12 Nisan 2020 Pazar

Dizi Yorumu: Descendants of the Sun


Merhaba ve merhabalaaar! Herkesin yayınladığı dönemde ayıla bayıla izlemiş olduğu DOTS'ı sınav senem olması itibariyle güncelde izleyememiştim ve sonra da sürekli erteledim neden bilmiyorum. Bu yüzden de kendime anlatamayacağım kadar kızgınım ahsahhsjsj. Konu itibariyle bol bol aksiyon olacağını tahmin ettiğim için kışa erteliyordum her büyük prodüksüyonlu yapım gibi, öyle kaldı gitti işte. Geçenlerde annemle yeni bir dizi izlemeye karar verince başladık izlemeye. Son yıllarda aldığım en güzel kararlardan biri sanırım ahshahs.

Kdramalar arasında bir üçlüm vardır, dev. Şu ana kadar çoğu dizi sıralamayı değiştiremedi ama DOTS biter bitmez ilk sıraya yerleşti. Tek bir anında bile sıkılmadığım TEK dizi şu anda, o kadar söyleyeyim.

Normalde çok sevdiğim dizileri yazmaktan çekinirim, bir şeyler eksik kalacak gibi gelir, iyi anlatamamaktan korkarım. Ama çok yazmak istedim, dizi üzerine incelemelerimi paylaşmak istedim.


Öncelikle konudan biraz bahsedecek olursak Yüzbaşı Yoo Shi Jin (Song Joong Ki) Birleşmiş Milletler adına çalışan bir özel kuvvetler askeri. Son derece gizli görevlerde, barışı korumak için çeşitli operasyonlarda yer alıyor. Doktor Kang Mo Yeon (Song Hye Kyo) ile bir şekilde yolları kesişiyor ve olaylar başlıyor.

2016'da yayınlanan dizi, 16 bölümden oluşuyor.


-yazının bundan sonrası eser miktarda SPOILER içermektedir. 

-Karakterler-
Yoo Shi Jin (Song Joong Ki)
Yüzbaşı Yoo Shi Jin bir özel kuvvetler askeri ve BM'in barış gücünde yer alıyorlar. Alfa Team'in lideri Bigboss :")
Bu rolün Kore'de bir çok aktöre daha teklif edildiğini duydum ama hiçbiri saçını kestirmek istemediği için rolü kabul etmemişler. Ama iyi ki de öyle olmuş çünkü Song Joong Ki bu rolle bütünleşti adeta, rolü yaşadı hatta. Gerçekten parladı bu diziyle.
Oyunculuğunu artık hepimize kanıtladığını düşünüyorum. O yüzden övme gereği bile duymuyorum. Ama Kore halkının neden idoller oyunculuk yapmasın diye bas bas bağırdığını anladım sanırım. Diziyi götüren şeylerden birisi de oyunculuk. Yoo Shi Jin ne kadar zekice yazılmış bir karakter de olsa kötü bir oyuncu bu kadar iyi canlandırabilir miydi? Song Joong Ki, harika iş çıkardın bu dizide. Herkesi aşık etti yahu kendine.

Yoo Shi Jin dizi bitince "O gerçek değil, çıkar aklından!" diye kendimi tokatlayacağım kadar muhteşem bir karakter. 16 bölüm boyunca tüm konuşmaları, yaptıkları, karizması ile beni mahvetti, Mr Darcy sendromu benzeri bir sendromdayım. Az kaldı Jane Austen gibi kendi Yoo Shi Jin'imi yazmama. Çok zeki, zorlu anlarda bile tam bir mizahşör, sevimli bir puppy suratı var, romantik ve üniforma giyiyor... Çok karizmatik bir askerdi gerçekten. Kendine doğru gelmiyorsa emre bile uymuyordu. Ve kendisiyle pilot gözlüklerinin ne kadar tehlikeli bir ikili olduğunu gördük, büyülendim.
Dizideki herkesle ilişkisini izlemek beni çok eğlendirdi. Ama en çok Seo Dae Young'la olan ilişkilerine kahkaha attım. Birbirine çok zıt iki karakterler ama inanılmaz sağlam bir ikili olmuşlardı, bize de ayıla bayıla izlemek düştü. Hastane sahnesinde yaptıklarıyla herkesi kırıp geçirdiler:P Benim için ikilinin yıldız sahnesi Kore'den gelen pakete koşuşları ahahahaha Koşuşları ayrı komikti, sorgu sırasındaki cevapları ayrı. Defalarca geri sarıp güldüm.
 O kadar sevimliydi ki kızamıyor insan, şeytan tüyü var o gülüşünde. Onun dışında herkese hazır cevaplığıyla verdiği karşılıklarla çok eğlendim, ekranda olduğu süre boyunca kimseyi bir an bile sıkmadığına eminim.
Song Joong Ki bu yapımların adamıymış resmen, öğrenmemiz iyi oldu <3 Umarım daha çok izleyebiliriz kendisini. Kendi anma meyvelerini yerken hastane ekibiyle konuşma sahnesi komediydi. Kang Mo Yeon'la uyumları çok çok güzeldi, izlerken bu kadar yakışmış olmalarına inanamadım. Senaryonun devleşmesinde bu uyumlarının da payı vardı. Ben de dahil bir kitleyi kendisine hayran bıraktı, tebriklerimi iletiyorum ahaha.


Kang Mo Yeon (Song Hye Kyo)
Haesung Hastanesi'nde çalışmakta olan Doktor Kang Mo Yeon'umuz. Kang Mo Yeon... Ne desem ki hakkında? Bu karakter beni sıklıkla şaşırttı. Dizi boyunca güzelliği zirvedeydi bir kere. Onun dışında ben rolüne uyum sağladığını düşünüyorum, oyunculuğu her ne kadar vasat olsa da. Gelgitli ve kafası karışık bir karakterdi ve bunu iyi yansıtmıştı. Ne zaman bu kadın bu tip bir insan desem tam tersi bir şey yapıyordu. Yoo Shi Jin'i o kadar reddetmese iyiydi ama :P Aslında biraz kızdım kendisine ama düşününce haklılık payı da vardı. Randevunun ortasında bırakılmak bir yana, nereye gidiyor bilmiyorsun, ne yapacak bilmiyorsun, sürekli tehlikede. Sonunda "Alışveriş merkezine gidiyorum." koduyla biraz olsun anlaşmışlardı. Ama yine de özel kuvvetler askeri olan bir adama "Nereye gittiğini bilmiyorum." diye trip atmak biraz şey. Hani, ablacım, gizli görev falan????Song Hye Kyo'ya da doktor olmak çok yakışmış, o önlükler, üniformalarla falan pek şirindi :3
 Ama hepimizin kabul etmesi gerekiyor ki bazı sahnelerde çok donuktu. Hatta çoğu sahnede ya. Dizinin sonuna kadar gördüğümüz mimik çeşitliliği iki falan. Yılların oyuncusu olmasa neyse ama Song Hye Kyo yıllardır bu sektörde ve artık mazur kılmak zorlaşıyor bence. Hiç mi üstüne koymazsın diye sorarlar adama. Yoon Myung Joo'nun test sonuçlarının geldiği sahne, durumu anladım, gözyaşlarım pıt pıt düşüyor önüme. Seo Dae Young koştu sarıldı, Yoon Myung Joo pozitif çıktığını anladı, kapıda Shi Jin ikisine bakıyor, baya üç kişilik bir dram yaşanıyor ekranda. O sırada kadraj Kang Mo Yeon'a bir döndü, boş bakışlarla karşılaştık. En çok oradaki donukluğu gözüme batmıştı. Duygularını yansıtabilseydi, daha etkileyici olurdu. O yüzden bu donukluğu gözüme battı. Sanki Yoo Shi Jin daha çok seviyor gibiydi.

Onun dışında ekibiyle aralarındaki iletişim çok iyiydi. Sabah kalkıp askerleri izlemeleri komediydi ahahaha. O hastane ekibine ayrı bayıldım. Yoo Shi Jin'le ikili konuşmaları çok altı dolu, keyifli sohbetlerdi. Hatırlayamadığım bir sürü komik diyalogları vardı. İkisi öyle güzel yakışıyordu, öyle güzel bir elektrikleri vardı ki, tüm sahnelerde aldı gitti beni. En çok karakterin özgüveninin yüksek olması da çok hoşuma gitti, hasret kalmışız böyle karakterlere.


