14 Nisan 2020 Salı

Dizi Yorumu: You're All Surrounded


Durumlar hepimizin malumu. Bu uzaktan eğitim günlerinde ödevlerden, özetlerden, makale okumalarından başımı kaldırabildiğim ölçüde kitap okuyor dizi izliyorum. Son zamanlarda da polisiye özlemiş olmamın etkisiyle You're All Surrounded'a başladım, hayır ya Cha Seung Won'la ne alakası var... Başlamadan kadrosu herkes gibi benim de dikkatimi çekti, şampiyonlar ligi mübarek, yok yok. 

Dizi 20 bölümden oluşan bir polisiye dizi. 2014'te yayınlanmış. Başta dedektif olmak dışında her işe yarayabilecek gibi duran alakasız dört çaylak dedektif, reform yapmak isteyen bir polis şefi sayesinde cinayet masasına gönderilirler. Çaylakların şefi olan Efsane lakaplı Seo Pan Suk ise cinayet masasının çaylaklara göre olmadığını düşünür. Kimin haklı çıkacağını bilmiyoruz tabi, ama ilk izlenimlere bakarsak Seo Pan Suk haklı gibiydi :P


-Karakterler-
Seo Pan Suk (Cha Seung Won)

Kendisini en son The Greatest Love'da izlediğim için her an o kahkasını bekledim ama başlarda pek göremedik. Adam da haklı, yıkım canavarı gibi dört çaylak, hepsi ayrı alem. Napsın? "Burayı felaket bölgesi ilan ediyorum." demekte haklıydı.
Seo Pan Suk efsane lakabı almış, başarılı bir dedektif. Ama polisliğinin ilk yıllarında çözemediği Masan Okul Hemşiresi Cinayeti aradan yıllar geçmesine rağmen kafasını kurcalamaya devam eder. Aynı zamanda hemşirenin oğlu Kim Ji Yong ortadan kaybolduğu için yıllarca onu arar.
Cinayetin olduğu gün çocuğunu kaybetmiş olması beni çok üzdü. Eski eşiyle aralarında geçen problemin ufak bir şiddetli geçimsizlik olacağını düşünmüştüm ilk bölümlerde ama arkadan bir aile dramı çıktı.
Seo Pan Suk bildiğimiz gibiydi, son bölümlere doğru oda açıldı, çaylakları kucakladı, bağrına bastı. Hepsini çok güzel yetiştirdi. Ulan Seo Pan Suk :") İlk bölümler kendisinden bir ufak şüphelendiğim için üzgünüm, ama ne yapabilirim, tenhalarda menhalarda Jo Hyung Cheol'le buluşursa ne düşünebilirim başka. Kısa bir zaman sonra olayı anladım tabi. İyi ters köşe olduk Dedektif Seo olayında da. Karizması hala efsane. Her öpüşme sahnesinde verdiği ekstrem tepkileri beni çok güldürdü ahahaha. Hala çok yakışıklı, hala muhteşem bir insan bu arada <3



Eun Dae Gu (Lee Seung Gi)
Başıma bir şey gelmeyecekse, Lee Seung Gi'nin hiçbir yapımını izlemedim... Ama denk gelmedi napabilirim... Çok beğenmezdim de kendisini ama bana laflarımı yedirdi sağolsun.
Dae Gu Dae Gu! Cinayet masasına neden geldiğini ve nereli olduğunu söylemek istemeyen, herkese sabahtan akşama kadar "salaksınız hepiniz" bakışları atan, asabi, soğuk ve yalnız adam. Evet, welcome to kdrama. Tabi Dae Gu'muzun bu hareketlerinin altında annesinin cinayete kurban gitmesi yatıyor. Masan Okul Hemşiresi'nin oğlu olan Kim Ji Yong bir yetimhaneye gidince ismini değiştiriyor ve çok çabalıyor. Cinayet masasına hem annesinin katillerini yakalamak hem de sorumlu tuttuğu Seo Pan Suk'tan intikam almak için geliyor. Evet onun tarafından bakınca Seo Pan Suk bi miktar şüphe çekiyor ama adam kendini anlattı, olayda suçu bile yokmuş, yine gıcıktı adama. Ah Eun Dae Gu. Yine dört çaylak arasında en iyilerden birisiydi. Yalnız kendine ve sinirine hakim olmada birtakım problemler yaşıyordu. Son bölümlerde kendisine çok üzüldüm. Finale iki bölüm falan kalmıştı dedim ki bu çocuk bu kadar şeyle nasıl yaşayacak? Yeni şeyler açığa çıktıkça daha çok yıkıldı çocuğum. Son ana kadar olayları çözeceğim diye parçaladı kendini. Çocukluğunu canlandıran oyuncu da çok şekerdi. O çocuğun geleceği parlak bence. Yani 2014'ten bu yana neler yaptı ne oldu bilmem ama bence alıp yürümesi gerekirdi. Dae Gu'nun Soo Sun'a Ji Yong olduğunu açıklayış şekli çok hoşuma gitti :3



Eo Soo Sun (Go Ara)
Soo Sun cinayet masasına maaşı iyi olduğu için gelmiş bir kızımız. Aslında idol olmak istiyormuş.
Kendisi hakkında ilk izlenimimiz siren yerine kupa alması olunca kimsenin umudu kalmadı... Ahahaha. Eo Soo Sun dedektiflik sınavını defalarca kez geçememiş bir kızımız. Aynı zamanda ilk zamanlar elini attığı her şeyi berbat etti :P Ama ben kendisini çok sevdim. Sıcak kanlı tavırları sayesinde grubun bağlayıcı unsuru oldu. Çok affediciydi, çok şirindi, inanılmaz sevgi doluydu. Sonlara doğru inanılmaz gelişti. Dedektif Seo olayını çözmesini herkesten beklerdim ama Soo Sun'un çözmesi... Gururlandım kendisiyle :3 O tez canlı halleri çok güzeldi. Go Ara'yı ilk kez izledim ama çok başarılıydı. Bu arada o gözlerin güzelliği nedir yahu? Ağlarken bildiğimiz yeşil oluyordu. Hastası oldum gözlerinin.
Eun Dae Gu'yla çok sevimli bir ilişkileri vardı ve bence çok yakıştılar. Çocukluk anıları da pek bir sevimliydi. Ve Soo Sun Dae Gu'nun Ji Yong olduğunu da çözdü. Helal kızıma. Annesinin davasından vazgeçmemesi beni çok mutlu etti. Son bölümlerde beni ve Dae Gu'yu süründürmediği için teşekkürler ahahaha Son bölümlerde Dae Gu'ya olan destekleyiciliği de çok hoşuma gitti. Soo Sun, my girl :") Bir de daha güzel giyinse beni çok mutlu edecekti. Soo Sun'ın gençliğini oynayan Ji Woo herkes tarafından çok beğenilmiş, geleceğinin parlak olduğu söylenmiş. Belki kendisini Age of Youth 2. sezonda izlemesem aynı şeyi düşünebilirdim ama oradaki oyunculuğu o kadar olmamıştı ki, burada da ön yargımı kıramadım.



Park Tae Il (Ahn Jae Hyun)
Ahn Jae Hyun'u daha önce My Love from the Stars'da izlemiştim. Arada çok bir zaman olmamasına rağmen buradaki oyunculuğu daha güzeldi bence. Beni rahatsız etmedi. Park Tae Il kendi halinde, grubun moda ikonu, tatlış bir elemandı. Cinayet masasına eğlenceli olduğu için gelmişti. Dae Gu kadar olmasın, onun da hazin bir hikayesi vardı kendine göre. Doktormuş eskiden daha doğrusu okuyormuş ancak ilk sınıfta bırakmış. Beni en çok etkilediği an bıçaklandığı ama ona rağmen kolyeyi bırakmamak için direndiği andı. Onun dışında çok vurucu bir atılımı olmadı ama ekibi tamamlayan unsurlardan birisiydi. Kim Sa Gyung'la olan ilişkilerini bir türlü rayına oturtamadım ama. Bir tatilde birbirinize bu kadar şeyi anlatabildiniz yahu, Seo Pan Suk boşanmayla ilgili bu kadar şey bilmiyordu. Babası da değişik bir adamdı bunun, ne zaman görüşseler "pü senin" tarzı bi şeyler söyleyip gidiyordu, sıkıntılı bir amcamızdı. Tae Il çok sallamadı ama onu, sonuna kadar kendi bildiğini yaptı. Arkandayız Park Tae Il.






