Du Sik arkasını toplamasa bölge insanı bundan ölümüne nefret edip sonra da kasabadan sürerlerdi herhalde. İlk altı bölüm falan kibirli, kararsız, çocuk gibi bir karakter izledik. Hele böyle gaf üstüne gaf yapıp insanları kırdıkça, Du Sik'i küçük görüp çocuk gibi azarladıkça inanılmaz ayar olmuştum, yalan yok. Çünkü gitmişsin küçücük bir yerde klinik açmışsın ne bekliyorsun yani. Kasaba yerlileri birbirini tanıyor, dedikodu yapıyorlar ve her küçük yerde olduğu gibi her şey çok hızlı yayılıyor. Evet olmasa daha iyi ama oluyor.
Ancak sonradan, kasabaya yavaş yavaş alıştıkça daha yardımsever, daha sevecen yüzünü gördük. Hele Du Sik'le olan ilişkisinde karşılaştıkları problemlerdeki yapıcılığı beni gerçekten şaşırttı. Çünkü ilk bölümlerde o kadar yüzeysel bir insan gibiydi ki beklemiyordum bunu. Çok olgundu, yapıcıydı. Du Sik'in kendine açılması için ona zaman verdi, küsüp içine çekilmedi, Du Sik'e sessizce destek oldu, en sonunda da evlilik teklifini yaptı ve Seul'den gelen klinik profesörlük teklifini reddedip Gongjin'i ne kadar sevdiğini bize de kanıtladı. Yaşa be Yoon Hye Jin, harbiden Gongjin'in gelinisin sen. O güzel gamzeleriyle dizi boyunca güller açtı yüzünde. Bölümler ilerledikçe kasabadakilerle daha sağlam ilişkiler kurması, kaynaşması, yardımlarına koşması da yüzümde gülümseme bıraktı. Du Sik'le olan şirin ve mutlu ilişkilerine de bayıldım. İtiraf sahnesi de epey vurucuydu, şahsen ben sevdim. Tanımadığı insanlara epey mesafeli oluşunu da kendime epey benzettim. Baştan çok hoşlanmasam da sonradan çok sevdim seni be Yoon Hye Jin. Kendisinin bir repliği çok hoşuma gitti. "Ailem bu dünyada bana sahip olmak için her şeyini verdi, bu yüzden mutluluğa sahip olmak için elimden gelenin en iyisini yapmalıyım."



Hong Du Sik (Kim Seon Ho)
Kim Seon Ho'yu daha önce izleme şansı bulamadım ama burada hem oyunculuğuna hem kendisine bayyıldım! Başına gelenlerdeki sayesinde karakterine de düştük tabi.
Du Sik memleketi olan Gongjin'de gün içinde binlerce yarı zamanlı işe koşturan ve peşin ödeme alan bir Alan Şefi. Dizi yayınlanırken şu resimdeki tüm sertifikalarını gösterdiği sahne baya viral olmuştu ahahdahshd. Aklınıza gelebilecek herrr türlü alanda sertifikası var. Bu yüzdendir ki kasabalının her işine koşuyor. Kasabalı ne zaman yardıma ihtiyaç duysa, "Hong Banjang!" diye Du Sik'e koşuyor. Onlar yokken dükkanlarında duruyor, mal taşımalarına yardım ediyor, kahve yapıyor, köpekleriyle oynuyor, teslimat yapıyor ohoo... Bir de yaşlılara tüm bunları gönüllü yapıyor. Altın kızlardan Gam Ri'nin yorganlarını yıkıyor, evde yaptığı sabunlardan, mumlardan, şifalı bitkilerden onlara da veriyor. Tam bir pelerinsiz süper kahraman anlayacağınız.
Tabi bu kadar iyi olan her insan gibi sırları var. Spoi olan alanda olduğum için istediğim gibi anlatayım, izlemediyseniz okumayın annem. Du Sik, Kore'nin en iyi üniversitelerinden birisi olan Seul Ulusal Üniversitesi'nin Mühendislik Fakültesinden mezun oluyor. Sonra beş yıl sonra perişan halde kasabaya dönünce kimse soramıyor ne oldu diye. Ancak bir sürü teori var hakkında. Kimi diyor ki çok zengin bir politikacının ya da chaebol'ün varisi, kimi diyor ki Kuzey Kore'den gelen bir ajan, kimi diyor çok zengin ama çaktırmıyor yani afedersiniz ama bok gibi teoriler, hepsi birbirinden uydurma ama insan merak ediyor yani. SNU gibi bir üniversiteden mezun olup mühendis ol sonra gel Gongjin gibi el kadar yerde part time işler yap, ne bileyim sabun yap evde, şarap yap. Modern dünyanın kölesi olmuş bizler anlamıyoruz tabi. 
Bir de böyle çocuğu katil gibi gösteriyorlar da alakası yok. Zaten Du Sik'in annesi babası erkenden ölmüş bunu biliyoruz, kendisini büyüten dedesinin ölümünden de az buçuk kendini sorumlu tuttuğunu da biliyoruz. Bu kadar travma azmış gibi dahası da var tabii. Meğersem Du Sik bir şirkette Fon Yöneticisi olarak çalışırken en yakın arkadaşını bir kazada kaybetmiş, aynı zamanda fona yatırım yapıp epey para kaybeden güvenliğin intihar etmesiyle yıkılmış, kendini suçlamış. Bu hikayeler oldukça yürek parçalayıcı ama ölenlerin yakınlarının Du Sik'i suçlaması saçmalığın daniskası. Güvenlik abiye on kere "Dikkatli ol, temkinli ol." demesine rağmen Du Sik'in hiç güvenmediği bir yere yatırım yapıyor amca. Ayrıca Du Sik baştan hiç istemiyor bunu. Yani oğlunun dediği gibi zorla fona yatırım yapmasını isteme durumu yok. Güvenlik, Du Sik'i ikna ediyor daha çok.
Arkadaşının ölümü ise... Lan adam arabayı kullanmıyordu bile, bunun suçu ne??? O da perişan oldu, o da üzüldü. Adamın karısı da buna diyor ki "Keşke sen ölseydin?" Acısı çok büyük ve suçlayacak birisini arıyor anlıyorum, ama o kişi Du Sik değil. Borsayı suçla, piyasayı suçla, arabaya çarpan kamyonu suçla. Ama en yakın arkadaşı bir cm ötesinde can vermişken onu ağlayarak izlemek zorunda kalan Du Sik'i de suçlama yani. Neredeyse intihar ediyormuş çocuk. Sonrasında epey psikolojik yardım alıyor Du Sik ve kasabaya dönüyor. Kasabanın kahramanı Hong Banjang böyle doğuyor.

