13 Eylül 2018 Perşembe

Age of Youth/Hello My Twenties/ Dizi Yorumu

Uzun bir aradan sonra merhaba. Ölmüş buralar ses vermiyorsunuz hiç. Uzun bir zaman sonra en birinci dizimle dönmek istedim. Age of Youth benim en favori dizim, bunu bilmeyen yok sanırım. O yüzden yazmaktan hep korktum, bu kadar sevdiğim bir diziyi layıkıyla yazabilir miyim diye. Ama yazmak istiyorum, çünkü çok seviyorum! İlk sezonu da deli gibi izlemeye başlamıştım. Bir de o zaman YGS kursuna gidiyordum. Kurstan gelir gelmez çılgınlar gibi izliyordum diziyi. Tam üniversite sınavına hazırlanırken Belle Epoque sakinlerinin böyle sıcacık arkadaşlıkları bende keskin bir imrenme duygusu oluşturmuştu. Hep böyle arkadaşlarım olsun istemiştim :3 Spoiler olan bir yazı olacak izlemeyen varsa uyarı olsun :3

Diziden biraz bahsetmek gerekirse, dizide şu mükemmel aşklar, peri masalı hayatlar yok. Aksine herkesin kendini bulabileceği sıradan insanlar var. Herkes gibi sırları olan, sıradan hayatları olan insanlar. Onlar da herkes gibi yaşıyor, akan hayat içinde kendilerine bir yer bulmaya çabalıyor. Bu beş kızın akış içine yaşadıkları, üzüntüleri, sevinçleri, kaygılarını görüyoruz. Her şeyde kendimizden bir parça bulmak çok kolay çünkü öyle sıradan, öyle günlük hayatın içinden olaylarla karşılaşıyorlar ki. Beş kızın hayatı da biri diğerinin önüne geçmeden dengeli işleniyor.
Öte yandan çok güzel toplumsal sorunlara değinip, çok güzel mesajlar verilmişti iki sezonda da. İzlerken nefes almadığım için hiçbirini çekemesem de...

Kızların kaldıkları mevzubahis ev şu. İsmi Belle Epoque;

Emin olmamakla beraber Fransız bir kadın işletiyordu burayı. Kendisi alt katında kalıyordu. Kızlar ise üstte. Ama size bu evin güzelliğini anlatamam... Ev, odalar, evin ahşap ağırlıklı oluşu, mutfak masaları... Ah konuştukça özlemim deşiliyor... Bu eve apayrı bir aşıktım anlayacağınız.

Bu harika evin, en az kendisi kadar harika beş üyesi vardı bir de. Birinci bölümde hepsinin arasındaki ilişkinin çok ince iplerle bağlı olduğunu görsek de gelen beşinci üye bir değişimi başlattı aslında. Git gide bazı zorlukları birlikte aştılar ve aralarındaki ilişki sıkılaştı ve güçlendi. Olaylar en goygoycu eleman olan Song Ji Won'un hayaletleri görebildiği yalanını atmasıyla başladı. Daha da kötüsü Song Ji Won evde kızgın, intikam almayı bekleyen bir hayaletin olduğunu söylemişti. Kızların geçmişten gelen bir sürü sırları olduğu için herkes bu hayaleti kendine göre yorumladı. hikaye böyle başlamıştı.


Yoo Eun Jae (Park Hye Soo)

Hikaye Park Hye Soo'nun hayat verdiği Yoo Eun Jae karakterinin Belle Epoque'a beşinci üye olarak gelmesiyle başlar. Eun Jae herkesin yaşadığı tipik sorunları yaşar. Kızlara alışamaz, evine dönmek ister. Sessiz karakteri ve taşralı oluşundan dolayı diğer kızlarca küçümsenir. Bu da ilk kavgalarını getirir.
İlk sezonda ister istemez en sevdiğim karakter Yoo Eun Jae'ydi. Utangaç ve uysal oluşunu, hiçbir şeye ses çıkaramayaşını üzülerek kendime benzetmiştim. Sonradan kızlarımızın ve derslerinin yardımıyla daha asi ve ses çıkaran birisine dönüşmeye çalışsa da sadece bir nebze başarılı olabilmişti. Hareketleri, konuşması, tarzı da çok şekerdi ayrıca. Her bölüm ''Yıaaaa!'' sesleri çıkartıyordum görünce. Minnoş :3 Özledim
Sevgilisi Jung Yeol ile olan ilişkisi ise mükemmele yakındı. Aşırı yakışmaları bir yana Jung Yeol'ün zıpır hareketleri çok şirindi. Son bölümlerde araları açılır gibi olduğunda vallahi tansiyonum düşmüştü ahshaha.
Velhasıl kelam Yoo Eun Jae'nin eve uyum sağlama sürecini çok severek izlemiştim. Karakteri, kızlarla olan iletişimi, her şekilde muhteşemdi. Çok da olgundu ayrıca. Bunun sebebi de yıllarca çocuk gibi olan annesine adeta annelik yapmasıydı. İsyan edip ''ben de korkuyorum yılandan!'' çıkışı yapmasına sebepti. Son bölümlerde kendisinin ailesiyle ilgili bir problem var gibiydi ama altı doldurulmamış bir olayda aşırı boş ve diziye biraz hareket katmak için yapılmış başarısız bir atılım olarak gördüm bunu.

Şu şirinliğe bir bakar mısınız ama?


Jung Ye Eun (Han Seungyeon)
Bu karaktere de KARA üyesi Han Seungyeon hayat veriyor. Jung Ye Eun herkesin hayatında ama yakın ama uzak bulunan bir karakterdi başta. Tutamayacağı sözler verip sizi zora sokan, sizi kullanmaktan çekinmeyen, erkek arkadaşına taparca bağlı, çaçaron ve biraz sinsi gelen kızlardan. En başta çizdiği imaj buydu. Sonradan davranışları büyük ölçüde değişse de genel tavrı buydu.
Yine de benim çok sevdiğim bir karakterdi. Bir şekilde Belle Epoque'u tamamlıyordu. Ayrıca arkadaşlarına bağlılığı takdire şayandı. Kang Yina'yı sevmiyor gibi görünse bile ona aşırı değer verişi ve Kang Yina'nın da ona çok değer verişi çok güzel ayrıntılardan biriydi aslında.
Goo Do Young adında bir sevgilisi vardı bir de. Çocuk yavşaktı falan ama kızı kaçırana kadar her şey tamamdı da adam sosyopat çıktı Rıza Baba! Kız da bunu sürekli idare etti ama bir yerde canına tak etti ayrıldı (Çocuk da o sıralarda Kang Yina'ya yazmakta yine yavşak) o zaman da kızı kaçırdı. Dizinin verdiği mesajlardan biri de sevgili şiddetiydi bu noktada. Binlerce kez meydana gelen, ama başımıza gelene kadar ihtimal vermediğimiz bu olay hepimizin yanı başında aslında. O gudubet sevgilisinin resmini de hiç arayıp bulamadım, siz izlerken istemediğiniz kadar göreceksiniz zaten.



Kang Yi Na (Ryu Hwayoung)

Kang Yi Na karakteri Ryu Hwayoung'un ilk oyunculuk deneyimiydi eğer yanlışım yoksa ve nefes kesici oynamıştı. Beşlimizin güzelliğiyle geçinen üyesiydi. Üç beş sevgilisi vardı aynı anda ve onların kartlarıyla rahat bir yaşam sürüyordu. Güzel, ihtiraslı ve seksiydi ve karakteri de tam bir çılgın ve cadaloz diyeceğimiz tipleme. Neredeyse öldüğü bir kazadan dolayı hayatını kolay yoldan kazanmaya karar vermiş, hiçbir şey için çabalamıyor ve çabalayanlara da anlam veremiyor. Zaten tam bu yüzden Ye Eun'la çok atışıyorlardı bu iki baskın karakter. Ryu Hwayoung karakterine o kadar iyi bürünmüştü ki çok gerçekti bir hal almıştı tipleme. Ve yine beşliyi tamamlayan bir unsurdu.
Her işinde ona yardımcı olan yakışıklı bir arkadaşı vardı kendisinin, o beye çok yaktım abayı, ulaşan iletsin ahahah. O da Yi Na'mıza aşıktı tabi.
Aynı zamanda Kang Yi Na'nın sırrı da lisedeyken gezi otobüsü kaza yaptığında su yüzüne çıkabilmek için aynı bavula tutundukları kızı suyun dibine itmesiydi. Tamamen hayatta kalmak için yaptığı bir şeyden dolayı kendini suçlaması bana göre hatalıydı ama bu da onun kabusuydu. Sonra ölümüne sebep olduğu kızın babası gelip Kang Yi Na'yı bulmuştu. Ben o amcadan daha olaylı bir şeyler beklemiştim aslında... Sonra Kang Yi Na'mız yaşam tarzını değiştirdi tabii o ayrı. Marka çantalarını satıp bir işe girdi. Ama asıl üzücü kısım, kendisi ikinci sezonda bizimle değildi. Sanırım T-ARA ile olan skandalında yeni bir şeyler patlak vermişti. Ondan mı katılmadı yoksa ikinci sezonda yer almak mı istemedi bilmiyorum ama beşliye dahil değildi. Ama arada girip çıkması çok eğlenceliydi. O gürültülü ve cadaloz kişiliğiyle diziye giriş yapıp kendini özletmemesi çok güzeldi.




