7 Mart 2020 Cumartesi

Dizi Yorumu: Fight For My Way

Hayatımın dizisini yazıyor olabilirim! Ama Allahım nasıl sevdim, nasıl bayıldım! Hepsini anlatacağım şimdi sizlere de. 
Fight For My Way'e vizeler bittikten sonra hali hazırda bir dizim de olmadığından, dizi ararken konusu hoşuma gittiği için başladım. Zaten Park Seo Joon'a hastayım, biraz da göz attım. Bayılırım böyle eskiden gelen arkadaşlıklar, hayaller falan tadında dizilere. Çok samimi geldi konusu başladım ben izlemeye.
Dizi hızlı gidiyor. Bir kere hiçbir bölümde sıkılmadım ben. Ve dizide çok samimi ve sıcak bir hava vardı. Bakın aylar demiyorum yüksek müsaadenizle yıllar diyorum, yıllardan sonra ilk defa baş karakterin CEO olmadığı bir dizi izledim, bu gurur hepimizin! Karakterlerin hepsi yaptıkları işlerle, oldukları yerlerle, sevinçleri, üzüntüleri, kırgınlıklarıyla içimizden biriydi. Ay sonunu zor getiren, ucuz kirası olan küçük dairelerde yaşayan, her gün başka bir kıyafet giymeye gücü yetmeyen, orta halli insanlardı. 



Fight For My Way
Tür: Hayattan kesitler (Slice of Life), romantik

Bölüm sayısı: 16

İlk Yayın Tarihi-Son Yayın Tarihi: 22 Mayıs 2017-11 Temmuz 2017

Konuya biraz değinecek olursam çocukluktan beri arkadaş olan dört arkadaşın (hatta üçü daha da eski arkadaş) hayalleri, büyümeleri, yaşadıklarını konu alıyor. Olay günümüzde geçiyor ancak arada flashbackler mevcut.
Farklı farklı hayalleri olan bu gençlerin tam da hayaller hayatlar tadında bambaşka şeylere savrulmaları çok gerçekçiydi. Her istediğimiz altın tabakta sunulmuyor, adeta bunu vurguluyordu. Onlar böyle çabalayadursun ben de çok düşündüm, olmak istediğim yerde miyim? Hayallerim ne durumda?

-yazının bundan sonrası eser miktarda spoiler içermektedir efenim-
Ko Dong Man (Park Seo Joon)
Park Seo Joon ve onun harika oyunculuğu. Kendisini önce Oh Li Jin'in deli dolu kardeşi Oh Li On rolünde Kill Me Heal Me'de izlemiştim, daha sonra da egoist CEO rolünde What's Wrong With Secretary Kim'de çıktı karşıma ama hiçbirinde bu kadar dokunmadı oyunculuğu içime.
Ko Dong Man küçüklükten beri Taekwondo yapan, Milli Takım'da oynama hayalleri kuran başarılı bir oyuncu. Ama lise çağındayken rakibinin rüşvet teklifini kabul ediyor ve sporu tamamen bırakıyor. Rakibi onu yeniyor, Dong Man bunun üzerine yıllarca bu anı unutamıyor. İlk bölümlerde babasına bağırdığı yerde ben de ağladım. Yerden kalkmadığı o anı yıllarca yeniden yaşaması nasıl bir cehennemdir, öyle güzel yansıttı ki. Yıllar geçip büyürken bir böcek ilaçlama firmasında çalışıyor Dong Man. Sunbae'si tarafından eziliyor, yaptığı iş değer görmüyor, işini sevmiyor bir kere.
Ani bir kararla bıraktı ya, çok sevindim.

MMA'le tanışıp ezeli rakibiyle yaptığı o ilk maçta beni mahvetti, yıktı geçti. Gözünün biri kapanmış, kaşından oluk oluk kan akarken, ''Bitirmesinler, söyle maçı bitirmesinler. Yapabilirim, devam edebilirim.'' diye kafesin duvarlarına vura vura ağlarken benim içim çıkmıştı ağlamaktan. Oyunculuğuna şapka çıkarttığım bir diğer yer ise, Octagon'un dışında Ae Ra'yla konuştuğu yerdeydi. Kulağı çınladığında yüzünün aldığı şekille olacakları az çok tahmin ettiğimiz o sahne, iç parçalayıcı haykırışı, defalarca kafasına ve kulaklarına vuruşu, ağlayarak Ae Ra'ya ''Neden alçak sesle konuşuyorsun? Neden seni duyamıyorum?'' diye soruşu... Mahvetti beni, saatlerce ağladım. Aklıma geldikçe bir kötü oluyorum. Çok başarılı ağlıyor cidden. Park Seo Joon'un oyunculuğu tartışmaya kapalı artık benim gözümde. Bu dizide parladı resmen, şahlandı.

Park Seo Joon bu dizi için vücut çalışmış, bu çok belli. Ama ben biraz dövüş eğitimi aldığını da düşünüyorum. Dövüş sahneleri çok gerçekçiydi ve bu her şeyin daha iyi olmasını sağlıyordu. Ae Ra'ya tokat adan adama arabanın üstünde uçtuğu sahne muhteşemdi. Çok başarılıydı cidden. Ama benim favorim ilk bölümlerde Octagon'un dışında Kim Tak Su'yla ilk karşılaştıklarında ona attığı döner tekme. Ama nasıl rahatladım! ''Tekniğimi çalacaksan düzgün yap!'' diye bağırışına da hasta oldum!

Ae Ra'yla olan iletişimi çok güzeldi. Ae Ra'ya küçükken de, birer yetişkin olduklarında da asla kıyamaması, Ae Ra'ya herkesten çok değer vermesi, Ae Ra ağlarken yüzünü kapatması, birbirlerini çok çok iyi tanımaları çok güzel, çok özeldi. Ko Dong Man karakteri, bir harikaydın. ''Başım dertte. Artık ağlarken de güzel görünüyorsun.'' :'')

Dong Man'ın koçuyla olan iletişimine ayrı bir hastaydım, bromance kazanacak ahahaha. Koç adam gibi adamdı, canımdı ciğerimdi. Adam dizi boyunca bir kere bile haksız çıkmadı, dizinin en güvenilir ve en komik karakterlerinden biriydi. Çok tatlıydı çok! Koç Jang Ho'ya Kim Sun Oh hayat veriyordu.


Choi Ae Ra (Kim Ji Won)

Aaah Kim Ji Won. Saatlerce övsem seni, yetmez. Kim Ji Won'u daha önce To The Beautiful You'da izlemiştim ama çok bir şey hatırladığım söylenemez. Dizinin yıllar öncesinin dizisi olması bir yana ben de diziyi yıllar önce izledim.
Kim Ji Won'un oyunculuğu da Park Seo Joon kadar iyi. Tepkileri gerçekçi, öfkesi inandırıcı ve bir melek kadar iyi ve saf olmaması onu gerçekliğe çok yaklaştırıyor. Sıkmıştı artık şu iyi karakterler.
Choi Ae Ra küçüklüğünden beri sunucu olma hayali kurmasına rağmen hayat onu bir AVM resepsiyonuna sürüklemiştir. Choi Ae Ra karakteri dizilerde görmeye hasret kaldığımız karakterlerden. Baskın, öfkeli, dediğim dedik, asabi, maskülen, ayakları yere basan bir karakter. Herkese sözünü geçiriyor ve var olmak için bir başkasına ihtiyaç duymuyor. Yedi yirmi dört eşofmanla gezmesi, arkadaşlarının yanında dış görünüşünü umursamayışı, heyecanlı tavırları beni kendisine hayran bıraktı. Sadece son bölümlerde kendisine biraz sinirlendiğimi söylemeliyim.Kendisi hayalinin peşinde koşarken Seo Joon'dan geri durmasını, dövüşü bırakmasını istemesi pek doğru değildi. Haklı olduğu yerler vardı, izlemek onun için çok zor bu konuda haklı. Ama çocuğun hayali ve kendisi arasında bir seçim yapmasını istemek, buna zorlamak ne kadar doğru? Ve gerçekleşmemiş bir hayalin acısını en iyi kendisi bilirken. Neyse ki Seo Joon rövanş maçını yaptı da, içim rahatladı. Ae Ra sunucu olma yolunda her reddedildiğinde onunla birlikte bir fiil ben de üzüldüm. Dong Man'ın Ae Ra'yı kendisinden daha iyi tanıdığı kısımda çok duygulandım. Ae Ra'ya hayalinin sunucu olmak değil, mikrofon olduğunu söylediğinde cidden şok olmuştum ve mikrofonla önceki yaşantılarına bakılınca Dong Man haklıydı. Ae Ra bunun sonucunda RFC sunucusu olmaya karar verdi. Hayallerini böyle kovalayıp başarılı olması çok değerliydi. Ve Ae Ra'nın ağlama sahneleri de çok başarılıydı, insanın içi parçalanıyor o hıçkırırken.