Ji Guk (Park Jung Min)

Park Jung Min'i de daha önce hiçbir yerde izlemedim. Ama burada gayet eğlenceli bir karakterdi. İnanılmaz vasattı ama ahahsha. Aslında trafik polisi olarak çalışmak istemiş ancak orada yer olmadığı için cinayet masasına gelmişti. Gangnam'da yaşamak istiyormuş da.

Onun da son bölümlerde bizi şaşırttığı oldu tabi. Hele o telefonu kitapçıdan aldığı sahnede hayran kaldım kendisine. Dae Gu Dae Gu diyerek Dae Gu'nun peşinden gezmesi çok sevimliydi. Soo Sun'dan hoşlanıyordu ancak hiç aşk üçgeni gibi bir durum yoktu ya bayıldım. Zaten baktı Eo Soo Sun'un da gönlü Dae Gu'da, hiç açılmadı bile. Kaldı mı böyle insanlar be Ji Guk-ssi?

Herkesin aklında kalan defalarca rehin alınmış olması. Birde diyor ki ben alışığım artık :P Çocuk rehine durumlarında ne yapacağını bile öğrenmiş durumdaydı.







Lee Eung Do (Sung Ji Ru)

Babaa ahahah Sung Ji Ru'yu illa bir yerlerde izlemişimdir ancak şimdi hatırlamıyorum. Dedektif Lee tüm ekibin babası gibi bir şeydi, tabi evde de beş çocuk babası olunca. Seo Pan Suk'un en yakın iş arkadaşıydı ve zavallı Dedektif Lee sürekli Pan Suk'u frenliyordu. Ama Savcı Han'a vurmasını durduramadığı için gayet mutluyum, keşke daha çok vursaydı Pan Suk :P

Çocukları Pan Suk'un aksine daha çabuk benimseyip yol göstermeye çalıştı. Ayrıca gayet de iyi bir polisti. Ufak tefek fireleri olsa da genele bakınca olaylarda gayet iş bitiriciydi.

İyi bir polistin Dedektif Lee, her ekibe lazım bir tane senden. Eun Dae Gu'nun arkasından "Her an düşecekmiş gibi geliyor." derken üzüntüsü samimiydi. Hepsini son ana kadar korudu kolladı.








Kim Sa Gyung (Oh Yoon Ah)

Ekipten değil ama yengemiz, bahsetmezsek ayıp olur :P Daha önce hiçbir yerde izlemediğim Oh Yoon Ah hayat veriyor Kim Sa Gyung'a. Bence gayet de başarılıydı. Ay bir de ne kadar güzel bir kadın. Dizi boyunca hem güzelliği hem giydikleri o kadar güzeldi ki.
Kim Sa Kyung Kayıp Kişileri Arama Timi'nin başındaydı. Seo Pun Suk'tan yıllar önce çocuklarını kaybetmeleri sebebiyle boşanmış. Çocuğun ölümünden Pan Suk'u sorumlu tutuyordu. Görüyorsunuz, bir değil iki değil herkes adamı bir şeylerden sorumlu tutuyor. Ama işin iç yüzünde kendisi iki tarafa da yetişmek için paralanmış elinde de hiçbir şey kalmamış sonuç olarak.
Başlarda bakışlarından nefret saçıyordu Pan Suk'a ama beklemediğim kadar hızlı yumuşadı. Bu kadar beklemiyordum. Ama iyi de oldu, çok tatlış bir ilişkileri vardı. Bir ara Seo Pan Suk, Eun Dae Gu ve Soo Sun arasında bir aşk üçgeni oluşacak diye çok korktum, şükür olmadı öyle bir şey.
Kim Sa Gyung sevimli bir karakterdi, vakaların çoğuna yardımcı oldu ve taktikleri işe yaradı. Ayrıca hastanede oğlu kucağında ağladığı sahneye iki kere flashback yaptılar, ikisinde de gözlerim doldu. Bence orada da çok başarılıydı.





Dizi baştan daha komedi unsurlarıyla başladı. Ekip üyelerinin baştaki tüm olayları ellerine yüzlerine bulaştırmaları. Rehin alınmalar, yaralanmalar, hapisler falan derken. Amir Cha Tae Ho'nun gelip 3. Ekibin masalarının olduğu yere fasulye serptiği sahnede gülmekten yıkıldım. Adam haklı, lanetli gibi iki bölümde bir birine bir şey oluyordu. Bir türlü kurtulamadılar dertten.
Ekibin dördünün de arasındaki iletişim çok şirindi bence. Yavaş yavaş yakınlaşıp sonlarda gerçekten tam bir ekip oldular.

Ama Seo Pan Suk bir ara ekipten çok çekti ahahah. Ekibiyle ilgili yaptığı yoruma çok güldüm. "Biri benden nefret eder, biri de kadınımın peşinde." ahahaha. Asansör ahnesinde "Telefonumu da mı kopyaladın?" demesi, yemek yerken Dae Gu'ya "Bazen bu ekibin lideri ben miyim sen misin diye merak ediyorum. Sen de merak etmiyor musun?" deyişi falan çok komikti. Zavallım çok çekti ekibi yola getirene kadar. Ama sonra hepsinin birbirine bağlanması süperdi. Soo Sun'un Seo Pan Suk'a yazdığı mektup... Hüüü... Altına "Sonsuza dek çocuğunuz, Eo Soo Sun" yazması... (5 dakikalık ağlama molası verilmiştir.)

Dizide sürüsüne bereket kötü var tabi. Çünkü polisiye dizi yani olması gerek. Ama uzun süredir hiç bu kadar gıcık olmamıştım. Son beş bölümde yerimde duramadım sinirden. Son bölüme gelmişiz hala işler düğüm. Delirdim yahuu. O Yoo Ae Yeon ve babası Yoo Mun Bae'yi elime verseler boğardım sinirimden heralde. Neler yapmışlar ya. En son tüm olay ortaya çıktığında sorguladım cidden. Bir insan bu kadar kötü olabilir mi diye sorguladım kendimi. Kaç kişinin hayatını kararttı. Savcı Han zaten tam nefretlik bir karakterdi, sinirlerim hopladı her gördüğümde. Bir süre hiçbir yerde karşıma çıkmazsa çok sevinirim.
Ayrıca Şef Kang'ı da son bölümde bir kahraman yaptılar da bence o da melek sayılmazdı. Tamam pişman olmuş, yasa çıkınca teslim olacakmış bla bla da geçelim bunları. İşin çoğuna dahil olup bir de soruşturmaya defalarca taş koymadı mı, ben ona bakarım aga. Üzgünüm Şef Kang ama çok üzülemedim sana.



Ji Yong ve Soo Sun'un flashbackleri de çok şirindi. Küçükken kötü bir başlangıç yapmışlardı, ikisi de çok komikti :P Her şekilde aralarındaki iletişim çok hoşuma gitti. Eun Dae Gu'nun Soo Sun'a hislerinin yavaş yavaş değişmesi de çok güzel işlenmişti, pat diye olmadı. Son bölümlerde "Nasıl ideal tipi olmam?!" çıkışları çok şekerdi. Ama Soo Sun'un cevabı daha şekerdi.
"Kimmiş peki senin ideal tipin?"
"Arkadaşın... Kim Ji Yong."
Bu ikilinin romantik sahneleri de pek dokunaklı, pek güzeldi. Park sahnesinde Soo Sun'un "Ağlamak istiyorsan söyle." dediği yer çok hoştu mesela.

Benim için dizinin bir sahnesi var ki, yıldızıydı resmen dizinin. Savcılık tüm dava evraklarını almak için geldiğinde Eun Dae Gu'nun odadan beyzbol sopasıyla çıkıp tüm bilgisayarları kırdığı ve "bunları alsanız da hiçbir şeyi araştıramazsınız." dediği sahne. Oradaki bakışları ve duruşunda o dibe vurmuşluğu, tükenmişliği ve gözünü ne kadar kararttığı o kadar belliydi ki, kimse ne yapma dedi ne de dur. Savcı Han'ı bile geri püskürttü o tavrı. O sahneyi kaç kere geri sarıp tekrar tekrar izlediğimi hatırlamıyorum. Çok, çok güzeldi. Çok vurucuydu.