Song Ji Won (Park Eun Bin)
Say hello to my fave girl! Park Eun Bin'in tüm oyunculuğunu konuşturduğu bu karakterin hastasıyım! Hayatı dalgaya alan, odağında eğlence, içki ve erkekler olan, ama komik kişiliğinden dolayı erkeklerin 'kafa kız ya' kategorisine aldığı, bu nedenle erkeklerle yanlışlıkla kanka olan bir tipleme. Song Ji Won yüzü hiç kızarmadan bel altı şakalar, erotik göndermeler yapan bir drama kraliçesi. Gazetecilik okuyor ve üniversite gazetesinde çalışıyordu. Aynı bölümden olan Im Sung Min ile aralarında çok değişik bir bağ vardı. Ji Won'un çocuğa yapmadığı kalmadı. Boynuna atlıyor, nereye gitse sürüklüyordu. Canından bezdi çocuk. Çok yakın arkadaşlardı aslında ama biz biliriz o arkadaşlıkları...
Ama ilişkileri bundan ileriye geçmedi.
Song Ji Won karakterinin bohem havası da bir ayrı güzeldi. Hele o giydikleri... Vintage ve bohem tarzı beni aşık etti kendisine. Gördüğünüz gibi Song Ji Won'a hastayım. Aynı zamanda grubun mood-maker'ıydı. Anında moralleri yükselten, en zıpır fikirleri atan ve grubun havasını değiştiren üyeydi. Yoo Eun Jae'nin de kahramanıydı tabi ahaahshah. Üzüntü nedir bilmeyen, koşulsuz eğlenen bir minnoş. Evin daimi yalnızıydı ayrıca ahahah.
Özledik Ji Wonie.


Canımız ciğerimiz Sung Min ve Ji Won'umuz.



Yoon Jin Myung (Han Ye Ri)

Aah ah. Han Ye Ri'nin adeta yaşattığı bu karakteri izlerken içlerim yara oldu yara! Kendisi annesi tarafından hiç sevilmemiş, kardeşi de bitkisel hayatta olan bir karakter. Annesinin kendine faydası olmadığı gibi bir de zararı oluyordu. Jin Myung'a bazı masrafları ödetiyordu. Jin Myung o yüzden hem okuyup hem de yarı zamanlı markette çalışıyor bir de üstüne yine bir restaurantta çalışıyordu. Tabi ki bu sorun yetmez, bir de mobbing ekleyelim duruma. Çalıştığı yerin müdürü kızımıza asılıyordu alenen.
Tüm bu kötü şeylerin içinde yine çalıştığı yerdeki şefimiz, ah canım yakışıklı şefimiz de kızımıza vurgundu ama Jin Myung'un mutlu olmaya bile vakti yok o sıralar. Biraz zor kavuştular. Mutluluğa ulaşmasını en çok istediğim karakterdi Jin Myung. Hakediyordu. Ama biraz donuk ve fazla tepkisiz bulmuştum. Oyunculuğunda değil sorun, çizilen karakterdeydi. Karakter fazla tepkisizdi bence. Patlama noktası çok geç geldi mesela. Robot o kadar dayanmaz. Patronun gudubet suratını da arayıp bulmadım, onu da görmek istemeyeceğiniz kadar göreceksiniz zira Jin Myung kendisini birr türlü reddedemedi tansiyonlarım çıkmıştı vallahi yaşlı teyzeler gibi! Kızlarla arasındaki bağ çok güçlüydü ama maalesef bunu çok yansıtmıyordu. Duygularını pek yansıtan bir karakter de değildi zaten. İlk sezon sonunda Çin'e çalışmaya gitmişti bir seneliğine. Tırnağının düştüğü sahneden tırnağı için ağlıyor gibi görünürken kalbinin acısı için ağlıyor oluşu uzunca bir süre içimi parçaladı. Yaşayabilmek için sürekli çabalamak zorundaydı Jin Myung.

Şunların tatlışlığına bir bakınız :3 Aaah şefim...



Birinci sezon hakkında konuşacak olursak, cidden mükemmeldi :3 Her bölümü bir saat olsa da hiç sıkılmadan, hiç ilerletmeden tüm bölümleri izlemiştim. Her bir üyenin hikayesi hem çok sıradan hem çok ilgi çekiciydi. Bu kolay bir şey değildir. 12 bölüm olmasına çok hayıflandığım olmuştu. O yüzden 2. sezon onayı çıktığında deli gibi sevinmiştim.
Dizinin birinci sezonu çok özeldi benim için.

Biraz da ilk sezonun OST playlistinden bahsedecek olursak... Ah mükemmeldi... İlk sezonda favorilerim Mary Hopkin- Goodbye ve Sogyumo Acacia Band-Butterfly olsa da ilk sezonun tüm parçaları güzeldi. İlk sezondaki hiçbir parça diziye özel değildi bu arada. Hepsi daha önceden yapılmış parçalardı ama kim bulduysa tebrik etmek istiyorum. Her parça dizinin ruhuna öyle uymuştu ki, tebrikler. Büyük bir başarı. Ama sanırım ikinci sezonun çoğu parçası diziye özel yapılmış. İlk sezonun OST listesine buradan ve şuradan ulaşabilirsiniz. İkinci sezonun listesi ise burada mevcut:3

İkinci sezona geçecek olursak ikinci sezon da Yoon Sunbaemizin Çin'den dönüşü ile başlıyor. Kızlarımız aslında araba kullanmaktan zerre anlamadığı sonradan farkedilen Kang Yina şoförlüğünde hava alanına gidiyorlar. İkinci sezonun tempoyu hiç düşürmeyip hem komedi, hem de olaylar açısından birinci sezondan aşağı kalmayacağı bu bölümde ortaya çıkıyor. Hala çok komik, hala aynı kızlar, hala aynı lezzet :3
Bu sezondaki beylerimizi de değineceğim hepsi birinci sezonda göre daha derinleştirilmişlerdi.


İkinci sezon tanıtım posterimiz.

Yoo Eun Jae (Ji Woo)

'''Utangaçlığını üstünden atıyor ve öfkesini dışa vuruyor.''
Acı gerçekle bir yerde yüzleşmeniz gerekiyordu. Evet, Eun Jae karakteri bizlerle devam etse de oyuncu değişikliğine gidildi. Park Hye Soo neden ikinci sezonda yoktu tam olayların perde arkasını bilmesem de kötü bir karar olduğunu düşünmekteyim.
Bir kere Park Hye Soo'nun donuk olduğundan şikayet edenler için ''Öyle olmaz böyle olur'' tadında bir olay oldu çünkü Ji Woo karakteri bin kat daha donuk hale getirdi.
Adapte olmakta zorlandık ve üzgünüm ama Park Hye Soo'nun çok daha şirin olduğunu düşünüyorum.
Konuşması çok yavaştı bazen dinlerken esniyordum.
Ayrıca en kötüsü sadece oyuncu değişikliğine gidilmekle kalmamış, karakterin çizgileri de değişmiş. Karakter olmak istediği Eun Jae'ye dönüşmüş ama kimse o kadar dönüşemeyeceği için inandırıcılığı azaltmış. Karakterin değişmesi de bizim adapte olmamızı zorlaştırdı. Madem oyuncu değişikliğine gidildi, en azından karakter aynı kalmalıydı ki alışabilelim.
Ama şöyle de bir şey var ki, kimse Park Hye Soo'yu kadrodan zorla çıkarmadı. Onun da kendi kararı. Ve her şeye rağmen Eun Jae karakterine gönülden bağlı olduğum için bu halini de sevdim.
Bu Eun Jae'miz yeni yılında sevgilisi Jong Yeol ile ayrıydı maalesef. Daha sonradan çok pişman olduğu için tekrar bir araya gelmek istese de maalesef reddedildi. Kendisini bir sezon boyunca Heimdall ile yakıştırdığımla kaldım, mutsuzum :/

Yoon Jong Yeol (Shin Hyun Soo)
Sempatik sevgilisi Jong Yeol da en az Eun Jae'yi aratmayacak kadar değişmişti. İlk sezondaki cıvıl cıvıl Jong Yeol gitti yerine az gülen az konuşan bir çocuk geldi. İlk sezondaki minnoşu öyle aradım ki... Ayrıca Eun Jae'den hoşlanmıyor oluşu da beni üzdü, ilk sezonda favori çiftimdi...
Hayırlısı olsun, Jong Yeol Sunbae'yi de üç evetle uğurluyoruz, ben, Eun Jae ve Ji Won olarak. Ji Won ne alaka bilmiyorum, bunu geçelim.





