
Şimdi evet meşgulüm, evet yazı yazmaya bile vaktim yok. Ama arada böyle bir boşluk dönemi bulunca Sezar'ın hakkını Sezar'a teslim etmek adına geldim. Bugün son zamanların -bence- en iyi romantik komedisi Boyfriend On Demand'i enine boyuna konuşacağız. Kemerleri taktıysanız, başlıyoruz.
Zaten Jisoo'nun Snowdrop'la arkasına aldığı kitleyi ve kendi kemik fan kitlesini çok heyecanlandırdı dizi. Benim gibi orta şeker izleyicileri ise konu çekmiştir çünkü hali hazırda gerçekten farklı ve güzel işlenirse eğlenceli olabilecek bir konu. O yüzden Netflix'te yayınlandığını hele bir de 10 bölümünün bir anda yüklendiğini görünce bir heves hemen ben de başladım. Hatta bir de iş arkadaşıma söyledim, beraber ayıla bayıla izledik.
Şu diziyi son yıllarda iyi başlayıp sonradan çuvallayan ya da baştan sona fiyasko olan tüm dizilerin senaristlerine, yönetmenlerine izletmek istiyorum. Bir süredir, işte romcom dediğin böyle olur diyebileceğim çok az işle karşılaşıyorum. Yormuyor, üzmüyor, izlerken dünyasına çekiyor, kalbiniz pır pır ediyor... Gerçekten bayıldım. Olay örgüsü, karakterleri, çekimleri. İnanılmaz iyiydi, beklemediğim kadar.
Yani bence bu diziyi standart bir kdrama izleyicisi olan herkes çok sever. Şu yoğunluğumuza, yorgunluğumuza deva, derman resmen. Bence hemen koşup izleyin, beklemeyin.
Boyfriend On Demand/Monthly Boyfriend
Yönetmen: Kim Jung Sik
Senarist: Namkoong Do Young
Yayıncı: Netflix
Bölüm Sayısı: 10 Bölüm
Yayın Tarihleri: 6 Mart 2026
Dizinin konusuna gelecek olursak, Jisoo kızımızın hayat verdiği Seo Mi Rae karakteri, Naemo isimli bir webtoon şirketinde PD. Bu PD'nin tam karşılığı yapımcıdır herhalde. Neyse velhasıl efendim, Mi Rae'nin bir yazarı bir yapay zeka uygulamasında karakterinin kullanılmasına izin verince görüşmeler sırasında Mi Rae'yi gören şirket çalışanı diyor ki, siz de kullanın, bize geri dönüt verin ona göre geliştirelim. Mi Rae de ne kaybederim ki diye düşünüp kabul ediyor. Bir cihaz yoluyla yapay ortamda flört buluşmaları yapılan akıllara zarar bir teknoloji ki Allah hepimizi böyle bir teknolojiden korusun ahshashha Bence artık teknolojiyi geliştirmeyi bırakmalıyız, hepimize yeter şu anki hali.
Kızımız bir yandan yapay datelerine çıkadursun, aynı şirkette çalışıp kendisine rakip gördüğü Park Kyung Nam (ki kendisine balımız Seo In Guk hayat veriyor) ile bir şekilde denk düşüyorlar.
Çok spoiler vermemek için konuyu biraz uzaklardan anlattım, şimdi pat diye söylenmez burada her şey ahshahas Aşağıda konuşacağız onları, spoiler zone'da. Dizinin yönetmen koltuğunda oturan Kim Jung Sik, daha önceden No Gain No Love, Strong Girl Nam Soon, Work Later Drink Now gibi yapımlarda da yer almış. Bunlar belki büyük hit sayılmazlar ama yönetmen romcom alanında deneyimli belli ki.