Onun dışında son bölümlerde olayın bu kadar çetrefilli hale gelmesi beni yordu. Daha erken çözülse daha az sinir hastası olabilirdim. Ama yine de hiç sıkılmadım ilginçtir. Çok kısa bir sürede bitirdim diziyi.
Yalnız kafama yatmayan bir kaç şey oldu. Mesela Soo Sun çocuklarla kalacak diye bekledim kaç bölüm. Madem kalmayacaktı o çadır işini niye sıkıştırdılar araya ahahahsa. Bir de şey çok mantıksızdı. Ji Yong'un annesini o kadar tanıklık yapma falan sıkıştırdılar, sandık kadın misilleme olsun diye öldü, ee o olayla hiç alakası yokmuş. Ji Yong'da öyle boşu boşuna Seo Pan Suk'tan nefret ettiğiyle kaldı.


Dizide tüm ilişki rolleri çok açıktı, bizi gereksiz germediler bu yönden. Onun dışında bol bol aksiyon, güzel ve eğlenceli bir ekip, komik bir merkez. E daha ne istiyoruz ki? Gayet güzeldi, izlemeyen varsa buyursun hemen izlesin. Ama polisiye sevmeyenler için iyi bir tercih olmayabilir. Çünkü ne kadar da olsa polisiye ve aksiyon ön planda. Meraklısına ne ala, seve seve izledim ben. Zekice kurgulanmış bir olay örgüsü var, son bölüme kadar aralıksız izledim son beş bölümü. Kim ne yapmış, neden yapmış, kolayca cevabı verilen sorular değil, tahminler genelde yanılgı çıkıyor o yüzden eğlenceli. Polisiye seven herkesin çok seveceği bir dizi olduğunu düşünüyorum. Ben referans veriyorum, çok çok güzeldi!

Tüm OST listesi de çok güzeldi ayrıca. Ben en çok Lee Seung Chul-I'm In Love ve E.D.E.N-One Love'ı sevdim ama tüm OST listesi çok keyifli şarkılardan oluşuyordu.
Seo Pan Suk ahahaha tüm romantik sahnelere tepkisi ektedir.
Seo Pan Suk bey napıyorsunuz ahahaha
Gözlerinin güzelliği...

Namınız yürüsün be 3. Ekip. Çok güzelsiniz <3


12 Nisan 2020 Pazar

Dizi Yorumu: Descendants of the Sun


Merhaba ve merhabalaaar! Herkesin yayınladığı dönemde ayıla bayıla izlemiş olduğu DOTS'ı sınav senem olması itibariyle güncelde izleyememiştim ve sonra da sürekli erteledim neden bilmiyorum. Bu yüzden de kendime anlatamayacağım kadar kızgınım ahsahhsjsj. Konu itibariyle bol bol aksiyon olacağını tahmin ettiğim için kışa erteliyordum her büyük prodüksüyonlu yapım gibi, öyle kaldı gitti işte. Geçenlerde annemle yeni bir dizi izlemeye karar verince başladık izlemeye. Son yıllarda aldığım en güzel kararlardan biri sanırım ahshahs.

Kdramalar arasında bir üçlüm vardır, dev. Şu ana kadar çoğu dizi sıralamayı değiştiremedi ama DOTS biter bitmez ilk sıraya yerleşti. Tek bir anında bile sıkılmadığım TEK dizi şu anda, o kadar söyleyeyim.

Normalde çok sevdiğim dizileri yazmaktan çekinirim, bir şeyler eksik kalacak gibi gelir, iyi anlatamamaktan korkarım. Ama çok yazmak istedim, dizi üzerine incelemelerimi paylaşmak istedim.


Öncelikle konudan biraz bahsedecek olursak Yüzbaşı Yoo Shi Jin (Song Joong Ki) Birleşmiş Milletler adına çalışan bir özel kuvvetler askeri. Son derece gizli görevlerde, barışı korumak için çeşitli operasyonlarda yer alıyor. Doktor Kang Mo Yeon (Song Hye Kyo) ile bir şekilde yolları kesişiyor ve olaylar başlıyor.

2016'da yayınlanan dizi, 16 bölümden oluşuyor.


-yazının bundan sonrası eser miktarda SPOILER içermektedir. 

-Karakterler-
Yoo Shi Jin (Song Joong Ki)
Yüzbaşı Yoo Shi Jin bir özel kuvvetler askeri ve BM'in barış gücünde yer alıyorlar. Alfa Team'in lideri Bigboss :")
Bu rolün Kore'de bir çok aktöre daha teklif edildiğini duydum ama hiçbiri saçını kestirmek istemediği için rolü kabul etmemişler. Ama iyi ki de öyle olmuş çünkü Song Joong Ki bu rolle bütünleşti adeta, rolü yaşadı hatta. Gerçekten parladı bu diziyle.
Oyunculuğunu artık hepimize kanıtladığını düşünüyorum. O yüzden övme gereği bile duymuyorum. Ama Kore halkının neden idoller oyunculuk yapmasın diye bas bas bağırdığını anladım sanırım. Diziyi götüren şeylerden birisi de oyunculuk. Yoo Shi Jin ne kadar zekice yazılmış bir karakter de olsa kötü bir oyuncu bu kadar iyi canlandırabilir miydi? Song Joong Ki, harika iş çıkardın bu dizide. Herkesi aşık etti yahu kendine.

Yoo Shi Jin dizi bitince "O gerçek değil, çıkar aklından!" diye kendimi tokatlayacağım kadar muhteşem bir karakter. 16 bölüm boyunca tüm konuşmaları, yaptıkları, karizması ile beni mahvetti, Mr Darcy sendromu benzeri bir sendromdayım. Az kaldı Jane Austen gibi kendi Yoo Shi Jin'imi yazmama. Çok zeki, zorlu anlarda bile tam bir mizahşör, sevimli bir puppy suratı var, romantik ve üniforma giyiyor... Çok karizmatik bir askerdi gerçekten. Kendine doğru gelmiyorsa emre bile uymuyordu. Ve kendisiyle pilot gözlüklerinin ne kadar tehlikeli bir ikili olduğunu gördük, büyülendim.
Dizideki herkesle ilişkisini izlemek beni çok eğlendirdi. Ama en çok Seo Dae Young'la olan ilişkilerine kahkaha attım. Birbirine çok zıt iki karakterler ama inanılmaz sağlam bir ikili olmuşlardı, bize de ayıla bayıla izlemek düştü. Hastane sahnesinde yaptıklarıyla herkesi kırıp geçirdiler:P Benim için ikilinin yıldız sahnesi Kore'den gelen pakete koşuşları ahahahaha Koşuşları ayrı komikti, sorgu sırasındaki cevapları ayrı. Defalarca geri sarıp güldüm.
 O kadar sevimliydi ki kızamıyor insan, şeytan tüyü var o gülüşünde. Onun dışında herkese hazır cevaplığıyla verdiği karşılıklarla çok eğlendim, ekranda olduğu süre boyunca kimseyi bir an bile sıkmadığına eminim.
Song Joong Ki bu yapımların adamıymış resmen, öğrenmemiz iyi oldu <3 Umarım daha çok izleyebiliriz kendisini. Kendi anma meyvelerini yerken hastane ekibiyle konuşma sahnesi komediydi. Kang Mo Yeon'la uyumları çok çok güzeldi, izlerken bu kadar yakışmış olmalarına inanamadım. Senaryonun devleşmesinde bu uyumlarının da payı vardı. Ben de dahil bir kitleyi kendisine hayran bıraktı, tebriklerimi iletiyorum ahaha.