Of bir de burada bin paragraf yazdım ama, biraz oyunculuğunu da övebilir miyim? Rolünün geçmişin travmalarını kapatamadığı o kadar belliydi ki biri geçmişinden bahsetmeye başladığı anda o özgüvenli tavırları yıkılıyor yüzüne çocuksu, ürkek bir ifade geliyordu. Kim Do Ha ona "YK Varlık Yönetiminde çalıştın mı?" diye sorduğunda anında o korku dolu bakışları yerleşti yüzüne. Öyle güzel kullandı ki mimiklerini hayret ettim. Trafik kazası sahnesine de baştan sona şapka çıkarıyorum. Resmen şov yaptı oyunculuğuyla.



Ji Seong Hyeon (Lee Sang Yi)
Lee Sang Yi'yi daha önce hiçbir dizide izlemedim. Yani oynadığı dizilerin çoğu listemde ama bir türlü başlayamamışım. Yine de bu dizi kendisiyle çok hoş bir başlangıç oldu benim için. 
Ji Seong Hyeon, çok ünlü bir yapımcı olarak karşımıza çıktı. Aynı zamanda dizinin ikinci erkek başrolüydü ama yok böyle tatlılık. Kendisi aslında Hye Jin ile üniversiteden beri arkadaşmış hatta ondan hoşlanıyormuş. Program için yer ararken kaybolup Gongjin'e gelince, bu sefer bu şansı kaçırmayacağım diyor hatta. İdol grubu D.O.S ile birlikte kasabada bir program çekimine başlıyorlar. Baya da uzun sürdü yani bu olay da. Ama iyi de oldu, kasabaya renk geldi.
Seong Hyeon kasabaya ilk geldiğinde Du Sik ona yardımcı oluyor, program süresince de yine Du Sik onlara epey rehberlik ediyor ve ikisi çok yakın arkadaş oluyor. Hatta Du Sik denize düşerken kolundan yakalamak suretiyle de çok romantik bir an yaşamışlıkları bile var ahsdhahdha Dizideki ilk romantik sahne de Du Sik ve Seong Hyeon arasında geçmiş oldu böylece. Hye Jin'den hoşlandığını söyledikten hatta Du Sik'le Hye Jin çıkmaya başladıktan sonra bile arkadaşlıklarının hiç bozulmaması çok şirindi bence. İkisi de çok olgun ve şirin insanlar oldukları için mümkün oldu bu. Şimdiye kadar bunun bir örneğini gördük mü diye düşünüyorum ama hayır, genelde önceden arkadaş bile olsalar sonradan kanlı bıçaklı olur başrollerimiz. Ama burada çok daha gerçekçi işlendi bu olay. Araları hiç bozulmadı, aksine birbirlerine destek oldular. Tabi Du Sik'in adama ayar olup tavuk butlarını önünden kaptığı zamanı saymayalım ahahaha. Ji PD de sevdiğim bir karakterdi yani. Yazar Wang Ji Won ile mutluluğu bulmasını sevdim. Ayrıca Do Ha'ya olaylara Du Shik açısından da bakmasını uygun bir dille söylemesi de çok düşünceli bir davranıştı bence.




Dizide o kadar fazla karakter vardı ki hepsini ayrı ayrı yazmam imkansız falan. Ancak Gong Min Jung'un hayat verdiği Pyo Mi Seon'u çok sevdim kendisi karşımıza Hye Jin'in en yakın arkadaşı olarak çıktı. O kadar iyi bir arkadaş ki Gongjin'e taşındı kız, helal olsun. Hye Jin'in kliniğinde çalışıyordu o da. Kang Hyeong Suk'un canlandırdığı polis Choi Eun Cheol ile olan sevimli ilişkisini sevdim. 
Bölge şefi Yeo Hwa Jung'a ise bayıldım, o adam onu haketmiyordu ama sonlarda biraz olsun anladı hatasını en azından.
Altın kızlar bir hoştu ama en güzelleri ulusun halmonisi Kim Young Ok'un hayat verdiği Gam Ri bebeğimdi. Son bölümde böyle olsun istemezdim hiç :( kalbim kırık...
Bunun dışında eski şarkıcı Oh Yoon, dedikodu makinesi Nam Suk, D.O.S hayranı Juri, Nalbur Geum Cheol ve onun bebiş eşi Yun Gyeong ve enn sevimlileri olan Ijun ve Bora. Öylesine şirinlerdi ki hepsi. Tüm sakinleri, mekanları, doğasıyla harika bir yerdi Gongjin <3 Kalbimizdesin. 


Her dizi yorum yazımda olduğu gibi bu diziyi de sevdiğim ve sevmediğim şeyler diye ayıracaktım aslında ama bir ilk olarak sevmediğim şeylerin yok denecek kadar az olduğunu gördüm, vay anasını sayın seyirciler!

Gerçekten ama diziyle ilgili tek yakınacağım konu -ki bunlara da izlerken çok takılmadım illa adet yerini bulsun diye yazarsak- tesadüfler dizisi olur. Ji PD'nin kuzeni, Du Sik'in ölen en yakın arkadaşının karısı, yine Ji PD'nin ekibinde çalışan Kim Do Ha, Du Sik'in fonuna yatırım yapıp para kaybedince intihar eden güvenlik görevlisinin oğlu ve Du Sik'ten nefret ediyor ama Du Sik'in ismini bilmediği herkes Hong Banjang dediği için o olduğunu sonradan anlıyor falan. Yine Du Sik ve Hye Jin'in belli dönemlerde sürekli karşılaşmış olmaları. Ama kızmadım. Çünkü dizi benden torpilli :P Her dizide var artık bunlar, nedir yani ahdhajdsjsj Biraz içimizi pır pır edecek kader motifleri eklemelerine alıştık artık şaka bir yana. Zaten kdrama sektöründe başrollerin geçmişte bir şekilde tanıştığı, karşılaştığı dizileri çıkarsak, sektör biter. O yüzden çok da şeyapmaya gerek yok.