Geçenlerde dopaminle ilgili bir kitap okumuştum. O yüzden diziyi izlerken böyle bir uygulamanın ne kadar korkunç olabileceğini hayal bile edemedim. Düşünsenize premium üyelikte Hazır Sevgiliniz size posta bırakabiliyor, mesaj atabiliyor, telefonla bile konuşabiliyorsunuz. Dopamin reseptörlerimizi mahvetmesinin yanı sıra gerçeklik algımız için de çok sıkıntı. Bir yerden sonra tamamen sanal dünyaya mahkum edebilecek bir şey. Dilerim teknoloji hiç o kadar gelişmez. Yoksa hepimiz hapı yutarız ahahahshash
-artık spoiler zone-
Seo Mi Rae (Kim Jisoo)
Jisoo'nun oyunculuğu dizi süresince de enine boyuna konuşulduğu için ondan biraz bahsedip, karakterine geçelim. Şöyle ki Jisoo'nun oyunculuğu beni rahatsız etmedi. Yani tabi ki bu işi yıllardır yapan aktrisler kadar olamaz, elbette. Ama Seo Mi Rae karakteri de öyle bir oyunculuk gerektiren bir rol değil. Hatta bence biraz fazla teatral oyunculuk diziye renk katmış, ne kadar olsa kdramaların hallyu dalgası olarak dünyaya yayıldığı o dönemlerdeki teatral başrol kızlarımızı hatırlarsınız :) Ben bir tek son bölümdeki ağlama sahnesinde bir "Eh?" oldum, cidden yapay bir ağlamaydı. Ama sahne dram değil, baştan sona komedi olduğu için onu da tolere edebildim. Bir de nazal ses kullanımını çok sevmiyorum ama ona kulağım alıştı. E o kadar kusur da Jisoo kızında da olur diyelim. Ekrana yakışıyor, gerçekten çok güzel bir kız. İzlemek keyifliydi bence.
Karakterine gelecek olursak Seo Mi Rae Naemo isimli webtoon şirketinde yapımcı demiştik. Sorumlu olduğu yazarların işleriyle ilgileniyor, bölüm yayımıdır, fikir alışverişidir, böyle işler. Biraz editörlük, bir nebze de menajerlik gibi düşünün. Eskiden çalıştığı manyak yazarın biri tekrar ona verilince tadı tuzu kaçıyor çünkü kadınla çalışmak zor, mesai saati kavramı olmadığı için zamanında ilişkisi bitmiş kızın, öyle anlatayım. O yüzden ilişki yapmak onun için hala korkutucu bir şey. İlişkide karşısındakinin değişmesi ihtimalinden korkuyor. Aslında herkes, her zaman değişir. Ama senin duyguların aynıyken, ya da iyi yönde değişirken karşındakinin duyguları değişirse, bitmeye evrilirse bu çok acı verici bir deneyim gerçekten, kendini korumaya alması çok normal. İşte bu yüzden Kyung Nam'ın kurduğu ve Mi Rae'nin yelkenlerini suya indirmesine sebep olan cümle burada çok anlamlıydı. "Ben kalbimi sana kaptırdığımdan beri çok değiştim." Değişim iki tarafta da olur ve iyi yönde olursa incitmez :")
Mi Rae'nin sevdiğim yönlerinden biri de atik olması oldu. Hani diyordu ya geçmişe gitsem daha cesur olurdum diye, arkadaşı da sen zaten öyleydin diyordu. Ben böyle insanlara hayranım. Kendim bir tık daha introvert bir insan olduğum için böyle atik ve dışadönük insanlar beni cidden cezbediyor. Mi Rae de öyle, uğraşıyor, didiniyor, istediğini elde edemese bile en azından deniyor.
Ama Kyung Nam konusunda mantıksızdı. Yani adamın sana bir zararı yok, başarılı diye kendine rakip bellemiş, düşman gibi. İtiraftan sonra da köşe bucak kaçmalar, adama vebalı gibi davranmalar, yüzüne bakmamalar falan abla noluyoruz. Kyung Nam da diyordu ya kaçması gereken ben değil miyim diye, tam o hesap. Sanki oğlana açıldı, oğlan bunu reddetti, kaçıyor sanırsın.
Park Kyung Nam (Seo In Guk)
Hah geldi bizim oğlan. Şimdi beni uzun zamandır takip edenler bilir, böyle CEO karakterler falan kalbimi pır pır ettirir tamam ama benim asıl guilty pleasure'ım, dayanamadığım başrol tipi bu tarz sakin, green flag, anlayışlı, düşünceli olanlardır. When The Weather Is Fine'ın Lim Eun Seob'u, The Best Thing'in He Su Ye'si, ve hala tüm karakterler içinde favori erkek karakterim olan Run On'un Ki Seon Gyeom'u gibi karakterlere bayılırım. Büyük sürprizleri olmayıp çok anlamlı jestleriyle, seni seviyorum demese de olur denebilecek hareketleriyle meşhurdurlar. Yani uzatmaya gerek yok, Park Kyung Nam da onlardan biri.