Jung Ye Eun (Han Seungyeon)
''Yeni bir romantizmle yeni bir ilişkiye başlayabilir mi?''
Yerinde duran koçitolarımızda bugün: Han Seungyeon! Jung Ye Eun ilk sezondaki kaçırılma vakasından sonra çok değişmiştir. Panik atağı olan Ye Eun dışarı yalnız çıkamamakta ve sürekli siyah şeyler giymektedir. İlk sezonda üstünde pembe dışında bir şey görmediğimiz bir karakter için çok uç bir rol biçilmiş bence. Ye Eun gibi bir kızda en fazla tanımadığı insanlara güvensizlik, geceleri yalnız yürüyememe, yalnız kalmaktan korkma gibi şeyler daha inandırıcı olurdu sanki ama gece-gündür yalnız dışarı çıkamama ve sürekli siyah giymesi çok Ye Eun dışında geldi bana.
Onun dışında iyileşme süreci başarılı işlenmişti ve evde yine pembeler içinde eski karakterinde olması başarılıydı. Bu sezon kızlara daha da bağlı bir Ye Eun gördük. Bu da çok güzeldi ve annesinden tüm hücrelerimle nefret ettim, tşkrlr. incecik kıza kilo takıntısı aşılamış ilgisiz sayko manyak.
Okulunu dondurmuştu bu sezonda ve iyileşmeye çalışıyordu. Kızların yardımıyla çoğu şeyi aştı. Ya bir de Song Ji Won'un ''Jung Yeosa'' deyişini öyle özlemişim ki.
Bu arada Ye Eunie'miz bu sezonda kendine nerd bir sevgili buldu. Olaylı bir tanışma yaşasalar da sonra çocuğun tarzını düzeltti. Ye Eun. Çocukta da iş varmış yani.
Ama şu mesajları Yeeun'ın arkadaşının gönderdiği çok barizdi, yakıştıramadım ters köşe şampiyonu bir diziye bunu. Aşırı tahmin edilebilirdi.

Kwon Ho Chang (Lee You Jin)
Kwon Ho Chang Ye Eunie'mizin ikinci sezondaki manitası. Bakmayın böyle durduğuna sonradan Ye Eun kendisinin tarzını daha iyileştirdi. Aslında rol için baştan Onew düşünülmüştü. Hatta ikinci sezon tanıtım resimlerinde Onew var. Sonra skandalı çıkınca apar topar çıkarıldı kadrodan. O da bu rolün altından çok iyi kalkardı ama Lee You Jin de iyi iş çıkarmış. Kendisi Produce 101 2. sezon yarışmacısıymış, baya şaşırdım bu bilgiye.





Jo Eun (Choi A Ra)
''Siyah ve kısa saçı ile bu çocuk 'Belle Epoque'un yeni yüzü.''
Ailenin yeni üyesi Jo Eun Kang Yi Na'nın eski odasına geliyor. Geri kalan dört kızımızla beraber Kang Yi Na'nın yasını tuttuğum için çok üzülmüştüm. İlk zamanlar. Jo Eun da arkadaş canlısı sayılmazdı. O ters tavırlarına falan çok sinir olmuştum. Yoon Sunbae'ye de kendi kendime atarlanmışlığım var, ''Hadi hadi Eun Jae'yi öttürüyordun, ilk geldiğinde hadi!'' diye ahaha. Ama Jo Eun daha sonra kızlarımıza öyle güzel alıştı, öyle güzel adapte oldu ki beşlinin ayrılmaz bir üyesi oldu. İlk geldiğinde kızların sürekli Kang Yi Na'dan bahsetmesi sonucu Kang Yi Na'nın geldiği bir bölümde ona apaçık dişlerini göstermesi beni çok güldürmüştü. Kızları çok benimseyip çok sevmeye başladığını görmüştük burada da.
Jo Eun eve eski bir kitabın arasına bulduğu not yüzünden taşınır. Not evdeki birine yazılmış gibi görünmektedir ve ''Benim hayatımı mahvetmişken sen hala mutlusun, gülebiliyorsun.'' tarzı cümleler yer almaktadır. Jo Eun birinin hayatını böylesine kimin mahvettiğini merak edip eve taşınır. Baştan mektubun Ye Eun'a gönderildiğinden emin gibiydim ama bambaşka bir şey çıktı. Annesinin garabetliği bir yana babası da baba olamamış kızcağıza. İçlerim parçalandı vallahi. Bir de Yeji diye bir arkadaşı vardı Eun'ın. Ama takıntılı ve Eun'a takıntı derecesinde bağlı, şirret bir şeydi. Ayy hiç sevmiyordum o kızı yine aklıma geldi. Küsmeleri Eun beybimi üzse de beni pek üzmedi,sorry. Fotoğrafını tabi ki yine uğraşıp bulmadım. Bu arada Choi A Ra'nın buradaki haline aldanmayın kendisi çok vahşi ve feminen de olabilen bir model. İki tarzı da çok güzel kaldırmış. :3

Seo Jang Hoon (Kim Min Suk)
Benim minnoşuuum! Zaten Kim Min Suk hastası biriyim, burada görünce tam bir heart attack! Bu da ev sahibinin torunuydu dizide. Evin alt katında yaşıyordu. Kızlara göz kulak falan oluyordu her ne kadar 11. bölümde işe yaramasa bile... Yine de olsun minnoşuma. Kendisi Jo Eun'ın peşinde baya koştu. Çıkan Yeji engelini de aştı. Muradına erdi, kutluyorum. Öyle de minnoş oldular ki, sormayın :3
Bu aşka notum yüz puan! Seo Jang Hoon Jo Eun'a göre biraz kısaydı ama olsun ehehe



Ya şu minnoşluğa bakar mısınız ne tatlılar :3



Song Ji Won (Park Eun Bin)
''Artık bir ilişkisi olabilecek mi?''
Aah. Song Ji Won... Kendisi benim ikinci sezondaki favori karakterimdi. Bu sezonda saç rengi ve saç boyuna bittim.
Song Ji Won yine aynı Song Ji Won'du. Gam, keder yok, sadece eğlence. Sadece sonlara doğru ''Bu kadar eğlence yeter.'' dendi ve Song Ji Won'un üzgün yönünü gördük. Çocukluğunda yaşadığı bir travma onu etkiledi ve onun peşine düştü. Bu sezonda da Im Sung Min'le iletişimleri çok güzeldi. Moon Hyo Jin'in olaylarını çözümlediği bölümler hariç çok neşeli ve şirindi. Evin neşesi, eğlence kaynağı. O eşsiz giyim tarzına yine hasta kalmıştım. Jo Eun'a olan davranışları hep çok stabildi. Hatta belki Jo Eun'ın kızlara ısınmasını hızlandıran etkenlerden biriydi Ji Won. Herkese sevgi pıtırcığı olduğu için.
Ji Won ikinci sezonda da olması gereken bir karakter kesinlikle. Tam bir mood-maker. Bu sezonda okulu bitmişti, iş arıyor ve bir sınava hazırlanıyordu sanırım. Im Sung Min'in iş yerine gidip ona salça oluyordu sürekli. Ona aegyo yaptığı sahneler ise unutulmaz!
Vallahi ailem gibiler ya. Bu sezonda Ji Won'un geçmişi etrafında döndü daha çok olay. O yüzden bu sezonda onu daha çok ön planda gördük. Çocukluk arkadaşı Moon Hyo Jin ile ilgili anılarını aydınlatmaya çalışıyordu. Bu yönden de hikayesi kızların bir tık önüne geçmişti. Ha evet şikayetçi değilim ama daha eşitlense iyi olurdu hani. Ama kendisi ikinci sezonun yıldızıydı bunu kimse inkar edemez <3