İlk bölümlerde adamların aynalarını kırdığı yerler favorimdi. Amazon bir karakterdi Choi Ae Ra. Şirindi, korumacıydı. Baek Sul Hee'nin koruyucusuydu adeta. Çok özendim bu korkusuz hallerine. Birine diklenmek cesaret istiyor şu devirde. Choi Woo Shik'in hayat verdiği Park Moo Bin karakterini de gaayet güzel ekarte etti o sahnede. Bayıldım konuşmasına. İkinci erkek karakterin de erkenden paketlenip gitmesi yararımıza oldu.

Ev sahibi Ganako Hwang ya da Hwang Bok Hee'nin ilk geçmiş sahnelerinin hepsinin Dong Man ile olması sebebiyle dedim ki bu kadar basit olamaz, bu kadın kesin Ae Ra'nın annesi. Eh, yanılmadım ;) Artık bir kdrama gurusuyuz biz de.

Son olarak Kim Ji Won'u bir kaç dizide daha başrolde görmek istiyorum. Hem çok çok güzel ve orantılı bir yüzü var, hem sesi ve konuşma tarzı oyunculuğa çok uygun, hem de cidden harika bir oyuncu! Bayıldım kendisine bu dizide. O kadar doğal oynamış ki, sanki kendisini canlandırıyor gibi.



Baek Sul Hee (Song Ha Yoon) 
Baek Sul Hee... O kadar hayatın içinden bir karakterdi ki. Sessiz sakin, her daim destekleyici olan insanlardan. Zaman zaman kendisine çok çok kızdım. Joo Man'a bu kadar verici olması, kendini hiçe sayması, Joo Man'ın ailesine kendisini bu kadar ezdirmesi beni çok kızdırdı. İlişkileri o kadar yıllık birliktelikten sonra pelte olmuş durumdaydı. Sıradan, hareketsiz, monoton bir ilişkiyi yürütmeye çalışır gibilerdi ve ilk bölümlerde birbirlerine değer verdiklerini asla hissetmedim ben. Bazı yorumlarda bu ilişkiyi çok beğendiklerini söyleyen yorumlar gördüm, zevktir, ama ben beğenmedim maalesef. Dörtlünün birlikte uyumu çok çok muhteşemdi, hepsi çarklar gibi birbirini tamamlayan eşsiz insanlardı ama Sul Hee ve Joo Man'ın ikili ilişkisi hatalar silsilesiydi maalesef. İkisine de çok çok kızdım. Joo Man'a asla ne istediğini, neye kırıldığını, neyin onu rahatsız ettiğini söylemiyordu.
Buna rağmen Sul Hee karakteri ayaklanıp, kendi kendini idare etmeyi başardı. Kendi ayakları üstünde durup Joo Man'dan ayrı yaşamayı başardı. Tek beklentisi ondan bir hayat değildi artık. Tabi ki tekrar bir araya geldiler ama çok daha sağlam ve sağlıklı bir ilişki olarak, karşılıklı fedakarlıklar içinde. Sul Hee'nin o saçlarını düzeltecekler diye çok umdum ama malesef olmadı. Rengi mi yoksa o yoluk kıvırcıklığı mı sorun bilmiyorum ama kızı çilekeş ve yaşlı gösteriyordu o saç. Lisedeki saçına tövbest demiştim ama, beterin beteri varmış :P

İlişkilerinin belası olarak Secretary Kim dizisinde de izlediğimiz Pyo Ye Jin karşımıza çıktı. Çok güzel bir kız, Secretary Kim'de bayılıyordum kendisine. Ama buradaki karakteri fazla yapışkandı, sevemedim. Neyse ki kendisi hatasını anladı (GEÇ OLDU BİRAZ AMA) ve bizlere veda etti.

Song Ha Yoon'un oyunculuğu hakkındaysa kendisini ilk defa izledim ancak gayet iyi olduğunu söyleyebilirim. O naif ve kırılgan karakteriyle destekleyici konuşmaları, ses tonu ve hareketleri gayet iyi örtüştü. Yan rolde beni hiç rahatsız etmedi, gayet iyi iş çıkardı.

Kim Joo Man (Ahn Jae Hong)
Aah. Bir diğer çok kızdığım karakter de ilişkinin karşı tarafı olan Kim Joo Man. Ye Jin yüzünden basbaya aklı karışmıştı bir aralar, yalan yok. Çok kızdım kendisine. Hayır ne kendisine, ne Sul Hee'ye, kimseye de dürüst değildi o ara. Zırt pırt gecenin bir vakti mesajlaşmalar, kalkıp gidip Ye Jin'i ayıltmalar falan. Kardeşim anası mısın babası mısın kızın bi kere çağır polisi bak nasıl ayılacak ikincide. Kızı asla net olarak reddetmedi. Sinir ediyorlar beni, bunu da ben mi söyleyeyim illa. Etkisiz de bir elemandı, Sul Hee'ye güvence veremiyordu Ye Jin konusunda. Bu ikilinin en büyük sorunu, KONUŞMUYORLARDI. Arkadaşlar biz medeni insanlar sorunlarımızı konuşuyoruz. Herkes içinden bir şey düşünüp karşısındaki anlasın diye bekliyordu, oldu canım!
Onun dışında komik bir karakterdi, dörtlüye daha geç yıllarda dahil olmuş, son bölümlerde gördük bunu da. Dong Man'ın açık açık Sul Hee'yi tuttuğunu söylemesi çok komikti. Çünkü Sul Hee harbi kız Joo Man gibi mi, hiç! Joo Man'ın da açık açık Ae Ra'dan korkması çok komikti ahahaha. Ae Ra bana düşman olsa ben de korkarım, mahveder hepimizi valla.
Joo Man'ın ablaları vardı bi, ayy düşman başına. Annesi bile yola geldi de o ablalar çok zor. Ama Joo Man bi bölümde güzel ayar vermişti hepsine, İyiydi yani.

Ahn Jae Hong'u da ilk izleyişim ama onun oyunculuğunu da çok beğendim. Hem de çok sevimli bir surat yapısı var, insanda güven uyandırıyor görünüşü. Ye Jin'in Park Bo Gum'a benzediğini söylemesi dışında sıkıntı yok ahahaha. Joo Man da Sul Hee'nin Lee Young Ae'yi andırdığını düşünüyordu ve evet düşününce gözleri falan biraz andırıyor.