Garibimin tek suçu, başarılı olmak. Mi Rae oğlana içten içe kuruluyor da bu safımın haberi bile yok. Napsın başarılı, yakışıklı, anlayışlı, ilim irfan sahibi, bir de üstüne ideal tipinse, çocuğun suçu mu bu yani ahahahaha Aynı işi yapıyorlar, Kyung Nam da aynı şirkette PD, he fell first durumu olmuş ama baya öncesinden hoşlanmaya başlamış Mi Rae'den. Dizi genel olarak Mi Rae'ye odaklanıp erkek başrolün hislerini falan çok görmediğimiz için Mi Rae'ye nasıl aşık olduğunun konu alındığı bir kesit vardı, o iyi ki vardı yani. Hem çok havada kalacaktı ne zaman, nasıl hoşlanmaya başladığı, hem de çok tatlı bir kısımdı.
Kyung Nam sakin, düşünceli, başkasının başarısını kabullenip sahiplenmeyi bilen bir erkek. Son bölümdeki Hazır Sevgili krizinde bile çok otokontrollü. Yıkmadan, üzmeden meseleyi içinde çözmeye çalışan bir tavrı var. Ne hissettiğini, dahası neden böyle hissettiğini de bilmiyor ama en sonunda Hwany'yi dinleyip kalbinin peşinden gidiyor. Böyle ayağı yere sağlam basan, ilk fırtınada, ilk krizde elini tuttuğu insanı bırakmayan karakterleri çok seviyorum. O kadar az gördük ki maalesef. Ama bence sınanmamış bir ilişki, gerçek bir ilişki değil. Bir fırtına atlatacak ki, bakalım hala sağlam mı? Ve bence ilişkilerinin ilk fırtınasından Kyung Nam yara almadan çıktı. Of seviyoruz işte ya. Cuma günleri kendi yazarı bölümü hep erken göndermesine rağmen Mi Rae mesaiye kalıyor diye günlerce mesaiye kalmış, Mi Rae ağaç süslü değil diye üzüldüğü için oturup süslemiş, Mi Rae'nin sevdiği kahveye dikkat edip ona da almış daha napsın adam Mi Rae enayisi olmuş çıkmış. Bayılıyorum şöyle karakterlere ya, bayılıyorum!
Bu ikisinin toplantı sahnesi çok iyiydi bu arada. Webtoon üzerinden konuşuyormuş gibi aslında kendi ilişkilerini konuştukları kısım hem vurucuydu hem de güzel kurgulanmıştı. Kyung Nam'ın "Baştan sona, hiçbir yeri mi hoşunuza gitmedi?" sorusuna buz gibi bir sesle "Evet, gitmedi." diyen Mi Rae, yatacak yerin yok kızım.
Genel Yorumum
Adetimiz olduğu üzere, hoşumuza gitmeyenlerden başlayalım.
Yani öncelikle, evet belki daha fazla bölüm olsa uzatıp saçmalarlardı kabul ama bana yetmedi ya... Yani çok daha güzel anlarını izlemek varken neden on bölüm? Kızın Seo Eun Ho'yla daha fazla romantik anısı var. Yukarı koyduğum gifte çocuk BULAŞIK YIKIYO. Ama ne yapayım, üç beş birlikte oldukları anlardan biri, koyduk mecbur. Kiraz çiçekleri altında Seo Eun Ho'yla yürü, çiçekle dolu salonlarda Gu Yeong Il'le evlen, e bu çocuğuma bir şey kalmadı?? Bu dateleri görmemiz lazımdı, hakkımız verilmedi hakim bey.