Ha bir de son üç bölümdeki dram dozunu dizinin genel havası için çok fazla buldum ama bir şekilde gerekli olan ve olayları çözen bölümler de onlardı.

Genel olarak böyle, sevmediğim hiçbir şey olmadı neredeyse. 



Sevdiğim şeyler de epey çoktu. Özellikle dizinin küçük bir kasabada geçmesi çok sıcak bir atmosfere sahip olmasını sağlıyordu. Zaten çokça benzettiğim WTWIF'ı da bu yönüyle çok sevmiştim. Küçük bir kasabada, birbirini tanıyan insanlarla yaşayıp gitmek epey rahatlatıcıdır eminim. Zorlukları olsa da son derece keyifli yani.

Du Sik'in basit bir hayatla mutlu olması, böyle yaşayarak da mutlu olabileceğimizi göstermesi de çok değerliydi. Sürekli durmadan didinip çalışıyoruz, sınavlara girip prestijli okullara girmeye çalışıyoruz, sonra mezun olup iyi işlerde çalışıyor, insanların hayatımıza ve kazandığımız paraya imrenmesini istiyoruz. Ama hayat böyle işte, küçük bir deniz kasabasında, yalnızca part time işler yapan birisi bizden çok daha mutlu olabiliyor çünkü onun hayatı da çok değerli, güzel ve eğlenceli. Hayattan nasıl zevk alacağını biliyor ve sevdiği şeyleri yapıyor. Hayattaki küçük mutluluklara vakit ayırıyor, sörf yapıyor, bir şeyler üretiyor, sevdikleriyle bolca vakit geçiriyor, insanlara yardımcı olmayı seviyor. Hayat eminim ki öyle çok daha güzel. Bu yüzden Hong Du Sik benim için tüm o zengin başrol tiplemelerinden çok ayrı bir yerde <3

Böyle basit hayatlar yaşayan kasabanın günlük yaşamları, mutlulukları, heyecanları, etkinlikleri bana sanki o kasabanın bir yerinde oturup onları izliyormuşum gibi samimi geldi. Sanırım o yüzden bu kadar benimsedim. Dizide bir çok yan hikaye vardı mesela, ama hepsi o kadar iyi kurgulanmıştı ki hiç sıkılmadım. Gongjin zaten cennetten köşe. Tabi Gongjin diye bir yer gerçekten yok, çekimler Kuzey Gyeongsang'ın Pohang şehrinde yapılmış ama bu tası tarağı toplayıp yerleşmek istememize engel değil. Masmavi denizi, yeşil dağları, deniz feneri, denize bakan evleri... Bye arkadaşlar ben valiz toplamaya gidiyorum.
Bu arada kırsal yaşamı gerçekten böyle arkadaşlar. Siz öyle kötülendiğine falan bakmayın. Tabi kırsal derken köylerden falan bahsetmiyorum, yerine göre değişir de benim yaşadığım yer böyle. Yazlık bir kasabada yaşıyorum yıllardır, memleketimiz aynı zamanda. Özellikle yaz ayları aynı dizilerdeki gibi geçiyor hayatımız. Balkonlarda oturan komşularımızla ettiğimiz ayak üstü sohbetler, teklifsiz kahve içmeye gitmelerimiz ve deniz kıyısında buluştuğumuz günler, akşamları termosları alıp yine sahile ya da parklara oturmaya gitmemiz, emekli olup yerleşmiş olan komşularımızla düzenli olarak tavlalar, oyunlar oynamamız falan. Dediğim gibi yaşanılan yere göre değişir ama gösterdikleri yazlık kasaba hayatı böyle bir şey, bizim günlerimiz de yazları böyle geçiyor :)

Aynı zamanda kasabalıların birbirlerini bu kadar iyi tanımaları ve birbirlerine sonsuz güvenleri içimizi ısıtan detaylardandı. Du Sik geçmişini Hye Jin'e açmadığında Yeo Hwa Jung'un Hye Jin'e "Biraz zaman vermelisin. O hep duygularını içine atmaya alışık birisi." demesi, yine Do Ah, Du Sik'e yumruk attğında kasabalıların hemen bir yargıya varmayıp "O böyle bir şey yapmaz, ona güveniyoruz." demeleri, Du Sik'in Geum Cheol'e eşini biraz anlaması gerektiğini söylemesi falan gibi bir çok örnek gördük. Bunlar çok güzel şeylerdi, sürekli yardımlaşmalarının yanı sıra birbirlerini kolluyorlar ve aynı zamanda da güveniyorlardı.

Hye Jin'in Seul aşığı bir şehir kızından Gongjin'de kalmaya kadar geçen alışma süreci epey başarılı işlenmişti. Dizinin sonuna kadar kasabalıları aşağılayıp ilk fırsatta kaçmaya çalışır diye biraz korkmuştum. Ama ne yalan söyleyeyim, profesörlüğü kabul eder diye düşünüyordum ki çok şükür yanıldım. Bir de Du Sik'in flashback kesitlerinden gördüğümüz hallerinden hareketle, etrafımdaki herkese zarar veriyorum deyip Hye Jin'den ayrılmak isteyeceğini falan düşünmüştüm, iyi ki de yanıldım. Böyle klişelere girilmediği için çok teşekkürler ya, çok.

En sevdiğim felsefelerden birisi, kimseyle alay etmemek, kalbini kırmamaktır. Çünkü kimsenin hayatında ne yaşadığını bilemeyiz. Bu dizide de bunu çok fazla vurguladılar ve bence çok hoştu bu ayrıntı. Hye Jin, telefonda Mi Seon'la konuşurken Oh Yoon ile alay ettiğinde Mi Seon, "Ben üzülüyorum ama. Umutları geçmişte kalanlara üzülüyorum. İnsanın gerçekleşmemiş hayalleri kalbinde yer tutar." demişti. Öylesine doğru ki. Yine Hye Jin, Gam Ri implantları yaptırmak istemiyor diye kızdığında Du Sik, Gam Ri'nin ailesini, ailesi için yaptığı fedakarlığı anlatmıştı. Belki hepimizin ne kadar patavatsız ve dedikoducu diye kızdığımız Nam Suk'un aslında ne kadar zor bir hikayesi olduğunu ve ne kadar önemli birisini kaybettiğini de böyle öğrendik. Bunları izlerken Platon'u ve en sevdiğim sözünü anmadan edemedim. "Nazik olun, çünkü karşılaştığınız herkes farkında olmadığınız zorluklarla boğuşuyor."