Seo Dae Young (Jin Goo)
Başçavuş Seo Dae Young Alfa Ekibinde görevli, aynı zamanda da birleşmiş Milletler Barış Gücünde görev yapan bir Özel Kuvvetler Askeri. Bayıldım, BAYILDIM! Jin Goo'yu bir dizide ilk defa izledim. Ama gerçekten kendisine fena düştüm! Bir kere o karakteri! Seo Dae Young, mahvetti beni! Tam bir "sang namja" işte. İnanılmaz düşünceli, Yoon Myung Joo'ya bir şey olmasın diye kendini öne atan, tüm yükü kendisi sırtlanan, duygularını belli etmese de çok güzel seven bir karakter. Yani dizi boyunca Seo Dae Young karakterine Yoon Myung Joo ile birlikte ben de çok aşık oldum. Yoon Myung Joo'yu başlarda istemeden de olsa üzdüğü için kızamadım bile çünkü nedenleri çok bariz ne yapsın. Off muhteşem bir adamdı yahu.
Dizi boyunca Seo Dae Young Seo Dae Young diye kendimi yedim bitirdim. Yoo Shi Jin'le aralarındaki iletişim çok güzeldi. Öyle bir ikili zor bulunur. Tüm sahnelerinde yüzümde bir gülümseme bıraktılar. Hele Yoon Myung Joo ile olan elektrikleri... Birbirlerine çok yakışmaları bir yana, elektrikleri de çok tuttuğu için çok gerçeğe yakın hissettiriyordu. İlişkileri çok fırtınalıydı. O yüzden bayıldım sanırım :P Tüm hislerini çok doruklarda yaşamaları çok gerçekçiydi. Hastanede Yoon Myung Joo'nun nerede saklandığını bildiği ama yanına gitmediği sahne çok güzeldi :") Of bu ikiliyi şimdiden özledim. Normalde yan çiftleri çok sevmem, hatta zaman kaybı olduğunu düşünürüm ama bu ikisini o kadar çok benimsedim, öyle sevdim ki ekran hangi çifte geçse diğerini özlüyordum ahahaha. Yoo Shi Jin'le olan operasyonları çok güzeldi. Bütün o "sang namja" imajını da Red Velvet "Dumb Dumb"da dans ederek yıktığı o sahneden gözümden yaş gelmişti, aklıma geldikçe gülüyorum. Instagram'da kaydedilen gönderilerimde duruyor, arada açıyorum, modum düzeliyor ahahahahaahha. Aşığım sana Seo Dae Young, çaldın tüm kızların kalbini. Tepkisiz halleri, teknolojiyle olan kavgaları falan çok çok komikti. O ifadesizliği çok çok komikti başta.


Yoon Myung Joo (Kim Ji Won)
  That's ma' girl! Teğmen Yoon Myung Joo bir askeri doktordu ve babasının bizim iki kafadarın komutanı olması sebebiyle işler biraz karışıktı. Babası Teğmen olan kızını Başçavuş Seo Dae Young'la değil, Yüzbaşı olan (hatta Binbaşı olmasına ramak kalmış) Yoo Shi Jin'le evlendirmek istiyordu. Ama kız Yoo Shi Jin'i abisi gibi görüyor, gönlü Seo Dae Young'da. İyi süründürdü bizi komutan amca.
Kim Ji Won benim en en sevdiğim kadın oyuncudur, ki oyunculuğu mükemmel. Hatta dizide Song Hye Kyo'dan daha iyi iş çıkardı bana kalırsa. Buradaki karakterine de aşık oldum. Bu kadın böyle rollere çok çok iyi uyum sağlıyor. Açık, net, kararlı, inatçı, dediğim dedik ve asabi. İstediği bir şey varsa sonuna kadar savaşıyor. Seo Dae Young'un peşinden de epey koştu bu sayede. İlişkilerine ayrı, Seo Dae Young'a ayrı, Yoon Myung Joo'ya ayrı hastayım. Virüs testi pozitif çıktığında ben de ağladım kendisiyle beraber, çok korktum bir şey olacak diye. Tam da coronavirüsün etkisini hissettiğimiz günlere denk gelince bu, daha da bir etkilendim sanırım.
Güzelliği her dizisinde olduğu gibi burada da zirveydi, gözümü kamaştırdı. Kim Ji Won gerçekten en güzel oyunculardan birisi. Ve izlediği her dizide ağlayışı beni de ağlatıyor. Çok iç parçalayıcı ağlıyor, içli içli. Seo Dae Young'un mektubunu aldığında taburun dışında oturup ağladığı sahne beni mahvetti, dağıttı. Kang Mo Yeon'la olan atışmalarını çok eğlenerek izledim. Aynı şekilde Yoo Shi Jin'le de şakalaşmaları çok eğlenceliydi. Bir gün Seo Dae Young ortamdayken "Babam damadıyla konuşmak istiyor." diye odaya dalması bu sefer güldürmedi ama olsun ahahaha. Ne hissettiyse, hissettiği duyguyu bana geçirdi. Bunun için ayrı tebrik edesim var kendisini. Hüznünü de, öfkesini de mutluluğunu da hissettim. Seo Dae Young'la ilişkileri çok güzeldi, çok gerçekçiydi. Flashbacklerdeki hallerine hasta oldum <3 Off tatlışlar yahu.


Şu güzellik beni ağlatır :")


Oyuncu seçimlerini kim yaptıysa, çok güzel yapmış. Acemi oyuncularla bu dizi katlanılmaz olurdu. Sadece bu dört karakter değil, destekleyici rollerdeki hastane ekibi, alfa team, Urk ekibi, Daniel ve Ye Hwa... Hepsi çok tamamlayıcıydı. İyi iş çıkarmışlardı. Ayrıca Doktor Song ve Hemşire Ha da çok sevimli bir yan çiftti, özellikle Doktor Song'un sabah koşusuna katıldığı kısım :P

Argus karakterinden de ne kadar nefret ettiğimi anlatmaya kelimeler yetmeyeceği için susuyorum ama kendisi en nefret ettiğim karakter olan Kim Tak Su (bknz. Fight For My Way) ile yarışır rahat rahat.



Dizinin çok zekice kurgulanmış bir olay örgüsü olduğunu söylemiyorum. İkisi de topluma hizmet rollerinde olan iki insanın yolları kesişiyor ve tüm zorluk ve engellere karşı ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyorlar. Ama tüm bu sadeliğin içinde karakterler, temsil ettikleri, aldıkları kararlar bir şekilde diziyi benzerlerinden farklı kıldı.
Dizide çok sevdiğim unsurlar vardı. Bunlardan bahsetmek istiyorum biraz.

-Benim için en önemlilerden birisi, ikili diyaloglar. Şu ana kadar izlediğim dizilerde çok dikkatimi çeken şeylerden biriydi. Sadece sahne geçsin diye yazılmış, altı boş, "şimdi bunlar ne diyor?" dediğimiz inanılmaz anlamsız diyaloglar. Böyle bir diyaloga rastlamadım. Hem Seo Dae Young ve Yoon Myung Joo arasında, hem de Yoo Shi Jin ve Kang Mo Yeon (veya herhangi bir iki kişi) arasındaki ikili konuşmalar çok zekice yazılmıştı. Eğlenceli, anlamlı, keyifli sohbetler. Önceki konuşmalarında geçen şeylere yaptıkları atıflar ve espriler hem konuyu daha gerçekçi kılıyor hem de bağlantı sağlıyordu. Ben kimle kimin arasında geçerse geçsin, diyalogları çok keyifli izledim. Yoon Myung Joo ve Seo Dae Young'un, Yoon Myung Joo ve Yoo Shi Jin'in atışmaları falan çok çok keyifliydi.

-Karakterlerin altı doluydu. İnanılmaz gerçekçi karakterler adeta ete kemiğe bürünmüştü. Karakterler o kadar netti ki herhangi bir olay karşısında dördü de ayrı ayrı ne tepkiler verecek hayal edebiliyor insan. Ve bu çok güzeldi. Hepsi birbirinden farklı karakterlere sahip kişilerdi ve bu karakterler beni çok eğlendirdi. Ve tüm karakterler de çok güzel yazılmıştı, çok gerçekçilerdi ve inanılmaz sevimlilerdi.

-Tek bir sahnede sıkılmadığımı söylemiştim. Olay akışı çok güzel ayarlanmıştı. Hiçbir olay on bölüm boyunca uzatılmadı, tadında bırakıldı ve tüm karakterler arasında güzel bir denge sağlandı. Sıkılmamamın sebebi yukarıdaki maddeyle de çok bağlantılı aslında. Karakteri çok iyi tanıyınca bir özdeşim kuruyor, bağ hissediyor insan. Eh böyle hissedince de, ne yapsa izliyorsun. Bu çok önemli bir etken. Tabi sıkıcı hiçbir sahne de yoktu bence. Yan karakterler diziyi çok güzel taşımıştı.

-Aşk üçgeni olmaması o kadar iyi geldi ki anlatamam. Bıktık artık o üçgenlerden. Dizide herkes kendi halindeydi ve ilişkiler çok netti.