Aslında diziye şöyle bir bakınca bu dörtlünün hayalleri, yaşadıkları, karşılaştıkları insanlar, hayatla kavgaları oluşturuyor kemik kısmı. Ve birbirleriyle olan etkileşimleri çok çok güzeldi, dörtlü olarak ya da ayrı ayrı. Evin çatısında birlikte yaptıkları Nam Il Bar'a bittim. Evin çatısında arkadaşlarımla takılmalık bir bara benim de ihtiyacım var. Ama bizim evlerin çatıların uygun değil buna. Fark ettiyseniz Kore'de çatı kültürü çok fazla. The Time We Were Not In Love'da da Oh Ha Na ve Choi Won sık sık çatıda birlikte içip tavuk ayağı yiyorlardı. My ID is Gangnam Beauty'de de Yeon Woo Young'un bir terası vardı toplanıp toplanıp yemek yedikleri. (Yeon Woo Young demişken Kwak Dong Yeon'da ilk bölümde konuk olarak karşımıza çıkıyor dizide. Kendisini pek bir severim.) Yine başka bir kaç dizide de hatırlıyorum böyle bir şey. O yüzden Nam Il Bar'larını ayrı sevdim, o barda bir çok dönüm noktası yaşamalarını ayrı sevdim. 
Yorumlarda gördüğüm üzere herkes ikilinin çıkmaya başladıktan sonra fazla romantik olduğundan yakınmış. İyi de, arkadaşken oldukları gibi enseye tokat olmaları daha anlamsız olurdu? Normal bir arkadaşlıkları yoktu ki, Dong Man sürekli Ae Ra'ya sataşıyordu, Ae Ra'da onu pataklıyordu, bunu mu görseydik çıkarken ssjjsjdk 

-Dikkat burası nefret kusma kısmıdır. Kim Tak Suuuu! Ulan Kim Tak Su! Ey ahali, ben hayatımda hiç bu kadar bir dizi karakterinden nefret etmedim. Hiç ama! Azımsanmayacak kadar kdrama izledim şu zamana kadar, sınırlarımı zorlayan bir çok karakter oldu, ama bu... Şu an açık ara farkla önde gidiyor Kim Tak Su. Bakın diziyi bitireli o kadar oldu, aklıma geldikçe elim ayağım titriyor, o platin saçlarını tek tek cımbızla yolma isteğimi durduramıyorum. Sinir hastası oldum. Dong Man Octagon'un önünde kulağı duymadığı için ağlarken ben elim ayağım titreyerek sandalyemde tepiniyordum, aklıma geldikçe deli oluyorum. Dizinin başlarında yine Octagon'un önünde Dong Man buna döner tekme atıp ''Tekniğimi çalacaksan düzgün yap.'' diye bağırdığında o kadar mutlu oldum ki anlatamıyorum :P Nefret kusma kısmı bitmiştir, ömür boyu görüşmemek dileğiyle Kim Tak Su-
Park Hye Ran karakterini de sevmedim ama tabi ki bir Kim Tak Su olamadı. Yalnız sürekli Ae Ra'nın tüm işlerinin dibinde bitip işi almasına ayar oldum. Bir ayrılmadı ikilinin yanından. En sonunda evlerinin üstüne taşındı, ne azimmiş yani pes ablacım! 
Choi Woo Shik'in hayat verdiği Park Moo Bin karakteri ise geldiği hızla diziden çıkarak hepimize rahat bir nefes aldırdı. 

                                          -Şu Namil Bar'ın manzarasına aşıktım işte aşık-

Dizinin diğer güzel kısımlarına dönmemiz gerekirse, Ae Ra ve Dong Man arasındaki uyum çok güzeldi be! Bence sevgili oldukları kısımlar da çok güzeldi. Enerjileri, auraları. Dong Man'ın yavaş yavaş düşüncelerinin değişmesi çok güzel işlenmişti. Arkadaş oldukları zamanlarda bile ilk Ae Ra'ya koşması, ilişkilerinin sağlamlığı çok güzel işlenmişti. Ae Ra'nın ''İçimi titretiyorsun!'' sahnesi Dong Man kadar beni de şoke edip mutlu etti, ne güzel erkenden öğrendik Ae Ra'nın hislerini.

Her şey çok dengeli ve ayarındaydı. İkilinin işlerinden çıkıp yavaş yavaş asıl hayallerine yönelmeleri ve aynı zamanda hislerini anlamaları dengede tutulmuştu. Bence ikilinin aşk hayatı ya da hayalleri dizide birbirinin önüne geçmedi, ikisini de dengeli izledik.

Ae Ra'ya son bölümlerde sinirlendiğimi söylemiştim. Kendince Dong Man'ı korumak istemesi doğaldı ama, arkasında durmasını istedim o zamanlar. Ayrıca bize eski klişelerden birisini de yaşattı yani, son bölümde ayrılıp son yarım saat barışma! Ne bu, 2012 kdrama mı???
Yine de güzel bir sondu, en sevdiğim sahne Kim Tak Su'nun yamulma sahnesi ahahahsha



Ae Ra'nın olur olmaz yerlerde aegyo yapmaya başlamasıyla Dong Man'ın yüzünün aldığı şekle, durduk yerde kendine oda spreyi sıkmasına, ''Sabahları görüşmeyelim'' demesine, Ae Ra'nın güçlü ve maskülen yapısı, Ae Ra'nın normal vuruyor gibi yapıp spor salonundaki adamın burnunu kırdığı, ilk bölümlerde adamların arabalarının aynalarını kırdığı yerlerde çok çok eğlendim ve hoşuma gitti.

En sevdiğim şeylerden birisi de her karakter kendi için çizilen role öyle güzel uymuştu ki sanki bir dizi değil, gerçekte varolan bu insanların hayatlarına tanık oluyoruz. Oyunculuklar süperdi, süper.

Bir şeyi eleştirmem gerekirse Ae Ra ve Dong Man'ın son bölümlerde ayrılmasından pek hoşlanmadım. Ae Ra daha destekleyici bir karakterdi başlarda. Bir de Ganako Hwang olayı çok sona sıkıştırılmıştı, hiçbir nedeni olmadan onları gizliden gizliye destekleyen bir ev sahibesi rolü biçilse daha sevimli olabilirdi.

Finalde de yine dörtlünün bulunması güzeldi, dizi öyle güzel bitti ki ekranı kapatmadan bir süre pembiş duygular içinde oturup kaldım. Hem verdiği mesajlar sayesinde hem de konunun sevimliliği sayesinde bir süre düşünüp kaldım. Çok sevdim yahu, çok! Dizi bence her yönden çok tatmin edici bir romantik komediydi. İzlediğine pişman olacak kimsenin olduğunu sanmıyorum. Önce arkadaşlıkları, sonra başka yöne evrilen ilişkileri, hayalleri, her şeyiyle çok güzel ve özeldi konu. Çok güzel işlenmişti, oyunculuklar harikaydı, ee daha ne isteriz ki bir diziden? Şiddetle tavsiye ediyorum. İzleyin, izlettirin efendim.


Sevgiliyken de böyle olsunlar mı, emin misiniz ahahaha

:'')

Daha koymak istediğim bir dolu sahne vardı ama bence bu kadar gif yeterli ahaahsh :P Çok sevdiğim OST listesinden favorilerimi de şuraya bırakayım.
Arie Band-Dumbhead
HerCheck(Super Kid)&2morro-Fight For My Way
Kassy-Good Morning
BTOB ( Hyunsik, Eunkwang, Sungjae)-Ambigious
Ryu Ji Hyun-Night is Gone, Again

En sevdiklerim bunlar oldu OST listesinde. Gidip OST listesini tekrara alayım bari.