Kang Mo Yeon (Song Hye Kyo)
Haesung Hastanesi'nde çalışmakta olan Doktor Kang Mo Yeon'umuz. Kang Mo Yeon... Ne desem ki hakkında? Bu karakter beni sıklıkla şaşırttı. Dizi boyunca güzelliği zirvedeydi bir kere. Onun dışında ben rolüne uyum sağladığını düşünüyorum, oyunculuğu her ne kadar vasat olsa da. Gelgitli ve kafası karışık bir karakterdi ve bunu iyi yansıtmıştı. Ne zaman bu kadın bu tip bir insan desem tam tersi bir şey yapıyordu. Yoo Shi Jin'i o kadar reddetmese iyiydi ama :P Aslında biraz kızdım kendisine ama düşününce haklılık payı da vardı. Randevunun ortasında bırakılmak bir yana, nereye gidiyor bilmiyorsun, ne yapacak bilmiyorsun, sürekli tehlikede. Sonunda "Alışveriş merkezine gidiyorum." koduyla biraz olsun anlaşmışlardı. Ama yine de özel kuvvetler askeri olan bir adama "Nereye gittiğini bilmiyorum." diye trip atmak biraz şey. Hani, ablacım, gizli görev falan????Song Hye Kyo'ya da doktor olmak çok yakışmış, o önlükler, üniformalarla falan pek şirindi :3
 Ama hepimizin kabul etmesi gerekiyor ki bazı sahnelerde çok donuktu. Hatta çoğu sahnede ya. Dizinin sonuna kadar gördüğümüz mimik çeşitliliği iki falan. Yılların oyuncusu olmasa neyse ama Song Hye Kyo yıllardır bu sektörde ve artık mazur kılmak zorlaşıyor bence. Hiç mi üstüne koymazsın diye sorarlar adama. Yoon Myung Joo'nun test sonuçlarının geldiği sahne, durumu anladım, gözyaşlarım pıt pıt düşüyor önüme. Seo Dae Young koştu sarıldı, Yoon Myung Joo pozitif çıktığını anladı, kapıda Shi Jin ikisine bakıyor, baya üç kişilik bir dram yaşanıyor ekranda. O sırada kadraj Kang Mo Yeon'a bir döndü, boş bakışlarla karşılaştık. En çok oradaki donukluğu gözüme batmıştı. Duygularını yansıtabilseydi, daha etkileyici olurdu. O yüzden bu donukluğu gözüme battı. Sanki Yoo Shi Jin daha çok seviyor gibiydi.

Onun dışında ekibiyle aralarındaki iletişim çok iyiydi. Sabah kalkıp askerleri izlemeleri komediydi ahahaha. O hastane ekibine ayrı bayıldım. Yoo Shi Jin'le ikili konuşmaları çok altı dolu, keyifli sohbetlerdi. Hatırlayamadığım bir sürü komik diyalogları vardı. İkisi öyle güzel yakışıyordu, öyle güzel bir elektrikleri vardı ki, tüm sahnelerde aldı gitti beni. En çok karakterin özgüveninin yüksek olması da çok hoşuma gitti, hasret kalmışız böyle karakterlere.


Seo Dae Young (Jin Goo)
Başçavuş Seo Dae Young Alfa Ekibinde görevli, aynı zamanda da birleşmiş Milletler Barış Gücünde görev yapan bir Özel Kuvvetler Askeri. Bayıldım, BAYILDIM! Jin Goo'yu bir dizide ilk defa izledim. Ama gerçekten kendisine fena düştüm! Bir kere o karakteri! Seo Dae Young, mahvetti beni! Tam bir "sang namja" işte. İnanılmaz düşünceli, Yoon Myung Joo'ya bir şey olmasın diye kendini öne atan, tüm yükü kendisi sırtlanan, duygularını belli etmese de çok güzel seven bir karakter. Yani dizi boyunca Seo Dae Young karakterine Yoon Myung Joo ile birlikte ben de çok aşık oldum. Yoon Myung Joo'yu başlarda istemeden de olsa üzdüğü için kızamadım bile çünkü nedenleri çok bariz ne yapsın. Off muhteşem bir adamdı yahu.
Dizi boyunca Seo Dae Young Seo Dae Young diye kendimi yedim bitirdim. Yoo Shi Jin'le aralarındaki iletişim çok güzeldi. Öyle bir ikili zor bulunur. Tüm sahnelerinde yüzümde bir gülümseme bıraktılar. Hele Yoon Myung Joo ile olan elektrikleri... Birbirlerine çok yakışmaları bir yana, elektrikleri de çok tuttuğu için çok gerçeğe yakın hissettiriyordu. İlişkileri çok fırtınalıydı. O yüzden bayıldım sanırım :P Tüm hislerini çok doruklarda yaşamaları çok gerçekçiydi. Hastanede Yoon Myung Joo'nun nerede saklandığını bildiği ama yanına gitmediği sahne çok güzeldi :") Of bu ikiliyi şimdiden özledim. Normalde yan çiftleri çok sevmem, hatta zaman kaybı olduğunu düşünürüm ama bu ikisini o kadar çok benimsedim, öyle sevdim ki ekran hangi çifte geçse diğerini özlüyordum ahahaha. Yoo Shi Jin'le olan operasyonları çok güzeldi. Bütün o "sang namja" imajını da Red Velvet "Dumb Dumb"da dans ederek yıktığı o sahneden gözümden yaş gelmişti, aklıma geldikçe gülüyorum. Instagram'da kaydedilen gönderilerimde duruyor, arada açıyorum, modum düzeliyor ahahahahaahha. Aşığım sana Seo Dae Young, çaldın tüm kızların kalbini. Tepkisiz halleri, teknolojiyle olan kavgaları falan çok çok komikti. O ifadesizliği çok çok komikti başta.


Yoon Myung Joo (Kim Ji Won)
  That's ma' girl! Teğmen Yoon Myung Joo bir askeri doktordu ve babasının bizim iki kafadarın komutanı olması sebebiyle işler biraz karışıktı. Babası Teğmen olan kızını Başçavuş Seo Dae Young'la değil, Yüzbaşı olan (hatta Binbaşı olmasına ramak kalmış) Yoo Shi Jin'le evlendirmek istiyordu. Ama kız Yoo Shi Jin'i abisi gibi görüyor, gönlü Seo Dae Young'da. İyi süründürdü bizi komutan amca.
Kim Ji Won benim en en sevdiğim kadın oyuncudur, ki oyunculuğu mükemmel. Hatta dizide Song Hye Kyo'dan daha iyi iş çıkardı bana kalırsa. Buradaki karakterine de aşık oldum. Bu kadın böyle rollere çok çok iyi uyum sağlıyor. Açık, net, kararlı, inatçı, dediğim dedik ve asabi. İstediği bir şey varsa sonuna kadar savaşıyor. Seo Dae Young'un peşinden de epey koştu bu sayede. İlişkilerine ayrı, Seo Dae Young'a ayrı, Yoon Myung Joo'ya ayrı hastayım. Virüs testi pozitif çıktığında ben de ağladım kendisiyle beraber, çok korktum bir şey olacak diye. Tam da coronavirüsün etkisini hissettiğimiz günlere denk gelince bu, daha da bir etkilendim sanırım.
Güzelliği her dizisinde olduğu gibi burada da zirveydi, gözümü kamaştırdı. Kim Ji Won gerçekten en güzel oyunculardan birisi. Ve izlediği her dizide ağlayışı beni de ağlatıyor. Çok iç parçalayıcı ağlıyor, içli içli. Seo Dae Young'un mektubunu aldığında taburun dışında oturup ağladığı sahne beni mahvetti, dağıttı. Kang Mo Yeon'la olan atışmalarını çok eğlenerek izledim. Aynı şekilde Yoo Shi Jin'le de şakalaşmaları çok eğlenceliydi. Bir gün Seo Dae Young ortamdayken "Babam damadıyla konuşmak istiyor." diye odaya dalması bu sefer güldürmedi ama olsun ahahaha. Ne hissettiyse, hissettiği duyguyu bana geçirdi. Bunun için ayrı tebrik edesim var kendisini. Hüznünü de, öfkesini de mutluluğunu da hissettim. Seo Dae Young'la ilişkileri çok güzeldi, çok gerçekçiydi. Flashbacklerdeki hallerine hasta oldum <3 Off tatlışlar yahu.


Şu güzellik beni ağlatır :")


Oyuncu seçimlerini kim yaptıysa, çok güzel yapmış. Acemi oyuncularla bu dizi katlanılmaz olurdu. Sadece bu dört karakter değil, destekleyici rollerdeki hastane ekibi, alfa team, Urk ekibi, Daniel ve Ye Hwa... Hepsi çok tamamlayıcıydı. İyi iş çıkarmışlardı. Ayrıca Doktor Song ve Hemşire Ha da çok sevimli bir yan çiftti, özellikle Doktor Song'un sabah koşusuna katıldığı kısım :P

Argus karakterinden de ne kadar nefret ettiğimi anlatmaya kelimeler yetmeyeceği için susuyorum ama kendisi en nefret ettiğim karakter olan Kim Tak Su (bknz. Fight For My Way) ile yarışır rahat rahat.



Dizinin çok zekice kurgulanmış bir olay örgüsü olduğunu söylemiyorum. İkisi de topluma hizmet rollerinde olan iki insanın yolları kesişiyor ve tüm zorluk ve engellere karşı ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyorlar. Ama tüm bu sadeliğin içinde karakterler, temsil ettikleri, aldıkları kararlar bir şekilde diziyi benzerlerinden farklı kıldı.
Dizide çok sevdiğim unsurlar vardı. Bunlardan bahsetmek istiyorum biraz.