Dizinin bütün şarkıları epey güzeldi, o yüzden hepsini buraya tek tek bırakayım, koşun dinleyin hemen ahahsha

Car The Garden-Romantic Sunday: Favorim açık ara farkla bu. Tam tatil kasabası şarkısı!
Kassy-One Sunny Day: Bu şarkıyı da sahne içlerinde epey duyduk. Çok sevimli bir şarkı <3
CHEEZE-My Romance: Bu da CHEEZE'in pamuk sesinden, romantik anlara çok uyan bir parçaydı.
Choi Yu Ree-Wish: Bu şarkıyı duyunca bile Du Sik için üzülüyorum... Ah bebiş...
Kim Jae Hwan-Be The Light
Sandeul-The Image Of You
Seungmin (Stray Kids)-Here Always
Lee Sang Yi-I Hope You're Happy

Çok sevdim, çok beğendim! Binlerce kez öneriyorum. İzleyin ve küçücük kasabanın günlük hayatı sizi nasıl sarıyor deneyimleyin. Eminim ki o kadar sakinleştirici o kadar eğlenceli hissettirecek ki uzun süre etkisinden kurtulamayacaksınız. İyi seyirler!




Baban da mı sörfçüydü be Du Sik?







O muhteşem sertifikaların sahnesi. Harika bir adam ya, bayılıyorum ahshahahshahs


Topuklu ayakkabılarla kayalıklara tırmanmaya çalışan Hye Jin, unutulmayacaksın.



Bu sahnede Du Sik'in "Su!" diyerek yere yığılması favorim ahahahsha





Love adam.




Bebişler.


Hahahaha bu da Ji Seong Hyeon'un, Du Sik'i denize düşmekten kurtardığı o sahne. Son derece romantik ahahahs








Bebişim...






"Sörf yapmak hayata çok benzer. İyi bir dalga gelirse üstünde yavaşça kayarsın. Dalgalar sert veya durgunsa bunu böyle kabul edersin."


19 Kasım 2021 Cuma

Dizi Yorumu: One More Happy Ending


Herkese bolca selamlar! Bugün burada bulunmamın sebebi, taze bitirdiğim One More Happy Ending hakkında bir şeyler söylemek. Sevdiğim sevmediğim şeyleri, karakterleri güzelce masaya yatıralım istedim. Zaten bin kere söyledim, slice of life seviyorum diye. Bu dizi de istediğim gibi olunca hiç beklemedim, hali hazırda izlediğim dizim bitince başladım hemen. 

Birden fazla başrolün olduğu dizileri hep sevmişimdir. Dizide tek bir hayata odaklanmaktansa, birden fazla hayatı görmek daha çok hoşuma gidiyor. Age of Youth, Be Melodramatic, My Father Is Strange gibi diziler belki bu türün en güzel örnekleri. Bu dizi de buna bir örnekti.

O yüzden bu tip dizileri seviyorsanız önereceğim bir yapım olabilir. Biraz ağır aksak ilerliyor başta ancak ilk iki bölümü sabredip izlerseniz ilerisi ciddi anlamda sarıyor. Özellikle ortalara doğru gerçekten tempo çok yükseldi ve tüm başrollerin ilişkileri çok cezbediciydi. O yüzden ilk iki bölümü sevmediyseniz bile bırakmayın derim ben. Ama finale doğru o tempo düşüyor uyarayım. Biraz sıkılabilirsiniz o kısımlarda. Bazı yönlerden can sıkıcı olsa da -spoiler olan kısımda uzuuun uzun bahsedeceğim- yine de izlerken eğlendiğim bir yapım oldu. Sanki o arkadaş grubunda siz de varmışsınız, o insanları tanıyormuşsunuz gibi hissettiriyor izlerken.
Ayrıca Jung Kyung Ho da bana, bir insan bir insanı ne kadar sevebilir sorusunun yanıtını verdi resmen. 


ONE MORE HAPPY ENDING
Yönetmen: Kwon Sung Chan
Senarist: Heo Sung Hee
Yayıncı: MBC
Bölüm Sayısı: 16
Yayın Tarihleri: 20 Ocak-10 Mart 2016

Yıllar önce Angels ismiyle çıkış yapan beş kişilik kız grubu, üyelerden Han Mi Mo'nun, bir diğer üye olan Goo Seul A'ya saldırmasıyla olaylı biçimde dağılmıştır. Goo Seul A tek başına kariyerine devam ederken diğer üyeler arkadaş kalmışlar ve kendilerine yeni yollar belirlemişlerdir. 
Han Mi Mo ve Baek Da Jung birlikte, daha önce evlilik yapmış ancak mutsuz olmuş kişileri eşleştirmek ve evlendirmek için 'Cesur Evlilik' adında bir şirket kurmuşlardır. Go Dong Mi ilkokul öğretmeni olurken, Hong Ae Ran ise bir internet alışveriş sitesinin modelidir. 
Dizi bu dört arkadaşın aşk hayatlarını anlatır. 

Ayyy, konuyu nasıl yazsam bilemedim gerçekten. Yani son cümle dışında her şeyi gayet güzel özetledim ama son cümle çok mantıklı mı bilemedim. Neyse. Şimdi spoiler içeren kısımda her şeyi
konuşalım.

-spoiler içeren alan-

Karakterler

Han Mi Mo (Jang Na Ra)