-İki çiftin ilişkisi de zirveydi çünkü enerjileri tutuyordu. Genelde dizilerde ya yan çift ana çiftten az sevilir ya da çok sevilir ben ikisini bir arada görmedim. Ama bu dizide, en azından benim için iki çiftte o kadar kendine has ve değerliydi ki... İki çifte de ne olacak diye soluklarımı tuttum. Enerjiler çok iyiydi herkes birbirine çok yakışıyordu.
Hatta Song Joong Ki ve Song Hye Kyo'nun enerjisi o kadar tuttu ki evlendiler biliyorsunuz. 2019'daki boşanmalarına da neyin sebep olduğuyla ilgili kimsenin bir bilgisi yok. Ama çok yakışıyorlardı, yalan yok :P

-Komedi etkeni beni öldürdü. Ve öyle zorlama komedi sahnelerinden bahsetmiyorum. Yoo Shi Jin zaten başlı başına sürekli inanılmaz zekice esprileri ve konuşmalarıyla bir minnoştu. Hazırcevap bir kişiliği vardı ve onun olduğu konuşmalar gerçekten zekiceydi. Esprileri, tüm durumlar karşısında birden verdiği cevaplar, yakınmaları, mimikleri inanılmaz komikti. Seo Dae Young'la ikili ilişkileri ise ayrı bir komikti. Her şeyi Seo Dae Young'un üstüne yıkışı, ilişkileri, Seo Dae Young'un tepkisizliğiyle oluşturduğu zıtlık. Hele hastanede kaldıkları süre boyunca yaptıkları beni kırıp geçirdi ahahaha. Çok da özendim ilişkilerine. Birbirlerini sürekli koruyup kollamaları ve tanışma hikayeleri falan çok çok özeldi. En kısa zamanda arkadaşlarımla Uykusuz Geceler buluşmasını uygulama niyetindeyim ahahaha.
Ve asker olmadıklarını düşündürmek için yakalarını kaldırmaları ama daha çok asker gibi görünmeleri beni her seferinde gülmekten kırdı geçirdi ahahaha

-Flashbackler çok keyifliydi. Normalde flashbacklerde aşırı sıkılırım. Yani olmuş bitmiş işte, bize ne falan. Ama hem Seo Dae Young ile Yoon Myung Joo'nun tanışmasını hem de Yoo Shi Jin ile Seo Dae Young'un tanışmasını inanılmaz heyecanlı ve keyifli izledim. Çünkü neden? Yine madde 2, bu karakterler bizden biri gibi artık, tanıyoruz. Ve bunun bir sebebi de olay örgüsünün güzelliği. Onun dışındaki ufak tefek flashbackler de çok çok güzeldi.

Hayali bir bölge olan görev yerleri Urk'ta bulunan o sahil. Urk hayali bir yerdi ancak çekimleri Yunanistan'ın bir adasında yapılmış. Dizinin büyük bir kısmı Urk'ta geçti. Bence keyifliydi. Çok şirin bir bölgeydi. Bir çok aksiyon da yaşandı ama ben yine de Urk'u ve Urk bölümlerini sevdim. Kaldıkları bölge özellikle çok güzeldi

Bazı sahneler çok içime dokundu.
-Yoon Myung Joo'nun Seo Dae Young'un mektubunu almak istememesi, "Okursam, gerçekten gittiğini kabullenmiş olacağım." demesi,
-Yoo Shi Jin'in Argus'la olan resmini yakarken o içli ağlayışı, Kang Mo Yeon'un gözlerini kapatışı,
-Yine Yoo Shi Jin Argus'a ateş ederken gözünden gelen bir damla yaş,
-Komutanlığın bahçesinde Kang Mo Yeon'un Yoon Myung Joo'ya "Sen böyle yaparsan ben ne yaparım?" demesi.
-Yoon Myung Joo'nun Urk Havalimanına gelince giden Seo Dae Young'la karşılaşması ve oradaki muhteşem oyunculuğu
-Yoon Myung Joo'nun hastalığını anladığı kısım, hastalığı süresince günden güne hastalanması, Seo Dae Young'un kapıdan onu izlemesi, bu ve aklıma gelmeyen sahneler beni çok çok üzdü.


Sonunun beğenilmediğini gördüm bir yerlerde. Bence sonu çok kendine özgüydü, çok da güzeldi ayrıca :3

Dizide illa bir şeyi eleştirmem gerekirse, Urk bölümlerinde başlarına gelmeyen (doğal afet, virüs, politik çatışma, mafya vb. örnekler çoğaltılabilir.) kalmadığı için ben tüm iyimserliğimle Kore'de geçen son bölümlerin mutlu mesut, pembiş bölümler olacağını sanmıştım ama son bölüme kadar aksiyon sıkıştırmaya gerek var mıydı, sadece soruyorum?
Yine soluksuz izledim, yine sıkılmadım. Ama daha soft bölümler olsa da fena olmazdı hani.

Dizinin OST Listesi ise bir harikaydı. Zaten herkesin dilindeydi tüm dizi müzikleri. Ben de ayrı ayrı hepsine hastaydım. En çok konuşulanları da bırakayım şuraya.

T Yoon Mirae-Always


Chen X Punch-Everytime


Davichi-This Love


Gummy-You Are My Everything


Mad Clown, Kim Na Young
Offf çok güzellerdi hepsinin klibini izleyin :3

Bu yazıyı sonsuza dek yazasım var, satır satır övesim var, hatta SONG JOONG KI SANA AŞIĞIM diye her yere yazmamak için kendimi çok zor tutuyorum ama sonra ergen misin diye linç yiyorum, üzülüyorum arkadaşlar ahahaha O yüzden bundan sonra kara kuvvetlerinden emekli subay gibi ciddi yazmayı planlıyorum ahahahs iki dakika dayanamam ki.

 Hala izlemediyseniz koşun, hemen başlayın. İnanın asla pişman olmayacaksınız.

Al işte şu güzelliğe bak, nasıl sakin kalayım, ciddi olayım şimdi <3


Şu güzelliklere bak :3
Oyunculuğuna sağlık Kim Ji Won, harika birisin.

Biraz da ekip gibi ekip öyleyse ahahah
ahahsahahhsa hala çok komik

O muhteşem koşuş arkadaşlar ahahaha

Beyler :")
That's ma girl demiyoruz boşuna...





1 Nisan 2020 Çarşamba

Büyülü Sesler: Punch


Bu köşede uzun zamandır birisinden bahsetmemiştim. O yüzden heyecanlıyım :3
Bu köşede şimdiye kadar ismini duyurmasını istediğim, kaliteli, yetenekli sololara yer verdim. Dean'den ve Kim Feel'den bahsetmiştim. Çünkü solo sanatçılar Kore'de çok değer görmüyor maalesef. Bazı istisnalar dışında çoğunun hakkında bilgi bulmak bile imkansız. Punch da böyle sanatçılardan biri. Kendisi hakkında bir şeyler bulmak için araştırdığımda bir boşluk buldum karşımda. Ben de dedim ki bu kadar yetenekli ve kaliteli bir sanatçıyı neden kimse bilmiyor, neden hakkında bu kadar az bilgi var? O yüzden hepimiz tanıyalım, bilelim diye karar verdim bu köşede kendisine yer vermeye.
Şimdi oradan buradan topladığım azıcık bilgiyi toparlayıp bu güzeller güzeli minnoşumuzu bool bol öveceğim burada. Çaylar kahveler hazır mı? Hazırsa yazıya kendinizi bırakın ve Punch'ın bal sesine kulaklarınızı dört açııın :3
PUNCH
Gerçek adı: Bae Jin Young
Doğum Tarihi: 19 Şubat 1993
Doğum Yeri: Seul

Balık burcu güzeller güzeli Punch'ımız OST kraliçesi olarak biliniyor. Eh, yanlış da sayılmaz. Kendi şarkılarından daha çok OST söylüyor bebişimiz. Ben de kendisini önce Descendants of the Sun için en az kendisi kadar bal sesli olan Chen ile yaptığı 'Everytime' şarkısı ile tanımıştım. Çok güzel şarkı falan deyip bir süre dinledim ama sonra unutmuştum. Sonra geçenlerde tam uyku için hazırlanırken youtube'un otomatik geçme özelliğiyle, Chanyeol ile söylediği 'Go Away Go Away' şarkısıyla tanıştım. Orada şarkıya aşık oldum zaten.
Punch'ın OST için bu kadar tercih edilmesinin sebebi elbette bal sesi ve tüm bu şarkıları hissederek söylemesi. Her söylediği OST dillerden düşmüyor. Herkes en az bir kere Punch'ın seslendirdiği bir şarkıyı dinlemiştir.
Kendisiyle ilgili çok merak ettiğim bir şey var, ulaşan olursa benim için sorsun: Neden 'Punch' ismini seçmiş acaba?
Şuraya şirinemizin instagram hesabını da bırakıyorum, isteyen takiplesin: punchbaebae

Güzel kızımız Gachon Üniversitesi'nden mezun olmuş. Çıkışını Naym Naym Entertainment altında yapmış. Kendisi oyuncu ve rapper Kim Min Jae'nin de şirket arkadaşı oluyor.
2014 yılında spot ışıkları altına çıkan Punch diziler için birbiri ardına şarkılar seslendirmeye başlıyor.