Im Sung Min (Son Seung Won)
Aaah yakışıklı çocum. Bu sezonda Im Sung Min'in Ji Won'a olan hislerinin daha da farklılaşıp derinleştiği işlendi. Bu sezonda oğlumuzun bir işi vardı tabii. Ji Won'la aralarında herhangi bir temas geçmese bile kirpiklerinden bile anlaşılıyordu hisleri. Son bölümde ''sanki sevgililik arkadaşlıktan daha mı iyi!'' sözü bana bir süre dediklerini ve kendimi sorgulattı. Ama üzücü bir durum var ki son bölümlerdeki epiloglarda birinin 2025'te öleceği görünüyordu hatırlarsanız. Kızlardan en erken ölen 2025'te ölendi. Sonra da bir diğer epilogda küçük bir kız ''Burası annemin evi miydi?'' diye soruyor. Yas tutulurken giyilen siyah takım elbise giymiş bir adam da onu onaylıyor ve adamın sesini gayet iyi tanıyoruz ki kendisi Im Sung Min. Orada evlendiklerine mi sevinelim, Song Ji Won'a mı üzülelim bilemedim. Bu harekete ne gerek vardı, bu aksiyonu neden kattınız, senarist bizden ne istiyor gibi bir takım sorular döndü kafamda uzun süre. Eğer bütünlük bozulacaksa, Song Ji Won'suz bir sezon izleyeceksek 3. sezonu istemiyorum. Bu şekilde bıraksınlar, böyle güzel hatırlayalım. Çünkü Park Eun Bin kendi karakterinin öldüğünü doğruladı :(




Yoon Jin Myung (Han Ye Ri)
''Demir leydi, değişmeyen poker yüz.''
Değişmeyen poker yüz evet! Yoon Sunbae'nin ifadesizliği maalesef bu sezonda da bizimleydi. Ama ilk sezona oranla bir çok şey değişmişti. Mesela ilk sezon kızlarla belirli yakınlığı varken bu sezonda inanılmaz anaç bir tavrı vardı. Ve normalde onların sorunlarını umursamazken bu sene hepsini gördü, farketti ve çözmeye çalıştı. Ve hepsini kendi karakterine uygun yaptı. Yani kimseyi karşısına alıp sorunu sormadı ve zaten böylesi inandırıcı olmazdı. Bildiğimiz Yoon Sunbae'den çok uzak olurdu. Eun Jae gibi inanılması zor bir değişim değil, gayet güzel bir değişim geçirmişti yani.
Bu sezonda Sunbae'mizin güzel bir işi vardı, daha mutlu,daha içten ve daha doğaldı. Oh&Park Entertainment adında bir eğlence şirketinde çalışıyordu. Bildiğimiz idol grup şirketleri işte.
Sevgili Şef Bey ile olan ilişkileri de muhteşemdi. Hele son bölümdeki sarılmaları kalbimi ısıttı. Jin Myung'un her ilişkisi gibi onunla olan ilişkisi de daha doğal ve samimi bir hale dönüşmüş. Yaşasın Şef Bey!
Ama Şefimin sadece son bölümde konuk olması beni üzdü... Doyamadık...



Heimdall/Lee Jin Kwang (Ahn Woo Yeon)
Bu bey de Jin Myung'un çalıştığı şirkete bağlı Asgard adında bir grubun üyesi. Yıllardır ünlü olamamış bir gruplar. Şirketin diğer bir grubu The Fifth Column da aşırı başarılı olunca şirket Asgard'ın dağıtım grubun beş üyesinin kontratını iptal edip ikisini şirkette tutuyor. Heimdall de şirketin kontratını iptal ettiği üyelerden biri. Jin Myung'la tesadüf eseri sürekli karşılaşmaları üzerine Jin Myung'a ''Bir numaralı hayranım Noona!'' diyen Heimdall bir süre sonra Jin Myung'u gerçekten bir ablası gibi görmeye başlar. Sonra dağılma sürecinde bir sürtüşme yaşasalar da Jin Myung Heimdall ortadan kaybolunca onu bulmak için çok çabalar ve bir kaç gün Jang Hoon'un yanında alt katta kalmasına izin verirler. Jin Myung eve dönmeden önce bir veda hazırlamasını söyler. Onun kastettiği bir karaoke partisidir ama Heimdall bunu veda konseri olarak yorumlar ve grup arkadaşlarıyla konuşup son bir konsere karar verirler. Ji Won'un yardımıyla Yonsei Üniversite şenliğinin kapanışını yaparlar ve Heimdall sonda ağlayarak Jin Myung'a teşekkür eder. Aaah... Ne duygusal bir andı. Öğrenciler birer birer salonu terkederken içim acımıştı, nomissızlar.
Aslında sektörün kanayan yarası olan ünlü olamayan underrated gruplara değinilmiş.Çabalıyorlar, didiniyorlar, uykularından, gençliklerinden feragat ediyorlar ve yeterince şanslı değillerse ellerinde kocaman bir hiç kalıyor. Yeterince underrated grup stanlemiş biri olarak Asgard'ı gördükçe, Heimdall'in ''Bir Gün başarılı olacağım Noona, göreceksin!'' deyişini duydukça içim çok acıdı.
Güzel bir anekdot olarak ise The Fifth Column üyelerini A.C.E üyeleri, Asgard'ın altı üyesini de Pentagon'un bazı üyeleri canlandırıyor.



İkinci sezon da yine muhteşem bir sonla bitti. İlk sezondan ders almayıp ikinci sezonda her şeyin bir sonuca bağlanacağını uman masum bebişler için üzgünüm ahaha. Arkadaşlar senaristimiz seviyor bölye şeyleri anlamadınız mı daha :3 Tekrar söylemek isterim ki eğer güzel iki sezonun anısını mahvedeceklerse üçüncü bir sezon istemiyorum. Bu güzel iki sezonu sonsuza dek izler ve paralel evrende beş+bir(Yi Na) kızımı mutlu ve birlikte yaşatırım. Lütfen:3

Efsanevi aşklar, yakışıklı çocuklar, dünya güzeli kızlar ve peri masalı arıyorsanız bu dizi yanlış bir seçim. Ama oyunculuklarını konuşturan muhteşem aktör ve aktrisler, gerçek bir gençlik öyküsü ve inanılmaz sıcak bir hikaye anlatılıyor bu dizide. Çok şey kaçırırsınız eğer izlemezseniz. Hemen şimdi şu saniye başlayın :3 Esen kalın, mutlu kalın.

Dizi dizi değil fight club mübarek ahjshshs
John- pardon Yoon Cena sahnede

İki sezonun farklarından biri de renklerdi. İlk sezonun daha koyu ve kasvetli renkleri varken ikinci sezonda renkler çok açık ve ortamlar aydınlıktı. Aradaki farkı en çok Belle Epoque!un ahşap mobilyalarında fark edebilirsiniz.
Klasik Song Ji Won!
Vallahi şimdiden özledim... Tekrar görüşelim Belle Epoque!



9 Aralık 2017 Cumartesi

Albüm İncelemesi: Red Velvet-Perfect Velvet / Peek-A-Boo

Neredeyse promosyonları bitirecekler, ben anca yazıyorum, hani alkış??? Ammaa -dert yanma lobisi onlayn- size biraz yakınacağım a dostlar. Napayım yani? Yazı yazdığım tüm mecralar yaka silkti benden, ''Ya yazı at ya da gölge etme'' diyorlar haklı olarak. Bu kız üniversiteye başlamış, yeni bir şehire adapte oluyormuş falan hiç! Kimsenin umrunda değiliz YİNE!

ReVel'in dönüş tarihi tam olarak benim BEST OF THE NUMBER ONE kız grubum olan Lovelyz ile çakıştı. Ama ne yalan söyleyeyim teaserdaki melodiyi o kadar sevdim ki, ReVel'i de sıkı bir şekilde takip ettim. Zaten şu ana kadar ReVel'in çoğu albümünü burada inceledim çünkü paket olarak Red Velvet'a bayılıyorum. Hele de karım Joy'a, inş benimle evlenir. En sevdiğim SM grubu olabilirler yanisi.

Taa tepesine taşlar düşesice Rookie felaketinden beri -nefffret ediyorum o şarkıdan- bir patlama bekliyorum kızlardan. Hatta bunu Dumb Dumb'a kadar götürebiliriz. Bir zirve, bir şey yani. SONUNDA OLDU. Biliyordum bir gün olacağını. Bu comeback her yönden efsaane.