Han Mi Mo... Bu karakter hakkında söyleyebileceğim çok şey var. Jang Na Ra'yı çok severim, ayrıca ezik rollerdense böyle tuttuğunu koparan rollerde oynamasını daha çok seviyorum ama bu rolünün bir olmamışlığı vardı ya. Bilmiyorum yani, çok tutarsızdı. Bir kere otuzlu yaşlarında birisi olarak üç bölümde üç ayrı kişi için aşk acısı çekmesini çok saçma buldum, inandırıcı değil bir kere. Aldatıldığını öğrendi, kahroldu, sonra eski kocasının başka birisiyle mutlu mesut yaşadığını gördü ona kahroldu, sonra hepsini bir milisaniyede unuttu doktora aşık oldu. Hadi gülüm hadi ya, salak mıyız? Yani on sekiz yaşında ergenler için çok olası bir hikaye ama bu kumaşı otuz yaşında birisine biçmeye çalışınca olmamış, olduramamışlar. Bir de Goo Hae Joon'a karşı cıvıl cıvıl ve çok verici biriyken, Soo Hyuk'a karşı aşırı nemrut olması da çok saçmaydı. Kalmış dört bölüm, o kadar süredir adam Amerika'ya gitti diye ağlamışsın, senin için "bu kadarı da olmaz" diyeceğimiz ne fedakarlık varsa yapmış, hala bir teşekkür yok. Hele Soo Hyuk'a son olarak bağırıp çağırdığı sahne beni yıkmıştı yani o yüzden çok sinirliyim Han Mi Mo'ya, buraya da bir paragraf yazdım. Asıl bomba ise çocuğa açıldığı sahne, neden Soo Hyuk kafasına topuklu ayakkabı yedi mesela orada, mantıklı bir açıklaması var mı bunun? Hani ismiyle falan seslenseydin mesela? Gerçekten sinirlendim, papatya çayı içmeye gidiyorum.

Bu kadar söylendikten sonra ne kadar inandırıcı olur bilmiyorum ama bu karakterin sevdiğim yönleri de vardı. Yani Soo Hyuk'a karşı davranışlarını saymazsak son derece şefkatli bir karakter olduğunu inkar edemeyiz. Min Woo'ya yaklaşımına falan bayıldım, sadece çocuğa pat diye "Senin annen olamam." dediğinde çok çok sinirlenmiştim. Sonra kendisi de ceremesini çekti tabi. Arayı düzeltmek için epey uğraştılar. Arkadaşlarına olan tavırları da çok destekleyiciydi, her arkadaş grubuna lazım olan denge unsuru bu dizide Han Mi Mo'ydu bence. Dong Mi fazla hayalperest, Ae Ran fazla heyecanlı ve Da Jung fazla ketum kaçıyordu bunun için. Bir de Jang Na Ra'yı gerçekten çok seviyorum ya ben. Onun hatrına Mi Mo'yu da sevdim yani. Bir de ne kadar güzel giydirdiler bu dizide bu kadını ya. Etekleri, paltoları, ayakkabıları... Off bayıldım.

Bu kadar yazdım, hiçbir şey anlatamamışım. Mi Mo, Angels'tan sonra Baek Da Jung ile birlikte Cesur Evlilik adında bir çöpçatanlık şirketi kuruyor. Baya da iş yapıyorlar. Bir gün bir tesadüften sonra ilkokul arkadaşı Soo Hyuk'la karşılaşıyor ve birlikte sarhoş olma gafletinde bulunuyorlar ve gidip evlenmek için dilekçe veriyorlar, evet. Yani sarhoşken birlikte olanı gördük, alakasız yerlere basıp giden gördük, sevdiği insanın evine gidip serenat yapanını gördük ama bu nedir kardeşim, çok renkli bir başlangıç oldu. Allahtan memur, görev bilinci yüksek bir arkadaştı da bunları kandırdı he he aynen evlisiniz, tamam kardeşim, öp gelini falan diye ama dilekçelerini işleme koymadı. Kaldı mı böyle işini seven memurlar? Ama keşke koysaymış yani ne bilelim Mi Mo'nun nikah şahidine gönlünü kaptıracağını? Yine de sarhoş olduklarında çok şirinlerdi <3



Song Soo Hyuk (Jung Kyung Ho)

Dizinin -benim için- asıl yıldızı olan insan işte, Song Soo Hyuk. Masspunch isimli bir haber merkezinde muhabirlik yapan Song Soo Hyuk, Mi Mo'nun ilkokuldan arkadaşı, hatta tatsız bir Romeo-Juliet maceraları da olmuş tiyatro etkinliğinde. Yıllar sonra tesadüfen tekrar bir araya geliyorlar ve kader ağlarını örüyor efenim. Peki Song Soo Hyuk, Mi Mo'yu nasıl sevdi? Nereden başlasak ki anlatmaya? Önce aldatılma haberini sırf Mi Mo incinmesin diye yayınlamadı, örtbas etti. Sonra haber bir şekilde yayınlanıp olay farklı lanse edilince Mi Mo için süt kutularına, yumurtalara, taşlara (şaka değil) siper oldu. Gitti olayı tüm ayrıntılarıyla açıklayan bir makale yazdı, Goo Seul Ah'nın şirketini de karşısına aldı, Mi Mo bayılınca aldı hastaneye götürdü, başında bekledi, bir de bu kadar işin arasında Mi Mo'nun yurtdışına kaçan müşterilerini bulup getirdi ki Mi Mo'nun şirketinin imajı zedelenmesin. Öeh be kardeşim! Böyle sever mi bir insan? Çıta nerede şu an çıta? Gören var mı?
Soo Hyuk'un bir de oğlu var, ama nasıl tatlı, nasıl olgun bir çocuk. Gitti babası hep yalnız diye Cesur Evlilik'e, babama birisini bulun dedi. Soo Hyuk'la o kadar iyi anlaşıyorlardı ki. Bir de gerçekten kendi oğluymuş gibi benzettim Soo Hyuk'a. Çok sorumluluk sahibi ve aklı başındaydı ya, ne kadar güzel büyümüş. Soo Hyuk'un onu büyütürken yaşadıklarını gösterdikleri sahneleri çok sevdim, çocuklar gerçekten çok zor büyüyor. Son bölümlerde Min Woo'mun bir sıkıntısı varmış, sonra bir öğrendik ki annesine hiç anne diyememiş, şimdi Mi Mo ya da bir başkasına anne derse annesi üzülmez mi diye düşünüp duruyormuş, vallahi nasıl üzdü beni nasıl dertlendim, kıyamam ben sana Min Woo'm. Ayrıca Soo Hyuk'un eşini kaybettiği sahneler de çok hüzünlüydü ya. Bir de Min Woo'yla konuştukları sahneye içim ezildi, Soo Hyuk "Amerika'ya dönmek ister misin?" diye sorduğunda "O kadar mı incindin?" diye sorması... Nasıl da ince fikirli bir bebe ya, bizimkilere sorsan gitmicem ya, benim arkadaşlarım var burada, sen git diye ağlarlar... Coğrafya kaderdir...
Jung A Ni, dizinin ikinci karakteri gibi olsa da değildi, kendisinden tek dileğim geri dönüşüm kutusuna attıklarını bir zahmet oradan da silmesi, ancak öyle gerçekten siliniyorlar çünkü... So Eun zaten dizinin ikinci karakteri olamazdı çünkü son bölümlerde girdi yani zaten. O yüzden bu cephede ciddi bir ikinci karakter göremedik. Görseydik Han Mi Mo'yu biraz teşvik etmesi açısından iyi olur muydu olmaz mıydı bilmiyorum açıkçası.