2014 yılında It's Okay, That's Love dizisi için Crush ile beraber "Sleepless Night" şarkısını, Pinocchio dizisi için ise Tiger JK ile "First Love" şarkısını seslendiriyor.
Aynı zamanda da Kim Bo Kyung ile "Drink With Me Now", The One ile birlikte de "Hurts" adlı teklileri çıkartıyor kızımız. 2014 onun için yoğun bir yıldı ve bu bir süre daha da devam etti.

It's Okay, That's Love için Crush ile beraber seslendirdiği "Sleepless Night" şarkısı diziyi izlemeye karar vermeme yetecek kadar güzel. Güzel kızımızın rap yeteneklerini de görüyoruz bu orta tempolu şarkıda. Crush'la uyumları çok güzel.
Pinocchio için Tiger JK ile beraber seslendirdiği "First Love" şarkısı tam bir OST. Bazı şarkılar vardır, sadece ritminden bile OST olduğu anlaşılır. Öyle bir şarkı. Naif, orta tempolu, hoş bir şarkı.

Kim Bo Kyung ile seslendirdiği "Drink With Me Now" çok güzel bir aşk şarkısı. İki kadının sesleri birbirine öyle güzel uymuş ki bize doya doya dinlemek kalıyor. Eski kpop'ı anımsatan bir şeyler var bu şarkıda. Ne güzel öyle sesleriniz!
The One ile yaptıkları düeti bulabilirseniz çok seveceğinize eminim ama önce youtube'un haklı olarak önünüze çıkardığı yumruk teknikleri ve One Punch Man videolarını eleyebilmeniz önemli... Haksız da sayılmaz, of Punch, başka isim mi yoktu??
The One'ın harika sesi ve bu nostaljik şarkı, bir de Punch'ın rapi, tadından yenir mi? Buram buram eski kpop kokuyor. Yenmez, uykusuz gecelerime ilaç gibi yetişir, tavsiyemdir. Şarkı fena halde sarar, bağımlılık yapar, uyarması bizden.

 
Bal seslimiz 2015 yılında Who Are You: School 2015 için Baechigi ile birlikte "Fly With The Wind" şarkısını seslendiriyor. Bu şarkı da yine orta tempolu bir şarkı. Burada bal vokalini sergilerken duyuyoruz Punch'ı.

2016 ise 2015'in aksine son derece yoğun bir yıl Punch için.
Yoon Mirae ile beraber "How Are You" adlı bir tekli çıkarıyor. Bu tekli çok çok güzel bir şarkı. hem rap hem de vokal partları birbiriyle kusursuz bir uyum içinde ve Yoon Mirae ile Punch'ın sesi de inanılmaz uymuş. Yoon Mirae zaten kadın rapper denince akla gelebilecek ilk isimdir. Bir de Punch'a eşlik edince bir başka tadından yenmez olmuş şarkı.

2016'da yine mutlaka bahsedilmesi gereken bir OST var. Descendants of the Sun'ın "Everytime" şarkısı. Bu şarkıda kendisine Chen eşlik ediyor. Belki Punch'a ün getiren ilk çalışması çünkü DOTS yayınlandığı dönemde Kore'yi sallamıştı hatırlarsanız. Küçük bir nostalji kuşağı için klibi bırakıyorum.
Chen'in sesi EXO'nun vokal line'ında en sevdiğim sestir. İnanılmaz temiz ve berrak bir sesi var. Punch'ın sesiyle kusursuz bir uyum yakalamışlar. Yayınlandığı dönem deli gibi dinlemiştim bu şarkıyı. Ritmi, sözleri, vokalleri her şeyiyle mükemmel bir şarkı. Diziyi izlerken ise bu şarkının her çaldığı yerde ikilinin sesi içime işliyordu. Offff çok güzel diziydi be <3

Yine yayınlandığı dönemde ortalığı bir başka sallayan Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo'nun da "Say Yes" isimli şarkısını LOCO ile beraber seslendirdi Punch. Bu diziyi izlemedim, izlemeyi de pek düşünmüyorum ama yayınlandığı dönemde baya izleyen vardı. Loco'nun rapini ve tarzını seviyorum. Reggae'yi hatırlatan bir ses tonu var. Bu şarkı da çok sevimli bir OST olmuş.

Goblin dizisi için Chanyeol ile berbaer seslendirdiği "Stay With Me" şarkısı en ünlü şarkılarından birisi sayılır. MV tam bir günde 1 milyon izlenmeye ulaşmış. Bir OST için çok iyi bir sayı. Tabi bunda şarkı kadar dizinin ve Chanyeol'un etkisi var ama OST süper. Zaten yayınlandığı dönemde de ortalığı sallamıştı. Punch'ın sesinin en tez notalarını dahi duyuyoruz ve sesi kulaklarımı okşuyor. Chanyeol'un rap yaparken kullandığı pes tonu hoşuma gidiyor. Slow şarkılarda kendisinin pes vokalini de çok severim zaten (bknz. Sing For You partı)
O yüzden bu ikili şarkıyı sallıyor. Meraklısına MV'sini de bırakalım.
Punch bu şarkıyla 2017 Asia Model Festival Awards'ta "Asia OST Popularity" ödülünü kazanıyor. 2017 MAMA'da da "Best OST" kategorisine aday oluyor. 2018 13th KKBox Music Awards'ta ise "Best Korean Single of the Year" kategorisinde ödül alıyor.

Yılımız 2017'yı gösterdiğinde Punch, Kim Tae Woo'nun T-WITH albümü için "Sunrise" isimli şarkıda Kim Tae Woo'ya eşlik ediyor. Kim Tae Woo'nun sesini de çok severim. Sunrise şarkısında da Punch'la beraber ortaya koydukları çalışmasyı sevdim. Şarkı nakaratta yükselerek tiz notalara bırakıyor kendini. Anime openinglerine benzer bir havası var. Dinlemesi çok keyifli. Hemen tıklayın ve dinleyin efenim. Kim Tae Woo ft. Punch-Sunrise

Missing 9 dizisi için de "When My Loneliness Calls Out To You" şarkısını seslendiriyor. Slow bir havası olan bu şarkı aynı zamanda SM Station Season 1'da da kullanılıyor sanırım. Çok emin olmamakla beraber bu bilgiye ulaştım. Kulaklarını Punch'ın berrak sesiyle dinlendirmek isteyenler için harika bir seçim olacaktır.

Yine bir OST, yine Punch! Hit The Top için Glabingo ile birlikte "Beautiful Beautiful" şarkısını seslendiriyor. Neşeli ve umut verici bir havaya sahip bir şarkı. Hareketli bir altyapıya sahip. Güneşli bir şeyleri çağrıştırdığı için çok hoşuma gitti. İlk kez dinlediğim Glabingo'nun sesi de çok güzelmiş. Özellikle nakaratta çok yumuşacık bir sesi var. Şarkının ikinci kısmında Punch şarkıya katılıyor. Onun da katılımıyla şarkı iyice güzelleşiyor. Kendinizi umutsuz hissettiğiniz anlara birebir bir şarkı. Çok, çok sevdim :3
Klibi de şurada. Punch&Glabingo-Beautiful Beautiful

Vee sonunda bir tekli geliyor bal köpüğümüzden: When Night is Falling.
Sesiyle içimizi okşuyor. Şarkı yavaş tempolu bir şarkı. Sözler oldukça melankolik. Şarkıyı Punch'ın sesi başka bir yere taşıyor, içimizi okşuyor melodi. Bu şarkı çok çok güzel. Gerçekten içimde bir şeyler kopuyor bu şarkının sözlerini duyunca. Şarkıdaki duyguyu dinleyiciye geçirme konusunda son derece başarılısın Punch, böyle devam. Buraya bıraktım: When Night Is Falling

2018'de Punch "Tonight", "End of the Night" ve "Goodbye" isimli teklilerini yayınlıyor.
"Tonight" yine slow şarkılarından birisi. Sesi öyle güzel ki öyle güzel ki! 2019 8th Gaon Chart Music Awards'ta "Song of the Year-February" kategorisinde de aday oluyor Tonight.
Punch-Tonight


Punch-End of The Night
Kızımız End of The Night teklisi için bir MV çekiyor. Klipteki sevimliliğini, ballı lokma tatlısı hallerini saatlerce övesim var ancak kendimi tutuyorum :3 Tam ısırmalık yahuu.
Şarkının altyapısı son derece akılda kalıcı. Nakaratı da çok güzel şarkının.
Sonradan gelen edit: Mazi olan linkleri düzeltmek için geldim lakin nedense bu şarkının mv'sini bulamadım. Sanırım silinmiş, official kanallarda yok.