1-) Peek-A-Boo
Oldukça dark bir mv olmuş ki bu bence harika, SM'in f(x)'den sonraki en özgür çizgideki grubu ReVel. f(x)'i gördüğümüz yok zaten de. Bu çizgide ilerlemelerini seviyorum. Tek bir konsepte bağlı kalmadılar. Rookie ile bu mv arasındaki olmayan benzerliği bulunuz. Tekrara düşmüyorlar, seviyorum bu olayı. Kliplerinde de genellikle bir hikaye oluyor, boş boş dans etmiyorlar yani.
Şarkının başındaki melodi beni teaserda fethetmişti zaten. Ama köprü ve nakaratta muhteşem. Nakaratta hızlanan tempo her zaman yüksekte seyrettiği için akıştan hiç kopmuyor ve gerçekten şarkının beati muhteşem. SM kimle çalıştıysa bu comeback'te, diğer aya da bu besteciden bir f(x) comeback'i bekliyorum ona göre.
Rap partlarında grubun bıdığı Yerim de yer alıyormuş sanırım. ICC erasında yeteneksiz diye yerden yere vurmuşlardı bebeyi. Kendini yavaş yavaş göstermesi güzel. Yerim şimdi sen bu netizenleri bilmezsin, Irene'i harcayan millet, senin benim gözümün yaşına bakmaz, aman diyeyim.
Dans çok güzel olduğu için canlı performanslara da hasta kaldım açıkçası. Joy'un sesine hastayım. Nasıl bir pamuk sestir o. Ve stiliste teşekkür ediyorum. En son bu kadar güzel sahne kıyafetlerini One Of These Nights erada giymişlerdi.
Bu era gerçekten ReVel'in altın erası yahu. Muhteşem <3

2-) Look
Aaa pis illuminaticiler falan demeden önce kızların bu eradaki güzelliklerini tartışalım bence. Herrr resimde mi güzel olunur arkadaş. Anti Irene olan fotoğrafçı -ben öyle olduğunu düşünüyordum- Irene'i bile güzel çekmiş, siz düşünün.
Look kızların performans sergiledikleri şarkı. Muhhhteşem bir altyapı ile başlıyor şarkı. Hızlı ve ilgi çekici bir biçimde. Sonra muhteşem vokaller şarkıya adım atıyor. Şarkı sabit bir tempoda ilerliyor ve daha sonra yumuşak bir köprüyle nakarata bağlanıyor.
Şarkı değişik bir sisin arkasından dinleniyormuş gibi bir his yapıyor. Kızların sesi çok buğulu ve hafif yankılı geliyor. Bu da rüya-hayal karışımı bir hava veriyor. En sevdiğim konsept!

Look bana kalırsa albümdeki en güzel şarkılardan biri. Özellikle kızların hepsinin vokalleri o kadar yumuşak ve uyumlu ki, şu an tüm vokalleri bu kadar birbirine uyan çok az grup var. Bu da bütünlüğü koruyor. Son kısımdaki, son nakarattan önceki Wendy partına da bayıldım,sesi ball bal <3



3-) I Just
Bu şarkı da çok ilgi çekici ve modern bir beatle başlıyor, of yılın albümü resmenn. Wendy yine muhteşem vokalini konuşturuyor. Bu şarkı ile performans sergileseler de çok hoş olabilirdi. Şarkıyı taşıyan unsur muhteşem altyapı. Ama altyapının sesi bazı yerlerde kızların sesini boğmuş. Aradaki gitar melodisi kızların seslerini bastırıyor gibi geldi bana. Ama yine de alt yapıyı çok beğendiğim için sesimi çıkartmadım, zaten nakartta da kızların sesleri ve altyapı bir bütün oluyor. ''I just leave I I just leave I'' kısımlarının ise hastası oldum. Şarkının temposu muhteşem yahu. O yüzden yüksek müsadenizle I Just isimli şaheser benim albümdeki favorim diyorum efenim <3

4-) Kingdom Come

Bu şarkı da kızların FNC Kingdom konserinin yaklaşmasından dolayı ne kadar endişe duyduklarını anlatısahahahssj. Şaka tabiki. Kingdom Come tam ReVel tarzı başlayan bir şarkı. Bana böyle hafifçe Automatic'i hatırlattı ne sebepten bilmiyorum.

Güzel bir tempoda ilerliyor. Nakaratta da bu tempo bir bütünlüğe bağlanıyor. Kesin ve keskin bir nakaratı var bu şarkının. Bu da gereken bütünlüğü sağlıyor bize.

Kızların şarkıdaki güçlü vokalleri de cidden kulağımı okşadı. Kpop'ın bugünlerde en büyük eksiği nitelikli sanatçı. Auto tone'a bulanmış sesler bir yere kadar gerçeğin yerini tutuyor. Şarkıdaki vokaller resmen kulaklarımı okşadı.

Teşekkürler ReVel, teşekkürler ismini bilmediğim vokal koçu, Kingdom Come'ın bestekarı. Sizleri seviyorum :3





5-) My Second Date
İkinci buluşmasını şarkı yapan ReVel ve sevdiğim beyi hala tavlayamayan ben! Lanet gitsin bu hayat!
Enteresan bir altyapısı var bu şarkının. Çok tatlı bir tempoyla ilerliyor. Kızlar ikinci buluşmayla ilgili konuşuyorlar -bravo bana ya nereden bildim bunu??- Ama sözler böyle ne yapayım. Çok minnoş, buluşmaya giden heyecanlı kızlar işte bunlar :3 Şarkı nakarattan sonra o enteresan beat ile yine o sevimli çizgiden biraz kayıyor. Pili bitince sesi Ferdi Tayfur gibi çıkan o kıvırcık sarı saçlı bebekler vardı ya, oradaki gibi bir eğretilik duygusu yaşıyor insan -betimlemeye bak ya ahahsjaj-
Neyse yine de eğlenceli bir şarkı bence. Albümdeki güzel şarkılardan biri.


6-) Attaboy


Attaboy 6. track oluyor. Baya eğlenceli bir şey duyuyoruz başta. Ne oluyoruz dedim yalan yok şimdi.

Açıkçası çok fena bayıldım falan filan demiyorum. Baştan böyle Look, I Just, Kingdom Come gibi üç şaheseri arka arkaya dayayınca bu biraz soluk kaldı sanki yahu ahahsjsh

Ama dinlerken eğlenebileceğiniz bir şarkı olmuş. Hızlı tempolu, ve temposunu da hiç kaybetmiyor. Bu bağlamda eğlenebiliyorsunuz istediğiniz kadar.

Attaboy isminden de tahmin edilebilir aslında şarkı. ReVel'in her albümünde bir tane böyle değişik çizgide bir şarkı oluyor zaten, sürpriz olmadı açıkçası ahahahah

Güzel bir şarkı dinleyin yine de.






7-) Perfect 10
Geldik işte ReVel'in yavaş tempolu albüm şarkısına. Hoş bir sounda sahip şarkı. Ben öyle çok beğenmesem de şarkı albümün konseptine çok uygun. Ama ben hala ReVel'in çok daha iyilerini yapabileceğini düşünüyorum. ReVel balladı bu değil.

8-) About Love


Aşk hakkında konuşun be kızlar! Bu şarkıyı da sevdim açıkçası. Bilmiyorum bir şeyler beni mutlu etti. Belki de sakin ilerleyen minnoş bir şarkı olduğu içindir bilmiyorum ama bir albümün son parçalarından olmaya uygun. SM albüm parçalarını çok iyi düzenlemiş bu sefer cidden.

Şarkının ortasındaki rap partı bana San E falan dinliyormuşum gibi hissettirdi. Zaten şarkı çok hoş, hafif retro bir tarzda ilerliyordu. Onun da etkisi olabilir bunda.

Şarkı yine bana kalırsa albümün en minnoş şarkılarından biri. Sonlardan biri olduğu için de dinlendiriyor. Son bir cila çekiyor kulaklarımıza, dinlendiriyor. Ne çok tarz saklamışlar bir albüme yahuu.








9-) Moonlight Melody

Bu da bir ReVel balladı ve Perfect 10'den daha güzel bence. Kızların zaten ballada çok uyan ince ve hisli vokalleri olduğu için bence her albümlerine en az üç ballad olmalı yani.

Bu kadarı kesmiyor da bizi. Çok hoşuma gitti cidden şarkının yavaş temposu, o piyano falan.