-Benim için en önemlilerden birisi, ikili diyaloglar. Şu ana kadar izlediğim dizilerde çok dikkatimi çeken şeylerden biriydi. Sadece sahne geçsin diye yazılmış, altı boş, "şimdi bunlar ne diyor?" dediğimiz inanılmaz anlamsız diyaloglar. Böyle bir diyaloga rastlamadım. Hem Seo Dae Young ve Yoon Myung Joo arasında, hem de Yoo Shi Jin ve Kang Mo Yeon (veya herhangi bir iki kişi) arasındaki ikili konuşmalar çok zekice yazılmıştı. Eğlenceli, anlamlı, keyifli sohbetler. Önceki konuşmalarında geçen şeylere yaptıkları atıflar ve espriler hem konuyu daha gerçekçi kılıyor hem de bağlantı sağlıyordu. Ben kimle kimin arasında geçerse geçsin, diyalogları çok keyifli izledim. Yoon Myung Joo ve Seo Dae Young'un, Yoon Myung Joo ve Yoo Shi Jin'in atışmaları falan çok çok keyifliydi.

-Karakterlerin altı doluydu. İnanılmaz gerçekçi karakterler adeta ete kemiğe bürünmüştü. Karakterler o kadar netti ki herhangi bir olay karşısında dördü de ayrı ayrı ne tepkiler verecek hayal edebiliyor insan. Ve bu çok güzeldi. Hepsi birbirinden farklı karakterlere sahip kişilerdi ve bu karakterler beni çok eğlendirdi. Ve tüm karakterler de çok güzel yazılmıştı, çok gerçekçilerdi ve inanılmaz sevimlilerdi.

-Tek bir sahnede sıkılmadığımı söylemiştim. Olay akışı çok güzel ayarlanmıştı. Hiçbir olay on bölüm boyunca uzatılmadı, tadında bırakıldı ve tüm karakterler arasında güzel bir denge sağlandı. Sıkılmamamın sebebi yukarıdaki maddeyle de çok bağlantılı aslında. Karakteri çok iyi tanıyınca bir özdeşim kuruyor, bağ hissediyor insan. Eh böyle hissedince de, ne yapsa izliyorsun. Bu çok önemli bir etken. Tabi sıkıcı hiçbir sahne de yoktu bence. Yan karakterler diziyi çok güzel taşımıştı.

-Aşk üçgeni olmaması o kadar iyi geldi ki anlatamam. Bıktık artık o üçgenlerden. Dizide herkes kendi halindeydi ve ilişkiler çok netti.

-İki çiftin ilişkisi de zirveydi çünkü enerjileri tutuyordu. Genelde dizilerde ya yan çift ana çiftten az sevilir ya da çok sevilir ben ikisini bir arada görmedim. Ama bu dizide, en azından benim için iki çiftte o kadar kendine has ve değerliydi ki... İki çifte de ne olacak diye soluklarımı tuttum. Enerjiler çok iyiydi herkes birbirine çok yakışıyordu.
Hatta Song Joong Ki ve Song Hye Kyo'nun enerjisi o kadar tuttu ki evlendiler biliyorsunuz. 2019'daki boşanmalarına da neyin sebep olduğuyla ilgili kimsenin bir bilgisi yok. Ama çok yakışıyorlardı, yalan yok :P

-Komedi etkeni beni öldürdü. Ve öyle zorlama komedi sahnelerinden bahsetmiyorum. Yoo Shi Jin zaten başlı başına sürekli inanılmaz zekice esprileri ve konuşmalarıyla bir minnoştu. Hazırcevap bir kişiliği vardı ve onun olduğu konuşmalar gerçekten zekiceydi. Esprileri, tüm durumlar karşısında birden verdiği cevaplar, yakınmaları, mimikleri inanılmaz komikti. Seo Dae Young'la ikili ilişkileri ise ayrı bir komikti. Her şeyi Seo Dae Young'un üstüne yıkışı, ilişkileri, Seo Dae Young'un tepkisizliğiyle oluşturduğu zıtlık. Hele hastanede kaldıkları süre boyunca yaptıkları beni kırıp geçirdi ahahaha. Çok da özendim ilişkilerine. Birbirlerini sürekli koruyup kollamaları ve tanışma hikayeleri falan çok çok özeldi. En kısa zamanda arkadaşlarımla Uykusuz Geceler buluşmasını uygulama niyetindeyim ahahaha.
Ve asker olmadıklarını düşündürmek için yakalarını kaldırmaları ama daha çok asker gibi görünmeleri beni her seferinde gülmekten kırdı geçirdi ahahaha

-Flashbackler çok keyifliydi. Normalde flashbacklerde aşırı sıkılırım. Yani olmuş bitmiş işte, bize ne falan. Ama hem Seo Dae Young ile Yoon Myung Joo'nun tanışmasını hem de Yoo Shi Jin ile Seo Dae Young'un tanışmasını inanılmaz heyecanlı ve keyifli izledim. Çünkü neden? Yine madde 2, bu karakterler bizden biri gibi artık, tanıyoruz. Ve bunun bir sebebi de olay örgüsünün güzelliği. Onun dışındaki ufak tefek flashbackler de çok çok güzeldi.

Hayali bir bölge olan görev yerleri Urk'ta bulunan o sahil. Urk hayali bir yerdi ancak çekimleri Yunanistan'ın bir adasında yapılmış. Dizinin büyük bir kısmı Urk'ta geçti. Bence keyifliydi. Çok şirin bir bölgeydi. Bir çok aksiyon da yaşandı ama ben yine de Urk'u ve Urk bölümlerini sevdim. Kaldıkları bölge özellikle çok güzeldi

Bazı sahneler çok içime dokundu.
-Yoon Myung Joo'nun Seo Dae Young'un mektubunu almak istememesi, "Okursam, gerçekten gittiğini kabullenmiş olacağım." demesi,
-Yoo Shi Jin'in Argus'la olan resmini yakarken o içli ağlayışı, Kang Mo Yeon'un gözlerini kapatışı,
-Yine Yoo Shi Jin Argus'a ateş ederken gözünden gelen bir damla yaş,
-Komutanlığın bahçesinde Kang Mo Yeon'un Yoon Myung Joo'ya "Sen böyle yaparsan ben ne yaparım?" demesi.
-Yoon Myung Joo'nun Urk Havalimanına gelince giden Seo Dae Young'la karşılaşması ve oradaki muhteşem oyunculuğu
-Yoon Myung Joo'nun hastalığını anladığı kısım, hastalığı süresince günden güne hastalanması, Seo Dae Young'un kapıdan onu izlemesi, bu ve aklıma gelmeyen sahneler beni çok çok üzdü.


Sonunun beğenilmediğini gördüm bir yerlerde. Bence sonu çok kendine özgüydü, çok da güzeldi ayrıca :3

Dizide illa bir şeyi eleştirmem gerekirse, Urk bölümlerinde başlarına gelmeyen (doğal afet, virüs, politik çatışma, mafya vb. örnekler çoğaltılabilir.) kalmadığı için ben tüm iyimserliğimle Kore'de geçen son bölümlerin mutlu mesut, pembiş bölümler olacağını sanmıştım ama son bölüme kadar aksiyon sıkıştırmaya gerek var mıydı, sadece soruyorum?
Yine soluksuz izledim, yine sıkılmadım. Ama daha soft bölümler olsa da fena olmazdı hani.

Dizinin OST Listesi ise bir harikaydı. Zaten herkesin dilindeydi tüm dizi müzikleri. Ben de ayrı ayrı hepsine hastaydım. En çok konuşulanları da bırakayım şuraya.

T Yoon Mirae-Always


Chen X Punch-Everytime


Davichi-This Love


Gummy-You Are My Everything


Mad Clown, Kim Na Young
Offf çok güzellerdi hepsinin klibini izleyin :3

Bu yazıyı sonsuza dek yazasım var, satır satır övesim var, hatta SONG JOONG KI SANA AŞIĞIM diye her yere yazmamak için kendimi çok zor tutuyorum ama sonra ergen misin diye linç yiyorum, üzülüyorum arkadaşlar ahahaha O yüzden bundan sonra kara kuvvetlerinden emekli subay gibi ciddi yazmayı planlıyorum ahahahs iki dakika dayanamam ki.

 Hala izlemediyseniz koşun, hemen başlayın. İnanın asla pişman olmayacaksınız.

Al işte şu güzelliğe bak, nasıl sakin kalayım, ciddi olayım şimdi <3


Şu güzelliklere bak :3
Oyunculuğuna sağlık Kim Ji Won, harika birisin.