"Goodbye" teklisi ise yağmur yağarken radyoda çalan, çalması gereken o şarkı. Klasik bir ballad. İsmi şarkı hakkında gerekli ipucunu veriyor zaten. Ballad sevenler için harika bir şarkı. Nakaratta temponun biraz yükselmesi şarkıyı normal bir ballad şarkıdan farklı yerlere taşıyor. Sevdiğim birine gerçekten veda ediyor gibi içim eziliyor dinlerken. Gözlerim falan doluyor, yalan yok. Bu şarkımız 2019'da 8th Gaon Chart Awards'ta "Song of the Year-September" kategorisine aday oluyor. Bir tıkla, içinize dokunan melodi: Punch-Goodbye

2018'de aynı zamanda Rocoberry isimli grubun Telephone albümünden Telephone isimli şarkıya eşlik ediyor Punch bebişimiz. Rocoberry grubu Goblin'in hit OST parçası olan I Will Go To You Like The First Snow parçasının da bestecisiymiş. Hiçbir işinize yaramayacak bir bilgi verdim şu an, alın bu bilgiyle ne yaparsanız yapın ahahajs
Telephone şarkısı yine yavaş tempolu bir yağmurlu gün şarkısı. Camdan dışarı bakarken dinlemesi çok keyifli. Dinlemek isterseniz MV'si. Rocoberry-Telephone (ft. Punch)

Punch'ımız yine aynı yıl Live dizisi için "Why Why Why" isimli bir OST seslendiriyor. Söylemekten yoruldum ama sesi çok güzel yahu, bal bal! Şarkıyı dinlemek için: Punch-Why Why Why
Bu arada klibi izlerken ilgimi çekti ve diziyi izlemeye başladım. Polisiye dizileri seviyorsanız, gerçekçi konuları, teşkilatta işlerin nasıl yürüdüğünü ele alan güzel bir dizi olmuş. Tavsiye ederim.

Risky Romance dizisinin "I'll Love You" şarkısını da yine bizim kız seslendiriyor. Bu şarkı da yine çok çok güzel bir şarkı.



Geldik 2019 yılına.. 2019 Punch ve tüm Punchseverler için önemli bir yıl çünkü gözümüzün bebeği "Dream of You" albümü 2019'da hayatımıza giriveriyor <3
Ve albüm dışında 3 single daha çıkarıyor. E be köylü kızı, koysan hepsini albüme üç şarkı daha eklesen, bi full album fırlatsan bize ne olurdu sanki!

2019 Punch'ın en meşgul yıllarından biri. Oldukça da karışık seyretmiş anlaşılan. Yavaş yavaş gideceğiz, hepsini konuşiciiz efenim.

Öncelikle 16 Ocak 2019'da ilk göz ağrımız olan Dream of You çıkıyor. Kendisi dört şarkıya sahip. Hayır canım ne ağlaması...

Punch-Dream of You 1st Mini Album
Tracklist
1) Heart
2) Like A Snowflower
3) Love Is You
4) Kiss Me

Punch-Heart
Yahu şu klip... O kadar tatlı bir mini drama ki... Tatlılıktan ölüyorum izlerken. En sevdiğim oyunculardan biri ve Punch'ın şirketdaşı olan Kim Min Jae-ssi ve Ha Yeon Soo bize mini bir drama çekmişler resmen. Bayıldım.
Punch'ın sesine ve şarkıya ise denecek yok.Yine bir şaheser yaratmış <3


Like A Snowflower: Like A Snowflower'da Punch'ın diğer şarkıları ayarında bir ballad. Nakaratta şarkı biraz yükseliyor. Ballad dinleme günlerinde olduğumda dinlediğim bir şarkı. Tam bir ballad çünkü klasik. Dinlemek için tık tık

Love Is You: İşte bu şarkı benim canım ciğerim. Hızlı tempolu bir şarkı. Aynı zamanda Punch meleksi sesini harika kullanmış Şarkı tempoyu hiç düşürmüyor. Nakarattan önceki köprüde hızlı bir part var, rap partına benzer bir part. "Baby miss you" kısımlarındaki vokali beni aldı götürdü. Nakarattan sonraki rap partı bana bol4 şarkılarını anımsattı <3 Bu bağlamda Love Is You güzelliği albümdeki fav şarkılarımdan. Evet Punch, love is you bebeğim. Love Is You için de buraya tık tık

Kiss Me: Kiss Me albümdeki bir diğer ballad. Punch'cığım yetmez mi?? Hoş benim için hava hoş, Punch söylesin, ben dinlerim ama Punch'ın sesinin hızlı tempolu şarkılarda ayrı bir efso olduğu da bir gerçek arkadaşlar. Kiss Me elinize kahvenizi alıp tekli koltukta kitap okurken ya da düşüncelerinize dalmış otururken arkada akıp gidebilecek bir şarkı. Hoş. Dinlemek isteyenler için buraya bıraktım.


Mart 2019'da The Fiery Priest dizisi için "Breeze" isimli bir şarkı seslendiriyor Gree ile birlikte. Gree rapçi bir abimiz. Güzel bir birleşim olmuş sesleri. Şarkıyı da beğendim, dizinin hangi sahnelerinde, nasıl sahnelerinde çalınabileceğini hayal ettiğim vurucu bir şarkı olmuş.
Klibi izlemek ve şarkıyı dinlemek için: Punch ft. Gree-Breeze


30 Haziran 2019'a geldiğimizde Punch kendi teklisi olan Love Me'yi piyasaya sürüyor.
Punch-Love Me
Tüm sevimliliği ve renkleriyle kamera karşısına geçmiş ne de şirin olmuş. Şarkıya gelirsek, işte bana böyle şeylerle gel güzellik. Dinlemesi çok keyifli, orta tempolu bir şarkı olmuş. Dans etme isteği uyandırıyor bende. Punch'ın hafif boğuk söyleme tarzı şarkıya rüya tadı veriyor. Klipteki styling'ini çok başarılı buldum. Paket olarak çok sevdiğim bir konsept oldu. Klipteki hava, Punch'ın söyleme biçimi, şarkı, her şey çok çok güzel olmuş <3
Sonradan gelen edit: Burada da aynı sorun var. Şarkıya buradan ulaşabilirsiniz lakin official kanallarda mv yok. Ancak youtube'dan bulup izleyebilirsiniz muhtemelen.

Temmuz'da kızımız yine herkesin çılgınlar gibi izlediği, benim izlemediğim Hotel Del Luna için "Another Day" isimli bir şarkı seslendiriyor Monday Kiz ile birlikte. Monday Kiz isminden değil ama sesinden çok hoşlandım. Şarkı çok güzel olmuş. Biraz Everytime vibe'ı aldım. Melodi olarak benzemiyorlar ama şarkının havası anımsattı biraz. O yüzden daha bir sevdim.

Ağustos'ta bir diğer Hotel Del Luna şarkısı olan "Done For Me"yi seslendiriyor. Bu şarkıyı solo olarak söylüyor. Bir şarkıya fena benzettim ama çıkartamıyorum. Ama çok güzel bir melodiye sahip. Diğer şarkıları kadar içime dokundu ve favori Del Luna şarkım olabilir. Kızımız şarkıda hem vokal hem rap yeteneklerini sergiliyor. Sesi melek gibi yine. Şarkının melodisine ayrı, Punch'ın sesine ayrı düşüyorum bu şarkıda. Hotel Del Luna izlememiş olmama rağmen bu şarkıyı uzun süre dinledim. Siz de şuradan dinleyin: Punch-Done For Me

Yine Hotel Del Luna için "Love Del Luna" şarkısını söyleyen Punch'a bu sefer NCT'nin gülü Taeyong eşlik ediyor. Sevimli bir OST. Taeyong'un rap yapışını da gayet severim. Tam bir OST olmuş, ne eksik ne fazla. Punch & Taeyong-Love Del Luna

Hotel Del Luna'nın OST rezervinin %80'i de Punch'tan karşılanmış maşallah.


Punch-Sometimes
18 Eylül 2019. Ah, işte o güzel şarkımız geldi. Klibin çizimleri ve sevimliliğinden de bahsetmek istiyorum ama Sometimes'ı o kadar çok seviyorum ki. Dinlerken öyle huzur veriyor ki Punch'ın sesi. Nakaratın ritmine, altyapıya, enstrümantal yapıya, hepsine ayrı ayrı harikayım <3 Şarkı tam bir R&B. Ki zaten bu tarz R&B'lerin hastasyım. Ve belki de biraz soul sayılır. Punch şarkı sözlerinde giden sevgilisini unutamadığından bahsediyor. Özlem temalı bir şarkı. Öyle güzel söylüyor ki, sözleri de hisleri de içinizde hissediyorsunuz zaten.

Biz bitti demeden bitmez, 2019 yılındayız hala.

Ekim 2019'da When the Camellia Blooms dizisi için "Like A Heroine in the Movie" şarkısını söylüyor. Hafif tempolu, güzel bir şarkı. Tiz seslerinin hastasıyım be Punch. Şuraya da klibi bırakalım. Like A Heroine in the Movie
Bu dizi hakkında da güzel yorumlar duydum hep. En kısa zamanda izlemek istiyorum.