Ama bu şarkının da sorunu çok klasik bir ballad olması. Red Velvet CLC'nin yavaş tempolu şarkılarından Refresh gibi bir şarkı yapsa bence efsane olur. Ya da Earlier Than ve ya Tears Bottle da çok güzel balladlar. Bekliyoruz ReVel'ciğim.

Ama albümün son parçası olarak bizi güzel bir sonla uğurluyor mu uğurluyor orası doğru işte. Muhteşem bir albüm de Moonlight Melody ile noktalanıyor böylece.







Bu albümün kızların zirvesi olduğunu bir kere daha söylememe gerek yok diye düşünüyorum çünkü gerçekten çok uzun zamandır ReVel'den böyle bir albüm bekliyordum. Bundan bir önceki albümleri de güzeldi evet ama bu gerçekten zirve, o ancak bir tırmanıştı.




Eee siz ne düşünüyorsunuz ReVel'in cidden Muhteşem Kadife tadındaki albümüne?


13 Kasım 2017 Pazartesi

#Dizi Önerileri / Bu Kış İzlenecekler

Soğuk ve uzun kış gecelerinden merhabalar. Biliyorum hepiniz favori battaniyenize sığındınız, işten ya da okuldan eve dönünce bu uzun gecelerde izleyecek dizi arıyorsunuz. Aman diyeyim vize-final var ,çok kaptırmayın yine de.
Neyse ben ufaktan başlayayım;

1-) Criminal Minds
Belki bazılarınız çoktaaan izledi,bitirdi sezonları çerez gibi ama ben bu muhteşem şeyi biraz geç fark ettim arkadaşlar. Siz bu hataya düşmeyin. Bir tabak mandalinayla en iyi polisiye gider bakın, gelin beni dinleyin. Hem Criminal Minds izliyorum dersiniz,havanız olur. Ne o öyle herkes gibi Game of Thrones falan djsjdjs -linç edildi-.
Dizi resimdeki kadroyla başlamıyor bu arada arkadaşlar. Bir kere benim hatunum Elle Greenaway yok,kendisine bayılıyorum ama sonra kendisi 2. sezon başında diziden ayrılıyor, ulan Lola ne istesen yaptık niye çıktın diziden? 13 sezon dizi bir yerden spoi yememek için evden dizi sitesine,dizi sitesinden eve gidiyorum, araştırmıyorum hiç dizi ismini falan djsjdjd Bir de Matthew Gray Gubler'ın fotiklerine bakıyoruuum <3
Konusuna değinirsek dizi, FBI'ın BAU (Behavioral Analysis Unit) denilen Davranış Analizi biriminde çalışan FBI Ajanlarını konu alıyor (lanet olası federaller!). FBI dizisi izlerken Jane Rizzoli'ye çok ihanet ediyormuşum gibi oluyor,sol omzuma oturup ''Yılansın yılannn'' diyormuş gibi geliyor ama yapacak bir şey yok... Neyse konuyu dağıtmıyoruz. Bunlar öyle olay yeri incelemedir, kanıttır bunlarla uğraşmıyorlar. Bunlar olay yerinde ve cesetlerde gördükleri birtakım izler, işaretler vb. şeylerden yola çıkarak katilinin düşünce yapısını anlamaya çalışıyorlar. Normal polis birimlerinden nasıl farklı olduklarını izledikçe anlarsınız zaten. 13 sezon ama final yapmadı,devam ediyor. Bir an önce başlayın derim. Sadece Spencer Reid'in ''Yes I'm Genius'' repliği için izlenir :3



Bir de çoğu ülkeye uyarlanan Criminal Minds, bu yaz Kore'ye de uyarlandı. Açıkçası Yein konuk olduğu için izleyecektim. Ama birinci bölümü izleyip bıraktım. Şahsi fikrim, gerek yok. Lee Jun Ki seviyorsunuzdur eyvallah. Ama konu içinse orijinali dururken gerek yok bence.

Çekim teknikleri,karakterler, oyunculuklar her şey mükemmel gerçekten çok kaliteliydi bana göre. Ama ruhu eksikti. Demek istediğim, ben orijinaline alışmıştım. Bir kere Spencer Reid faktörü eksikti. Spencer Reid rolünü canlandıran kişiyi afişte, altta görüyorsunuz, dizide ismi Dr. Han ve iyi de bir oyuncu. Ama bir Matthew Gray Gubler değildi.
Sonra Derek Morgan yok! Derek'siz CM mı olur?? Ve tam anlamasam da Hotch'ın karşılığı da yok. Böyle eksiklikler yüzünden diziyi bırakmış oldum. Belki arada bunu da izlerim ama orijinalini şiddetle tavsiye ediyorum her şeyden daha önce.




2-) Rizzoli&Isles
İşte benim hatunlarıııım. Ben çılgın bir Tess Gerritsen okuruyum. Onun da cinayet serisi Rizzoli&Isles adıyla diziye çevrildi. Çılgınlar gibi izlediğim bir dizi oldu arkadaşlar. Bir kere kitapları okuyunca Jane ve Maura içinizden biri oluyor zaten. Kitapta dizideki kadar yakın arkadaş değiller yalnız. Sebebi de kitaptaki ve filmdeki Maura Isles karakterinin çok farklı olması. Kitaptaki çok asil, soğuk, mesafeli, metanetli bir karakterken dizideki hafif şapşal, doğallığa takıntılı,çok iyi kalpli, şakacı, tam bir iyi arkadaş profili. Kitapta zümrüt yeşili gözlere ve simsiyah saçlara sahipken, dizide sarışın olmasını hiç saymıyorum. Ve Jane'in şakalarını çoğu zaman ciddiye alıp uzuuun uzun açıklamasına hastaydım.
Ama zaten dizideki olay da biraz arkadaşlıkları üzerinden yürüyor. O kadar imreniyorsunuz ki tüm zıtlıklara rağmen bu kadar iyi arkadaş olmalarına. Jane aynı Jane bu arada, kitaptaki gibi. Dizinin komedi unsuru çoğunlukla bu ikilinin yaptıkları üzerinden yürüyor. Maura elitlik, Jane ise Adams Ale birası peşinde.
Diğer polisiye cinayetlerden farklı bir şey yok ama karakterlere o kadar aşina oldum ki uzun süre üstüne başka bir şey izleyemedim. Boston Polis Departmanı evim gibiydi resmen, her karesini ezberledim :3 Malesef 7. sezonda final verdi :(
Her şekilde izleyin, izlettirin. Özellikle bir paket cips eşliğinde izlenen Rizzoli&Isles mutluluktur arkadaşlar. Ha bu arada, imkanınız olursa kitapları da mutlaka okuyun, serinin ilk kitabı; ''Cerrah''.

Ekibin güzelliği arkadaşlar <3 Lee Thompson Young... Çok seviyorum hepsini. Üçüncü sıradaki kadın da Tess Gerritsen oluyor arkadaşlar.
Kitapta sarışın ve ürkek bir polis olan Barry Frost'u Jane'in sağındaki -sondan ikinci yani- Lee Thompson Young canlandırıyordu. Jane ile kitabın aksine iyi arkadaşlardı ve Frost'un kitapta en çok vurgulanan özelliği olan dayanıksızlığı yoktu. Frost kitapta ceset görünce beti benzi atar, istifra falan ederdi. Dizide ise bu karakter son derece gözü pek, sosyal ve espri yeteneği olan bir polis olarak karşımıza çıkmıştı. Çıkmıştı diyorum çünkü Lee Thompson Young 2013 Ağustos'unda evinde ölü bulundu. Dizide uzunca bir süre masası boş kaldı...


3-) Stranger Things
Valla siz ne kadar biliyorsanız ben de o kadar biliyorum arkadaşlar! Daha önce hiç izlemedim Stranger Things'i. Geçen hafta yine vizelere çalışmamak için her yola başvurduğumuz yağmurlu bir öğleden sonra, arkadaşım diziden bahsetti ve çok övüldüğünü söyledi. Ufak bir gugıl araştırmasıyla cidden çok övüldüğünü ve konusunun tam sevdiğim tarzda, fantastik olduğunu farkettim-Harry Potter ve Percy Jackson serisinin çılgın okuyucusu Kaptan Pırıltı konuşuyor!- Netflix'in sitesinde ''Ufak bir kasabada küçük bir çocuk kaybolunca, gizli deneyler, korkutucu doğa üstü güçler ve tuhaf bir küçük kızın da parçası olduğu bir gizem ortaya çıkar.'' tanıtımı yer alıyor. Ekşiciler olayı daha güzel özetlemekle beraber, Winona Ryder oynuyor diye götü başı dağıtmışlar. Coşkuları için beşşüs puan.