Tüm diziyi çok severek izledim, çok çok güzeldi, izlerseniz pişman olmazsınız :3
Görüşmek üzere XOXO


24 Ocak 2020 Cuma

Dizi Yorumu: My Secret Romance

Bir sömestr tatilinden herkese merhabalaar. Uzun süredir burada aktif değildim. Vizeler, finaller... Nihayet bitti de, rahat bir nefes aldım. 15 günlük bir tatilim var. Az ama yetineceğiz artık. Ne kadar yazı sığdırırsam.
Bu diziye de özellikle yazmak istiyordum çünkü biiir ben iflah olmaz bir Sung Hoon aşığıyım, ikiii kendisinin bir de avukatıyım! Evet efendim, yedirmezler bu çocuğu!

Bu celalli çıkışımın sebebi tabi ki diziye başlamadan önce yorumları okurken herkesin Sung Hoon'un hali hazırda oyunculuğuna giydirmiş olması. Kendisini Oh My Venus'te izleyen herkes orta halli bir oyunculuğu olduğunu biliyordur. Demiyorum ki Oscar alması gerekiyor, ama rahatsız da etmiyor oynarken yani! Gayet izletiyor kendini bence. Noble My Love'ı izlemedim çünkü az dizisi olduğu için idareli olarak gidiyorum Sung Hoon'un projelerinde ahshahd Sanırım bu diziyle format olarak çok benzermiş, o eleştirilmiş biraz. Zararı yok, benim için problem değil. Yani vlog falan çeksin, ben saatlerce izleyeyim. 
Yakın bir zamanda Noble My Love'ı da izlemek istiyorum. Jaekyung'u çok sevdiğim gibi, Sung Hoon'u da özledim.

My Secret Romance
Tür: Romantik, komedi
Yayıncı: OCN
Bölüm Sayısı: 13
İlk Yayın Tarihi-Son Yayın Tarihi: 17 Nisan 2027-30 Mayıs 2017

Konuya kısaca değinecek olursak Cha Jin Wook (Sung Hoon) zengin bir iş adamının oğlu ve şirketin varisi. Ama son derece çapkın bir insan. Uzun süreli bir ilişkiye sıcak bakmayan birisi.
Lee Yoo Mi (Song Ji Eun) ise yeni mezun bir beslenme uzmanı. Bu ikilinin hayatı bir yerde kesişiyor ve olaylar gelişiyor.

Herhangi bir beklentiniz olmaksızın izlenebilir. Tabi çok büyük projelerden ve titizlikle kurgulanmış dizilerden hoşlanıyorsanız bir şans vermeniz zor, çünkü konu gördüğünüz gibi son derece klişe ve bazı mantık hataları da var. İzleyince göreceksiniz ki karakterler de çok derinliği olan karakterler değil. Ama ben Sung Hoon'u çok sevdiğim, bir de böyle çerezlik bir şeyler aradığım için eğlenerek izledim.

-yazının bundan sonrası eser miktarda spoiler içerir.-


Cha Jin Wook (Sung Hoon)
Biraz Sung Hoon'un nasıl da manken gibi olduğundan falan bahsetmeye ne dersiniz sjsjdjsj Öncelikle kendisini gerçekten yakışıklı buluyorum ve öyle tatlış, sevimli falan da değil gaayet erkeksi bir yakışıklılığı var ve sesi de inanılmaz çekici o yüzden diyorum ya. Çok abartılı oynamadığı için, oyunculuğu da çekici sesiyle birleşince benim için gayet cazip bir hale geldi ki oyunculuğu cidden normal, öyle anlatıldığı kadar kötü değil. Sanki Kore'nin yarısı Leonardo Di Caprio anasını sjsjsj
Hoş daha çok rolünün Noble My Love ile çok benzer olduğu konuşuldu ama oyunculuğuyla ilgili yorumlar da hatırlıyorum ben, neyse.
Cha Jin Wook hoş bir karakterdi. Klasik k-drama erkeklerinden onu ayıracak bir özelliği yoktu. Zengin, kibirli, çocuksu ama bunu sadece kadın başrole gösterir diğer insanların önünde aşırı olgun ve ciddidir, başarılıdır elbet, hepsinin en az bir şirketi batmaktan kurtarması gerekmektedir falan filan. Ama eninde sonunda seviyoruz bu karakterleri çünkü aslında YOKLAR sjsjsjaj hem zengin hem yakışıklı var mı, yok. Olsa da bizi bulmaz zaten. Onun dışında Cha Jin Wook ile ilgili sevmediğim tek şey, adam dünyalar çapkını ve sonra aniden tek gecelik bir ilişkiden sonra tövbeye geliyor. Yani inandırıcı değil. Tek gecelik bir ilişkide -ki kız seni bırakıp kaçmış sabahında- ne kadar duygu bağı oluşturabilirsin? Burası atlanmış bir ayrıntıydı bence. Kendisini baba oldu zannettiği bölümler çok komikti. Ve o kadar yakışıklı ki çocuk bile kombinini tamamlayan bir ayrıntı gibiydi adeta. Bayıldık bayıldık. Dizide spor veya resmi giydiği her şeye hasta olsam da o bordo, yelekli takımının bende apayrı bir yeri var, özlemle anıyorum kendisini. Ve o mimikleri, o kadar komikti ki. Küçük bir çocuk gibiydi ya.



Lee Yoo Mi (Song Jieun)
Bildiğim kadarıyla bu Song Jieun'ın ilk dizisi değil ama belki ilk başrolü olabilir. Her halükarda iyi iş çıkardığını söyleyebilirim. Bazı zamanlar bana fazla donuk geldi yalan yok, hep bi mutsuzdu sanki ama genel çerçevede baktığımızda çok göze batan kötü bir şeyi yoktu. Kendisini Secret günlerinden beri severim. Çok güzel bir kadın olması bir yana, çok da şirin bir havası var. Solo şarkılarını tavsiye ederim, favorim Twenty Five.
Bunları bir kenara bırakırsak dizide kendisi bir beslenme uzmanı. Ama o kadar kötü yemek yapıyor ki, kapışırız yani bence sjdjsjd Zaten Lee Yoo Mi de aynı kaderi paylaşıyor Cha Jin Wook'la. Dramalarda binlerce kez izlediğimiz o karakterlerden birisi. Sakar, sarsak, hafifçe saf falan filan... Ve tabiki aşırı masum, aşırı tatliş yani. Dizinin sadece konusu değil, karakterleri de klişe, bu yüzden eleştirilerin odağı olmuştu o zaman. Ama zaten kdramalardan da çok bi şey bekleyerek izlemek saçmalığın dik alası o yüzden rahat olalım ahahahs. Bu kızın o annesi hiç görmediğimiz bir çeşit manyaktı mesela, onu unutamam. Kadın bana saç baş yoldurdu ya en son Stars'da Cheon Song Yi'nin annesine bu kadar sinir olmuştum. Kadın ağzını her açışında hem kızını hem kendini mahvediyordu. Zavallı Jung Hyun Tae'ye de bebesini kilitleyip sürekli TV şovlarına gitmesini de unutmadık. Lafı toparlayacak olursak Lee Yoo Mi bilindik o karakterlerdendi, çok bir derinliği olmadığı için kendisiyle çok özel bir bağ kuramadı bence seyirci ama hepimizin hayal ettiği hayatı yaşıyor, özendik bir miktar. Bir de genel olarak çok güzel giyiniyordu. O uzun hırkaları, bol kazakları falan. Hoş genellikle kdrama karakterleri güzel giyiniyor ya tabi Tae Gong Shil'i saymazsak sjsjdsjdj



Diğer karakterlere de biraz değinecek olursam kızın okul yıllarından beri en yakın arkadaşı olan Jung Hyun Tae'ye Kim Jae Yong hayat veriyor. Başka bir yerde izlemedim ya da hatırlamıyorum bilmiyorum. Çok gördüğüm bir oyuncu değil yine de. Dizide kızın evinin altında bir kitap kahvesi vardı. Çok şirin bir yerdi ve aynı zamanda bir yazardı bu arkadaşımız. Genel olarak sevdiğim bir karakterdi. Kızı içten içe sevmiş, ve kızın annesinin erotik film yıldızı olmasından kaynaklı zorbalıklarda yanında olmuş adam gibi adamlardandı, yakışıklıydı daha ne sdjsjdjd Sonunda mutluluğu Cha Jin Wook'a takık spiker Joo Hye Ri'de buldu, iyi de oldu ahahaha

Dizinin en renkli karakteri kesinlikle döşemelik kumaşlardan yapılmış enteresan takım elbiseleriyle Sekreter Jang Woo Jin'di. Konuşmasına aşırı gülüyordum. Ve sevgilisiyle de aşırı uyumlu bir çiftlerdi hele o selamlaşmaları ashahssj
Yan rollerle güzel desteklenmişti senaryo. Ne ana çiftin önüne geçtiler, ne de sıkıcılardı, o konuda her şey dozundaydı bence.