Eluphant-Winter Rain (ft. Punch)

Kasım ayında Eluphant "4" isimli albümünde yer alan Winter Rain şarkısında Punch ile düet yapıyor.
Winter Rain de çok güzel bir şarkı. Bu tarz son zamanlarda gönlümü çalmış durumda. Son zamanlarda çıkan sololar çok indie/soul/R&B arası çalışıyorlar. Bana da afiyetle dinlemek kalıyor. Şarkının altyapısı zaten dünyalar güzeli. Bir de ritmi, sözlerinin kafiyesi, ahengi. Ne desem bilmiyorum. Punch'ın vokali, Eluphant'ın rapi ikisi de öyle güzel ki. Tüm gün dinleyebileceğim bir şarkı. Punch'ın "Nuneul gama tteooreuneun sigani" deyişine düşmeyen bizden değildir. Çok güzel yahu, dinleyin hemen hemen <3

Punch-Yesterday
17 Aralık'ta Punch'ımız bize bir kış şarkısı veriyor doya doya dinlememiz için. Klibin ambiyansı son derece büyülü. Soft renkler, karlar ve parlak ışıklar çok güzel olmuş. Çiçeklerin arasında şarkı söyleyen güzelliğimiz :3 Şarkı bir ballad. Bir ayrılık şarkısı. Punch'ın kadife sesiyle söylediği satırlar son derece hüzünlü. Ama nasıl güzel söylüyor. Klasik bir ballad şarkı sesinde öyle bambaşka bir şeye dönüşüyor ki. Hissederek söylüyor, duyguyu geçiriyor.

Bu yoğun geçen 2019 yılı da böyle bitiyor. Anlaşılan Punch'ın uğurlu yılıymış.

2020 Ocak'ta ise Romantic Dr. Teacher Kim dizisi için yine Chanyeol ile birlikte "Go Away Go Away şarkısını söylüyor. Şimdi ben bu şarkıyı nasıl övsem, kaç sayfa yazsam hakkında? Hala Punch'ın EN sevdiğim şarkısı bu şarkı. Her gün dinliyorum çıktığından beri, hem de her gün. Punch ve Chanyeol zaten çok iyi bir ikili ondan eminiz ama bu şarkı her şeyiyle öyle mükemmel ki <3 Eskimiyor, asla eskimiyor, hala mükemmel ve hala ilk günkü lezzeti alıyorum şarkıyı dinlerken. Bayılıyorum. Punch, lütfen bu şarkıya benzer şarkılar yap bize. Şarkıyı şuraya bırakayım da siz de en az 1857793 kere dinleyin. ChanyeolxPunch-Go Away Go Away

2020 Şubat'ta ise Moonbyul'ün "Dark Side of the Moon" albümündeki "Weird Day" şarkısına eşlik ediyor. Bu şarkı da güzel bir şarkı. Punch'ın sesi çok yumuşacık. Moonbyul'la güzel gitmiş sesleri birlikte. Moonbyul'un rapini normalde bazı şarkılarda çok sert bulurum ama bu şarkıda gayet güzel geliyor kulağa. Dinlemesi keyifli, hoş bir şarkı. Buraya bırakıyorum, buyrun dinleyin. Moonbyul-Weird Day (ft. Punch)


Biraz da başarılarını, ödüllerini konuşalım öyleyse. 2019 Korea First Brand Awards'ta "Best Female Vocalist" ödülünü alıyor. 2018 23rd Consumer Rights Day Awards'ta "Best Singer of the Year" kategorisinde ödül alıyor. 2018 Hallyu Awards'ta "Popular Culture Singer" kategorisinde ödül alıyor. 2019 8th Gaon Chart Music Awards'ta "Discovery of the Year (R&B Category)" kategorisinde ödül alıyor. Gurur doluyum şu an!

Eveet. Güzeller güzeli Punch'ımızın tüm diskografisini burada konuştuk. Gördüğünüz gibi gaayet üretken bir kızımız. Aynı zamanda Punch ve Punch gibi santçılar sektöre yeni bir ses yeni bir nefes adeta. Özlediğimiz ses ve tarzda şarkılar yapıyorlar hepsi. Lütfen çokça destekleyelim ve sevgi gösterelim. Hiçbir şey kaybetmez, aksine harika bir sanatçıyla tanışmış olursunuz.
Stan talent, stan Punch!



7 Mart 2020 Cumartesi

Dizi Yorumu: Fight For My Way

Hayatımın dizisini yazıyor olabilirim! Ama Allahım nasıl sevdim, nasıl bayıldım! Hepsini anlatacağım şimdi sizlere de. 
Fight For My Way'e vizeler bittikten sonra hali hazırda bir dizim de olmadığından, dizi ararken konusu hoşuma gittiği için başladım. Zaten Park Seo Joon'a hastayım, biraz da göz attım. Bayılırım böyle eskiden gelen arkadaşlıklar, hayaller falan tadında dizilere. Çok samimi geldi konusu başladım ben izlemeye.
Dizi hızlı gidiyor. Bir kere hiçbir bölümde sıkılmadım ben. Ve dizide çok samimi ve sıcak bir hava vardı. Bakın aylar demiyorum yüksek müsaadenizle yıllar diyorum, yıllardan sonra ilk defa baş karakterin CEO olmadığı bir dizi izledim, bu gurur hepimizin! Karakterlerin hepsi yaptıkları işlerle, oldukları yerlerle, sevinçleri, üzüntüleri, kırgınlıklarıyla içimizden biriydi. Ay sonunu zor getiren, ucuz kirası olan küçük dairelerde yaşayan, her gün başka bir kıyafet giymeye gücü yetmeyen, orta halli insanlardı. 



Fight For My Way
Tür: Hayattan kesitler (Slice of Life), romantik

Bölüm sayısı: 16

İlk Yayın Tarihi-Son Yayın Tarihi: 22 Mayıs 2017-11 Temmuz 2017

Konuya biraz değinecek olursam çocukluktan beri arkadaş olan dört arkadaşın (hatta üçü daha da eski arkadaş) hayalleri, büyümeleri, yaşadıklarını konu alıyor. Olay günümüzde geçiyor ancak arada flashbackler mevcut.
Farklı farklı hayalleri olan bu gençlerin tam da hayaller hayatlar tadında bambaşka şeylere savrulmaları çok gerçekçiydi. Her istediğimiz altın tabakta sunulmuyor, adeta bunu vurguluyordu. Onlar böyle çabalayadursun ben de çok düşündüm, olmak istediğim yerde miyim? Hayallerim ne durumda?

-yazının bundan sonrası eser miktarda spoiler içermektedir efenim-
Ko Dong Man (Park Seo Joon)
Park Seo Joon ve onun harika oyunculuğu. Kendisini önce Oh Li Jin'in deli dolu kardeşi Oh Li On rolünde Kill Me Heal Me'de izlemiştim, daha sonra da egoist CEO rolünde What's Wrong With Secretary Kim'de çıktı karşıma ama hiçbirinde bu kadar dokunmadı oyunculuğu içime.
Ko Dong Man küçüklükten beri Taekwondo yapan, Milli Takım'da oynama hayalleri kuran başarılı bir oyuncu. Ama lise çağındayken rakibinin rüşvet teklifini kabul ediyor ve sporu tamamen bırakıyor. Rakibi onu yeniyor, Dong Man bunun üzerine yıllarca bu anı unutamıyor. İlk bölümlerde babasına bağırdığı yerde ben de ağladım. Yerden kalkmadığı o anı yıllarca yeniden yaşaması nasıl bir cehennemdir, öyle güzel yansıttı ki. Yıllar geçip büyürken bir böcek ilaçlama firmasında çalışıyor Dong Man. Sunbae'si tarafından eziliyor, yaptığı iş değer görmüyor, işini sevmiyor bir kere.
Ani bir kararla bıraktı ya, çok sevindim.

MMA'le tanışıp ezeli rakibiyle yaptığı o ilk maçta beni mahvetti, yıktı geçti. Gözünün biri kapanmış, kaşından oluk oluk kan akarken, ''Bitirmesinler, söyle maçı bitirmesinler. Yapabilirim, devam edebilirim.'' diye kafesin duvarlarına vura vura ağlarken benim içim çıkmıştı ağlamaktan. Oyunculuğuna şapka çıkarttığım bir diğer yer ise, Octagon'un dışında Ae Ra'yla konuştuğu yerdeydi. Kulağı çınladığında yüzünün aldığı şekille olacakları az çok tahmin ettiğimiz o sahne, iç parçalayıcı haykırışı, defalarca kafasına ve kulaklarına vuruşu, ağlayarak Ae Ra'ya ''Neden alçak sesle konuşuyorsun? Neden seni duyamıyorum?'' diye soruşu... Mahvetti beni, saatlerce ağladım. Aklıma geldikçe bir kötü oluyorum. Çok başarılı ağlıyor cidden. Park Seo Joon'un oyunculuğu tartışmaya kapalı artık benim gözümde. Bu dizide parladı resmen, şahlandı.