Biraz da ekip gibi ekip öyleyse ahahah
ahahsahahhsa hala çok komik

O muhteşem koşuş arkadaşlar ahahaha

Beyler :")
That's ma girl demiyoruz boşuna...





1 Nisan 2020 Çarşamba

Büyülü Sesler: Punch


Bu köşede uzun zamandır birisinden bahsetmemiştim. O yüzden heyecanlıyım :3
Bu köşede şimdiye kadar ismini duyurmasını istediğim, kaliteli, yetenekli sololara yer verdim. Dean'den ve Kim Feel'den bahsetmiştim. Çünkü solo sanatçılar Kore'de çok değer görmüyor maalesef. Bazı istisnalar dışında çoğunun hakkında bilgi bulmak bile imkansız. Punch da böyle sanatçılardan biri. Kendisi hakkında bir şeyler bulmak için araştırdığımda bir boşluk buldum karşımda. Ben de dedim ki bu kadar yetenekli ve kaliteli bir sanatçıyı neden kimse bilmiyor, neden hakkında bu kadar az bilgi var? O yüzden hepimiz tanıyalım, bilelim diye karar verdim bu köşede kendisine yer vermeye.
Şimdi oradan buradan topladığım azıcık bilgiyi toparlayıp bu güzeller güzeli minnoşumuzu bool bol öveceğim burada. Çaylar kahveler hazır mı? Hazırsa yazıya kendinizi bırakın ve Punch'ın bal sesine kulaklarınızı dört açııın :3
PUNCH
Gerçek adı: Bae Jin Young
Doğum Tarihi: 19 Şubat 1993
Doğum Yeri: Seul

Balık burcu güzeller güzeli Punch'ımız OST kraliçesi olarak biliniyor. Eh, yanlış da sayılmaz. Kendi şarkılarından daha çok OST söylüyor bebişimiz. Ben de kendisini önce Descendants of the Sun için en az kendisi kadar bal sesli olan Chen ile yaptığı 'Everytime' şarkısı ile tanımıştım. Çok güzel şarkı falan deyip bir süre dinledim ama sonra unutmuştum. Sonra geçenlerde tam uyku için hazırlanırken youtube'un otomatik geçme özelliğiyle, Chanyeol ile söylediği 'Go Away Go Away' şarkısıyla tanıştım. Orada şarkıya aşık oldum zaten.
Punch'ın OST için bu kadar tercih edilmesinin sebebi elbette bal sesi ve tüm bu şarkıları hissederek söylemesi. Her söylediği OST dillerden düşmüyor. Herkes en az bir kere Punch'ın seslendirdiği bir şarkıyı dinlemiştir.
Kendisiyle ilgili çok merak ettiğim bir şey var, ulaşan olursa benim için sorsun: Neden 'Punch' ismini seçmiş acaba?
Şuraya şirinemizin instagram hesabını da bırakıyorum, isteyen takiplesin: punchbaebae

Güzel kızımız Gachon Üniversitesi'nden mezun olmuş. Çıkışını Naym Naym Entertainment altında yapmış. Kendisi oyuncu ve rapper Kim Min Jae'nin de şirket arkadaşı oluyor.
2014 yılında spot ışıkları altına çıkan Punch diziler için birbiri ardına şarkılar seslendirmeye başlıyor.

2014 yılında It's Okay, That's Love dizisi için Crush ile beraber "Sleepless Night" şarkısını, Pinocchio dizisi için ise Tiger JK ile "First Love" şarkısını seslendiriyor.
Aynı zamanda da Kim Bo Kyung ile "Drink With Me Now", The One ile birlikte de "Hurts" adlı teklileri çıkartıyor kızımız. 2014 onun için yoğun bir yıldı ve bu bir süre daha da devam etti.

It's Okay, That's Love için Crush ile beraber seslendirdiği "Sleepless Night" şarkısı diziyi izlemeye karar vermeme yetecek kadar güzel. Güzel kızımızın rap yeteneklerini de görüyoruz bu orta tempolu şarkıda. Crush'la uyumları çok güzel.
Pinocchio için Tiger JK ile beraber seslendirdiği "First Love" şarkısı tam bir OST. Bazı şarkılar vardır, sadece ritminden bile OST olduğu anlaşılır. Öyle bir şarkı. Naif, orta tempolu, hoş bir şarkı.

Kim Bo Kyung ile seslendirdiği "Drink With Me Now" çok güzel bir aşk şarkısı. İki kadının sesleri birbirine öyle güzel uymuş ki bize doya doya dinlemek kalıyor. Eski kpop'ı anımsatan bir şeyler var bu şarkıda. Ne güzel öyle sesleriniz!
The One ile yaptıkları düeti bulabilirseniz çok seveceğinize eminim ama önce youtube'un haklı olarak önünüze çıkardığı yumruk teknikleri ve One Punch Man videolarını eleyebilmeniz önemli... Haksız da sayılmaz, of Punch, başka isim mi yoktu??
The One'ın harika sesi ve bu nostaljik şarkı, bir de Punch'ın rapi, tadından yenir mi? Buram buram eski kpop kokuyor. Yenmez, uykusuz gecelerime ilaç gibi yetişir, tavsiyemdir. Şarkı fena halde sarar, bağımlılık yapar, uyarması bizden.

 
Bal seslimiz 2015 yılında Who Are You: School 2015 için Baechigi ile birlikte "Fly With The Wind" şarkısını seslendiriyor. Bu şarkı da yine orta tempolu bir şarkı. Burada bal vokalini sergilerken duyuyoruz Punch'ı.

2016 ise 2015'in aksine son derece yoğun bir yıl Punch için.
Yoon Mirae ile beraber "How Are You" adlı bir tekli çıkarıyor. Bu tekli çok çok güzel bir şarkı. hem rap hem de vokal partları birbiriyle kusursuz bir uyum içinde ve Yoon Mirae ile Punch'ın sesi de inanılmaz uymuş. Yoon Mirae zaten kadın rapper denince akla gelebilecek ilk isimdir. Bir de Punch'a eşlik edince bir başka tadından yenmez olmuş şarkı.

2016'da yine mutlaka bahsedilmesi gereken bir OST var. Descendants of the Sun'ın "Everytime" şarkısı. Bu şarkıda kendisine Chen eşlik ediyor. Belki Punch'a ün getiren ilk çalışması çünkü DOTS yayınlandığı dönemde Kore'yi sallamıştı hatırlarsanız. Küçük bir nostalji kuşağı için klibi bırakıyorum.
Chen'in sesi EXO'nun vokal line'ında en sevdiğim sestir. İnanılmaz temiz ve berrak bir sesi var. Punch'ın sesiyle kusursuz bir uyum yakalamışlar. Yayınlandığı dönem deli gibi dinlemiştim bu şarkıyı. Ritmi, sözleri, vokalleri her şeyiyle mükemmel bir şarkı. Diziyi izlerken ise bu şarkının her çaldığı yerde ikilinin sesi içime işliyordu. Offff çok güzel diziydi be <3

Yine yayınlandığı dönemde ortalığı bir başka sallayan Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo'nun da "Say Yes" isimli şarkısını LOCO ile beraber seslendirdi Punch. Bu diziyi izlemedim, izlemeyi de pek düşünmüyorum ama yayınlandığı dönemde baya izleyen vardı. Loco'nun rapini ve tarzını seviyorum. Reggae'yi hatırlatan bir ses tonu var. Bu şarkı da çok sevimli bir OST olmuş.

Goblin dizisi için Chanyeol ile berbaer seslendirdiği "Stay With Me" şarkısı en ünlü şarkılarından birisi sayılır. MV tam bir günde 1 milyon izlenmeye ulaşmış. Bir OST için çok iyi bir sayı. Tabi bunda şarkı kadar dizinin ve Chanyeol'un etkisi var ama OST süper. Zaten yayınlandığı dönemde de ortalığı sallamıştı. Punch'ın sesinin en tez notalarını dahi duyuyoruz ve sesi kulaklarımı okşuyor. Chanyeol'un rap yaparken kullandığı pes tonu hoşuma gidiyor. Slow şarkılarda kendisinin pes vokalini de çok severim zaten (bknz. Sing For You partı)
O yüzden bu ikili şarkıyı sallıyor. Meraklısına MV'sini de bırakalım.
Punch bu şarkıyla 2017 Asia Model Festival Awards'ta "Asia OST Popularity" ödülünü kazanıyor. 2017 MAMA'da da "Best OST" kategorisine aday oluyor. 2018 13th KKBox Music Awards'ta ise "Best Korean Single of the Year" kategorisinde ödül alıyor.