Diziyi bitireli baya oldu aslında. Hatta bir de üstüne Fight For My Way'e başladım. O da gerçekten çok güzel. Onu da yazmak istiyorum bitince. Park Seo Joon'un da izlemediğim projesi kalmadı sanırım.

Dizi hakkında genel yorumlarımla ilgili konuşacak olursak evet klişe. Ama kimin umrunda, kdrama izliyoruz sonuçta, ne derinlik bekleyebilirsin ki?
Çerezlik bir dizi olarak bakmak lazım çünkü dizinin de çok bir iddiası yok bununla ilgili. Modern peri masalı işte. Olayların hemen gelişmesi beni çok mutlu etti. Dizilerde en çok sıkıldığım kısımlar dizinin en başıdır. Olaylar ilerleyinceye kadar çatlarım. Bunda öyle bir şey olmadı şükür.
Ama dizinin sonlarına doğru Lee Yoo Mi'nin kaçma çabaları beni sinirlendirdi, yalan yok :P Yapmayın evladım, bırakıp kaçmayın güzelim çıcıkları ahahaha
Çok sinir olduğum bir karakter yoktu, kızın annesi hariç. O kadın çok sinirlerimi zorladı. Joo Hye Ri inanılmaz kötü bir karakter değildi mesela. Jung Hyun Tae sevimli bir yakın arkadaştı. Genel olarak Song Ji Eun ve Sung Hoon'un kimyası tutmuştu. Zaten dizinin izlenebilirliğini büyük ölçüde bunlar etkiliyor. Senaryo da büyük ölçüde saçmalamadığı sürece izleniyor bir şekilde.

Dizinin başında bölümdeki olayların resimlendiği yerler gerçekten çok güzeldi. Kafa dağıtmak için sevimli, kısa bir dizi izlemek isterseniz. My Secret Romance gayet iyi bir tercih olur. Pişman olmazsınız, hem Sung Hoon da var :P


Dizi hakkında gerçekten harika bir şeyden bahsedeceksek o da OST listesi olur heralde. Gerçekten dizi müzikleri bir harikaydı. OST listesini indirip dinlediğim bir iki dizi var. Bu da onlardan biri. En son My ID is Gangnam Beauty'nin tüm müziklerini indirip dinlemiştim. Bu dizinin listesi de çok güzeldi. En beğendiğim şarkılar buraya bırakacağım.


Song Jie Eun ft. Sung Hoon (Roiii) - Same 
Dizide ağırlıklı olarak çalan şarkı bu. Ve gerçekten çok güzel bir şarkı. Ji Eun'ın bal sesi de çok güzel uymuş şarkıya. Sung Hoon back vokal falan gibi bir şey bu şarkıda sesi bi duyulmuyor bi çok derinden geliyor falan. Diziyi izlerken fakültede sürekli bu şarkıyı mırıldanıyordum. Altyapısı da çok güzel.


Roiii-You Are The World Of Me
Canımız ciğerimiz Roiii yani Sung Hoon tüm hünerlerini bu şarkıda döküyor ortaya. Ayrı bir albüm istiyorum kendisinden, sesi öyle güzel ki. OST listesinde açık ara farkla en sevdiğim şarkı bu. Sesi çok güzel, şarkı çok güzel, dinlemeye doyamıyordum sonuç olarak.


Eun Ji Won, Lee Su Hyun, Kim Eunbe - Love Song
Bu şarkı da klasik, sevimli bir dizi şarkısı. Dinlemesi hoş.


Moon Myoung Mi-Love is So Good


LYn-Song For Love
LYn'nin sesine hastayım. Zaten çoğu dizinin OST listesinde en az bir şarkıyı seslendirir ve şarkının içinden geçer. Stars'ın çok sevilen My Destiny şarkısını da LYn seslendirmişti. LYn, harikasın.



Dizinin en sevdiğim şarkıları da bunlardı. Eğer boş vaktiniz varsa, çok kafa yormayan bir şeyler izlemek isterseniz izleyebilirsiniz. Ama daha zekice yazılmış binlerce senaryo var. Sung Hoon severler izleyebilir :P Yine de izleyeceklere, iyi seyirleeer!

<3

BONUS:

Ahahaha ne çektin Jang Woo Jin!


Görüşmek üzeree! 

1 Eylül 2019 Pazar

En İyi Debut Şarkıları

Selaaaamlaaar. Bugün birlikte K-Pop'ın ışıltılı dünyasından içeri adım atan grupların ilk adımları olan debut şarkılarını  inceleyeceğiz. Debut şarkısı grubun ilk etapta ilgi çekmesi için gerekli koşullardan biridir. Sektöre muhteşem debut şarkıları gelip geçti, yaşlanıyorum bee...
Küçük bir nostalji arası verdikten sonra devam ediyoruz ahahahaha. Aslında sektöre efsane olmuş bir çok debut şarkısı var ancak ben kız grupları için de, erkek grupları için de sayıyı on ile sınırlandırdım. Haydi bakalım, başlayalım öyleyse!
Önce canımız ciğerimiz olan kız gruplarının, en iyi çıkış şarkıları gelsin!


10-) Red Velvet-Happiness
Happiness zamanları... 2014, çoktan yıllar olmuş bile. O zamanlar Red Velvet renkli saç uçlarıyla dört kişi olarak hayatımıza girmişlerdi. Happiness çok renkli ve eğlenceli bir klibe sahip. Şarkının funky bir ritmi var ve gerçekten konseptleri çok fresh bir konseptti. Kim derdi ki Zimzalabim gibi bir fecaatin bir gün Red Velvet'a verileceğini...
Happiness'a ölüp bayıldığımı söyleyemem ama güzel bir şarkı. En azından deneysel bir facia değil. Dinlemesi eğlenceli. akılda kalıcı, neşeli bir şarkı. Eh, iyi bir debut için gerekli şarkının özellikleri de aşağı yukarı bu zaten. 10. sırayı Kırmızı Kadifelerimize verip kendilerini uğurluyoruz böylece.
Kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için Red Velvet-Happiness