Goo Hae Joon (Kwon Yool)

Goo Hae Joon dizide Soo Hyuk'un doktor arkadaşı. Aynı zamanda Mi Mo'nun da bir türlü bitmek bilmeyen ilişkisinin kahramanı oluyor... Yalnız bu adamın çalıştığı hastane Kore'nin tek hastanesi galiba çünkü kime bir şey olsa ne hikmetse herkes o hastaneye geliyor. Bayılanı, kaza yapanı, başı döneni, kalbi çarpanı...
Goo Hae Joon, Song Soo Hyuk'un üniversiteden arkadaşı, yani ben öyle anladım. Ama nasıl tanıştılar bilmiyorum çünkü biri tıp okuyor, diğeri iletişim falandır herhalde muhabir olduğuna göre. Orası biraz karanlıktı yani. Hae Joon, Soo Hyuk'un eşinin öldüğü süreçte çok yardımcı olmuş, hatta kadını içten içe sevmiş ama hiç söylememiş falan böyle sevimli bir tipti başta ama gittikçe tilt oldum adama. Bir tripli tavırlar, bir ulaşılmaz havaları. Başta hak veriyordum, kıskanabilir, aynı olayı tekrar yaşamak istemeyebilir, hatta gidip Soo Hyuk'a sordu, adam gibi söylemediği için Soo Hyuk'a istediği kadar kızabilir. Ama Mi Mo'ya olan tavırları o kadar saçmaydı ki. Yok böyle yaparsan sana kendimi açamam, yok güven iki taraflıdır, yok eski karımla aramda her şey bitmemiş olabilir, yok onunla mesafe koy. Sen de eski karınla aynı hastanede çalışıyorsun ona bakarsan kadın sana abayı yakmış, ayrıl başka hastaneye git o kadar kolaysa?? Yani ilişki yaşamaktan en korktuğum tiplerdir bunlar. Burnu kaf dağında, fedakarlık yapıyor gibi görünür ama asssla yapmazlar. Ve asla bir adım atmazlar ya asla. Dikkat ettiyseniz eski karısı senden ayrılıcam demiş o da demiş ki oluur. Böyle saçma boşanma sebebi mi olur manyak mısın abi insan ayıp olmasın diye kabul etmez??? O yüzden Hae Joon'un bu burnu yere düşse almaz tavırlarını hiç sevmedim. Ama dediğim gibi, haklı olduğu, hatta sonuna kadar haklı olduğu bir nokta vardı ki gitti adam gibi Soo Hyuk'a sordu. Bir şey hissediyor musun, ona göre yaklaşacağım dedi. Soo Hyuk, alık yavrum dedi ki, yooo. Sonra gördük yooo'yu. Doktorun da finalde eski eşiyle olacağını sanmıştım ya, bunu cidden istemiştim. Yani geleceği çok parlak bir ilişki değil çünkü bu adam nato kafa nato mermer ama olsun işte, umut.



Go Dong Mi (Yoo In Na)

Yoo In Na'yı çok çok severim. Yıllar geçse de Queen In Hyun's Man'deki güzelliğini unutamam herhalde. Ama hiç böyle bir rolde oynamamıştı. Hatta diziyi izlemeden önce postlarını falan gördüğümde "Bu kadın Yoo In Na'ya ne kadar benziyor ya." falan diyordum, o kadar ihtimal vermiyordum Yoo In Na olduğuna. Yoo In Na bu dizide, aynı Greatest Love'daki gibi eski bir idol grup üyesini canlandırıyor ancak oradakinin aksine Go Dong Mi, Angels'ın en silik üyesi. Angels dağılınca ilkokul öğretmeni olmuş. Babaanne gibi giyinse de seviyorduk kendisini. Dizi boyunca düzgün bir ilişkim olsun ona da nikahı basayım diye paraladı da paraladı yavrum kendisini. Ay bir de o umutsuz romantik halleri, hayalperestliği bir yakışmış ki bayıldım! Mi Mo'ya "Senin gibi kadınlardan nefret ederim." diye carlaması, Ae Ran'a da "Kendin evlenmişsin, bana niye evlenme diyorsun?" diye çıkışmasına falan çok güldüm, arkandayız Dong Mi. Bir de bu kıza rüyalarında gelen bir eros vardı ki o apayrı bir mevzuydu.
Dong Mi'nin aşktan yana yüzü gülmedi. Görücü usülü buluşmalara gitti olmadı, sonra dolandırıcının birine çattı, mutluluğu dokuz yaş küçük bir bebede bulmasa iyiydi ama napalım.
Bu arada Dong Mi'nin manitası An Jung Woo, My Father Is A Strange'ın Koç Park'ını da canlandıran Ahn Hyo Seob. Kendisini Koç Park gibi soğuk nevale bir karakterde izleyince buradaki halleri pek hoşuma gitti. Ne güzel seviyordu Dong Mi'yi. O yüzden her ne kadar devasa yaş farkı olsa da ilişkileri pek iyiydi. O dolandırıcı meymenetsizinle karşılaştırılamazlar bile.