Yılımız 2017'yı gösterdiğinde Punch, Kim Tae Woo'nun T-WITH albümü için "Sunrise" isimli şarkıda Kim Tae Woo'ya eşlik ediyor. Kim Tae Woo'nun sesini de çok severim. Sunrise şarkısında da Punch'la beraber ortaya koydukları çalışmasyı sevdim. Şarkı nakaratta yükselerek tiz notalara bırakıyor kendini. Anime openinglerine benzer bir havası var. Dinlemesi çok keyifli. Hemen tıklayın ve dinleyin efenim. Kim Tae Woo ft. Punch-Sunrise

Missing 9 dizisi için de "When My Loneliness Calls Out To You" şarkısını seslendiriyor. Slow bir havası olan bu şarkı aynı zamanda SM Station Season 1'da da kullanılıyor sanırım. Çok emin olmamakla beraber bu bilgiye ulaştım. Kulaklarını Punch'ın berrak sesiyle dinlendirmek isteyenler için harika bir seçim olacaktır.

Yine bir OST, yine Punch! Hit The Top için Glabingo ile birlikte "Beautiful Beautiful" şarkısını seslendiriyor. Neşeli ve umut verici bir havaya sahip bir şarkı. Hareketli bir altyapıya sahip. Güneşli bir şeyleri çağrıştırdığı için çok hoşuma gitti. İlk kez dinlediğim Glabingo'nun sesi de çok güzelmiş. Özellikle nakaratta çok yumuşacık bir sesi var. Şarkının ikinci kısmında Punch şarkıya katılıyor. Onun da katılımıyla şarkı iyice güzelleşiyor. Kendinizi umutsuz hissettiğiniz anlara birebir bir şarkı. Çok, çok sevdim :3
Klibi de şurada. Punch&Glabingo-Beautiful Beautiful

Vee sonunda bir tekli geliyor bal köpüğümüzden: When Night is Falling.
Sesiyle içimizi okşuyor. Şarkı yavaş tempolu bir şarkı. Sözler oldukça melankolik. Şarkıyı Punch'ın sesi başka bir yere taşıyor, içimizi okşuyor melodi. Bu şarkı çok çok güzel. Gerçekten içimde bir şeyler kopuyor bu şarkının sözlerini duyunca. Şarkıdaki duyguyu dinleyiciye geçirme konusunda son derece başarılısın Punch, böyle devam. Buraya bıraktım: When Night Is Falling

2018'de Punch "Tonight", "End of the Night" ve "Goodbye" isimli teklilerini yayınlıyor.
"Tonight" yine slow şarkılarından birisi. Sesi öyle güzel ki öyle güzel ki! 2019 8th Gaon Chart Music Awards'ta "Song of the Year-February" kategorisinde de aday oluyor Tonight.
Punch-Tonight


Punch-End of The Night
Kızımız End of The Night teklisi için bir MV çekiyor. Klipteki sevimliliğini, ballı lokma tatlısı hallerini saatlerce övesim var ancak kendimi tutuyorum :3 Tam ısırmalık yahuu.
Şarkının altyapısı son derece akılda kalıcı. Nakaratı da çok güzel şarkının.
Sonradan gelen edit: Mazi olan linkleri düzeltmek için geldim lakin nedense bu şarkının mv'sini bulamadım. Sanırım silinmiş, official kanallarda yok.

"Goodbye" teklisi ise yağmur yağarken radyoda çalan, çalması gereken o şarkı. Klasik bir ballad. İsmi şarkı hakkında gerekli ipucunu veriyor zaten. Ballad sevenler için harika bir şarkı. Nakaratta temponun biraz yükselmesi şarkıyı normal bir ballad şarkıdan farklı yerlere taşıyor. Sevdiğim birine gerçekten veda ediyor gibi içim eziliyor dinlerken. Gözlerim falan doluyor, yalan yok. Bu şarkımız 2019'da 8th Gaon Chart Awards'ta "Song of the Year-September" kategorisine aday oluyor. Bir tıkla, içinize dokunan melodi: Punch-Goodbye

2018'de aynı zamanda Rocoberry isimli grubun Telephone albümünden Telephone isimli şarkıya eşlik ediyor Punch bebişimiz. Rocoberry grubu Goblin'in hit OST parçası olan I Will Go To You Like The First Snow parçasının da bestecisiymiş. Hiçbir işinize yaramayacak bir bilgi verdim şu an, alın bu bilgiyle ne yaparsanız yapın ahahajs
Telephone şarkısı yine yavaş tempolu bir yağmurlu gün şarkısı. Camdan dışarı bakarken dinlemesi çok keyifli. Dinlemek isterseniz MV'si. Rocoberry-Telephone (ft. Punch)

Punch'ımız yine aynı yıl Live dizisi için "Why Why Why" isimli bir OST seslendiriyor. Söylemekten yoruldum ama sesi çok güzel yahu, bal bal! Şarkıyı dinlemek için: Punch-Why Why Why
Bu arada klibi izlerken ilgimi çekti ve diziyi izlemeye başladım. Polisiye dizileri seviyorsanız, gerçekçi konuları, teşkilatta işlerin nasıl yürüdüğünü ele alan güzel bir dizi olmuş. Tavsiye ederim.

Risky Romance dizisinin "I'll Love You" şarkısını da yine bizim kız seslendiriyor. Bu şarkı da yine çok çok güzel bir şarkı.



Geldik 2019 yılına.. 2019 Punch ve tüm Punchseverler için önemli bir yıl çünkü gözümüzün bebeği "Dream of You" albümü 2019'da hayatımıza giriveriyor <3
Ve albüm dışında 3 single daha çıkarıyor. E be köylü kızı, koysan hepsini albüme üç şarkı daha eklesen, bi full album fırlatsan bize ne olurdu sanki!

2019 Punch'ın en meşgul yıllarından biri. Oldukça da karışık seyretmiş anlaşılan. Yavaş yavaş gideceğiz, hepsini konuşiciiz efenim.

Öncelikle 16 Ocak 2019'da ilk göz ağrımız olan Dream of You çıkıyor. Kendisi dört şarkıya sahip. Hayır canım ne ağlaması...

Punch-Dream of You 1st Mini Album
Tracklist
1) Heart
2) Like A Snowflower
3) Love Is You
4) Kiss Me

Punch-Heart
Yahu şu klip... O kadar tatlı bir mini drama ki... Tatlılıktan ölüyorum izlerken. En sevdiğim oyunculardan biri ve Punch'ın şirketdaşı olan Kim Min Jae-ssi ve Ha Yeon Soo bize mini bir drama çekmişler resmen. Bayıldım.
Punch'ın sesine ve şarkıya ise denecek yok.Yine bir şaheser yaratmış <3


Like A Snowflower: Like A Snowflower'da Punch'ın diğer şarkıları ayarında bir ballad. Nakaratta şarkı biraz yükseliyor. Ballad dinleme günlerinde olduğumda dinlediğim bir şarkı. Tam bir ballad çünkü klasik. Dinlemek için tık tık

Love Is You: İşte bu şarkı benim canım ciğerim. Hızlı tempolu bir şarkı. Aynı zamanda Punch meleksi sesini harika kullanmış Şarkı tempoyu hiç düşürmüyor. Nakarattan önceki köprüde hızlı bir part var, rap partına benzer bir part. "Baby miss you" kısımlarındaki vokali beni aldı götürdü. Nakarattan sonraki rap partı bana bol4 şarkılarını anımsattı <3 Bu bağlamda Love Is You güzelliği albümdeki fav şarkılarımdan. Evet Punch, love is you bebeğim. Love Is You için de buraya tık tık

Kiss Me: Kiss Me albümdeki bir diğer ballad. Punch'cığım yetmez mi?? Hoş benim için hava hoş, Punch söylesin, ben dinlerim ama Punch'ın sesinin hızlı tempolu şarkılarda ayrı bir efso olduğu da bir gerçek arkadaşlar. Kiss Me elinize kahvenizi alıp tekli koltukta kitap okurken ya da düşüncelerinize dalmış otururken arkada akıp gidebilecek bir şarkı. Hoş. Dinlemek isteyenler için buraya bıraktım.