9-) KARA-Break It

Kara'nın beş kişilik resmini seçme sebebim sektöre en büyük hitlerini o zaman vermeleri olabilir. DSP Media tüm gruplarını elleriyle harcama konusunda altın madalyaya layık bir şirkettir. KARA'yı da yavaş yavaş harcadı işte. Break It'de bence ortalamaya göre çok güzel olan debut şarkılarından birisidir. KARA'nın genele bakıldığında J-Pop'a yatkın şarkılar olan kariyerinde debut şarkısının A-Pop şarkılarına benzemesi de ironiktir ahahaha Gerçekten yıl 2007 önce bunu bir idrak edelim. Günümüzle kıyaslamayalım yani. 2007'de Break It zamanının çok ötesinde bir şarkı.  Çıktığı yıla göre baktığında da o zamanların modası olan autotone'dan ve saçma kelimelerin tekrarladığı nakaratlara sahip şarkıların arasından da sıyrılmıştır. Break It özeldir, Break It anlamlıdır. Sevelim. Gyuri ve Nicole'ün güzelliğinden bahsetmeye bile gerek yok :3 Ölene kadar Break It diyenler için şuraya bırakalım: KARA-Break It



8-) Laboum-Pit-A-Pat
Sektörün kız grubu istilasına uğradığı yıl olan 2014 (ben demiyorum, debut albümünün ismi Girl's Invasion olan Lovelyz diyor.) Laboum'un da çıkış yılı. Laboum'un debut zamanları gerçekten gelecek vaadettiklerini düşünüyordum. Tabi o zaman maknaelerinin sürprayz bir biçimde hamile kalacağını kimse bilmiyordu. Yulhee'nin skandal olup olmadığından çok da emin olamadığım bu skandalından sonra kariyerlerinin zirvesini görmüş oldular. Hwi Hwi era'da biraz yükselmeye başlamışlardı oysaki. Yazık oldu gerçekten Laboum'a. Çünkü hala tek bir title şarkılarının bile kötü olmadığı nadir gruplardandır Laboum.
Pit A Pat'da 2014 yılına çok fazla bir şarkı. 2014'te kalitesiz şarkılarla sektöre atılan o kadar kız grubu vardı ki o sene Laboum hemen ilgimi çekmişti. Çok eğlenceli bir klibi olan şarkının kendisi de çok sevimli. Bu şarkının canlı performanslarını izlemek de ayrı bir zevklidir. Sahnede o kadar eğlenir ki Laboum, istemsizce gülümsemeye başlarsınız. Laboum umarım, daha da yükselirsiniz.
Laboum'un gününüzü aydınlatmasına izin vermek için şuradan buyurunuz efenim; Laboum-Pit-A-Pat



7-) APINK-I Don't Know
Ben de bilmiyorum A Pink, sizi neden bu kadar seviyorum acaba?
A Pink eskiden beri altyapılarıyla kalbimi çalan gruplarındandır. Son dönüşleri olan Eung Eung'dan sonra beni vursalar sesim çıkmaz. O kadar iyiydi o era. Zaman makinesini ayarlayıp A Pink'in debutuna gittiğimizde yine A Pink'in eğlenceli ritimlerle bezenmiş şarkısı I Don't Know karşımıza çıkıyor. I Don't Know benim neden sevdiğimi bilmediğim bir şarkısı. Mutlu ediyor, içimi sıcacık yapıyor falan. Öyle işte. A Pink'in sektöre kattığı onlarca güzel şarkısından biri de I Don't Know.
Neden sevdiğini bilmeyenler için geliyor öyleyse sıradaki şarkımız; APINK-I Don't Know



6-) Cherry Bullet-Q&A
Bana sorulursa öncüsünün Pristin olduğunu düşündüğüm Teen Crush konsepti son zamanların en revaçta konsepti. O yüzden şirketler bu trendin olabildiğince ekmeğini yemeye çalışıyorlar. Bakınız FNC. Eh benim de en sevdiğim konseptler arasında Teen Crush. Girl Crush'dan gına geldi artık, insanlara GC'ın özgün bir konsept olmadığını anlatamıyorum. Maalesef o kadar da alıcısı var ki istediği ünü elde edemeyen kız grupları girl crush'a yöneliyorlar. Teen Crush candır, heyecandır. Cherry Bullet'in debut şarkısı gerçekten beklediğimden çok daha iyiydi. Hatta komple debut albümleri beklediğimden çok iyiydi. Q&A modern ritimleri olan funky bir pop şarkısı. Dinlemesinin çok eğlenceli olduğu, bağımlılık yapan bir nakarata sahip bir şarkı. Böyle devam Cherry Bullet, son zamanlarda ışık gördüğüm çaylaklardan birisisin.
Kaşların arasına Kiraz Kurşunu değenler için; Cherry Bullet-Q&A



5-) Mamamoo-Mr Ambigious
Yolumuza bir diğer 2014 çaylaklarından devam ediyoruz. Mamamoo'nun o zamanlardaki tarzını özledim sanırım. O zaman daha fresh bir hava veriyorlardı. Mr. Ambigious'un klibi tam bir yıldız geçiti olduğu için izlemesi çok eğlenceli. Şarkı ise hem çok güzel hem de Mamamoo'nun muhteşem vokalleriyle daha güzel hale geliyor. Mamamoo'nun en güzel konseptlerinden de biridir. Retro Mamamoo zamanlarını gerçekten özledim.
Old Moomoo'lar için geliyor; Mamamoo-Mr. Ambiguous



4-) TWICE-Ooh-Ahh
Ooh-Ahh Twice'ın en güzel şarkısı olmakla beraber en iyi de debut şarkılarından biridir. Sadece soruyorum Park Jin Young, bundan bir tane daha yapmak bu kadar zor mu? Konsepti Twice'ın Likey'den önce yaptığı sevimli konseptlerden farklıdır, aralarında parlar adeta. Şarkı ise çok güzeldir, harika bir altyapısı vardır. Twice vokal yönünden güçsüz bir gruptur. Nefes alır gibi yüksek notaya çıkan bir üyeleri yok. Şu an daha iyi olsalar da, debut zamanı gerçekten kötülerdi. Ama Ooh-Ahh üyelerin zayıf yönlerini destekliyor, şarkıda eksiklikler fark edilmiyor. Üyelerin hepsinin sesi gayet doğru dağılmış. Bilmiyorum. Twice'ın böyle bir şarkıya daha ihtiyacı var. Dance the Night Away ve Fancy çok güzel olsa da Twice'ın bu konseptini özledim.
Zombilerle keyifli bir buluşma; Twice-Ooh-Ahh



3-) CLC-PEPE
O kadar dertliyim ki... Şu konuda öyle dertliyim ki. CLC 2015'in en iyi çaylağıdır net, üstüne tartışmam bile. Pepe harika bir eradır ve CLC'nin en iyi de konseptidir. Ama Cube CLC'yi denek olarak kullanmayı çok mantıklı bulmuş olacak ki Pepe'den sonra anlamsız bir funky, daha sonra 2012 yılı ayarında bir sevimli konsept, sonra teen crush en son da girl crush denedi. Arada bir de kızlar musiki sanatçısı konseptine benzer bir şey yaptılar ama ben o sırada sinir krizindeydim, hatırlamak istemiyorum. Hayır, konsept kraliçeliği bu değil. Gerçekten değil, bu denek tahtalığı yani. Pepe teen konseptin en güzel örneğidir, fresh bir konsepttir, kızların yaşlarına uygundur ve üstlerinde zorlama durmaz. CLC'nin girl crush imajı üstünde annesinin giysilerini giyen kız çocuğu kadar zorlama duran bir iki üyesi var ama girl crush konseptçiler beni yaşatmaz diye daha fazla konuşmayacağım...
Pepe'nin en güzel yanı retro ritimlerle bezeli altyapısı. Klibin çok bir numarası yok ama şarkı her şeyi kurtarıyor. Şarkı kızların vokallerine de çok uygun bir şarkı. Cube'un elinden çıkan en güzel şarkılardan biri olabilir. Ah be Pepe era, geri dön...
Pepe'yi Koruma Timi Resmi Marşı: CLC-PEPE