Baek Da Jung (Yoo Da In)

Grubun ağır başlılıktan sorumlu üyesi Baek Da Jung'u, Yoo Da In canlandırıyor. Ben tüm dizi boyunca bu kadını hiçbir yerde izlemediğimi sanıyordum oysa kendisi Weightlifting Fairy'de doktor civanıma yanık olan ablayı oynamış. Rol insanı cidden değiştiriyor. Bu dizide daha önce oynamış olmasına rağmen burada oradakinden çok daha olgun gözüküyor. Tabi hepi topu bir yıl ama olsun.
Baek Da Jung, Cesur Evlilik'in bir diğer ceosu oluyor. Kendisi yıllar önce daha 22 yaşındayken kendisinden baya büyük olan sevgilisiyle evlenmiş. Adam da bunların şirketinde mi çalışıyor, sahibi mi öyle bir şeyler, zengin de birisi. Ama tam bir rüya gibi giden evlilikleri çocuklarının olmamasıyla kabusa dönüyor ikisi için de. Yıllar sonra bir çocukları oluyor ama çocukları olana kadar birbirlerini çok incittikleri için Tae Yong'un varlığı da evlerine mutluluğu getirmiyor maalesef. Elde var iki ayrı odada uyuyan mutsuz bir çift.
Da Jung'un eşi Kim Gun Hak dizinin başlarında boşanma evraklarını her fırsatta karısının burnuna dayadığı için, kadına göz devirip durduğu için, sürekli suçladığı için çok ayardım, boyun posun devrilsin falan diyordum içimden. Hatta hastalık sürecinde de o kadar hastaneye geldi bir kere bile odaya girmedi, ne deve kini varmış falan diye düşündüm. Sonrasında çok sevimli bir insana dönüştüğü için affettim ama yine de bir evliliğin kurtulması için illa böyle bir felakete gerek var mıydı diye düşündüm.
Eğer iki taraf da mutsuzsa bence boşanmak en iyisi, çocuğa da yazık oluyor. Ancak bir taraf boşanmak istemiyor, diğer taraf da hala seviyorsa neden yokuşa sürülüyor ki işler? Son bölümlerde gördük işte, deli gibi de seviyorlar birbirlerini. Nikah tazeleyecek kadar hem de :)
Sonuç olarak bu evlilik hiç kurtulmayacak, Gun Hak boşanmak isteyecek ama Da Jung reddedecek, Da Jung'u dizi sonuna kadar acıların kadını olarak izleyeceğiz diye düşünüyordum ki çok güzel bir şekilde kurtardılar, sevdim.



Hong Ae Ran (Seo In Young)

Seo In Young ünlü Jewelry grubunun bir üyesi. Gerçekten bir kız grubu üyesi olan bir oyuncu yani. Ben kendisini 2016'da yayınlanan, kız gruplarının vokallerinin yarıştığı Girl Spirit programının jürisi olduğundan beri tanıyorum. Baya iyi programdı bu arada.
Seo In Young'un hayat verdiği Ae Ran hayat dolu, umarsız, neşeli bir insan. Bir markası var yanlış anlamadıysam aynı zamanda modellik de yapıyor markaya. Bir ayağı yere basmıyor ve hayatta o kadar çok yapmak istediği şey var ki. Hatta evleneceği sevgilisine, her şey ayarlanmışken "İçimdeki tutkuyu kontrol edemiyorum, seninle evlenemem." diyor. Komedi ondan sonra başlıyor. Bunun baby face suratlı, melek görünümlü şeytan sevgilisi Bang Dong Bae önce buna diyor ki bir sene yaşa benimle olmazsa ayrılırız. Sonra düğüne eski sevgilileri geliyor. Şok! Sonra pişkin pişkin diyor ki, evlilik kalkanımız olsun, istediğimiz gibi takılalım. Şahsen açık açık söylemese de bu kalkan muhabbetini sırf Ae Ran'ı korkutmak için söylediğini düşünüyorum. Çünkü hemen yola geldi, seni aldatmam ama sen de kimseyle görüşme dedi hatta gitti Ae Ran'ı Dong Mi'nin evinden almak için rüşvet falan verdi ajahahah. Bu ikisinin hikayesini izlemesi epey eğlenceli ve çerezlikti açıkçası. Ae Ran'ın sürekli sinirlenip bağırmasına da bittim, çok şirin bir tipti ya.



Peki bu dizide neleri sevmedim, neleri kafama yatıramadım? Çok gıcık olduğum bir iki şey oldu tabi, yazayım, içimi dökeyim.

Öncelikle, dizide herrrkes ama herkes birbirinin anası, bacısı, babası, arkadaşı... Yani cidden koskoca Seul'ün bu kadar mı nüfusu var ya? Han Mi Mo'nun eski kocasının yeni nişanlısı, Han Mi Mo'nun yeni sevgilisinin kardeşi. Cümleyi okurken bile gülmekle ağlamak arasında kalıyorum, hani biraz zorlamamış mısınız sizce de? Bu kızın adını ilk duyduğumda, "Song Si Ah? Lan, lan yoksa? Yok ya, soyadı benzerliğidir o kadar da olmaz." dedim ve gerçekten kabusum gerçek oldu, kız Song Soo Hyun'un kız kardeşi çıktı. Yani tamam öz kardeşi değil de, anladınız siz. Saçma yani. Kızı o kadar Kore'de gördük gördük de Soo Hyuk'la niye bir kere görüşmediler? Go Hae Joon'un eski karısı, Da Jung'un doktoru, Jung A Ni, her nasılsa Goo Hae Joon'la da arkadaş, Han Mi Mo'nun eski sevgilisi, eski grup arkadaşının sevgilisi falan ne yaşıyorsunuz abi siz? Başka insan mı yok azıcık çıkın şu çemberlerden. Vallahi daral geldi. 2012 kdrama tesadüfleri bunlar, kaldı mı ya. Yani entrika olsun diye zorlamışlar, çok bariz.


Finalin evlilik teklifi akabinde koşturma kısımları zorlamaydı. Hem de çok. Finale kadarki kısım çok güzel bağlanmıştı, yani o saçma sapan onun kardeşi, yok onun eski kocası olayından bahsetmiyorum ama onu çözüş şekilleri ve Soo Hyuk'un olaya çok otokontrollü yaklaşması gönüllerimizde binlerce artı puan aldı bile. E tamam kriz geçti, artık mutlu günler??? Bir kere on beş bölüm boyunca "Evlencem. Vermezlerse kaçacam." ayarında bir kadın olan Han Mi Mo (şakasız böyle bir kadın, evlenme aşkı yüzünden delirtti beni sinirden) birden "Niye evleniyoz ki? Çok anlamsız? Zaten boşanıyon bir yerde. Evlenmeyelim bence." falan kıvamına geldi, ya ne alaka abla? Sen dünyada evlilik kurumunun yıkılmaz savunucusuyken bu kıvama nasıl gelebildin? Hayır, bakın olur. Bir evlilik ve boşanma sonrasında insanlar artık evlenmek istemediğine karar verebilir. Ancak Mi Mo boşandıktan sonra da evlilik fan club olmaya devam ediyor, sevgilileriyle evlenme teklifi hayali falan kuruyor (bknz. birinci bölüm). Sonra birden, öyle bir gün aniden, öyle otururken evlenmenin saçma olduğuna karar veriyor. Ya, bi gidin Allah aşkına!
Ama bu olayı ne kadar sevmediysem, Mi Mo'nun evlilik teklifine de bir o kadar bittim... Normalde bir başkasının düğününde bu şekilde rol çalanları sevmem ama çok şirindi. Diz çöküşü, Song Soo Hyuk'un şoku... Çok tatlıydı ya, bilmiyorum bayıldım.