Mart 2019'da The Fiery Priest dizisi için "Breeze" isimli bir şarkı seslendiriyor Gree ile birlikte. Gree rapçi bir abimiz. Güzel bir birleşim olmuş sesleri. Şarkıyı da beğendim, dizinin hangi sahnelerinde, nasıl sahnelerinde çalınabileceğini hayal ettiğim vurucu bir şarkı olmuş.
Klibi izlemek ve şarkıyı dinlemek için: Punch ft. Gree-Breeze


30 Haziran 2019'a geldiğimizde Punch kendi teklisi olan Love Me'yi piyasaya sürüyor.
Punch-Love Me
Tüm sevimliliği ve renkleriyle kamera karşısına geçmiş ne de şirin olmuş. Şarkıya gelirsek, işte bana böyle şeylerle gel güzellik. Dinlemesi çok keyifli, orta tempolu bir şarkı olmuş. Dans etme isteği uyandırıyor bende. Punch'ın hafif boğuk söyleme tarzı şarkıya rüya tadı veriyor. Klipteki styling'ini çok başarılı buldum. Paket olarak çok sevdiğim bir konsept oldu. Klipteki hava, Punch'ın söyleme biçimi, şarkı, her şey çok çok güzel olmuş <3
Sonradan gelen edit: Burada da aynı sorun var. Şarkıya buradan ulaşabilirsiniz lakin official kanallarda mv yok. Ancak youtube'dan bulup izleyebilirsiniz muhtemelen.

Temmuz'da kızımız yine herkesin çılgınlar gibi izlediği, benim izlemediğim Hotel Del Luna için "Another Day" isimli bir şarkı seslendiriyor Monday Kiz ile birlikte. Monday Kiz isminden değil ama sesinden çok hoşlandım. Şarkı çok güzel olmuş. Biraz Everytime vibe'ı aldım. Melodi olarak benzemiyorlar ama şarkının havası anımsattı biraz. O yüzden daha bir sevdim.

Ağustos'ta bir diğer Hotel Del Luna şarkısı olan "Done For Me"yi seslendiriyor. Bu şarkıyı solo olarak söylüyor. Bir şarkıya fena benzettim ama çıkartamıyorum. Ama çok güzel bir melodiye sahip. Diğer şarkıları kadar içime dokundu ve favori Del Luna şarkım olabilir. Kızımız şarkıda hem vokal hem rap yeteneklerini sergiliyor. Sesi melek gibi yine. Şarkının melodisine ayrı, Punch'ın sesine ayrı düşüyorum bu şarkıda. Hotel Del Luna izlememiş olmama rağmen bu şarkıyı uzun süre dinledim. Siz de şuradan dinleyin: Punch-Done For Me

Yine Hotel Del Luna için "Love Del Luna" şarkısını söyleyen Punch'a bu sefer NCT'nin gülü Taeyong eşlik ediyor. Sevimli bir OST. Taeyong'un rap yapışını da gayet severim. Tam bir OST olmuş, ne eksik ne fazla. Punch & Taeyong-Love Del Luna

Hotel Del Luna'nın OST rezervinin %80'i de Punch'tan karşılanmış maşallah.


Punch-Sometimes
18 Eylül 2019. Ah, işte o güzel şarkımız geldi. Klibin çizimleri ve sevimliliğinden de bahsetmek istiyorum ama Sometimes'ı o kadar çok seviyorum ki. Dinlerken öyle huzur veriyor ki Punch'ın sesi. Nakaratın ritmine, altyapıya, enstrümantal yapıya, hepsine ayrı ayrı harikayım <3 Şarkı tam bir R&B. Ki zaten bu tarz R&B'lerin hastasyım. Ve belki de biraz soul sayılır. Punch şarkı sözlerinde giden sevgilisini unutamadığından bahsediyor. Özlem temalı bir şarkı. Öyle güzel söylüyor ki, sözleri de hisleri de içinizde hissediyorsunuz zaten.

Biz bitti demeden bitmez, 2019 yılındayız hala.

Ekim 2019'da When the Camellia Blooms dizisi için "Like A Heroine in the Movie" şarkısını söylüyor. Hafif tempolu, güzel bir şarkı. Tiz seslerinin hastasıyım be Punch. Şuraya da klibi bırakalım. Like A Heroine in the Movie
Bu dizi hakkında da güzel yorumlar duydum hep. En kısa zamanda izlemek istiyorum.


Eluphant-Winter Rain (ft. Punch)

Kasım ayında Eluphant "4" isimli albümünde yer alan Winter Rain şarkısında Punch ile düet yapıyor.
Winter Rain de çok güzel bir şarkı. Bu tarz son zamanlarda gönlümü çalmış durumda. Son zamanlarda çıkan sololar çok indie/soul/R&B arası çalışıyorlar. Bana da afiyetle dinlemek kalıyor. Şarkının altyapısı zaten dünyalar güzeli. Bir de ritmi, sözlerinin kafiyesi, ahengi. Ne desem bilmiyorum. Punch'ın vokali, Eluphant'ın rapi ikisi de öyle güzel ki. Tüm gün dinleyebileceğim bir şarkı. Punch'ın "Nuneul gama tteooreuneun sigani" deyişine düşmeyen bizden değildir. Çok güzel yahu, dinleyin hemen hemen <3

Punch-Yesterday
17 Aralık'ta Punch'ımız bize bir kış şarkısı veriyor doya doya dinlememiz için. Klibin ambiyansı son derece büyülü. Soft renkler, karlar ve parlak ışıklar çok güzel olmuş. Çiçeklerin arasında şarkı söyleyen güzelliğimiz :3 Şarkı bir ballad. Bir ayrılık şarkısı. Punch'ın kadife sesiyle söylediği satırlar son derece hüzünlü. Ama nasıl güzel söylüyor. Klasik bir ballad şarkı sesinde öyle bambaşka bir şeye dönüşüyor ki. Hissederek söylüyor, duyguyu geçiriyor.

Bu yoğun geçen 2019 yılı da böyle bitiyor. Anlaşılan Punch'ın uğurlu yılıymış.

2020 Ocak'ta ise Romantic Dr. Teacher Kim dizisi için yine Chanyeol ile birlikte "Go Away Go Away şarkısını söylüyor. Şimdi ben bu şarkıyı nasıl övsem, kaç sayfa yazsam hakkında? Hala Punch'ın EN sevdiğim şarkısı bu şarkı. Her gün dinliyorum çıktığından beri, hem de her gün. Punch ve Chanyeol zaten çok iyi bir ikili ondan eminiz ama bu şarkı her şeyiyle öyle mükemmel ki <3 Eskimiyor, asla eskimiyor, hala mükemmel ve hala ilk günkü lezzeti alıyorum şarkıyı dinlerken. Bayılıyorum. Punch, lütfen bu şarkıya benzer şarkılar yap bize. Şarkıyı şuraya bırakayım da siz de en az 1857793 kere dinleyin. ChanyeolxPunch-Go Away Go Away

2020 Şubat'ta ise Moonbyul'ün "Dark Side of the Moon" albümündeki "Weird Day" şarkısına eşlik ediyor. Bu şarkı da güzel bir şarkı. Punch'ın sesi çok yumuşacık. Moonbyul'la güzel gitmiş sesleri birlikte. Moonbyul'un rapini normalde bazı şarkılarda çok sert bulurum ama bu şarkıda gayet güzel geliyor kulağa. Dinlemesi keyifli, hoş bir şarkı. Buraya bırakıyorum, buyrun dinleyin. Moonbyul-Weird Day (ft. Punch)


Biraz da başarılarını, ödüllerini konuşalım öyleyse. 2019 Korea First Brand Awards'ta "Best Female Vocalist" ödülünü alıyor. 2018 23rd Consumer Rights Day Awards'ta "Best Singer of the Year" kategorisinde ödül alıyor. 2018 Hallyu Awards'ta "Popular Culture Singer" kategorisinde ödül alıyor. 2019 8th Gaon Chart Music Awards'ta "Discovery of the Year (R&B Category)" kategorisinde ödül alıyor. Gurur doluyum şu an!

Eveet. Güzeller güzeli Punch'ımızın tüm diskografisini burada konuştuk. Gördüğünüz gibi gaayet üretken bir kızımız. Aynı zamanda Punch ve Punch gibi santçılar sektöre yeni bir ses yeni bir nefes adeta. Özlediğimiz ses ve tarzda şarkılar yapıyorlar hepsi. Lütfen çokça destekleyelim ve sevgi gösterelim. Hiçbir şey kaybetmez, aksine harika bir sanatçıyla tanışmış olursunuz.
Stan talent, stan Punch!