2-) (G)I-DLE-LATATA
Nesin sen, debut şarkılarının şahı falan mı? LATATA muhteşem bir şarkıdır, müzede saklanması gerekmektedir. Jeon Soyeon canımız ciğerimizdir. LATATA eşlik etmenin de çok güzel olduğu bir şarkı. Bir kere altyapısı muhteşem! Rap kısımları ciğeri söker, klibi ise görsel şölen. Daha ne olsun yahu! Cube'un düzgün yaptığı sayılı şeylerden biri Idle'a verdiği şarkılar heralde. Gerçekten LATATA muhteşem bir şarkı. Şarkı çıkalı ne kadar oldu, hala 'I love ya' kısımlarının aşığıyım. Vokaller muhteşem, konsept muhteşem, Jeon Soyeon zaten K-Pop sektörüne bir hediye. O yüzden Idle'ın yaptığı her işe güveniyorum, ileride de daha çok güveneceğim çünkü şimdi şarkılarını büyük ölçüde Cube yapıyor ama ileride şarkılarının çoğunu hatta belki tamamını Idle'ın kendisinin yapacağını düşünüyorum. Bayılıyorum Idle'a böyle devam!
Everyday, everynight LaTaTa!: (G)I-DLE-LATATA



1-) Everglow-Bon Bon Chocolat
Bu şarkı ilk çıktığı günden itibaren beni müptela etse de insanlar Everglow'un tüm şarkılarına ''2014 beati'' demeye çok meraklı. Kardeşim güzelse güzel de geç, beatin kronolojisini çıkar diyen oldu mu sana? Yok ama Hiçbir-haltı-beğenmeme-timi olarak bir şekilde varlıklarını belli etmek zorundalar.
Bu tip girl crush konseptini hiç sevmediğimi yukarıda adeta haykırdım biliyorsunuz ahsasjdjsj Everglow'un konsepti de özgün bir konsept değil bence, bal gibi gc. Ama en azından yaptıkları şarkılar gerçekten çok güzel. Adios'u da gayet beğendim. Benim açımdan Adios'un tek sorunu Bon Bon Chocolat 0.2 olması, özellikle giriş kısmının. Onun dışında yok 2014 yılından kalma gibi, yok beati bayatlamış gibi, yok kreması az olmuş SALIN ŞU KIZLARIN ALT YAPILARINI.
Bon Bon Chocolat benim son yıllarda duyduğum en iyi debut şarkılarından biridir, aha da birinci yapıyorum, yaptım. O kadar ahahhsjsjs
Bon Bon Chocolat ile coşmak için Everglow-Bon Bon Chocolat

Niyeyse bi sinirliyim bugün ahahahahsj papatya çayımı içip, derin bir nefes alııp devam ediyoruz. Şimdi sıra yine bir başka canımız cananımız olan erkek gruplarıyla devam ediyoruz.
Başlayalım o halde.


10-) C-Clown-SOLO
Aah ah. C-Clown'u harcadılar matmazel... C-Clown sektörün en donanımlı gruplarından biriydi. Zaten Rome'u bir bıraksan böyle baya adam hep beste hem güfte hem vokal hem rap derken klip çekimi falan yapacaktı. Ben bir de C-Clown'un müziğini çok seviyordum. Eski K-Pop fanları bilir. Böyle 'eski kpop' olgusu vardır. Eski kpop tınıları var C-Clown şarkılarında. C-Clown'un SOLO şarkısı da çok başarılı bir debut şarkısıdır. Nakaratının tınısını çok severim. Ya ağlayacağım cidden, çok özlemişim C-Clown'u. Yeni duyan bilen varsa, C-Clown'un bütün şarkılarını dinleyip kaybettiklerimize ağlayabilir... SOLO da C-Clown'un sayısız muhteşem şarkısından yalnızca biri.
Siz şimdi yoksunuz ya, ben hep SOLO diyenler için C-Clown-SOLO



9-) UP10TION-So, Dangerous
Artık beni tanıyorsunuz. Her salatalığım var diyene elimde tuzlukla koştuğum için bir aralar UP10TION'ın da fandom karasularında dolaştım. Sonra radarıma KNK girdi falan, o aralar biraz karışık. UP10TION hakkında bildiğim çok bir şey yok haliyle. Ama çok sağlam bir çıkış yapmışlardı zamanında. Şarkılarının altyapısını çok sevmiştim ama aynı zamanda iyi de vokallere sahiplerdi. Dans alanında da gayet yeteneklilerdi. Şarkı kafanızda dönüp duracak özellikle ''No no no no no now'' kısmı, sakin olup geçmesini bekleyin.
Tehlikeliyim, seni üzerim: UP10TION-So, Dangerous



8-) VIXX-Super Hero
Oy benim bebeklerim! VIXX'i çocuk gibi sevmekten ne zaman vazgeçeceğim acaba? VIXX sektöre sonraki konseptlerinin hiç sinyalini vermeyerek girmiş. Son derece 'normal' bir konsept. Ama konsept kralı VIXX her konseptte parlıyor. Super Hero ben dahil tüm Ravi biased'lar için de özel bir konsept. Çünkü bundan sonra uzunca bir süre üzerinde marjinal tarzlar denendi çocuğumun... Super Hero'daki saç tarzı son normal saçı. Stay strong Ravi, arkandayız. Klasik bir VIXX şarkısı altyapısına sahip ve güzel bir melodisi olan bir şarkı. Bir de Hongbin, saçlarını özlemedik mi sence de? Bitsin artık bu hasret. Super Hero diyordum, ismi gibi süper bir debut diyordum... Konu VIXX olunca hep böyle oluyor, çok seviyorum napayım! Bence K-Pop tarihindeki en başarılı debutlardan birisi.
Süper kahraman niteliğindeki konsept-doller; VIXX-Super Hero



7-) SHINee-Replay
Aha. Asıl eski kpop burada işte. Nerede o eski günler?? SHINee sektöre adım attığı o günlerde ''Noona neomu yeppeo'' diyerek ne noonaları hülyalara daldırdı kim bilir... Her ne kadar Taemin'in saç tarzını desteklemiyor olsam da (ki dürüst olacak olursak beşinin styling'i de berbat) şarkının muhteşem olduğunu kabul etmem gerekir. Replay bir sansasyon yaratmıştı sektörde. Ah SM debut konusunda harikalar yaratıyorsun bazen. Replay hem kendisi hem de anısı çok değerli bir debut olacak kalacaktır her zaman. Ve Replay de asla modası geçmeyecek şarkılardan biridir.
''Replay'' tuşunu çökerten şarkılarda bugün SHINee-Replay



6-) The Rose-Sorry
Asıl ben sorry canlarım benim! The Rose tam da kaliteli bir band'e hasret kaldığımız zamanlar girdi hayatımıza. Ve Sorry öyle güzel bir şarkı ki kulaklıklarımı takıp sabaha kadar Sorry dinleyerek yıldızları izlemek istiyorum. The Rose'un şarkılarının o eşsiz bohem havasında şüphesiz ana vokalleri Woosung'un çok etkisi var. Öyle eşsiz bir ses rengi var ki, tadı damağınızda kalıyor resmen. Bu yolla kendisinin solo şarkısı Face'in de reklamını yapmış olalım öyleyse. Woosung'un harika solosu Face'de buradan ulaşabilirsiniz.
The Rose'un harika debut şarkısına dönecek olursak, şarkının nakaratıyla çok uzun süre ciddi düşündüğümü söylemek isterim. Şarkının altyapısının tamamen müzik aletleriyle kaydedilmesi de şarkıyı benzersiz bir müzik ziyafetine dönüştürüyor. Seviyorum sizi, seviyorum müziğinizi The Rose, rica ediciim özür dilemeyin, sizi sevmeyenler özür dilesin.
Arım, palım, peteğim, gülüm, dalım, çiçeğim The Rose: The Rose-Sorry