Dizinin tartışmasız ennn nefret ettiğim şeyi 11 bölüm boyunca Mi Mo-Hae Joon ilişkisi izlemiş olmamız. Zaten kdramalarda en nefret ettiğim şey ana karakterin önceden bir başkasına aşık olmasıdır. Çünkü nedense senaristler bu işi kotaramıyorlar ve biz bölümlerrrce bunu izliyoruz. Eeee, 11 bölüm boyunca bunu izleyeceksek başrol Goo Hae Joon olsun, Soo Hyuk'u 5 bölüm falan izledik çünkü? Weightlifting Fairy Kim Bok Joo'da da, Strong Woman Do Bong Soon'da da en sevmediğim şey buydu. Hatta Strong Woman Do Bong Soon'u o kadar sevmiştim ki sevmediğim tek şey buydu. Erkenden bitirin, sepetleyin, bitsin. Fight For My Way senaristi bi gelebilir mi, ders vermesi gereken bir durum var da...




Bir bir iki maddeden sonra da sevdiğim kısımları sıralamak istiyorum. Sezarın hakkı sezara, çok da eğlendiğim noktalar oldu.

Öncelikle arkadaş grupları. Bu kadar sevimli bir arkadaş grupları olmasına bayıldım. Bir adet umutsuz romantik, bir adet ağır başlı mantıklı kişilik, bir adet diğerlerinden yaşça küçük uçarı, zıpır bir karakter ve tam da bir başrolün olması gerektiği gibi olan Han Mi Mo. Muhteşemlerdi yahu. İlişkileri, birbirlerine destek çıkmaları, toplanıp konuştukları sahneler falan hepsine bayıldım. Zaten Kore dizilerinde genelde bu arkadaş grubu olayını çok iyi kurgularlar ve hepsinde de gözüm kalır. Angels grubumuz da, anlaşmazlık çıkaran üyeyi aralarından şutladıktan sonra muhteşem arkadaşlığa sahip olmuşlar. Sürekli birbirlerine destek çıkıyorlar, buluşuyorlar, imdada koşuyorlardı adeta.


Dizide komedi unsurunun ve romantizm unsurunun çok güzel dengelenmesi romantik komedi türüne tam olarak yakışır olmuştu. Soo Hyuk'un bu kadar harika bir adam olması, tüm fedakarlıkları sonuna dek yapması, kar yağarken yaptığı o harika itiraf, Mi Mo'nun da Soo Hyuk'un kapısına bıraktığı postitler falan içimde hep çok tatlı bir romantik film izliyormuşum hissi uyandırdı. Ama karnımı tutarak güldüğüm, çok eğlendiğim yerler de oldu. Hele ilk bölümlerdeki sihirbazlık sahnesinde karnım ağrıdı, yerlere düştüm ahahaha Bu yönden de çok başarılıydı, sevdim.


Dizide yalnızca Mi Mo'nun değil de diğer karakterlerin de ön planda olması çok güzeldi, en azından benim açımdan. Bir hikaye düğümlenince bir diğerine geçiyorduk ki bu da akıcılığa çok katkı sağlıyordu. Ayrıca tüm karakterler birbirinden farklı oldukları için benzer olaylara ne kadar farklı tepkiler verdiklerini izlemek çok eğlenceliydi. 


Dizinin vermek istediği mesajlar da çok hayatın içindendi ve bunların bazılarının Mi Mo ve Da Jung'un müşterileri aracılığıyla verilmesi hikayeyi destekledi. Kendi eksiklerimizi görmezden gelerek kusursuz insanlar beklememiz, arkadaşlarımızın yüreklendirmesiyle karşımızdaki insandan çok daha iyi olduğumuzu düşünmemiz, bir beyaz atlı prensin çıkıp da bizi düştüğümüz yerden kaldıracağına inanmamız, aslında çok tanıdığımızı sandığımız bir insanın tüm o yıllar geçtikten sonra bile hala bize yabancı olması ve bunu ansızın fark etmemiz... Bunların hepsi hem yaşadığımız hem de Cesur Evlilik müşterilerinde gördüğümüz bazı hatalardı. Ama beni en çok etkileyen Soo Hyuk'un işinden istifa ederken gerekçe olarak işinin ne kadar incitici olduğundan bahsetmesiydi. Gerçekten, magazinciler sürekli ünlülerin peşinden gezerek en savunmasız oldukları anları bekliyorlar. Ama fotoğrafların ve bu takiplerin onları ne kadar incittiğini fark etmiyoruz ya da görmek istemiyoruz. 



Tüm OST parçalarını da sevdiğimi söylemeliyim. Hepsi çok eğlenceliydi o yüzden şuraya ekleyeceğim.

Angels-Always For You

Klibi çok şirin bu şarkının, mutlaka izleyin.

APRIL 2ND-Beautiful With Uniqueness
Elsa Kopf-If: Diziyi izlerken en çok aklıma takılan şarkı bu oldu.
Elsa Kopf-If (Inst.)
Kyuhyun-Where My Heart Belongs
BEN-Sometimes


Sonuç olarak ben bu diziyi epey sevdim. Kafama yatmayan durumlar elbet oldu ama çok sevdiğim yanları da oldu. Hatta bazı sahneleri gün içinde aklıma geliyor hala, çok keyifli sahneler de vardı. Eğer böyle sıcacık, hayatın içinden bir romantik komedi arıyorsanız durmayın, başlayın. İyi seyirler!









Bebek Min Woo'ma bakın <3



Goo Hae Joon ve Song Soo Hyuk ringde (top havuzu) kozlarını paylaşıyor...









O muhteşem sahne<3

Çok tatlısınız ya<3




"Ağır kar yağışının, yıldızların lütfu olduğunu söylerler. Birine aşkını karlı bir günde itiraf edersen seni kabul ederler."