Park Seo Joon bu dizi için vücut çalışmış, bu çok belli. Ama ben biraz dövüş eğitimi aldığını da düşünüyorum. Dövüş sahneleri çok gerçekçiydi ve bu her şeyin daha iyi olmasını sağlıyordu. Ae Ra'ya tokat adan adama arabanın üstünde uçtuğu sahne muhteşemdi. Çok başarılıydı cidden. Ama benim favorim ilk bölümlerde Octagon'un dışında Kim Tak Su'yla ilk karşılaştıklarında ona attığı döner tekme. Ama nasıl rahatladım! ''Tekniğimi çalacaksan düzgün yap!'' diye bağırışına da hasta oldum!

Ae Ra'yla olan iletişimi çok güzeldi. Ae Ra'ya küçükken de, birer yetişkin olduklarında da asla kıyamaması, Ae Ra'ya herkesten çok değer vermesi, Ae Ra ağlarken yüzünü kapatması, birbirlerini çok çok iyi tanımaları çok güzel, çok özeldi. Ko Dong Man karakteri, bir harikaydın. ''Başım dertte. Artık ağlarken de güzel görünüyorsun.'' :'')

Dong Man'ın koçuyla olan iletişimine ayrı bir hastaydım, bromance kazanacak ahahaha. Koç adam gibi adamdı, canımdı ciğerimdi. Adam dizi boyunca bir kere bile haksız çıkmadı, dizinin en güvenilir ve en komik karakterlerinden biriydi. Çok tatlıydı çok! Koç Jang Ho'ya Kim Sun Oh hayat veriyordu.


Choi Ae Ra (Kim Ji Won)

Aaah Kim Ji Won. Saatlerce övsem seni, yetmez. Kim Ji Won'u daha önce To The Beautiful You'da izlemiştim ama çok bir şey hatırladığım söylenemez. Dizinin yıllar öncesinin dizisi olması bir yana ben de diziyi yıllar önce izledim.
Kim Ji Won'un oyunculuğu da Park Seo Joon kadar iyi. Tepkileri gerçekçi, öfkesi inandırıcı ve bir melek kadar iyi ve saf olmaması onu gerçekliğe çok yaklaştırıyor. Sıkmıştı artık şu iyi karakterler.
Choi Ae Ra küçüklüğünden beri sunucu olma hayali kurmasına rağmen hayat onu bir AVM resepsiyonuna sürüklemiştir. Choi Ae Ra karakteri dizilerde görmeye hasret kaldığımız karakterlerden. Baskın, öfkeli, dediğim dedik, asabi, maskülen, ayakları yere basan bir karakter. Herkese sözünü geçiriyor ve var olmak için bir başkasına ihtiyaç duymuyor. Yedi yirmi dört eşofmanla gezmesi, arkadaşlarının yanında dış görünüşünü umursamayışı, heyecanlı tavırları beni kendisine hayran bıraktı. Sadece son bölümlerde kendisine biraz sinirlendiğimi söylemeliyim.Kendisi hayalinin peşinde koşarken Seo Joon'dan geri durmasını, dövüşü bırakmasını istemesi pek doğru değildi. Haklı olduğu yerler vardı, izlemek onun için çok zor bu konuda haklı. Ama çocuğun hayali ve kendisi arasında bir seçim yapmasını istemek, buna zorlamak ne kadar doğru? Ve gerçekleşmemiş bir hayalin acısını en iyi kendisi bilirken. Neyse ki Seo Joon rövanş maçını yaptı da, içim rahatladı. Ae Ra sunucu olma yolunda her reddedildiğinde onunla birlikte bir fiil ben de üzüldüm. Dong Man'ın Ae Ra'yı kendisinden daha iyi tanıdığı kısımda çok duygulandım. Ae Ra'ya hayalinin sunucu olmak değil, mikrofon olduğunu söylediğinde cidden şok olmuştum ve mikrofonla önceki yaşantılarına bakılınca Dong Man haklıydı. Ae Ra bunun sonucunda RFC sunucusu olmaya karar verdi. Hayallerini böyle kovalayıp başarılı olması çok değerliydi. Ve Ae Ra'nın ağlama sahneleri de çok başarılıydı, insanın içi parçalanıyor o hıçkırırken.

İlk bölümlerde adamların aynalarını kırdığı yerler favorimdi. Amazon bir karakterdi Choi Ae Ra. Şirindi, korumacıydı. Baek Sul Hee'nin koruyucusuydu adeta. Çok özendim bu korkusuz hallerine. Birine diklenmek cesaret istiyor şu devirde. Choi Woo Shik'in hayat verdiği Park Moo Bin karakterini de gaayet güzel ekarte etti o sahnede. Bayıldım konuşmasına. İkinci erkek karakterin de erkenden paketlenip gitmesi yararımıza oldu.

Ev sahibi Ganako Hwang ya da Hwang Bok Hee'nin ilk geçmiş sahnelerinin hepsinin Dong Man ile olması sebebiyle dedim ki bu kadar basit olamaz, bu kadın kesin Ae Ra'nın annesi. Eh, yanılmadım ;) Artık bir kdrama gurusuyuz biz de.

Son olarak Kim Ji Won'u bir kaç dizide daha başrolde görmek istiyorum. Hem çok çok güzel ve orantılı bir yüzü var, hem sesi ve konuşma tarzı oyunculuğa çok uygun, hem de cidden harika bir oyuncu! Bayıldım kendisine bu dizide. O kadar doğal oynamış ki, sanki kendisini canlandırıyor gibi.



Baek Sul Hee (Song Ha Yoon) 
Baek Sul Hee... O kadar hayatın içinden bir karakterdi ki. Sessiz sakin, her daim destekleyici olan insanlardan. Zaman zaman kendisine çok çok kızdım. Joo Man'a bu kadar verici olması, kendini hiçe sayması, Joo Man'ın ailesine kendisini bu kadar ezdirmesi beni çok kızdırdı. İlişkileri o kadar yıllık birliktelikten sonra pelte olmuş durumdaydı. Sıradan, hareketsiz, monoton bir ilişkiyi yürütmeye çalışır gibilerdi ve ilk bölümlerde birbirlerine değer verdiklerini asla hissetmedim ben. Bazı yorumlarda bu ilişkiyi çok beğendiklerini söyleyen yorumlar gördüm, zevktir, ama ben beğenmedim maalesef. Dörtlünün birlikte uyumu çok çok muhteşemdi, hepsi çarklar gibi birbirini tamamlayan eşsiz insanlardı ama Sul Hee ve Joo Man'ın ikili ilişkisi hatalar silsilesiydi maalesef. İkisine de çok çok kızdım. Joo Man'a asla ne istediğini, neye kırıldığını, neyin onu rahatsız ettiğini söylemiyordu.
Buna rağmen Sul Hee karakteri ayaklanıp, kendi kendini idare etmeyi başardı. Kendi ayakları üstünde durup Joo Man'dan ayrı yaşamayı başardı. Tek beklentisi ondan bir hayat değildi artık. Tabi ki tekrar bir araya geldiler ama çok daha sağlam ve sağlıklı bir ilişki olarak, karşılıklı fedakarlıklar içinde. Sul Hee'nin o saçlarını düzeltecekler diye çok umdum ama malesef olmadı. Rengi mi yoksa o yoluk kıvırcıklığı mı sorun bilmiyorum ama kızı çilekeş ve yaşlı gösteriyordu o saç. Lisedeki saçına tövbest demiştim ama, beterin beteri varmış :P

İlişkilerinin belası olarak Secretary Kim dizisinde de izlediğimiz Pyo Ye Jin karşımıza çıktı. Çok güzel bir kız, Secretary Kim'de bayılıyordum kendisine. Ama buradaki karakteri fazla yapışkandı, sevemedim. Neyse ki kendisi hatasını anladı (GEÇ OLDU BİRAZ AMA) ve bizlere veda etti.

Song Ha Yoon'un oyunculuğu hakkındaysa kendisini ilk defa izledim ancak gayet iyi olduğunu söyleyebilirim. O naif ve kırılgan karakteriyle destekleyici konuşmaları, ses tonu ve hareketleri gayet iyi örtüştü. Yan rolde beni hiç rahatsız etmedi, gayet iyi iş çıkardı.

Kim Joo Man (Ahn Jae Hong)
Aah. Bir diğer çok kızdığım karakter de ilişkinin karşı tarafı olan Kim Joo Man. Ye Jin yüzünden basbaya aklı karışmıştı bir aralar, yalan yok. Çok kızdım kendisine. Hayır ne kendisine, ne Sul Hee'ye, kimseye de dürüst değildi o ara. Zırt pırt gecenin bir vakti mesajlaşmalar, kalkıp gidip Ye Jin'i ayıltmalar falan. Kardeşim anası mısın babası mısın kızın bi kere çağır polisi bak nasıl ayılacak ikincide. Kızı asla net olarak reddetmedi. Sinir ediyorlar beni, bunu da ben mi söyleyeyim illa. Etkisiz de bir elemandı, Sul Hee'ye güvence veremiyordu Ye Jin konusunda. Bu ikilinin en büyük sorunu, KONUŞMUYORLARDI. Arkadaşlar biz medeni insanlar sorunlarımızı konuşuyoruz. Herkes içinden bir şey düşünüp karşısındaki anlasın diye bekliyordu, oldu canım!
Onun dışında komik bir karakterdi, dörtlüye daha geç yıllarda dahil olmuş, son bölümlerde gördük bunu da. Dong Man'ın açık açık Sul Hee'yi tuttuğunu söylemesi çok komikti. Çünkü Sul Hee harbi kız Joo Man gibi mi, hiç! Joo Man'ın da açık açık Ae Ra'dan korkması çok komikti ahahaha. Ae Ra bana düşman olsa ben de korkarım, mahveder hepimizi valla.
Joo Man'ın ablaları vardı bi, ayy düşman başına. Annesi bile yola geldi de o ablalar çok zor. Ama Joo Man bi bölümde güzel ayar vermişti hepsine, İyiydi yani.