Şu baş belası huyum olan ''Çok Övülen Çok Sevilen Şeylerden Soğuma Sendromu'' baş göstermeden, dizi çok popi olmadan bir an önce izleyeyim. Bu hızla sevilmeye devam ederse kendisine şans veremeden How I Met Your Mother ve Game of Thrones'un yıllardır bulunduğu çöplüğe gidecek,huyum kurusun! Şaka şaka
, bu diziyi tuttum ben, bir şans vereceğim kendisine. Bu pazartesi diyet yerine Stranger Things'e başlayacağım, hadi bakalım. Diyet tarzım değil!


4-) Switch Girl-Switch Girl 2

Hala izlemeyen kaldı mı kalmadı mı bilmiyorum ama benim Motion şarkısının hastası olduğum efsanevi hatun Mariya Nishuichi ve gönüllerimizin prensi Kiriyama Renn'in başrolü paylaştığı bu diziyi izlemezseniz çok üzülürsünüz benden söylemesi. Hem de yanlarında bonus olarak Sho Jinnai var! Sho Jinnai'ye aşık olduğumdan şüpheleniyorum. Adam gibi dizi film çekmiyor, bari instaya efektsiz foti atsa da gözümüz bayram etse, geçen attığı fotoğrafta kendisini yarım saat aradım evet.
Neyse. Kısaca konudan bahsedecek olursak, esas kızımız olan Tamiya Nika bir şalter kızdır. Dışarıda son derece sevilen,şık ve bakımlı bir kızken, evde takım eşofmanlar giyen, babaanne iç çamaşırları kullanan, indirim için canını veren ve türlü iğrençlikler yapan bir kızdır. Okula transfer gelen Kamiyama Arata onun kapalı modunu, yani evdeki halini görür. Bir şekilde aralarında bir yakınlaşma başlar.
İki sezonu olan bu güzide dizinin iki sezonu da çok güzeldi ama bence ikinci sezonda James Bond'luğu biraz abartmışlardı. Spoiler olmasın diye açık açık bir şey söyleyemiyorum ama izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hep bir koşturmaca, hep bir kaos, yoruldum arkadaş. Birinci sezonu daha çok sevenler oldu bu sebeple. Ama siz ikisini de izleyin. Ben canım sıkılınca açıp birinci sezonu bitiriyorum. Bazen ikinci sezonu bitiriyorum. Eğleniyorum öyle ahahaha.
Mutlaka izleyin. *fısıldar* Sho Jinnai ve çene hattı var*


5-) The Time We Were Not In Love
Yok mu ya bize bir Choi Won?? Bu dizi çok ses getirmedi zamanında, izlemeyenler illa vardır ama çok şey kaybedersiniz. Cidden çok şey kaybedersiniz. Ya Lee Jin Wook oynuyor bir kere boru mu?
Dizide Ha Ji Won'un oynadığı Oh Ha Na karakteri ve Lee Jin Wook'un canlandırdığı Choi Won karakteri 17 yıllık arkadaşlığı olan komşular. Öyle güzel bir arkadaşlıkları vardı ki özenmekten kendimden çatur çutur çatlama sesleri geliyordu ara sıra. Öyle de hasetimdir. Neyse. Bunlar aralarında bir çekim olduğunu bir türlü kabullenmek istemiyorlar. Biraz zor oluyor yani.

Sonlara doğru, dizide fazlaca yer verilmiş bir karakter olan -ki bence hiç gereği yoktu- Cha Seo Hoo mumıntları sizi sıkabilir ama sakın diziyi bırakmayın. Son bölümler hepsini telafi etti, lav yu senaristler. Dizi bittikten sonra benim neden Choi Won'um yok diye oraya buraya kapanıp kapanıp ağlıyordum. Herkesin hayatına bir adet Choi Won lazımmış ya onu fark ettim. Choi Won o kadar mükemmel ve düşünceli bir karakterdi ki, on altı bölümde, hiç durmaksızın kalbimi eritti. İkinci kadın karakterin çok baş belası gibi diziye girmesi ama hiç bir kötü icraatinin olmamasını sevdim, vallahi şu Kore dizilerindeki ikinci karakterlerden nefret etmekten kalbim karardı yeter artık.
Ya çok tatlış bir diziydi çok. Evet Cha Seo Hoo'nun olduğu bölümlerde sinir krizi geçirdim çünkü gereksiz uzatılmıştı ama dizi çok tatlıştı yine de. Ben Yoon Kyun Sang'ı görmek isteyince instasına bakıyorum zaten, sen niye diziye boş boş sahne ekliyon?! Hiç!
Ben bunu bu yaz izledim ve hiç pişman değilim. Hala arada açıp son bölümleri izlerim. Dolu dolu romantik bölümlerdi gerçekten. Herkes Ha Ji Won'un oyunculuğuna takıktı ama bence gayet güzel oynamıştı kendisi. Lee Jin Wook var diyorum ya Lee Jin Wook! İzleyin arkadaşlar. Bu kış mutlu olmak için kesin izleyin :3


6-) Queen In Hyun's Man
EN SEVDİĞİM KORE DİZİLERİ ARASINDA İLK ÜÇE OYNAR! ÇOK NETİM BU KONUDA :3 Yoo In Na bu dizide, gezegendeki en ponçik şey. İtiraf edin My Love From The Stars'dan sonra hepiniz bu kadına gıcık oldunuz. Bu dizide tüm ön yargılarınız yıkılacak. Ya böyle şirin, doğal başka bir dizi karakteri görmedim daha önce. Kasmadan sevimli oluyordu şapşik. İlk bu diziyi izlediğim için Stars'da adam akıllı kızamadım bile öyle bir seviyorum :3
Konusuna gelince Kim Bung Do, Joseon döneminde yaşayan dürüst bir devlet adamıdır. Ailesini öldürtmüş olan Başkan Min Am'dan hem intikam almak hem de onun yaptığı yolsuzlukları açıklamaya çalışırken Min Am'ın adamları tarafından suikaste uğrar. Ona aşık olan bir Gisaeng (Koreli kadın şovmen tanımı kullanılmış,bence tam karşılamıyor anlamını ama) tarafından yapılan bir tılsım sayesinde tam öldürülmek üzereyken 300 yıl sonrasına, bir dizi setine ışınlanır. Oyuncu Choi Hee Jin ve geçmişten gelen Kim Bung Do olayları çözmeye çalışırken, Hee Jin Bung Do'ya günümüz dünyasının kurallarını anlatmaya başlar ve kendince yorumladığı kurallar yavaş yavaş ikisini birbirine bağlar.
Diziyi bir beşinciye izleyişim çok yakın bir tarihte olmasaydı, altıncı kez izlemeye başlayacaktım, çok seviyorum arkadaşlar. Kim Bung Do kadar mükemmel bir erkek var mıdır acaba? Bir Choi Won, bir de bu yani. Diziyi izlerken sevgilisiz oluşuma lanedettim... 16 bölüm çok ekşınlı, hareketli geçiyor ama bu hareketlilik yormuyor, sıkmıyor. Daha çok bir an önce izlemek isteği uyandırıyor ve sizi temin ederim ki sizi izlediğiniz bir çok Kore dizisinden daha çok romantizme doyuracak. Ayrıca Yoo In Na'nın oyunculuğu mükemmeldi, ağlama sahneleri içimi parçaladı. Diyorum ya size, Stars, The Time We Were Not In Love, Age of Youth ve bu en fav Kore dizilerimden, durmayın gidin izleyin haydi <3
Ve başrolleri oynayan Yoo In Na ve Ji Hyun Woo'nun çekimler sırasında aşık olduğunu, Ji Hyun Woo'nun bunu basın konferansında açıkladığını, ve diziden sonra da çoook uzun süre çıktıklarını söylemek gerekiyor. Maalesef şu an ayrılar.