Diziyle ilgili saçma bulduğum bir nokta da, Mi Rae'nin Hazır Sevgili'den ayrılma konusunda çok tereddütlü olmasıydı. İlk bölümleri anlayabiliyorum, hem hayatında birisi yok, hem de Seo Eun Ho sadece onun değil, kalan 12.000 kadının da kalbini fethetmiş bir eleman. Direnmek pek mümkün değil. Ama yani, Gu Yeong Il'in orijinali sende ablacım, sen niye finalde "Gu Yeong Il'den ayrılmak ister misiniz?" seçeneğine buğulu gözlerle bakıyorsun, 'Evet' seçeneğini işaretlerken elin titriyor? Park Kyung Nam gibi bir sevgilim olacak var ya, aboneliğimi o saniye iptal ederim. Cihazı da ikinci el uygulamalarında satarım Yazar Yun gibi ahahahaha
Dizi bana eski kdramaların tadını verdi. O kadar keyifli bir konusu ve olay örgüsü vardı ki bölümleri arka arkaya izlemekten kendimi alamadım. Tekrara düşmeyen, sıkıcı olmayan ve hiçbir şeyi gereksiz uzatmayan çok derli toplu bir senaryo olmuş. Olan her olay bir amaca hizmet ediyordu, boş sahne yazılmamış. O yüzden on bölüm olmasına üzülemedim. Belki uzasa boş beleş bir sürü sahne izleyecektik. Eski sevgili mevzusu bile olması gerektiği kadar yazılmış o dram hiç uzatılmamıştı. Hakeza Hazır Sevgili bölümleri de mesela, gereğinden fazla uzatılan tek bir karakter yoktu. Belki sonlara doğru Gu Yeong Il, o kadar.
Karakterleri çok sevdim. Mi Rae'nin ekibi çok tatlıydı, Freak Yun Song can sıkmıyordu, Mi Rae'nin arkadaşı çok şahsına münhasırdı. O yüzden ben yan karakterleri, iş arkadaşlarını falan izlerken çok eğlendim. Ofis ortamları çok eğlenceliydi. Fincan tutkunu Başkanları hele ahshahsha Ay başkan demişken, o plot twist miydi değil miydi bilmiyorum ama, Başkanın "En iyilerimizden biri Amerika'ya gidecek." dediği an kalbimi tuttum. Biliyorsunuz ki en nefret ettiğim olay yurtdışı mevzusudur. Neyse ki sonradan Başkan kahkahayı patlatıp "Ben tabi ki!" deyince rahatladım.
Dokuzuncu bölümde yazılan romantik sahneleri sevdim. Dizinin ilk yarısında sıfır ekran süresiyle etabını tamamlayan Park Kyung Nam'ı görmek çok güzeldi, ikisinin dünya tatlısı manitalıklarını görmek çok daha güzeldi. İçim yumuş yumuş oldu. Arkadaşım diyor ki, sevgili yapasım geldi. Yap güzel kardeşim yap tabi de, Park Kyung Nam mı var ortalıkta?
Son bölümdeki Hazır Sevgili krizi nispeten kısa zamanda çözüldü ama yine de daha erken bitirilmesini tercih edebilirdim. Ama ne olursa olsun saçma sapan bir son bölüm ayrılığına bin kez tercih ederim şu durumu. En azından incir çekirdeğini doldurmayan bir sebepten ayrılıp beş yıl sonra buluşmadılar. Ayrılığı düşünmeden, sakin sakin çözmeye çalıştılar. Kriz bakınca da mantıklıydı. Aslında bir şey yok gibi görünüyor ama rahatsız edici bir durum da bir yandan. O yüzden Park Kyung Nam'ın "Açıkçası ne hissettiğimi bilmiyorum." demesi mantıklı geldi.
Biraz teknik bir ayrıntı olsa da söyleyelim, kullanılan renk paleti, ışık kullanımı, aydınlık iç mekanlar ve güzel dış mekanlar gerçekten çok iç açıcıydı. Son zamanlarda izlediğim bir dizi var, ondan sonra ilaç gibi geldi bu açık ve canlı renkler.
Yani sonuç olarak çok sevdiğim bir iş oldu Boyfriend On Demand, dediğim gibi biraz daha bölüm, biraz daha sahne olsaydı, tadından yenmezdi.

OST listesine baktığımızda sadece dört parça olduğu için mi bilmiyorum hepsini çok sık duyduk. Bahar gibi hissettiren çok tatlı parçalar hepsi.
Doyoung (of NCT)-What A Love
Woody-HOME
Sam Ock-Dancing In CoDe
GEMINI-Dream Subscription
Tam bu havalara yakışacak, içinizi kıpır kıpır yapacak, dertlerinizi unutturacak bir dizi olmuş, ısrarlı tavsiyemdir efenim, iyi seyirler.