Ahn Jae Hong'u da ilk izleyişim ama onun oyunculuğunu da çok beğendim. Hem de çok sevimli bir surat yapısı var, insanda güven uyandırıyor görünüşü. Ye Jin'in Park Bo Gum'a benzediğini söylemesi dışında sıkıntı yok ahahaha. Joo Man da Sul Hee'nin Lee Young Ae'yi andırdığını düşünüyordu ve evet düşününce gözleri falan biraz andırıyor.




Aslında diziye şöyle bir bakınca bu dörtlünün hayalleri, yaşadıkları, karşılaştıkları insanlar, hayatla kavgaları oluşturuyor kemik kısmı. Ve birbirleriyle olan etkileşimleri çok çok güzeldi, dörtlü olarak ya da ayrı ayrı. Evin çatısında birlikte yaptıkları Nam Il Bar'a bittim. Evin çatısında arkadaşlarımla takılmalık bir bara benim de ihtiyacım var. Ama bizim evlerin çatıların uygun değil buna. Fark ettiyseniz Kore'de çatı kültürü çok fazla. The Time We Were Not In Love'da da Oh Ha Na ve Choi Won sık sık çatıda birlikte içip tavuk ayağı yiyorlardı. My ID is Gangnam Beauty'de de Yeon Woo Young'un bir terası vardı toplanıp toplanıp yemek yedikleri. (Yeon Woo Young demişken Kwak Dong Yeon'da ilk bölümde konuk olarak karşımıza çıkıyor dizide. Kendisini pek bir severim.) Yine başka bir kaç dizide de hatırlıyorum böyle bir şey. O yüzden Nam Il Bar'larını ayrı sevdim, o barda bir çok dönüm noktası yaşamalarını ayrı sevdim. 
Yorumlarda gördüğüm üzere herkes ikilinin çıkmaya başladıktan sonra fazla romantik olduğundan yakınmış. İyi de, arkadaşken oldukları gibi enseye tokat olmaları daha anlamsız olurdu? Normal bir arkadaşlıkları yoktu ki, Dong Man sürekli Ae Ra'ya sataşıyordu, Ae Ra'da onu pataklıyordu, bunu mu görseydik çıkarken ssjjsjdk 

-Dikkat burası nefret kusma kısmıdır. Kim Tak Suuuu! Ulan Kim Tak Su! Ey ahali, ben hayatımda hiç bu kadar bir dizi karakterinden nefret etmedim. Hiç ama! Azımsanmayacak kadar kdrama izledim şu zamana kadar, sınırlarımı zorlayan bir çok karakter oldu, ama bu... Şu an açık ara farkla önde gidiyor Kim Tak Su. Bakın diziyi bitireli o kadar oldu, aklıma geldikçe elim ayağım titriyor, o platin saçlarını tek tek cımbızla yolma isteğimi durduramıyorum. Sinir hastası oldum. Dong Man Octagon'un önünde kulağı duymadığı için ağlarken ben elim ayağım titreyerek sandalyemde tepiniyordum, aklıma geldikçe deli oluyorum. Dizinin başlarında yine Octagon'un önünde Dong Man buna döner tekme atıp ''Tekniğimi çalacaksan düzgün yap.'' diye bağırdığında o kadar mutlu oldum ki anlatamıyorum :P Nefret kusma kısmı bitmiştir, ömür boyu görüşmemek dileğiyle Kim Tak Su-
Park Hye Ran karakterini de sevmedim ama tabi ki bir Kim Tak Su olamadı. Yalnız sürekli Ae Ra'nın tüm işlerinin dibinde bitip işi almasına ayar oldum. Bir ayrılmadı ikilinin yanından. En sonunda evlerinin üstüne taşındı, ne azimmiş yani pes ablacım! 
Choi Woo Shik'in hayat verdiği Park Moo Bin karakteri ise geldiği hızla diziden çıkarak hepimize rahat bir nefes aldırdı. 

                                          -Şu Namil Bar'ın manzarasına aşıktım işte aşık-

Dizinin diğer güzel kısımlarına dönmemiz gerekirse, Ae Ra ve Dong Man arasındaki uyum çok güzeldi be! Bence sevgili oldukları kısımlar da çok güzeldi. Enerjileri, auraları. Dong Man'ın yavaş yavaş düşüncelerinin değişmesi çok güzel işlenmişti. Arkadaş oldukları zamanlarda bile ilk Ae Ra'ya koşması, ilişkilerinin sağlamlığı çok güzel işlenmişti. Ae Ra'nın ''İçimi titretiyorsun!'' sahnesi Dong Man kadar beni de şoke edip mutlu etti, ne güzel erkenden öğrendik Ae Ra'nın hislerini.

Her şey çok dengeli ve ayarındaydı. İkilinin işlerinden çıkıp yavaş yavaş asıl hayallerine yönelmeleri ve aynı zamanda hislerini anlamaları dengede tutulmuştu. Bence ikilinin aşk hayatı ya da hayalleri dizide birbirinin önüne geçmedi, ikisini de dengeli izledik.

Ae Ra'ya son bölümlerde sinirlendiğimi söylemiştim. Kendince Dong Man'ı korumak istemesi doğaldı ama, arkasında durmasını istedim o zamanlar. Ayrıca bize eski klişelerden birisini de yaşattı yani, son bölümde ayrılıp son yarım saat barışma! Ne bu, 2012 kdrama mı???
Yine de güzel bir sondu, en sevdiğim sahne Kim Tak Su'nun yamulma sahnesi ahahahsha



Ae Ra'nın olur olmaz yerlerde aegyo yapmaya başlamasıyla Dong Man'ın yüzünün aldığı şekle, durduk yerde kendine oda spreyi sıkmasına, ''Sabahları görüşmeyelim'' demesine, Ae Ra'nın güçlü ve maskülen yapısı, Ae Ra'nın normal vuruyor gibi yapıp spor salonundaki adamın burnunu kırdığı, ilk bölümlerde adamların arabalarının aynalarını kırdığı yerlerde çok çok eğlendim ve hoşuma gitti.

En sevdiğim şeylerden birisi de her karakter kendi için çizilen role öyle güzel uymuştu ki sanki bir dizi değil, gerçekte varolan bu insanların hayatlarına tanık oluyoruz. Oyunculuklar süperdi, süper.

Bir şeyi eleştirmem gerekirse Ae Ra ve Dong Man'ın son bölümlerde ayrılmasından pek hoşlanmadım. Ae Ra daha destekleyici bir karakterdi başlarda. Bir de Ganako Hwang olayı çok sona sıkıştırılmıştı, hiçbir nedeni olmadan onları gizliden gizliye destekleyen bir ev sahibesi rolü biçilse daha sevimli olabilirdi.

Finalde de yine dörtlünün bulunması güzeldi, dizi öyle güzel bitti ki ekranı kapatmadan bir süre pembiş duygular içinde oturup kaldım. Hem verdiği mesajlar sayesinde hem de konunun sevimliliği sayesinde bir süre düşünüp kaldım. Çok sevdim yahu, çok! Dizi bence her yönden çok tatmin edici bir romantik komediydi. İzlediğine pişman olacak kimsenin olduğunu sanmıyorum. Önce arkadaşlıkları, sonra başka yöne evrilen ilişkileri, hayalleri, her şeyiyle çok güzel ve özeldi konu. Çok güzel işlenmişti, oyunculuklar harikaydı, ee daha ne isteriz ki bir diziden? Şiddetle tavsiye ediyorum. İzleyin, izlettirin efendim.


Sevgiliyken de böyle olsunlar mı, emin misiniz ahahaha

:'')

Daha koymak istediğim bir dolu sahne vardı ama bence bu kadar gif yeterli ahaahsh :P Çok sevdiğim OST listesinden favorilerimi de şuraya bırakayım.
Arie Band-Dumbhead
HerCheck(Super Kid)&2morro-Fight For My Way
Kassy-Good Morning
BTOB ( Hyunsik, Eunkwang, Sungjae)-Ambigious
Ryu Ji Hyun-Night is Gone, Again

En sevdiklerim bunlar oldu OST listesinde. Gidip OST listesini tekrara alayım bari.

Tüm diziyi çok severek izledim, çok çok güzeldi, izlerseniz pişman olmazsınız :3
Görüşmek üzere XOXO