7-) Lovely Complex / LoveCom
Fav animem de geldiiii <3 Hala izlememiş olan varsa, buyursun şimdi, şu an başlasın. Hayatımda izlediğim en eğlenceli animeydi. Ne zaman moralim bozuk olsa, modumu düzeltir minnoş şey. Ve romantik yönünü de unutmayalım.
172 cm boyundaki Koizumi Risa, All Hanshin Kyojin (Japon bir komedi ikilisi) olarak anıldıkları ve sürekli kavga ettikleri 156 boyundaki Otani Atsushi'ye aşık olur. Ama Otani'yi kazanmak o kadar da kolay değildir.
Çok eğlenceli başlayan anime, olayların çok uzamasıyla bazılarını sıkmış, animeyi bırakanlar gördüm. Açıkçası ben HİÇ sıkılmadım. Keşke bir 22 bölüm daha olsaydı. Karakterlere o kadar bağlanmıştım, o kadar sevmiştim ki ayrılmak istemedim. Hem olayların uzamasına rağmen her bölümü yine de çok eğlenceliydi.
En başta Nobu-chan, ya ben hayatımda o kadar karizmatik, o kadar hoş bir kız görmedim. Keşke gerçek olsa da benim arkadaşım olsa diye dertlendim. Bir insan hem o kadar sert olup, sevgilisine karşı ''Daaarling :3'' moduna nasıl bürünebilir. Zaten animede en sevdiğim yan karakterler Nobu ve sevgilisi Nakao'ydu. Nakao'nun minnoş minnoş tavırları beni öldürdü. Özellikle Nobu'yu kendinden uzaklaştırmak için ''Bende üç kız daha var!'' diyerek Haruko,Maiko ve Suzuko'yu piyasaya çıkarması efsaneydi djsjdjsd Maity ve Haruka'yı da çok seviyordum yalan yok! Minnoşlar :3
Gerçekten her karakter o kadar sevimli ve izlenesiydi ki, Otani ve Risa bir kaplumbağa hızında ilerleseler de hiçbir bölüm sıkmıyordu. Keşke daha uzun olsaydı. Nobu, Nakao, Suzuki, Chiharu, Otani ve Koizumi benim arkadaş grubumdu sanki :3 Özledim bee...



8-) Asuko March!
Yaşlandık bee! Bu diziyi ilk izlediğimde 9. sınıftım, şimdi üniversitedeyim, o günlere dönmek isterdim... Neyse nostalji kuşağını bir kenara bırakırsak, diziyi Tori Matsuzaka var diye izlemiştim, toplam üç bölüm ya gözüktü ya gözükmedi, abv. 
Dizinin konusu Yoshino Nao sınavda yaptığı hata yüzünden düşük bir puan alır. Dedesinin isteğiyle Asuko Lisesi'ni seçer. Bu meslek lisesindeki iki kızdan biridir ve okuldaki erkekler ondan hiç hoşlanmamıştır. Yoshino Nao bir şekilde okula uyum sağlamaya çalışır.
Açıkçası Emi Takei ve Tori Matsuzaka'yı yine birlikte görünce dizinin aşırı romantik olduğunu sanmıştım. Ama romantizm yok gibi bir şeydi. Ama bu diziyi izleten şey Japonların en iyi becerdiği tema olan arkadaşlık. Gerçekten çok güzel işliyorlar arkadaşlık temasını. Gözlerim yaşarmıştı benim yalan yok. Ama romantik anlamda çok bir şey beklemeyin. Yok çünkü ahahahahjs Ama yine de izleyin. Yer yer komik, yer yer duygusal, güzel bir diziydi. Sadece Tori Matsuzaka'nın gül cemali için izlenir diyeceğim de, doğru düzgün gül cemalini de görmedik.



Benden şimdilik bu kadar. Herkesin izlemiş olma ihtimali olan Man From The Stars, Personal Taste, Descendants of the Sun, Goong, Playful Kiss falan tarzı dizileri tekrar yazma gereği duymadım açıkçası. Bu kış bunları izleyip gelin, yaz başında konuşalım, kapiş ;) Öpüldünüüüüz


15 Ekim 2017 Pazar

Reçel Kavanozum'a Nereden Ulaşırım? / Sosyal Ağlar'da Reçel Kavanozum

Selamlar herkese. Herkesin aklında tek bir soru, size nasıl ulaşırız? (Tamam merak etmiyorsunuz, vurmayın.)

Uzun lafın kısası bana ulaşabileceğiniz,bloga ait bir adet facebook sayfası var ve ikisi de birbirinden flop :( Hal böyle olunca bir instagram sayfası açma gereği duymadım. Twitter olmasa bile herkes Facebook kullanıyor bu günlerde. Uzatmadan hesapları vereyim o halde ben.

Facebook hesabımız: Facebook'ta Reçel Kavanozum

Buyrun efendim. Bize ulaşmak istediğinizde biz hep oralardayız, esen kalın :3

24 Eylül 2017 Pazar

Bloga Yönlendirilen Aramalar 2

Selams. Baya uzak kaldım yine buralardan. Fakülteler arası koşturmaktan,ev yerleştirmekten, yemek yapmaya çalışıp, ders saati koşturmaktan vallahi yıl-dım! Sürünüyoruz he! Ailemizden ayrı,evimizden ayrı... Neyse kendimi acındırma kısmını biraz erteleyip yazıya hafiften bir giriş yapıyorum. Sonbahar geldi mi beni bir heyecan,bir yazma isteği basıyor ya... Enteresan.
Bu yazının ilkini yapalı iki yaz falan oldu sanırım. Şöyle bir baktım yine cins cins ne kadar arama varsa bende maşaallah. Google blogda ne bulup bu aramaları bana yönlendiriyor bilmiyorum ama fena bozuşacağız gugıl,yola gel djsjdjsjs.
Sadece şunu sormak istiyorum: Arkadaşlar ne yaşıyorsunuz????

1-) clc seungyeon rise: Evet bence de benziyorlar. Hatta benzer ünlüler yazılarımdan birinde kendisine yer vermiştim ben de. Üzücü.

2-) kaderleri benzemesin: Yukarıdaki aramayla ilgili olduğunu düşünüyorum. Bence de benzemesin.

3-) fandom ismi mamamoo: Bu arkadaş hala bu soruya cevap arıyorsa, fandom ismi ''Moo Moo''. Ama sanmıyorum eminim bulmuştur.

4-) gruplar ve fandom isimleri: Siz de çok şey istiyonuz canım! Nasıl yazayım hepsini? Grup ismi verin bana isminiii.

5-) love for beginners konusu: Bir ara bu filmle ilgili bir yazım vardı ama sildim çoktan. Rezil bir yazıydı,dünya iyiliği için sildim djsjdjsjs kim bilir Tori Matsuzaka aşkıma yine nasıl yürümüştüm 954837474 paragraf boyunca ahshdhahs

6-) son bahar yağmuru: En sevdiğim yağmur türüdür. Ne yaz yağmuru gibi rüya gibi geçip gider ne de kış yağmuru gibi iliklerine kadar titretir. Yeni yıkanmış bir örtü gibi okşar,tazeler. Ne severim yağmurda kahve içmeyi :3

7-) belki su an ayni sarkiyi dinliyoruz: Belki de???? Bilemem yani...

8-) momokizi tumblr: Bunu anlamlandırabilmek için çok uğraştım. Aklıma ilk grup olan Momoland geldi ama kizi ve tumblr'ı bir yere sokalayamadım. Sonra acaba TWICE Momo'nun tumblr fotoğraflarına mı bakmak istiyor dedim? Yani hala ne demek istediğini bilmiyorum,bu arkadaş daha açık olursa belki yardımcı olabilirz,belki,yani...

9-) solar mamamoo üyesi hakkında: 91 doğumlu,grubun lideri,ışıltılı bir gülümsemeye sahip,tam sıkılarak sevmelik yanağı var falan filan.
Daha fazlası için Mamamoo Tanıtım Yazım bir tıkla karşınızda!

10-) mamoo hakkında: Ne demek istediğinizi az çok anladım gibi,lütfen üstteki linke tıklayınız,bizi tercih ettiğiniz için teşekkürler.

11-) clc üyeleri tanıtım: Buyrun o da tek tıkla ayağınıza geldi ajahshhsaj

12-) üç tane kız: ?????? Bu ne şimdi Allah aşkına??? Loona Odd Eye Circle'mı yani,üç tane kız ne???

13-) mamamoo üyeleri boyları: Anam bizim Mamamoo'muz ünl mü olmuş,aranıyor bir sürü. Çen ünlü mü oldun çen :3
Solar 163 cm, Moonbyul 165 cm, Wheein 162 cm ve Hwasa da 162 cm oluyor efenim.

14-) mamamoo üyeleri hakkında bilgi: Mamamoo'cular sakin olsun ve hızla 9. aramadaki linke tıklasın tşkrlr.

Google'cığıma bu aramaları benim flop bloguma layık gördüğü için teşekkür ediyor,sizleri selamlıyorum. Sonunda benim bloguma gelecekseniz,hangi aramayla geldiğinizin hiçç önemi yok <33 Hade öpüldünüz <3