5-) NU'EST-FACE
Nu'est'in rekorunu kim kırdı hatırlamıyorum ama bir zamanlar en çok izlenen debut şarkısı rekoru bizzat Nu'est'in elindeydi. Hep söylerim, 2012 yılında popüler çaylaklar EXO, Nu'est ve B.A.P'ydi. Bu üçlüden EXO aldı yürüdü, diğerleri maalesef çok üzücü sebeplerle ileri gidemediler, hatta gerilediler. Nu'est ve B.A.P kariyerlerinin ortasında, başında çektikleri ilginin yarısını bile çekemez haldeydi. Neyse ki Nu'est için nihayet bahar geldi, çok zorlu bir dönemden sonra. Umarız ki B.A.P için de çok yakındır o bahar.
Face için konuşmak gerekirse kitlenin onayladığı bir şarkı işte, ben ne diyeyim ki daha. Çok güzel bir klibi olmakla beraber çok güzel bir şarkı. Konseptleri de gayet güzel. Ama beni asıl çeken şarkının bağımlılık yapan melodisi. Dinledikçe dinleyesim geliyordu ilk zamanlar, resmen bağımlı olmuştum. FACE de zamanın eskitemediği ve eskitemeyeceği şarkılardan. Her dönemde kendisi dinletiyor.
Eski Nu'est ile yüzyüze gelmek için; NU'EST-FACE



4-) BTS-No More Dream
Sanırım sonsuza dek hayranları olacağım ve müziklerine dinleyeceğim tek grup. O kadar seviyorum ki izahı yok arkadaşlar. 6 yıl önce BTS hayatımıza son derece ''Hip Hop Lover'' bir tarz ve konseptle çıktılar. No More Dream her açıdan çok başarılı bir debut şarkısı. Koreografi, vokal, rap... Her şey muhteşemdi. No More Dream ve bunun yanında We Are Bulletproof'u da sayabiliriz gerçekten eğer BTS büyük bir şirketten çıkmış olsaydı (mazi işte o zamanlar BigHit borç içinde yüzüyordu) o seneyi domine ederdi. O sene konuşulan şeylerden biri de BTS'in hiç çaylak gibi görünmediğiydi. Sıkı çalışmalarının karşılığını bu harika çıkışla almışlardı. No More Dream hala bizim fandom için çok özel ve anlamlı olmakla beraber kusursuz bir altyapıya ve vurucu sözlere sahip bir çıkış şarkısıdır. Of çok duygulandım, ağlayacağım, çocuklarım :'')
Hayallerin gerçeğe dönüşmesinin ilk adımı BTS-No More Dream



3-) DAY6-Congratulations
DAY6'in bu şarkısı beni çok şaşırtmıştı. Evet belki 2018 veya 2019 standartlarına uygun ama 2015'te çıkması beni şoke etti. O gün için o kadar zamanın ilerisinde modern tınılara sahip bir şarkıydı ki. O yüzden asla modası geçmiyor. Debut albümünü hala aynı tadı alarak dinliyorum. Her bir şarkıyı. DAY6 malesef hala keşfedilememiş bir hazine. JYP'den olmalarına rağmen flop sayılabilecek bir konumda kalmalarını aklım almıyor. Abidik gubidik bir sürü grup çıkıp alıp yürürken hem de. JYP hep böyleydi ama. GOT7'ı ünlü etmesi dört yılını aldı. Kız grubu medya oyunu+promosyonu dedin mi birinci sırada ama erkek gruplarına ''su akar yolunu bulur'' şeklinde yaklaşımıyla onların Allah'ın mucizesiyle ünlü olmalarını bekliyor. Of hala çok güzel şu şarkı, içim eriyor dinlerken. Bu muhteşem altyapı ancak müzik aletleriyle yapılabilecek bir altyapı. Bu yüzden band gruplarını çok seviyorum yahu. Ayrı bir lezzet var tüm şarkılarında.
Böyle güzel bir grup çıkarıp ünlü edemediği için JYP'ye ''congratulations'': DAY6-Congratulations



2-) B1A4-O.K
Hala grup olarak devam etmiyor olmaları ne kadar üzücü. B1A4 müzikal anlamda asla hayal kırıklığına uğratmamış bir gruptur. Her title şarkıları ve b-side'ları birbirinden güzeldir. O.K de aynı güzellikte tam bir B1A4 şarkısı. Dinlemenin çok eğlenceli olduğu, içinizi çok garip duygularla dolduran ve sanki her şeyi yapabilecekmişsiniz gibi hissettiren bir nakarata sahip. Çok seviyordum B1A4'un müziğini ve debut şarkıları en sevdiklerimden birisi. Bu başarıda Jinyoung'un etkisi yadsınamaz elbette. Jinyung'un güzel şarkılar yazmaktaki olağanüstü başarısını sağır sultan duydu. B1A4 müziği güzeldir, kalitelidir, kendinizi iyi hissettirir. Çok seviyorum O.K'i dinlemeyi. Hala motivasyona ihtiyacım olduğunda elimin ilk gittiği şarkılardandır, asla eskimez. Bu vesileyle B1A4'A yetişememiş yenilere bir kaç şarkı önerisi vermiş olalım. Solo Day, Lonely, Baby I'm Sorry, Sweet Girl... Hatta iyisi mi, siz Youtube arama çubuğuna B1A4 yazın ve hepsini sıradan dinleyin. Asla pişman olmazsınız.
''O.K Go!'' öyleyse B1A4-O.K



1-) BTOB-Insane
Eğer Yook Sungjae muhteşem oyunculuğuyla halkın dikkatini önce kendine sonra BTOB'ye çekmemiş olsaydı BTOB her zaman Cube'un flop grubu olarak anılacaktı ki bu ihtimal beni korkudan titretiyor. Bir çok güzel şarkının yanında BTOB'nin Insane şarkısı benim için çok özeldir. Bu şarkı için ne yazsam çizsem bilemiyorum. Öyle güzel ki şarkının her saniyesi kalbimi titretiyor. Her üyenin partı ayrı ayrı öyle güzel ki. Şarkının melodisi zaten mükemmel. BTOB sektörün bana göre en güzel çıkışını yaparken halk uyuyormuş resmen, utansınlar yahu. Insane öyle güzel bir şarkı ki, elim titremeden, hiç çekinmeden BTOB'un şarkısını en iyi debut şarkısı seçiyorum şu anda. Umarım Cube debut şarkılarında yakaladığı başarıyı comeback şarkılarında göstermeyi de öğrenir artık. Kaç tane grubu varsa hepsinin gayet güzel debut şarkıları var. Aynı zamanda BTOB'nin Lover Boy şarkısı da sektörün en güzel b-sidelarından biridir. İsmini anmadan geçmeyelim.
En güzel debut şarkısına bir bakış BTOB-Insane

Eveeet. Bir listenin daha sonuna geldik. Aslında erkek gruplarında eklemek istediğim çok isim vardı ama sayıyı baştan on belirlediğim için ona sadık kalmak zorunda kaldım yoksa B.A.P-Warrior, BEAST-Bad Girl gibi çok eklemek istediğim şarkılar vardı. Aynı zamanda liste bitmeden önce aklıma gelse kesin ekleyeceğim bir de TXT var ama geç aklıma geldi ben de listeyi bininciye düzenlemiş olduğum için tekrar düzenlemeye üşendim. Siz varmış gibi farz edin çünkü TXT'nin Crown şarkısı da gayet başarılıdır, çıkalı kaç ay oldu hala dinliyorum.
Sizin en sevdiğiniz debut şarkıları hangileri? Yorumlarda konuşalım <